T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/720 Esas - 2025/1024
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ANKARA
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2025/720 Esas
KARAR NO : 2025/1024
...
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 29/07/2024
KARAR TARİHİ : 30/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkiline .... Esas sayılı (... .. Esas) dosyasında 59.118,05 TL takip çıkış tutarına haiz ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin sırasıyla ..... çatısı altında hizmet verdiğini, borçlunun sözleşmelere aykırı davranması neticesinde hesabın kat edilerek bakiye kredi alacağının tahsili için .... Esas) esas sayılı dosyası üzerinden borçlular aleyhine ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak davalı borçlunun davaya konu icra takibinde takip konusu borca itiraz ettiğinden icra takibinin durdurulduğunu, itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayabilmek için taraflarınca İİK.md.67.f/I uyarınca itirazın iptalini talep etme zorunluluğunun doğduğunu, alacaklarının tahsil edebilmeleri açısından icra takibine yapılmış olan işbu itirazın iptali öncesi huzurdaki davanın açılabilmesi için dava şartı olan arabuluculuk sürecinin başlatılmış ise de anlaşamama olarak sonuçlandığını, takip konusu alacağın taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine, kanuna ve hakkaniyete uygun olup, davalı borçlunun itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, itirazın haksız ve alacağın likit olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı;Yapılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiş, delillerini bildirmemiş, davalı vekili katıldığı duruşmalarda verdiği beyanında; müvekkilinin borçlu olmadığını, mevcut belgelere göre davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesi istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Dosyanın, davanın açıldığı .... tarafından verilen 18.06.2025 tarihli görevsizlik kararı üzerine önce ...gönderildiği, bu Mahkemece de davanın Banka alacağından kaynaklanması nedeniyle ... Kararına dayalı olarak verilen 25.09.2025 tarihli göndermeye ilişkin karar sonucu Mahkememize tevzi edilmiş olduğu, Mahkememizce yapılan yargılamada duruşma günü belirlenerek taraf vekillerine tebligat çıkarıldığı, 30.12.2025 tarihli celsede taraf vekillerinin beyanları da alınmak suretiyle tüm dosya kapsamı ve yasal düzenleme uyarınca yargılamaya son verilmiştir.
Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından dava dışı ... Esas) sayılı dosyası üzerinden 22.10.2018 tarihinde başlatılan icra takibinde; 23.215,98 TL Asıl alacak ile 35.902,07 TL İşlemiş faiz olmak üzere toplam; 59.118,05 TL banka alacağının, asıl alacak kısmına tahsil tarihine kadar %19,68 faizi ile tahsilinin talep edildiği, davalı Binali Kaya tarafından vekili aracılığıyla takibe yapılan itirazda, müvekkilinin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığı belirtilerek icra takibine , borca, ödeme emrine, faize, faiz oranına, tüm borca ve fer'ilerine itiraz edilerek icra takibinin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafça yapılan itiraz sonucu duran icra takibinin devamı amacıyla yapılan Arabuluculuk görüşmelerinin de "Anlaşamama" ile sonuçlanması üzerine açılan itirazın iptali davasında, görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunda özetle; "01.05.2007 tarihinde temlik veren....Bankası ile dava dışı asıl borçlu .... arasında 39.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği ve işbu sözleşmeye davalı ....'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak kefaletinin alındığı, dava dışı asıl borçlu ....'e, davalı ....'nın kefaleti ile 15.12.2008 tarihinde kullandırılan ticari kredinin niteliği ( taksitli ticari kredi, borçlu cari kredi, rotatif kredi....), kullandırılan kredinin tutarı ile akdi faiz oranının, krediye yapılan ödeme olup olmadığı, kalan kredi borcu, işbu borcun ödenmesi için keşide edilen ihtar ile tebliğinin ve dolayısıyla da davaya konu takipteki alacağın ispatına/tespitine/hesaplanabilmesine ilişkin belgelerin dava dosyasına kazandırılması ile birlikte dosyanın tekrar tarafına tevdi edilmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceği, ayrıca dava dosyasına sunulan Genel Kredi Sözleşmesinin bir tüketici kredisi sözleşmesi olduğuna dair hiçbir hüküm bulunmadığı gibi içeriğindeki şartlar incelendiğinde bir tüketici kredisi olmadığı, ticari kredi niteliğinde bulunduğu, dava dışı asıl borçlu ....' e davalı Binali Kaya'nın kefaleti ile 15.12.2008 tarihinde kullandırılan kredinin niteliğinin ticari kredi olduğuna ilişkin tespit yapılabildiği" hususlarının belirtilmiş olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamındaki deliller ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu kredinin genel kredi sözleşmesi olduğu, asıl borçlunun dava dışı .... müşterek borçlu-müteselsil kefil olduğu, sözleşmenin 01.05.2007 tarihli olup takip tarihinin ise 22.10.2018 olduğu anlaşılmıştır. TBK 598/3. Maddesinde, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." şeklinde olup, bu hüküm 808 sayılı eski Türk Borçlar Kanunu'nda olmayıp, ilk kez 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olmakla, bu hüküm 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, eski Borçlar Kanunu döneminde düzenlenen kefalet sözleşmelerinde 10 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin söz konusu hükmün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin olarak yapılan incelemede; TBK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 1. Maddesinde; "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir." şeklinde olup, bu hüküm uyarınca "sona ermeye" ilişkin olarak düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin geçmişe etkili olacağının kabulü gerekmekle, TBK'nun 598/3. Maddesinde, kefalet sözleşmelerinin 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması ile kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtilmiş olduğundan, bu hüküm "sona ermeye" ilişkin bir hüküm niteliğinde bulunup, kefalete ilişkin sözleşme 818 sayılı eski Borçlar Kanunu döneminde imzalanmış olsa dahi her türlü kefalet sözleşmesine TBK'nun 598/3. Maddesinin uygulanmasının gerektiği, buna göre eski Borçlar Kanunu döneminde düzenlenmiş, fakat TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre işlemeye devam eden kefalet sözleşmeleri 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erecek olup, somut olaya gelindiğinde; davalı Binali Kaya'nın müşterek borçlu-müteselsil kefili olduğu sözleşmenin 01.05.2007 tarihli olup, takip tarihinin ise 22.10.2018 olduğu, TBK 598/3. Maddesinde düzenlenen, "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." hükmü uyarınca davalı kefile karşı açılan işbu davada sözleşme tarihi ile takip tarihi arasında, yasada düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalı kefile karşı açtığı işbu davanın, takip tarihi itibariyle TBK'nun 598/3. Maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin harç olarak yatırılan 714,00-TL harçtan mahsubu ile artan 98,60-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı tarafça yapılan toplam 60,80-TL vekalet harç giderinin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 2.080,00-TL arabuluculuk giderinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025
...