T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO: 2022/537 Esas
KARAR NO: 2023/853
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ: Av. ... - ...
Av. ... - ....
DAVALI : ....
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/08/2022
KARAR TARİHİ: 13/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİHİ : 10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında 27/11/2015 tarihli “gönderilerin toplanması, yüklenmesi, boşaltılması, ayrımı sevki ve işlenmesi hizmetlerinin yürütülmesi doğrudan temin” işi kapsamında sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketçe 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi ... ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamı davalı şirkete ödediğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla ... beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, söz konusu KDV tutarının ... ödenmesi üzerine, davalı şirkete yazılan 25/02/2021 tarihli ve 6077 sayılı yazılarla, davalı şirket tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yüklenici Şirkete (davalıya) KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle müvekkili şirket üzerinde kaldığı, bu nedenle, davalı şirkette sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında müvekkili şirketçe, davalı Şirket adına ... yatırılan 354.932,52 TL'nin işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalı şirketin bugüne kadar herhangi bir iade ödemesi yapmadığını, davalı şirketin iyi niyetli olmadığını, mal kaçırma hazırlığında olduğunu, akdedilmiş sözleşmelerden kaynaklı olarak yerine getirilmesi gereken edimini bugüne kadar yerine getirmediği gibi, müvekkili şirketçe ödenen ve borcun kaynağı olan paranın talep edilmiş olmasına rağmen geri ödenmediğini, firmanın taahhütlerinden kurtulmak için mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ve bu maksatla müvekkili şirketin haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, alacağın yüksek meblağlı oluşu, bir Kamu Kuruluşu olan müvekkili şirket için getirdiği ve her geçen gün alacağına kavuşamaması sebebiyle artan mali külfet de dikkate alınıp davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının 354.932,52 TL'si kadarına ihtiyati haciz konulmasını, 354.932,52 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu iddiaların asılsız ve sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek vaziyette olduğunu, müvekkili şirketin yapılan KDV ödemesini farklı tarihler aralığında fatura edilerek ... ödediğini, davacı kurumun müvekkiline karşı açmış olduğu davanın hukuki bir dayanağının bulunmadığını, davacı kurumca kesilen faturaların KDV tevkifatını göstermeksizin düzenlendiğini ve KDV Genel Uygulama Tebliğine göre beyan ve ödeme yükümlüklüğüne aykırı davrandığını ve ayrıca sözleşme/şartnameye göre mevzuattan kaynaklı yükümlülüğünü ihlal ettiğini beyan edilmiş ise de bu beyanların gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, 27/11/2015 tarihli Hizmet Sözleşmeleri nedeniyle hakediş ödemelerinden sehven KDV tevkifatı yapılmaması sonucu gerçekleşen fazla ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 17/01/2023 tarihli kök ve ek raporlarda özetle; davacı ile davalı şirket arasında yapılan işlemlerin yasal mevzuat çerçevesinde KDV tevkifatına tabi işlemlerden olduğunu, KDV Genel Uygulama Tebli Temin Hizmetleri” başlığı altında yer alan 2.1.3.2.5.1. “Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı” kısmında yer alan düzenlemeye göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde imzalanan hizmet alım sözleşmelerine ilişkin olarak davacı şirketin 9/10 tutarında tevkifat uygulamakla yükümlü olduğunu, bununla birlikte davacı şirketin bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek KDV tutarının tamamı tevkifat uygulamaksızın davalı şirkete ödediğini, dosya kapsamına vergi idaresi tarafından sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, davalı şirketin, davacı ... AŞ ile imzalanan sözleşmeler uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği süreçte beyannamelerini verdiğini, tahakkuk eden vergiyi ödediğini, ancak bazı aylar indirilecek KDV fazla çıktığından ödenecek verginin çıkmadığını, bununla birlikte bu durumun, davalı şirketin, davacı ... AŞ tarafından ödenen KDV'yi Hazine'ye ödemediği anlamına gelmediğini, zira indirim hususunun, katma değer vergisi sistematiği açısından kanunun öngördüğü hukuki bir müessese olduğunu, davalı şirketin sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceğini, nitekim davalı tarafın vergisel yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu durumda vergi idaresinin vergi aslı açısından mükerrer tahsilat yapmış olacağını, kanunen tevkifat yapmakla yükümlü bulunan taraf davacı ... AŞ olduğundan, davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmayacağının bildirildiği görülmüştür.
Toplanan deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davacı davacı ... A.Ş.'nin vergi sorumlusu sıfatıyla tevkifatı yapması gereken taraf olduğu, iki şirketin aralarında yapmış olduğu sözleşmenin niteliği gereği tevkifat oranının 9/10 oranında olduğu, vergi sorumluluğu sıfatının karşı tarafın vergisel yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiği ve söz konusu ödemeye sebebiyet verenin davalı şirket olmadığı gibi ayrıca davalı şirketin zenginleşmesi gibi bir durumunda olmadığı, kanunen tevkifat yapmakla yükümlü bulunan tarafın davacı taraf olduğu, tüm dosya kasamına ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalıya atfedilecek bir sorumluluğun olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE.
2-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 269,85 TL harcın peşin alınan 6.061,37 TL harçtan çıkartılarak geriye kalan 5.791,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 55.239,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekili Av. ...'in yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/12/2023
Katip ...
E-İmza
Hakim ...
E-İmza
Not : Bu evrak 5070 sayılı Elektronik imza yasası kapsamında imzalanmıştır.