T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/786 Esas - 2024/373
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2022/786 Esas
KARAR NO : 2024/373
BAŞKAN : ....
ÜYE :...
ÜYE : ....
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ... - Av. ...
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/11/2022
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2024
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16.11.2022 tevzi tarihli dava dilekçesi ile; davacı ile davalı arasında 13.09.2010 tarihinde .... yapım İşine dair eser sözleşmesi, kaba inşaatın tamamlanmasını müteakip 17.01.2011 tarihli ... İnşaatı İşine ilişkin başka bir eser sözleşmesi akdedildiği, .... Noterliğinin 27.12.2011 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davacının iş sahibi davalı şirketten haksız fesih nedeniyle oluşmuş en az 800.000TL kâr mahrumiyeti, hak edişe bağlanmış ve ek işler sebebiyle hak edişe bağlanmamış 4.700.000.TL bakiye imalat bedeli, henüz nakde çevrilmemiş teminat mektuplarının iadesi, 64.464,03.TL cari hesap borcunun ödenmesi hususunda 3 gün süreli ihtarname keşide ettiği, davalının 02.01.2022 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, sözleşmeden kaynaklı ve diğer alacak kalemleri için .... E sayılı dosyasıyla başlattıkları takibe davalının itirazı üzerine açtıkları itirazın iptali davası neticesinde ... Mahkemesinin 13.11.2019 tarih, .... sayılı dosyasında kısmen kabul kararı verildiği, kararın kesinleşmesiyle davalı tarafından ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığı, davalının temerrüde düştüğü 02.01.2012 tarihinden ödemenin gerçekleştiği tarih itibariyle enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin icradan tahsil edilen temerrüt faizinden çok daha fazla olduğu, munzam zarar kalemlerinin davacı yönünden gerçekleştiği, temerrüt tarihiyle ödeme tarihleri arasında davacının temerrüt faiziyle giderilemeyen, oluşan munzam zararının belirlenerek tespit edilecek munzam zararın tazmininin gerektiğini beyanla şimdilik belirsiz alacak olarak 10.000,00.TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı tarafça 12/12/2023 tarihinde harç ihbar edilmek suretiyle dava değeri 6.759.293,14 TL ye çıkartılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın eser sözleşmesine dayanan bir alacak davası olduğu, kabul anlamına gelmemek üzere gerek davacının iddia ettiği temerrüt tarihi (02.12.2012), gerekse dava tarihi olan 16.11.2022 dikkate alındığında, davanın zamanaşımına uğradığı, davacı tarafından aynı hukuki ilişkiye dayanılarak ... E sayılı dosyasıyla açılıp .... esasına kayıtlı dosya ile birleştirilmesine karar verilen davada da davacının borcun aslına ilişkin taleplerinin 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmiş olması nedeniyle reddedildiği, borcun aslının zamanaşımı nedeniyle reddedildiği bir ortamda aynı borca dayanan sözde aşkın zararın zamanaşımına uğramadığının ileri sürülmesinin hukuken mümkün olmadığı, davacı şirketin hakim ortağı ... ...'nin davalı ile akdettiği 20.07.2010 tarihli hizmet sözleşmesi ile, ...'nun genel müdürü olarak görev yaptığı dönemde, kurulacak su fabrikasının inşaat işini kendi inisiyatifi ile yönetim kurulu üyelerinin bilgi ve onayı olmaksızın hakim ortağı olduğu ...e verdiği, taraflar arasında 13.10.2010 tarihli ... sözleşmesi ve 17.01.2011 tarihli ... inşaatı yapım işi sözleşmesi akdedildiği, ... ...'nin, ...'daki görevinden, şirket işlerindeki aksaklık ve özellikle işbu uyuşmazlığa konu sözleşmeler çerçevesinde hakim ortağı bulunduğu davacı şirkete karşı davalının menfaatlerinin gözetilmesi ve korunmasındaki aksaklıklar nedeniyle 07.09.2011 tarihinde ayrıldığı, şirkete ait defter, kayıt ve belgeleri, şirket demirbaşlarını davalıya iade etmediği, iadenin 07.09.2011 tarihli ihtarname üzerine mümkün olabildiği, inşaat işlerinin yüklenici davacı tarafından süresinde ve gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle ... Asliye Hukuk ve ... Sulh Hukuk Mahkemelerinde delil tespiti yoluna gittikleri, işlerin tamamlanma oranlarının tespit ettirildiği, 03.01.2012 itibariyle %85-90 arasında olduğunun tespit edilmesi üzerine 22.11.2011 tarihli ihtarname ile sözleşmeleri feshettikleri, fesih tarihi itibariyle davacının sözleşmelere konu işleri önemli ölçüde tamamlamaması nedeniyle davalının önemli tutarda zarara uğradığı, taraflar arasındaki ihtilafların devamında davacı tarafından ... E sayılı dosyası ile açılan davada ihtilaflı konuların karara bağlandığı, kararın kesinleştiği, aşkın zararın asıl davada ileri sürülmediği, davacının zararına ilişkin delil sunmadığı, tacir olan davacının hiçbir hesaba, delile dayanmayan asılsız iddialar ile alacak talebinde bulunamayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında mevcut 13/09/2010 tarihli "..."ne ilişkin eser sözleşmesinin konusu olan kaba inşaatın tamamlanması sonrasında bu kez 17/01/2011 tarihli "... İnşaatı İşi"ne ilişkin 2.Eser sözleşmesi kapsamında,
Davacı şirketin göndermiş olduğu 27/12/2011 tarihli ihtarname ile davalı iş sahibi şirketten haksız fesih nedeni ile oluştuğu ifade edilen 800.000,00 TL kâr mahrumiyeti hak edişe bağlanmış ve ek işler sebebiyle hak edişe bağlanmamış 4.700.000,00 TL bakiye imalat bedeli, henüz nakte çevrilmemiş teminat mektuplarının iadesi, 64.464,03 TL cari hesap borcunun ödenmesi için 3 gün süre verildiğini ihtarnamenin 29/12/2011 tarihinde tebliğ edilmesi nedeni ile 02/01/2012 tarihinde davalının temerüdünün gerçekleştiği,
Alacağın tahsili amacıyla ... Sayılı dosyası üzerinden 28/03/2013 tarihinde başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durması nedeni ile açılan ve ... Esasında görülen davanın kısmen kabul kararı sonrasında 13/11/2019 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşme sonrasında taraflarına ödeme yapılarak dosya borcunun kapatıldığı ifade edilerek, temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasında,
Enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin, icradan tahsis edilen temerrüt faizinden çok daha fazla olduğu gerekçesi ile oluştuğu ifade edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflarca delil olarak dayanılan belgeler dosyaya sunulmuş, yazılan müzekkerelerle temin olunmuştur.
Deliller toplandıktan sonra mahkememizce oluşturulan bilirkişi kurulunca düzenlenen 13/11/2023 tarihli raporda,
4.957.834,56.TL hak ediş alacağının 02.01.2012, 81.073,14.TL faturalı harcama tutarının 28.03.2013, 214.367,71 TL kar kapsamına girmeyen fatura tutarının 28.03.2013, 33.160,85.TL haksız fesih nedeniyle uğranılan kar kaybının 28.03.2013, 103.805,00.TL irat kaydedilen teminat tutarının 13.12.2011 tarihlerindeki tutarları, icra dosyasına 11.855.932,15.TL'nin ödendiği 30.10.2020 tarihine güncellenecek, güncel değerden, asıl alacak ve dosyaya 11.855.932,5.TL'nin ödendiği 30.10.2020 tarihine kadar işlemiş faizleri toplamının mahsubu ile aradaki fark, 30.10.2020 tarihi itibariyle faizi aşan zarar olarak hesaplanacak, İcra Mahkemesince 30.10.2020 tarihi itibariyle bakiye dosya borcu olarak hesaplanan ve 16.07.2021 tarihinde dosyaya ödenene 170.338,52.TL'nin 16.07.2021 tarihindeki güncel değeri hesaplanarak bu miktara 30.10.2020-16.07.2021 arası işlemiş avans faizi ile birlikte toplam miktarın güncel değerin altında olması halinde, aradaki fark, 30.10.2020 tarihi itibariyle hesaplanan faizi aşan zarara eklenecektir.
Hesaplamada kullanılacak;
1 yıl vadeli TL mevduat hesaplarına bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi oranları Bankalarca TCMB'ye bildirilen, fiilen uygulanan 1 yıllık vadeli en yüksek faiz oranları UYAP avukat portalı sisteminden alınmış, yıllık getiriden %15 oranında stopaj (vergi) kesintisi yapılmıştır, açıklaması yapılarak buna göre,
1 yıl vadeli TL mevduat hesaplarına bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden, ÜFE endeksi üzerinden, TÜFE endeksi üzerinden, TCMB USD satış kuru üzerinden,
TCMB EURO satış kuru üzerinden, külçe altın fiyatları üzerinden, devlet tahvili faiz oranları üzerinden, ortalamaları alınarak yapılan hesaplama sonucu munzam zarar 6.759.293,14 TL olarak hesaplanmıştır.
Türk Borçlar Kanununun konuya ilişkin 122.Maddesi;
Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiç bir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hakim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
Düzenlemesini içermektedir.
Munzam karara dayanak mahkeme kararının kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıldan daha az bir süre bulunmakla, TBK'nın 148.Maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olmakla, davalı vekilinin zamanaşımı itirazı haklı değildir.
Dava dilekçesinde, munzam zarar istemine gerekçesi olarak, davalının temerrüte düştüğü 02/01/2012 tarihi ile ödeme yapılan 30/10/2022 tarihi itibariyle yapılan ödemenin enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin icradan tahsil edilen temerrüt faizinden fazla olması nedeni ile munzam zararın oluştuğu şeklinde belirtilmiştir.
Dava konusu istem ile ilgili olarak TBK'nın 122. Maddesi ve yerleşik yüksek yargı uygulaması bütün olarak ele alındığında, bir para borcunun ödenmesinde temerrüte düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK'nın 120. Maddesi ile uygulanacak temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar doğrultusunda tazminat oranının .... aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu taktirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK'nın 122.maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi halinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakalara dayanılması gerekir. Bunlarda yasal, elverişli ve geçerli delillerle geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanılacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeni ile uğranılan fiili zararlardır.
Yukarıda açıklandığı üzere, icra takibine konu yapılan alacağa yönelik itiraz üzerine, itirazın iptali istemiyle açılan davada, davanın kısmen kabulü sonrasında alacağın icra kanalı ile ve temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş avans faizi ile tahsil edilmiş olmasına göre, ülkenin içinde bulunduğu enflasyon ortamı nedeni ile oluştuğu iddia edilen zarar haricinde delil gösterilerek somut bir zarar oluştuğu iddiasına da dayanılmamış olduğu dikkate alınarak, yukarıda açıklanan yerleşik yüksek yargı uygulaması kapsamında davaya özgü somut zarar olduğu iddia ve ispat edilmemiş olmakla davanın reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Bu karar nedeni ile alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcın, peşin olarak alınan 170,78 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 115.261,06 TL ile yine ıslah harcı olarak yatırılan 269,85 TL toplamı 115.701,69 TL harçtan mahsubu ile artan 115.274,09 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya geri verilmesine,
4-A.A.Ü.T. gereğince davalı yararına hesaplanan 381.185,86 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, Davacı Vekili Av. ... , Davalı Vekili Av. ... 'un yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2024
Başkan ...
¸
Üye ...
¸
Üye ...
¸
Katip ...
¸