T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/240 Esas
KARAR NO : 2024/605
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
3- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 1- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ... ...
DAVA : Ticari Ünvanın Korunması
DAVA TARİHİ : 05/04/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
YAZIM TARİHİ : 24/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/12/2022 tarihinde, müvekkillerine ait veteriner hizmetleri veren kliniğe davalı ...'ya ait kedinin mikroçip uygulaması için getirildiğini, davalının, son zamanlarda kedinin az yemek yediği ve kilo kaybının olduğunu söylediğini, bunun üzerine klinikte görevli hekim tarafından kedinin aç olarak muayene ve tetkikler için getirilmesini söylendiğini, 31/12/2023 tarihinde kliniğe getirilen kedinin aç olmadığı bir hafta sonra getirilmesi için randevu verildiğini, 07/01/2023 tarihinde kliniğe getirilen kedinin kan muayeneleri sonucunun hasta sahibi klinikte olmadığı için WhatsApp ile, Kedinin böbrek yetmezliği ve anemisi olduğunun telefonuna iletildiği, hasta sahibinden geri dönüş yapılmadığını, sonrasında ...'da internet ortamında şirketleri ile ilgili ... sitesinde aleyhlerine haksız yere kötüleyici bir yorum yapıldığını, yapılan yorumun karalama tarzı olduğu ve gerçeği yansıtmadığını, yapılan yorumda, başka kişilere kliniğe gelinmemesi yolunda telkin edildiğini, haklarında ilgili meslek odası tarafından disiplin soruşturmasına yer olmadığına karar verildiğini, ilgili yorum yazısında davacı kliniğin çok para aldığının belirtildiğini ve her şekilde bunun vurgulanmaya çalışıldığını, iddiaların gerçek dışı ve karalayıcı olduğu haksız yere yapıldığını, bu durumun müvekkilleri hakkında haksız yere rekabet oluşturup ticari itibarı zedeleyici ve ekonomik zarara yol açacağı sebebi ile davalıların yakınları tarafından kısa sürede bu yorumun paylaşıldığı, ek yorumların haksız olarak suçlamaya yönelik yapıldığını, gitmeyin hayvan katli yapılıyor, hayvanların canlarını tehdit ediyor, önünden geçmemek lazım gibi ifadeler olduğunu, açıklamaların karalama kampanyası haline getirildiği belirtilerek davanın kabulü talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili klinikten 6 yıldır hizmet alındığı ancak kedinin 6 yıldır devam eden sindirim probleminin teşhis edilemediğini, kedinin tedavisinde geç kalındığını, bundan dolayı kedinin öldüğünü, 07/01/2023 tarihinde alınan kanın sonucunun 09/01/2023 tarihinde müvekkiline “durumun iç açıcı olmadığı ve bazı değerlerin yüksek olduğu, mide koruyucu ile diyet mama önerildiği ve kedinin taburcu edilebileceği” şeklinde bildirildiğini, 12/01/2023 tarihinde kedide gözlemlenen durumun kötüye gitmesiyle başka bir kliniğe gidildiğini, burada kedinin hospitalize edildiğini ve ağızda üre kokusunun olduğunu, dişlerde çürük ve diş etlerinde kanama olduğunu, elle muayenede kitle olasılığı nedeniyle USG muayenesi ve dâhiliye uzmanı ile görüşülmesi gerektiği ve bu durumda eve gönderilmesinin doğru olmadığının belirtildiğini, kedinin kronik böbrek yetmezliği olduğunu, erken teşhis ve tedavi ile önlenebilecek bir hastalık olduğu ancak tedavi görmesine ve yatmasına rağmen 10 gün sonra öldüğünü, bu nedenle davacının rutin muayene dahi yapmadığını, hekim olarak yasal ve ahlaki sorumlulukları yerine getirmediğini, erken yaşta kedinin ölümüne sebep olduğunu, davacının kan tahlilleri sonucunun bildirildiğini ancak böbrek yetmezliği ve anemi olduğuna dair bilgi vermediğini, tedavinin buna yönelik olmadığı gibi reçete bile yazılmadığını, mama önerdiği ve kusma kesicisi verildiğini, 6 yıldır bu bulguları bulamadıklarını, iç hizmette kullanılan belgelerin sonradan kullanılabileceğini ve kendilerinin bunu kabul etmediklerini, ilaç karnesinde sunulan ilaçların böbrek yetmezliği ile ilgili olmadığını, yaptıkları yorumları başka insanların mağdur olmaması için yazdıklarını, iftira atmadıklarını belirtip, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
-Davaya konu internet yorumlarını içerir ekran görüntüleri,
-Vefat eden kediye ait sağlık kayıtları,
-Tarafların yazışmaları,
-Bilirkişi raporları:
03/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hastalığın oluşmasında ve hastalığın yönetiminde davacı kliniğin sorumlu tutulamayacağı, davalıların (hasta sahiplerinin) konuya objektif olarak yaklaşmadığı veya başka yerden yanlış telkin alınmasıyla oluşan duyguların internet ortamında paylaşıldığı, bu anlamda internet ortamında yapılan açıklamaların klinik ve çalışanları için yanlış olarak yapılmış haksız ve kötüleyici bir eylem olduğu ve bu durumun davacının ticari faaliyetlerini ve rekabet ortamını etkileyebileceği belirtilmiştir.
13/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; bu davaya neden olan böbrek hastalığının vücutta hemen hastalık belirtisi vermediği ve ancak %80 gibi ciddi hasar ortaya çıkması durumunda klinik belirtiler oluşturduğu, kedinin ırkı ve polikistik böbrek yapısı dikkate alındığında, klinik belirti sonrasında bu hastalığın tedavisinin oldukça güç olduğu, dosyaya sunulan belgelerin hastaya ait olduğu ve hastalığın düzelmeyeceğinin kendilerine bildirildiği, hastalığın ilerleyişinin azaltılması için hastaya ilaç ve diyet uygulaması önerildiği ve reçete yazıldığı, ancak hastalığın tabiatı ve kedinin ırkı göz önüne alındığında hastalığın ilerleyişinin ölümle sonuçlanmasının makul olduğu, bu nedenle davacı tarafa davalıya ait kedinin tanısı ve tedavisinde herhangi bir kusur atfedilemeyeceği, hasta sahiplerinin kedileri için üzgün olmaları ve belki de ilk defa bu şekilde bir olayla karşılaşmalarından kaynaklı duygusal davranışlarda bulundukları, ancak ikinci klinikte hastalığın ciddiyetinin ve polikistik böbrek yapısının doğumsal da olabileceğinin hasta sahibine anlatılması gerektiği, sosyal medyanın etkinliğinin yadsınamaz bir gerçek olduğu, ancak benzer şekildeki hatalı kullanımların farklı sonuçlar doğurabileceği, sonuç olarak, davacı kliniğin davaya konu olan kedinin hastalığının oluşmasında herhangi bir kusuru olmadığı, hastalığın tanısı ve tedavisi için yapılması gereken medikal ve diyet uygulamaların hastalıkla ilişkili ve uyumlu olduğu görüldüğünden, kök raporda belirtilen hususlarda herhangi bir kanaat değişikliği bulunmadığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, haksız rekabet teşkil eden eylemelerin tespiti ve meni istemine ilişkindir.
Anayasamızın 25. maddesi uyarınca “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”
Anayasamızın 90. maddesine göre usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bu kapsamda ... de kanun hükmünde sayılmaktadır.
...'nin 10. maddesinde “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir....” hükmü bulunmaktadır. İfade özgürlüğü, sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan « bilgi » ya da « düşünceler » için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerlidir.
6102 sayılı TTK'nın 54. maddesi uyarınca, haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Bu madde ile hakime, çevreye, zamana ve günün ekonomik koşullarına uyan, uyarlanabilen geniş ve değişik bir kıstas verilmiştir. Kanunun amacı, ekonomik alanda doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, 55. maddede de sınırlayıcı olmamak kaydıyla dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar gösterilmiştir. Haksız rekabet hükümleri, sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil, rekabete dayalı ekonomik düzenin de korunmasını amaçlar.
6102 sayılı TTK'nın 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse, haksız rekabette bulunan kişinin kusuru bulunmak şartıyla zarar ve ziyanının tazminini isteyebilir. Aynı hükmün 1. bendinin son cümlesinde ise, davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkimin, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan Anayasal ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde: davalıların kedilerinin tedavisi için uzun yıllar davalılardan tedavi hizmeti aldıkları hususu tartışmasızdır.
Uyuşmazlık davalıların ... yorumlar ve ... üzerinden yaptığı yorumların haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
... 'nın hazırlamış olduğu bilimsel raporda da görüldüğü üzere hastalığın hemen belirti vermemesinin mümkün olduğu ancak %80 oranındaki hasarın klinik belirtiler ortaya çıkaracağı görüşü mahkememizce kabul görmüş olup davacıların tanı ve teşhiste eksikliklerinin bulunmadığı ihtimalde dahi tedavi süreci ve ikinci klinikte konulan teşhis ile kedinin devam eden süreçte vefat etmesi birlikte değerlendirildiğinde davalıların uzman veteriner hekim olmamaları sebebiyle yaşanan süreçte davacıların kusurunun bulunduğunu düşünmeleri ve bunu görünen gerçeğe uygun şekilde kitle iletişim araçlarıyla ifade etmeleri nedeniyle haksız rekabet şartlarının oluşmadığı, davalıların ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde ifade hürriyeti kapsamını aşan bir nitelik taşımadığı anlaşılmakla davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın reddine,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı ... iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. ... , Davalı Vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.