T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/598 Esas - 2025/135
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2022/598 Esas
KARAR NO: 2025/135
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/09/2022
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacının iddialarının kısaca; Müvekkili şirket ile davalı arasında 05.01.2021 tarihli İş Protokolüne imzalandığını buna göre, '' ....'' ana sözleşmesi gereğince ihtiyaç duyulan, bahsi geçen Ana sözleşme, ekleri ve sözleşme ekleri olarak belirtilen iş kapsamında yüklenici tarafından uygun görülen yerlerde 48 Adet konut ve 1 adet okul sığınak havalandırma tesisat işleri ( Hava kanalları, menfezler, panjurlar, aspiratörler, vantilatörler, duman tahliye ekipmanlar, sığınak havalandırma cihazları) yapım işlerinin Ana sözleşme, ekleri ile belirtilen yüklenicinin talimatlarına uygun olarak ... tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, davalı yanın sözleşme kapsamında işleri eksik ve ayıplı yaptığının tespit edilmesi üzerine davalı yana eksik ve ayıplı işlerin düzeltilmesi için muhtıra tebliğ edildiğini, ancak davalı yanın eksik işleri yapmadığını ve ayıplı imalatları da düzeltmediğini, bu nedenle sözleşmenin davacı yanca haklı olarak feshedildiğini, eksik ve ayıplı olarak yapılan imalatların bedeli ile bunların artan maliyetle yeniden yapılma bedeli için şimdilik 2.000,00 TL, cezai şart bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL, .... D.iş dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi raporuna istinaden yapılan tüm masraflar için 6.239,65 TL olmak üzere şimdilik 9.239,65 TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 21.02.2022'den itibaren işleyecek ticari (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili yanıt dilekçesinde özetle; Dava konusu uyuşmazlık yönünden Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli ve .... Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürdüğü, anılan değişik iş dosyasında delil tespitinin müvekkilinin yokluğunda yapıldığını, ayrıca müvekkilinin yapmış olduğu işlerde ayıplı ve eksik işleri olmadığını, olsaydı müvekkilinin hakediş ödemesinin de yapılmaması gerektiğini, işlerin davacının kontrolü ile teslim alındığını, müvekkilinin işin büyük bir kısmını yerine getirdiğini ancak değişen ekonomik koşullara göre sözleşme şartlarının uyarlanması talebinin davacı yanca kabul edilmemesi üzerine tamamlanamadığını, davacı yanın müvekkiline eksik ödemede bulunduğunu ve davanın reddini istemiştir.
DELİLLER:
-.... D.iş dosyası,
-İhtarnameler, faturalar, görüşme kayıtları,
-Bilirkişi raporu:
19/01/2024 tarihli kök ve 04/07/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; ....D.iş dosyasında sözleşmenin fesih tarihi olan 21.02.2022 tarihinden yaklaşık olarak 5 (beş) ay sonra 21.07.2022 tarihinde keşif yapıldığı, yapılan tespitte eksik işlerin neler olduğu belirlendiği fakat davalı taşeron tarafından yapılan işlerin tespiti yapılmadığından fesih tarihi itibariyle mevcut iş durumunun tespitinin yapılamadığını, ayrıca eksik olan işlerin ise ... Sözleşmesinin akit tarihi olan 2021 yılı sözleşme fiyatlarına göre hesaplanması gerekirken 2022 yılı fiyatları ile değerlendirildiğini, davacı yüklenici tarafından davalı taşeron nam ve hesabına yapılan ya da yaptırılan herhangi bir imalata ve buna ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığını, sözleşmenin "Gecikme Cezası" başlıklı 11. Maddesi hükümleri uyarınca tanzim edilmiş ne bir ikaz yazısı, ne tespit edilmiş herhangi bir noksan/noksanlar ve ne de bu noksanlar için belirlenen bir süre mevcut olmadığı gibi, davacı yüklenici tarafından bu kapsamda hesaplanmış bir gecikme cezası hesabı da bulunmadığını, yine ilgili madde hükmü gereğince hakedişlerden herhangi bir gecikme cezası da kesilmediğini, örneğin, son hakediş olan 2 (iki) nolu hakedişn tanzim tarihi 30.09.2021 tarihi olup bu tarih aynı zamanda İşin bitiş tarihi olduğunu ve yukarıdaki bölümde ifade edilidği üzere bu tarih itibariyle işin yaklaşık % 73'ünün tamamlandığını, oysa bu tarih itibariyle işin tamamlanması gerektiğini, yani gecikmenin olduğunu ancak herhangi bir gecikme cezası kesintisi olmadığını, davacı tarafından Taşerona "şifahen tanınan" ilave süre olduğunu ve bu hususun fesih ihtarnamesi ile de davacı tarafın kabulünde olduğunu bu haliyle davacı yüklenicinin gecikme cezası talebinin sözleşme koşulları çerçevesinde bir karşılığının olmadığını
belirtilmişleredir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemi talebine ilişkindir.
Bu kapsamda eldeki uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmesinden önce eser sözleşmesine ilişkin kısaca bir açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.
Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır.
Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır.
İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m. 474). Eserdeki ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi, seçimlik hak olarak; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, ve iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır (TBK m. 475).
Yine eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. Bunun dışında iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olup, bildirmemesi halinde eseri kabul etmiş sayılır (TBK m. 477).
Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara rağmen iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanmış bulunursa veya her hangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek bir nedenden dolayı meydana gelmiş olursa, iş sahibi eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK m.476) Buna göre ayıp iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanıyor ise iş sahibi eser ayıplı olmasına rağmen kanundan kaynaklanan, sözleşmeden dönme, bedelde indirim veya eserin ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik haklarını kullanamaz ayrıca genel hükümlere göre tazminat da talep edemez (TBK m. 475). Ayrıca malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472/1).
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir.
Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, taraflarca ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, davalı ile aralarında 05.01.2021 tarihli İş Protokolüne imzalandığını buna göre, '' ....'' ana sözleşmesi gereğince ihtiyaç duyulan, bahsi geçen Ana sözleşme, ekleri ve sözleşme ekleri olarak belirtilen iş kapsamında yüklenici tarafından uygun görülen yerlerde 48 Adet konut ve 1 adet okul sığınak havalandırma tesisat işleri yapım işlerinin Ana sözleşme, ekleri ile belirtilen yüklenicinin talimatlarına uygun olarak ... tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, davalı yanın sözleşme kapsamında işleri eksik ve ayıplı yaptığının tespit edilmesi üzerine davalı yana eksik ve ayıplı işlerin düzeltilmesi için muhtıra tebliğ edildiğini, ancak davalı yanın eksik işleri yapmadığını ve ayıplı imalatları da düzeltmediğini, bu nedenle sözleşmenin davacı yanca haklı olarak feshedildiğini beyan etmiştir. Davalı, cevap dilekçesinde, kendilerince yapılan işlerde eksik ve ayıpların olmadığını, iş tesliminin davacının kontrolü ile gerçekleştiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu iddia edildiği görülmüştür.
Taraf ticari defterleri, hakediş tutanakları ve delil tespiti dosyası üzerinde yapılan incelemede, davacı yanın işin eksik ve ayıplı olması sebebiyle üçüncü şahıslara yaptırmış olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt belge olmadığı, davacı yanın beyanlarından davalı yana işin bitirilmesi için sözlü olarak ek süre verildiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamına göre davacı tarafından dosyaya sunulan evraklar ile davacı taraf davalı ile aralarındaki sözleşme kapsamında davalı tarafın yapmış olduğu işte eksik ve ayıplı işlerin tam olarak belirlenemediği, davacı yanca davalı nam ve hesabına yaptırılan işlere ilişkin bir kayıtta sunulamadığı, davalıya işin tamamlanması için şifai olarak ek süre verildiği, bu kapsamda cezai şart talebinin koşullarının da oluşmadığı, mahkememizce kabul edilmiş olup, sübut bulmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 157,80 TL harcın çıkartılarak geriye kalan 457,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 9.239,65 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekili Av. ... (e-duruşma) Davalı Vekili Av. ... (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/02/2025
Katip ....
¸e-imzalıdır.
Hakim ....
¸e-imzalıdır.
Not : Bu evrak 5070 sayılı Elektronik imza yasası kapsamında imzalanmıştır.