T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/695 Esas - 2025/969
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/695 Esas
KARAR NO : 2025/969
...
DAVA : Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2025
KARAR TARİHİ : 19/12/2025
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 19/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı şirket yetkilileri ... ile babası .... bir araya gelerek, müvekkili şirkete ortak olarak alınması konusunda anlaştıklarını, tarafların bu hususta anlaşması üzerine müvekkilinin kendisine ait .... bulunan hesabından 18.10.2024 tarihinde dava dışı .... bulunan hesabına ".... açıklamasıyla 1.000.000,00 TL, 22.10.2024 tarihinde aynı hesaba "AKÇA BİR HİSSE ÖDEMESİ" açıklamasıyla 100.000,00 TL, 23.10.2024 tarihinde aynı hesaba "ORTAKLIK" açıklamasıyla 100.000,00 TL, 25.10.2024 tarihinde aynı hesaba 100.000,00 TL, 30.10.2024 tarihinde aynı hesaba ".... açıklamasıyla 100.000,00 TL ve 31.10.2024 tarihinde yine aynı hesaba ".... açıklamasıyla 750.000,00 TL gönderildiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete ortak olma inancıyla yukarıda belirtilen ödemelerin yapılmasına rağmen müvekkili davalı şirkete ortak yapılmadığını, müvekkili defalarca kez davalı şirkete müracaat etmesine rağmen bir sonuç alamadığını, bunun üzerine müvekkili tarafından dava dışı .... Es. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine dava dışı ... vekili tarafından verilen itiraz dilekçesinde söz konusu paraların şirket ortaklığı kapsamında gönderildiği açıkça ikrar edilmiş olduğunu, ancak bahse konu paraların eksiksiz bir şekilde davalı şirkete teslim edildiğinin belirtildiğini, fazlaya dair haklarını saklı tutarak, davalı şirkete ortak olma inancıyla gönderilen şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıya ilk ödeme tarihi olan 18.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, alacak talebine ilişkindir.
Limited şirketlerde sermaye payının devrine ilişkin usul 6102 sayılı TTK Madde 595 hükmünde "(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir" şeklinde düzenlemiştir. Yasada belirtilen şekil şartına uygun olmayan sözleşmeler geçersizdir.
6098 sayılı TBK madde 77 hükmüne göre ise haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
Geçersiz sözleşmeye göre bir bedel ödenmiş ise, ... 10.07.1940 tarih ve 2/77 Sayılı İBK'na göre, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca isteyebilirler. Bu sözleşmeler geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür. Ancak, 4721 Sayılı T.M.K 'un 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Somut olayda, davacı tarafça, davalı şirkete ortak olma hususunda dava dışı... ile anlaştıkları ve bu nedenle yine dava dışı... banka hesabına çeşitli tarihlerde havaleler yaptığı ancak davalı şirkete ortak olma inancıyla yapılan ödemlere rağmen şirkete ortak olarak alınmadığı, dava dışı ... aleyhine başlatılan icra takibine ... vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde yapılan bu ödemelerin şirkete teslim edildiğinin belirtildiği iddia edilerek işbu alacak istemli davanın davalı şirkete karşı açıldığı açıldığı anlaşılmıştır.
Bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Husumet (sıfat), dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (akıl sağlığı veya başka bir nedenle hukuki işlem ehliyetinden yoksun olmama, reşit olma, tüzel kişiliğin bulunması...gibi) ilgili olduğu halde, husumet(sıfat) dava konusu sübjektif hakkı isteyebilme hak ve yetkisinine ilişkindir. Husumet (sıfat) usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Husumet (sıfat) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece re’sen dikkate alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.(..... Sayılı 03/02/2010 Tarihli kararı).
Diğer bir anlatımla dava ehliyeti ile husumet farklı kavramlar olup, husumet dava şartı mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Bu durumda, eldeki davada, davacı tarafından dava dışı ... ile yapıldığı iddia edilen ve kanunen gerekli şartları taşımadığından geçersiz olduğu anlaşılan sözleşme nedeniyle dava dışı ... adına yapılan banka havalelerinden dolayı yalnızca dava dışı ... vekilinin ödemelerin davalı şirkete teslim edildiğine dair beyanları nedeniyle iş bu alacak istemli dava davalı şirkete karşı açılmış ise de davalı şirket hem geçersiz olduğu tespit edilen sözleşmenin tarafı olmadığı gibi bu geçersiz sözleşme nedeniyle yapılan banka havalelerinden dolayı sebepsiz zenginleşme uyarınca alacak isteminin de davalı şirkete karşı ileri sürülemeyeceği ve davalının bu davanın tarafı olamayacağı, açıklanan nedenlerle paranın gönderim sebebi ve bu paradan dolayı davacı aleyhine sebepsiz zenginleşildiği iddiası karşısında davalı şirketin işbu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Başta peşin alınan harç yeterli olmakla başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen YATIRANA İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2025
.....