T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2025/276 Esas
KARAR NO : 2025/584
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ....
VEKİLİ : Av. ... -.
DAVALI : ... - ... ...
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 15/04/2025
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10.07.2025
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 29.07.2011 tarihinden bu yana davalı şirketin %49 hisse oranında ortağı olduğunu, davacının, şirket ortaklığının başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili eski eşi diğer ortaktan şirket faaliyetleri hakkında bilgi alamadığı gibi, şirketin bugüne kadar elde ettiği karlardan davacıya dağıtımı yapılmadığını, 29.07.2011 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul ile diğer ortağın her hususta münferit imzalı olarak temsil ve ilzam etmek üzere şirket müdürü olmasının karara bağlandığını ve şirket müdürlüğünün diğer ortak ... tarafından yürütüldüğünü, şirketin sicilde kayıtlı gösterilen adreste faaliyette olmadığının öğrenildiğini, 2011 yılında kurulan şirket için yıllık genel kurul yapılmadığı gibi kar payı ödemesinin de yapılmadığını, bu zamana kadar şirketin defterlerini inceleme yapmasına müsaade edilmediğini, defterlerin varlığından dahi şüphe edildiğini, davacıyla diğer ortak arasında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasının 04.10.2024 tarihinde kesinleştiğini, 7 yıldan uzun süre ayrı yaşadıklarını, ortaklar arasında herhangi bir güven ilişkisinin kalmadığını belirterek öncelikle TTK hükümleri uyarınca haklı sebeplerle şirketin feshine, bu talebin kabul edilmemesi halinde davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP : Davalıya tebligat yapılmış, gelmediği ve beyanda bulunmadığından yargılama yokluğunda sürdürülmüştür.
GEREKÇE : Dava; TTK 636/3 maddesi uyarınca şirketin feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma isteğine ilişkindir.
A... adresinde faaliyet göstermek üzere 27.11.2011 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, ortaklarının ... ve ..olup, kuruluş tarihinden itibaren 10 yıl süreyle ... münferiden temsile yetkili kılındığı, daha sonra yetki değişikliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye dosyasında rastlanılmadığı bildirilmiştir.
...Vergi Dairesinden, davalı şirketin vergi borcu olup olmadığı hususu sorulmuş, 24.04.2025 tarihli yazı cevabında, şirketin mükellefiyet kaydı ve vergi borcu olmadığı bildirilmiştir.
..., davalı şirketin kuruluş tarihinden itibaren genel kurul toplantı tutanaklarının gönderilmesi istenilmiş, belge suretleri gönderilmiş, kuruluş tarihinden sonra herhangi bir genel kurul kararına ilişkin kaydın olmadığı anlaşılmıştır.
Uyap sistemi üzerinden davalı şirketin araç ve taşınmaz sorgusu yapılmış, şirket üzerine kayıtlı araç kaydı ve taşınmaz kaydı olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı şirkete, kuruluşundan bu yana tüm ticari defterlerini sunmak üzere ihtarlı davetiye tebliğ edilmiş ancak kayıtların sunulmadığı anlaşılmakla ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılamamıştır.
Dava dilekçesi ekinde sunulan ... karar sayılı 10.05.2024 tarihli karar örneğinin incelenmesinde; davacının ... davacının ... davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası olup, yapılan yargılama sonucu 10.05.2024 tarihli kararla davanın kabulü ile tarafların HMK'nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiği ve kararın 04.10.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 08.07.2025 tarihli dilekçesi ile haklı sebeple şirket fesih talebinden feragat ettiğini, terditli açtıkları davada şirket ortaklığından çıkarılma isteğinde bulunmuş, 09.07.2025 tarihli oturumda beyanında, 08.07.2025 tarihli dilekçede geçen feragat sözcüğünün HMK'nun 307. maddesinde belirtilen davadan feragat niteliğinde olmadığını, davayı şirketin feshi, tasfiyesi olmadığı takdirde, davacının, davalı şirketten çıkması olarak açtıklarını, terditli açtıkları davada başlangıçtaki fesih tasfiye değil çıkmaya karar verilmesine yönelik olduğunu ayrıca ayrılma akçesi de istemediklerini bildirmiştir.
TTK'nun 636. maddesi;
''Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.
b) Genel kurul kararı ile.
c) İflasın açılması ile.
d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.
(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya
genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini
istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri
dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna
rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.
(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın
şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme
hükmedebilir.
(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli
önlemleri alabilir.
(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.''
TTK 638. maddesi;
''Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu
hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava
açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve
borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun
teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.'' hükümlerini haizdir.
TTK'nun 636/3. maddesinde düzenlenen fesih davasının temel şartı, haklı sebebin olmasıdır. İlgili hükümlerde, haklı sebeple feshin yanında ortaklığın sona erme sebepleri şahsında doğan yahut feshi talep eden ortağın, ortaklıktan çıkarılması kabul edildiği gibi, ortağın haklı sebeplerin mevcudiyetinin halinde şirketten çıkarılmasına da müsaade edilmektedir. Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde haklı sebep durumu ortaklığın devam etmesinin, doğruluk ve güven kurallarına göre, dava açan ortaktan beklenemiyorsa haklı sebep gerçekleşmiş kabul edilmektedir. Genel anlamda ortakların davranışları, limited şirketlerin faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortakların artık bir arada olamayacak ve ortaklık faaliyetini sağlıklı bir şekilde yürütemeyecek durumda olmaları hallerinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekmektedir.
Somut olayda, davalı şirketin ortakları, davacıyla dava dışı ... olup şirketin 2011 yılında kurulduğu, kuruluşundan bu yana herhangi bir genel kurul toplantısı yapmadığı, faaliyetinin olmadığı, ortaklarının evli olup, süreç içerisinde boşandıkları, bir araya gelip şirketi yürütmeleri mümkün olmadığı, haklı sebebin gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Bu aşamada şirketin feshi olmadığı takdirde terditli talep olarak çıkma talebinin değerlendirilmesinde; şirketin 2 ortaklı olduğu, tek ortak olarak da faaliyetini sürdürebileceği, davacı talebi ve dosya kapsamı da gözetilerek şirketin feshi yerine terditli talep olan davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına ilişkin (talep de gözetilerek ayrılma akçesi ödenmeksizin) aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Terditli olan işbu davada, asıl talep yerine terditli diğer talep yönünden davanın kabulüne karar verilmekle, davacı tarafça yapılan yargılama giderinin tamamından davalı sorumlu tutulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin talebin reddine,
2-Davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına,
Alınması gerekli 615,40 TL harç peşin alınan harçla karşılanmakla ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 1.905,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olup 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Tarafların işbu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... nezdinde İstinaf kanun yoluna başvurabileceklerinin belirtilmesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda iş ve duruşma yoğunluğu nedeniyle oybirliğiyle verilen kararın hüküm özeti açıkça okundu usulen anlatıldı. 09/07/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Davacı
Yargılama Gideri Dökümü
Başvurma Harcı : 615,40TL
Peşin Harç : 615,40TL
Posta Gideri : 675,00TL
+--------------------
TOPLAM 1.905,80TL