T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/458 Esas - 2023/741
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO: 2022/458 Esas
KARAR NO: 2023/741
BAŞKAN:...
ÜYE:...
ÜYE: ...
KATİP: ...
DAVACILAR: 1- ...
2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVACI : 3-...
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : 1-...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 25/10/2017
KARAR TARİHİ: 07/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023
DAVA:
Davacılar vekili ; davacıların miras bırakanı ...'in şahıs firması ile ... Ltd. Şti. arasında iş ortaklığı kurulup çeşitli işler yapıldığını, iş ortaklığının üstlendiği tüm işleri süresinde bitirip teslim ettiğini, iş ortaklığını temsil etme görevinin davalı gerçek kişi tarafından yerine getirildiğini, murislerinin sağlık sorunları nedeni ile iş ortaklığının işleri ile yeterince ilgilenemediğini, yapılan işlerle ilgili tüm tahsilatların davalı tarafından yapıldığını, davalının ortaklığı temsilen 3.450.000,00 TL bedelli 6 adet bono imzalayarak ... isimli kişiye verdiğini, bu bonoların icra takibine konu edildiğini, bu bonoların iş ortaklığı sona erdikten sonra düzenlenip gerçek bir borç olmadığını, hak edişlerin ortaklık yararına kullanılmadığı gibi kendilerine ait olması gereken alacaklarının da ödenmediğin belirtip, şimdilik 500.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:
Davadaki talep, oluşturulan iş ortaklığının temsilcisi olduğu ileri sürülen davalının ortaklık gelirlerini usulüne uygun şekilde ortaklık yararına kullanmadığı, davacılara kar payı ödemesi yapmadığını, ortaklığı kötü yönetip gerçekte borçlu olmadıkları halde 3.kişileri alacaklı gösteren bono ve çek düzenleyip, davacıların zararlarının oluşmasına neden olduğu iddiası ile oluşan davacılar zararının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların dava dışı ...'in mirasçıları olup ....'e ait "... ..." kişi işletmesi bulunmaktadır. Bu kişi işletmesi ile dava dışı ... İnşaat Taahhüt Pazarlama Tic. San. Ltd. Şti. arasında ... Yapımı işi ile ilgili 15/01/2014 tarihli,.... Yapım işi ile ilgili 07/02/2014 tarihli ve ... Yapım İşi ile ilgili 06/01/2014 tarihli "Adi Ortaklık Sözleşmesi" imzalanmıştır. Her üç iş ortaklığını da davalı ... tek başına temsil ile görevlendirilmiştir. İş ortaklığı işveren idare ile 19/02/2014 tarihinde ...'daki iş için, 21/01/2014 tarihinden ....'deki iş için sözleşmeler imzalamıştır.
Davacılar, davalı ...'ın tüm iş ortaklıklarının tek başına temsilcisi olduğunu, bu görev kapsamında tamamlanan işlerle ilgili hak edişleri tahsil edip ödemeler yaptığını, yine iş ortaklığını oluşturanları borçlu göstermek suretiyle bono ve çekler düzenleyerek 3.kişilere verdiğini, bono ve çeklerin ...'ın görev süresi dışında ve gerçek bir borç bulunmadığı halde düzenlendiğini, elde edilen gelirden kendilerine pay ödenmediğini belirtip oluşan alacakları nedeni ile şimdilik 500.000,00 TL'nin davalıdan alınıp davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir.
İş ortaklığı tarafından sözleşmeler ile üstlenilen işlerle ilgili kayıtlar temin edilip, iş ortaklığının kayıtları da incelenmek sureti ile bilirkişiden 06/03/2020 tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişimiz, iş ortaklığı tarafından yapılan işler ile ilgili dosyaları, davalı tarafından düzenlenen bono ve çeklere dayanılarak başlatılan icra takip dosyalarını, iş ortaklığına ait paraların takip edildiği banka hesaplarını, ortaklığa ait ticari defter ve dayanak belgeleri inceleyerek rapor hazırlamıştır.
Davacılar vekili ortaklığın 3.kişilere gerçekte borçlu olmadığı halde bono ve çek vererek ortaklığı borçlandırdığını ileri sürmüş ise de bilirkişi raporunun 11.sayfasında yer alan tespite göre, ortaklık adına ...'dan nakit borç para alındığına ve bu paraların ortaklığı oluşturanların hesaplarına eşit şekilde aktarılmış olduğuna ilişkin kayıt bulunması nedeni ile bu işlemde usulsüzlük olmadığı kabul edilmiştir.
Yine bilirkişi raporunda 2015 ve 2016 yıllarına ait dönemlerde ortaklığın elde ettiği gelirin kayıtlara işlendiği ve ortaklığı oluşturanların hesaplarına eşit şekilde paylaştırıldığına ilişkin kayıt olduğu, iş ortaklığı şeklide yerine getirilen işlerden kaynaklanan gelirlerin ortaklığın ticari defterlerine işlendiği, ortakların zaman zaman ortaklık hesaplarından para çektikleri, her iki tarafın hesaplardan çektiği paraların miktarının ortaklıktaki paylar ile uyumlu olduğu, ortaklık gelirlerinin usulüne uygun şekilde ortaklık defterlerine işlendiği, elde edilen gelir ile 3.kişilerden alınan nakit paranın ortakların payı oranında kendilerinin kullanımına verildiği, davalının ortaklığı yada ortaklığı diğer tarafını oluşturan davacıların zararını doğuracak işlemler yaptığı kanıtlanmadığı için davanın reddi gerektiği kabul edilerek, 13/10/2020 tarihinde davanın reddine karar verilmiş,
Davacılar müşterek vekilince istinaf yoluna gidilmesi üzerine, mahkememiz kararı,
... 'nın 20/05/2022 tarih, ... sayılı ilamı ile,
Davada, davalının tahsil ettiği adi ortaklık gelirlerinin usulüne uygun şekilde ortaklık yararına kullanılmadığı, tahsil edilen hakedişlerden davacılar murisinin payına düşen kar payı ödemelerinin yapılmadığı, davalının ortaklığı kötü yönetip, varolmayan borç için bono düzenlemek suretiyle borçlu olmadığı halde adi ortaklığı borçlu göstererek davacılar murisinin zararına sebebiyet verildiği iddiası ile, söz konusu zararın giderilmesi talep edilmektedir.
.... Mahkemesinde açılan davada verilen görevsizlik kararı nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizin 06/11/2018 tarih ve .... sayılı kararıyla kaldırılarak, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunan uyuşmazlığın TTK 4/1. maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde olup, ihtilafın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırma/gönderme kararı verilerek yargılamaya ... Mahkemesi tarafından devam edilmiştir.
Maddi olay ile bağlı olan hakim, hukuksal nitelendirmeyi kendiliğinden (re'sen) yapmakla yükümlüdür (HMK.md 33). Davacının talep ettiği hususların adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile kâr payı alacağı niteliğinde olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın TBK'nın 620. vd. maddeleri gereğince adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamından, dava konusu 15/01/2014, 07/02/2014 ve 06/01/2014 tarihli adi ortaklık sözleşmelerinin ... ...isimli şahıs şirketi ile ... İnş. Taah. Paz. Temizlik Tic. San. Ltd. Şti. arasında imzalandığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, dosya arasında bulunan 30/05/2013 tarihli .... Gazetesindeki şirket kaydında ... İnş. Taah. Paz. Temizlik Tic. San. Ltd. Şti.'nin davalı ... dışında ... isimli 2 ortağının daha bulunduğu, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...'ın ise şirket müdürü olup, davaya konu adi ortaklık sözleşmelerinin ... İnş. Taah. Paz. Temizlik Tic. San. Ltd. Şti. adına şirket yetkilisi sıfatıyla davalı tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
Adi ortaklık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 620 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir."olarak düzenlenmiştir.
Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yer alan ortaklıklardan farklı olarak tüzel kişiliği haiz değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 51. maddesinde dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Adi ortaklıkların, tüzel kişilikleri bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle adi ortaklık halinde yönetici ortağa dava açmaya özel yetki verilmesi halleri dışında adi ortaklığın fiil ve taraf ehliyetleri bulunmamaktadır.
HMK’nun "Mecburi dava arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde ise; "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır.
Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK'md. 60/1).
Adi ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Adi ortaklık tarafından açılacak davalar bakımından, adi ortaklığı oluşturan kişilerin TBK’nun 638. maddesi uyarınca taraf olarak birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifade ile adi ortaklığa ilişkin davaların ortakların hepsi tarafından birlikte ikame edilmesi veya açılan davada ortakların tamamının taraf olarak yer alması gerekir. Kısaca adi ortaklığın taraf olduğu hukuki işlem ve eylemlerde dava açma ehliyeti elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 Sayılı TBK'nun 638., 818 Sayılı BK'nun 534., TMK'nun 702. maddeleri) mecburi dava arkadaşı olarak bütün ortaklar tarafından birlikte kullanılması gerekir.
Taraf ehliyeti 6100 sayılı HMK 'nun 114/ 1-d. maddesi uyarınca dava şartlarından olup yine aynı yasanın 115/1 maddesi gereğincede kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi kendiliğinden gözönüne alınmalıdır. Ancak yine aynı yasanın 115/2. maddesi gereğince dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmeli, bu süre içinde bu dava şartı noksanlığının giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmelidir.
Adi ortaklık tarafından açılacak davaların, el birliği mülkiyeti kuralları gereğince bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Bütün ortaklar tarafından açılacak dava, adi ortaklık adına değil, bütün ortaklar adına açılır ve hüküm de ortaklar hakkında verilir. Aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Adi şirket ortakları arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi adi ortaklık nedeniyle açılacak davada adi ortaklık sözleşmesinin taraflarının bulunması gerekir. Hakkında dava açılmayan ortağın davaya katılımının sağlanması, olmadığı takdirde davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda davanın adi ortaklık sözleşmelerinin tarafı olan ... İnş. Taah. Paz. Temizlik Tic. San. Ltd. Şti.'ne karşı açılması gerekirken, şirket ortaklarından biri olan davalı ...'a karşı açılması usule ve yasaya aykırı olmasına rağmen, mahkemece; açıklanan hususlarda usul eksikliği tamamlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, mahkemece; davada taraf teşkili sağlanmadan ve buna ilişkin usul eksikliği giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, (şimdilik diğer hususlar yönünden ve davanın esası hakkında inceleme yapılmaksızın) usul yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,4 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar vermek gerekmiştir.
Gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış olup, kaldırma kararı sonrası yeniden taraf teşkili yapılarak sürdürülen yargılamada,
Davacılardan ... tarafından azil edilmekle .... açısından davayı sürdüren, davacı vekiline, ...'nın 20/05/2022 tarih, ... sayılı ilamında, öngörüldüğü şekilde adi ortaklığı oluşturan taraflardan ... İnşaat Taah. Paz. Temizlik Tic. San. Ltd. Şti. 'ni davaya dahil etmesi için mehil verilmiş, davacı vekilince ise, bu şirket ile ilgili ... Mahkemesinin mevcut dava ile birleşen .... Sayılı dosyasında dava açılmıştır.
Mahkememizin önceki kararı ile ilgili kaldırma kararında, yukarıda açıklandığı üzere açıkça adi ortaklık nedeni ile açılacak davada adi ortaklık sözleşmesinin taraflarının bulunması gerektiği, hakkında dava açılmayan ortağın davaya katılımının sağlanması, olmadığı takdirde davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği, davanın adi ortaklık sözleşmelerinin tarafı olan ... İnşaat Taah. Paz. Temizlik Tic. San. Ltd. Şti.'ne karşı açılması gerekirken, şirket ortaklarından biri olan davalı ...'a açılması usule ve yasaya aykırı olmasına rağmen mahkemece açıklanan hususlarda usul eksikliği tamamlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir, gerekçesine yer verilmiş olup, mevcut davada kaldırma kararında açıklandığı üzere ...'a husumet düşmemekle, esas davanın birleşen davadan tefriki ile ( birleşen davanın müstakilen görülmesi gereken, ana davaya delil olarak dayanılabilecek, davalısı farklı ayrı bir dava olması nedeni ile ) yukarıda açıklanan gerekçe ile dava şartı yokluğundan ötürü reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın,
6100 sayılı yasanın 114/1-d, 115/2 maddeleri uyarınca taraf sıfatına ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine,
Bu karar nedeniyle alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 8.538,75TL'den mahsubu ile artan 8.268,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacılara İADESİNE,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davalı yararına hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile, davalıya ödenmesine,
Dair, davacı ... vekili Av. ...'nin yüzüne karşı diğer davacılar vekili ile davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/11/2023
Başkan ...
¸
Üye ...
¸
Üye ...
¸
Katip ...
¸