T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/88 Esas - 2024/259
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2024/88
KARAR NO : 2024/259
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi babası ... davalı Bankanın ticari kredi müşterisi olduğunun, kullandığı krediler için davalı banka ... (sözleşmeli ... poliçe no/teklif no ile toplam da 190.000,00 TL teminat tutarlı hayat sigortası yaptırdığını, müvekkilinin murisi 27.05.2022 tarihinde vefatı ile müvekkilinin davalıya müracaat ettiğini, Sigorta firması başvuruya cevabında özetle murisin beyan edilmeyen sağlık durumu ile vefatı arasında sebep sonuç ilişkisi bulunduğundan bahisle anılan poliçeler kapsamında herhangi bir tazminat ödemesi yapılamayacağını bildirdiğini, müvekkili ...'ın mirasçısı olduğu için davalı bankaya kredi borcuna karşılık 01.12.2022 tarihinde sunulan dekontlar ile ihtirazi kayıtla toplam 122.020,00 TL ödeme yapmak durumunda kaldığını, davalının ret gerekçesi haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışı olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkilinin murisin kredi borcuna karşılık ödediği 122.020,00 TL'nin ve ölüm tazminatına karşılık 190.000,00TL'nin davalıdan ticari faizi ile tahsili için iş bu davanın zorunlu olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... müşterisi olduğunu, müvekkili Banka'dan dijital yolla onaylanmak suretiyle 15.11.2019 tarihinde 24 ay vadeli, 60.000,00TL bedelli ihtiyaç kredisi kullandığını, yine, 22.02.2021 tarihinde 33 ay vadeli 45.000,00TL. bedelli ihtiyaç kredisi kullandığını, ilgili sigorta poliçelerinde sigorta teminatını sağlayan sigortacıların .... olduğunu, murisin vefatından sonra mirasçılar tarafından toplam 96.560,00TL ödeme yapılmış olduğunu, müvekkili bankanın, kullanılan kredilere ilişkin olarak yapılan sigortalarda yalnızca sigortanın yapılmasına aracılık etmiş olduğunu ve acente sıfatı taşıdığını, bu itibarla her halükarda, dava konusu edilen hususların müvekkili bankayla ilgili olmadığını, İş bu davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, bu itibarla, davanın esasa girilmeden müvekkili şirket yönünden davanın zamanaşımından reddini talep ettiklerini, davacının taleplerinin sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, sigorta sözleşmesini müvekkili bankanın acente sıfatıyla tanzim ettiğini, acente sıfatıyla müvekkilinin sigorta sözleşmesinin özü üzerinde bir hak ve yetkisi bulunmadığını, bu nedenle işbu davanın müvekkili banka'ya yöneltilmesinin hatalı olduğunu, ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Uzun Süreli Kredi Koruma Grup Sigorta Poliçeleri ve Yıllık Güvenli Hayat Kredi Koruma Grup Sigorta Poliçesi satın aldığını, müteveffanın, poliçelere başvuruları esnasında verdiği sağlık beyanları dikkate alınarak talepleri müvekkili şirket tarafından kabul edildiğini ve müteveffanın 22.02.2021 tarihli Katılım Sertifikası ile ... numaralı Uzun Süreli Kredi Koruma Grup Sigorta Poliçesine, 25.11.2021 tarihli Katılım Sertifikası ile ... numaralı Yıllık Güvenli Hayat Kredi Koruma Grup Sigorta Poliçesine ve 10.12.2021 tarihli Katılım Sertifikası ile ... numaralı Uzun Süreli Kredi Koruma Grup Sigorta Poliçesine dahil edildiğini,Poliçeler kapsamında Vefat Teminatı, Hastalık Sonucu Tam ve Daimi Maluliyet Teminatı, Kaza Sonucu Daimi Maluliyet Teminatı, Tehlikeli Hastalıklar Teminatı olmak üzere dört farklı teminatın öngörüldüğünü, sigortalı Müteveffanın 27.05.2022 tarihinde kalp krizi neticesinde vefat ettiğini, sigortalının vefatını takiben kanuni mirasçısının müvekkili Şirketten Poliçeler kapsamında yer alan vefat teminatı bedellerinin kendisine ödenmesini talep ettiğini, müvekkili Şirket tarafından Poliçe kapsamında Vefat Teminatı dahilinde yapılan hasar değerlendirmesinde Müteveffanın sigorta sözleşmelerinin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının tespit edildiğini, bu doğrultuda mirasçının talepleri müvekkili şirket tarafından reddedildiğini, somut olayda, Sigortalı Müteveffanın kredi kuruluşu ...'in dijital sistemi üzerinden elektronik ortamda kredi sözleşmelerini ve kullanmış olduğu söz konusu kredilerin geri ödemelerini teminen yukarıda bahsi geçen Sigorta Poliçelerini akdettiğini, bu sebepledir ki, bahsi geçen tüm belgelerin Sigortalı Müteveffanın beyanları doğrultusunda sistemde yetkili personelce işaretlendiğini, usulüne uygun olarak elektronik ortamda kayıt altına alındığını ve poliçelerin akdedildiğini, davacının dava kapsamında talep ettiği tutarlar Poliçelerdeki toplam teminat tutarını aştığını, müvekkili Şirketin sorumluluğunun Poliçelerdeki teminat tutarları ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, teminat tutarları aşan taleplerin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek Usul ve yasaya aykırı davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Davanın kredi ve sigorta sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu anlaşılmaktadır.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l. bendinde tanımlanmıştır. Buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı kanunun 49. maddesine göre; "Finansal hizmetler, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade eder. Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşme, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir." Kanunun 83/2. maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, davacılar murisinin tüketici kredisi kullandığı ve bu kredi kapsamında sigortalı olduğuna göre yukarıda açıklanan kanun hükümlerine göre işbu davada tüketici mahkemesi görevlidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan (HMK m.1) yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir.
Bu nedenle dava konusu işlemlerin bankacılık ve sigortra işleminden kaynaklı tüketici işlemi olduğu, davacılar murisinin ticari ve mesleki amaçla hareket etmemesi nedeniyle tüketici sıfatı bulunduğu, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın HMK'nın 114. maddesi delaletiyle HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklanacağı üzere;
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine,
Görevli mahkemenin ... olduğunun tespitine,
Karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak başvurulmuş ise kararın kesinleştiği tarihinden itibaren kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ...'ne gönderilmesine, şayet belirtilen süreler geçtikten sonra başvurulur veya hiç başvurulmaz ise mahkememizce dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/04/2024
...
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.