T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/36 Esas - 2024/327
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2023/36 Esas
KARAR NO : 2024/327
BAŞKAN : ....
ÜYE :...
ÜYE : ...
KATİP :...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :....
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2023
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2024
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "... ili .... mevkii" olan işyerinde bulunan fabrika binaları, fabrika müştemilatları depoları bahçe çevre duvarı-fabrikaya geliş gidiş yol güzergâhı olarak belirtilen güvenlik noktalarında vardiyalı olarak güvenlik personeli sağlanması amacıyla ilk defa 06/02/2013 tarihinde imzalanan sözleşmeyle özel güvenlik hizmetleri işini yüklendiğini ve takip eden yıllarda da bu ilişkinin devam ettiğini,
Bu kapsamda; taraflar arasında ilk defa imzalanan 06/02/2013 tarihli ... başlığıyla sözleşme gereğince işin konusunun “özel güvenlik hizmetleri olarak belirlendiğini, söz konusu sözleşmenin işe başlama tarihinin 15/02/2013, işin bitiş tarihinin de 31/05/2013 olarak gösterildiğini,
Akabinde, davacı ile taraflar arasında 24/05/2013 tarihli ... başlığıyla aynı nitelikte ikinci sözleşme imzalanmış olup işe başlama tarihinin 01/06/2013, işin bitiş tarihinin de 31/05/2014 olarak gösterildiğini, sonrasında da 27/05/2014 tarihli ... başlığıyla işe başlama tarihinin 01/06/2014 işin bitiş tarihinin de 31/05/2015 olarak gösterilen üçüncü ve en son olarak da 15/05/2015 tarihli ... başlığıyla işe başlama tarihi 01/06/2015 işin bitiş tarihi de 31/05/2016 olan dördüncü sözleşme imzalandığını,
Söz konusu sözleşmelerin "Fiyat ve Ödeme" başlıklı 4. Maddesinde aynen ""Firma tarafından her ayın 30 (otuzuncu) gününde kesilecek olan maliyetler müşteriye fatura edilecektir. Fatura tarihinden sonraki 10.Gün fatura hakediş onay tarihi kabul edilecektir." ifadesi yer almakta olup taraflara ait ticari defter ve muavin defter kayıtları ile BS-BA formları ile vergi kayıtları ile tarafların AÇIK HESAP İLİŞKİLERİ gereği cari hesapları ile mesajları incelendiğinde de görüleceği üzere davacı tarafından sözleşme gereği HER AY düzenli olarak fatura kesildiğini ve müvekkili şirket tarafından sözleşme gereği edim yükümlülükleri tam olarak ... edildiği halde davalı şirket tarafından sözleşmenin 4. maddesi gereği ödeme/... yükümlülüğünün zamanında yerine getirilmediğini, yani davalı tarafın tüm bu sözleşmelere konu olan hizmet karşılığı ödemelerini düzenli yapmadığı gibi sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı tarafın işbu sözleşmeler gereği üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, müvekkilince sözleşmeye konu edimlerin yerine getirilmesi amacıyla gerek şifahi gerek e-mail ile sürekli hatırlatmasına rağmen ısrarla ödeme yapılmadığını,
Her dört adet sözleşmenin 4. maddelerinde yer alan ifadelerin belirli vade ihtiva ettiğini ve söz konusu ifadelerin aynı zamanda ... zamanın belirli olduğunu da ortaya koyduğundan dolayı davalının temerrüdünün her bir fatura için faturayı takip eden ayın 10. günü gerçekleşeceği taraflarca açıkça sözleşmede de kabul edildiğinden ayrıca davalının temerrüdü için ihtar edilmesine gerek bulunmadığından faizin de davacıya ödenmesi gerektiğini,
Sözleşmede “ncı” gün ifadesinin aslında ... zamanını belirli hale getiren bir terim olduğunu ve davalının ayrıca ihtar ile temerrüdü düşürülmesi gerekmediğini,
Açık hesap ilişkisinde sözleşme gereğince davalının ödemesi gereken fatura borçları varken davacı fatura alacaklarını tahsil edemezken alacaklarını hesaba kaydettiğini, belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın belirli /belirsiz zamanlarda hesaplaşma yapıldığını, bu durumda TTK da cari hesap sözleşmesinden farklı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihten sonra düzenlenen faturalar ve bu faturalara bağlı ödemelerin yapıldığı tarihler tespit edilerek her fatura dönemi alacağın en yüksek ticari reeskont faiziyle ödenmesi gerektiğini,
Müvekkili şirketin, cari hesap ekstrelerinin her defasında davalı şirkete e-mail yoluyla ulaştırdığını, yapılan ödemelerin asıl alacaklardan mahsup edilerek yıllar içerisinde sürdürüldüğünü, Ancak sözleşme gereği davacı müvekkilinin faturaları her ayın 30.ncu günü (31 çeken aylarda 31.nci gün) tanzim etmesi gerektiği, faturanın tanzim tarihinden sonraki 10.gün hak ediş onay tarihi olarak kabul edildiği, dolayısıyla sözleşmeye göre de HER AYIN 10. GÜNÜ hak ediş onay tarihi kabul edildiğinden ... , .... . sayılı kararındaki anlamda hakedişlerin onay tarihleri açıkça gösterildiği hallerde ortada belirli vade bulunduğunun kabulü gerektiğini,
Söz konusu hükümlerde faturayı tanzim eden davacı yönünden faturanın HER AYIN 30. GÜNÜNDE (31. Çeken aylarda ise 31. Gününde) kesilmesi gerektiği düzenlenmiş olup fatura tarihinden sonraki 10.gün fatura hakediş onay tarihi kabul edileceğinden dolayı hak ediş onay tarihi davalı yönünden Ödeme borcunun ... edileceği muayyen gündür. Yani her ayın 10. ncu gününün ... günü olduğunu, örneğin 31.04.2014 tarihli faturanın hak ediş onay günü ... günü yani belirli vadesinin 10.05.2014 tarihi olduğunu,
Taraflar arasındaki sözleşmelerin niteliğinin iş güvenlik hizmeti verilmesi işi olup olası zamanaşımı itirazına ilişkin olarak 28 Aralık 2019 tarih ve 30992 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... Dairesinin 03 Ekim 2019 tarih ve ... . sayılı kararında hizmet alım sözleşmesinin kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü olduğu belirtilmiş ve bu sözleşmeler için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrı bir hüküm bulunmadığına değinildiğini, bu nedenle de bu doğrultuda düzenlenen sözleşmelerden doğan alacağın TBK md.146 uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğuna yer verdiğini, dolayısıyla davalının açık kabulünün taraflar arasındaki sözleşmenin iş güvenlik hizmeti verilmesi işine ilişkin hizmet alım sözleşmesi olduğu noktada somut davada zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu,
İşbu davada taraflar arasındaki sözleşmeye konu işyerinde istihdam edilen işçilere ilişkin ... dökümü, nöbet çizelgesi, çalışma saatleri ve bu işçilerin işyeri şahsi sicil kayıtlarının davacı tarafından ... yükümlülüğünün yerine getirildiğini aydınlatan hususlar olduğu gibi sözleşmeye konu hizmetin Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliği kapsamında yapılan bir hizmet olmasından mütevellit davacı özel güvenlik personelinin ilgili karakol ve ilgili valilikten öğrenilmesinin de ortaya koyduğunu,
Yönetmeliğin 12.maddesinde "-Özel güvenlik birimleri ve özel güvenlik şirketleri, Yönetmelik kapsamında güvenlik hizmeti verecekleri tesis ve alanlara ilişkin koruma ve güven planlarının bir örneğini otuz gün içerisinde valiliğe verir. Valilik, koruma ve güven planlarında değişiklik yapılmasını veya plandaki yetersizliklerin otuz gün içerisi giderilmesini isteyebilir." hükmünü ihtiva etmekte olup ... valiliğinden bu husus sorulduğunda davacı müvekkilin sözleşme gereği işini ... ettiğinin de ortaya çıkacağını, yine davacının sözleşmeye konu işyerinde istihdam ettiği özel güvenlik personeli listesini her ay düzenli olarak işyerinin bağlı olduğu karakola da bildirimi yapılmış olmasının da hizmetin ... edildiğine dair delilleri arasında olduğunu, mezkur işin ifası için hizmet gören çalışanların da ilgili ... bildirildiğini,
Açıklanan nedenlerle, her yıl yenilenen sözleşmeler gereği aylık kesilen her bir faturadan dolayı oluşan açık hesap ilişkisinden kaynaklı -fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 813.200,00 TL alacağın yine sözleşme gereğince her bir fatura için temerrüdün gerçekleştiği 10. Günden itibaren en yüksek değişir oranlı ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde müvekkili şirket ile imzalamış olduğu 2013-2016 tarihleri arasındaki özel güvenlik sözleşmelerine dayalı olarak alacak talebinde bulunduğunu, Davacı taraf talep sonucunu "her yıl yenilenen sözleşme dolayısıyla, her bir faturadan dolayı an açık hesap ilişkisinden kaynaklı şimdilik 813.200,00 TL, alacağın sözleşme gereğince her bir faturaya dair alacağın içerisinde ödenmesi gereken günden itibaren ticari avans faizi ile tahsilini” şeklinde belirtmiş olduğunu, Davacının bu talep sonucu ve dava dilekçesindeki açıklamaları soyut ifadelerden oluşmakta olup, davacının" somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında alacak taleplerini somutlaştırması gerektiğini, Bu nedenle; davacı vekilinin dava dilekçesinde "davacının hak etmiş olduğu alacağın tespiti", "düzenlenen faturaların tespiti", "işleyecek faizi, âsıl ve faizli alacaktan mahsup edilmesi" gibi tamamen soyut talepler ileri sürmesi sebebiyle,
-HMK m.119. f.1. g bendi gereğince,
-Her bir sözleşme yönünden talebin hangi vakia veya nedene dayandırıldığı,
-Açıkça hangi sözleşmeye ve bu sözleşmelerden dolayı hangi faturalara dayanıldığı,
-Açık bir şekilde hangi sözleşmeye ve faturalara dayanıldığı belirtilerek ne kadar asıl alacak veya ne kadar faiz talep edildiği,
Konularında belirsizlik bulunduğunu, Davanın öncelikle bu nedenden dolayı HMK m.119 gereğince reddine karar verilmesini, Davacı eğer talep sonucunu ve dava dilekçesini somutlaştırdığı taktirde bu beyanına karşı cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuğunu,
Davacı ile yapılan arabuluculuk görüşmesinde 36 adet fatura için toplamda 780.643,79 TL alacak için anlaşmamaya varıldığını, ancak davanın 813.200,00 TL asıl alacak üzerinden açıldığını, Öncelikle arabulucuya başvurulmayan 32.556,21 TL yönünden davanın reddine karar verilmesini ve mahkeme tarafından yargılama ve incelemenin sadece arabuluculuk görüşmesinde beyan edilen faturalar ve miktar için yapılmasını talep ettiklerini,
Davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davasını somutlaştırdığını, hangi sözleşme, hangi fatura, faiz ve faiz başlangıç tarihi konularında açıklamada bulunup evraklarını sunduğu zaman; bu sunulan faturaların müvekkili şirket tarafından kabul edilip edilmediği, düzenlenen bu faturaların sözleşmeye uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı, müvekkili şirket tarafından bu faturalara istinaden ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda bir inceleme yapılması gerektiğini,
Dava konusu edilen bu sözleşmelerin davacı ile müvekkili şirket arasında özel güvenlik hizmetinin sağlanması için kurulduğunu, bu sözleşmelere göre müvekkili şirketin davacı şirkete çalıştırılan her bir güvenlik personeli için belli bir ücret ödeyeceğini, bu ödemelerin gerçekleşmesi için davacı tarafın güvenlik personelinin ücretlerinin ödendiğine dair bordro, ... ve vergi ödenti belgelerinin her ay müşteriye ibra edilmesi gerektiğini,
Çünkü çalışan işçilerin ücretlerinin her ne kadar davacı taraf sorumlu olsa da ... ve vergi gibi kesintilerden kanun gereği müvekkili şirketin de sorumlu olduğunu, sözleşmede davacı tarafın bu ödemelerden tek sorumlu olduğunun kararlaştırılmış ve bu ödemelere ilişkin belgeleri müvekkili şirkete her ay sunmak zorunda olduğunun belirtildiğini, Bu anlamda davacı tarafça faturalara ve sözleşmelere ilişkin açıklamalardan sonra alacak durumunun bu açıklamalara göre de değerlendirilmesi gerektiğini,
Davacı tarafın sözleşme kapsamında hal ve yükümlüklerini yerine getirdiği zaman alacak talebinde bulunabileceğini, sadece fatura düzenlemek ve fatura tarihinden itibaren 10. Günün sonunda alacağın muaccel olacağının düşünülmesinin bu nedenle sözleşme ve kanun gereğince yasal bir dayanağı bulunmadığını, davacı tarafın alacağın muaccel hale gelebilmesi için davacının işçilerin, prim, vergi, ... gibi evraklarını müvekkili şirkete sunması gerektiğini. Buna ilişkin sözleşmenin ilgili maddelerinde hüküm bulunduğunu,
Dava konusu alacak talepleri için zamanaşımı itirazında bulunduklarını, alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, Davanın bu nedenle reddini talep ettiklerini,
Davacı tarafın dava dilekçesinde sözleşmelerden bahsettiğini ve alacağını ona dayandırdığını, İki taraf arasında bir ticari ilişkinin varlığı kabul edilse dahi burada müvekkili şirket ile davacı arasında cari işleme dayalı bir ticari ilişkinin söz konusu olacağını, bu doğrultuda müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin tekil olaylar üzerinden değil belli dönemlerde kesilen toplam rakamlar üzerinden yürüyeceğini, bir diğer deyişle belli bir dönem içerisinde kısım-kısım hizmet alımı ve aynı şekilde kısım-kısım ödemeler yapılacak ve dönem sonunda alacak/verecek kalemleri hesaplanır ve bu doğrultuda bakiye kısım üzerinden ticari ilişkinin yürütülmesi gerekeceğini, Yani davacının yaptığı gibi belli faturaların alacak kalemleri içerisinden çekilerek takibe konu edilmesinin mevcut ticari ilişkinin olağan akışına aykırı olduğunu,
Öncelikle davacının yaptığı işi ispatlaması yönünde daha sonra eğer var ise yapılan iş bedellerinin Uzman bir bilirkişiye hesaplattırılarak bu doğrultuda borç miktarının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının talep etmiş olduğu temerrüt faizine, faiz oranına ve faizin başlamış olduğu tarihe itiraz ettiklerini,
Davacı tarafın faiz talebini sözleşmede düzenlenen "Fiyat ve Ödeme başlıklı 4.Maddesinde firma tarafından her ayın 30.(otuzuncu) gününde kesilecek maliyetler müşteriye fatura edilecektir, Fatura tarihinden sonraki 10.gün fatura hakediş onay tarihi kabul edilecektir.” hükmüne dayandırdığını, bu maddede ödemelerin ne zaman yapılacağına ilişkin olarak bir düzenleme bulunmadığını, fatura hak ediş onay tarihinde ödeme yapacağına, vadenin bu tarih olduğuna ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, bu kapsamda taraflar arasında kesin bir vade söz konusu olmadığı gibi dava öncesi de temerrüt söz konusu olmadığını, Davacı tarafın faiz talebinin bu kapsamda reddi gerektiğini de belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında ilk defa 06/02/2013 tarihinde düzenlenen ve her yıl yenilenmek suretiyle en son 31/05/2016 tarihinde yine bir yıllık olarak düzenlenen dört adet "..." başlıklı sözleşmeler kapsamında, davacı şirketin davalı şirkete vermiş olduğu güvenlik hizmeti karşılığı, sözleşmede kararlaştırılan ücretin tam olarak ödenmediği iddiasına dayalı olarak, aradaki cari hesap ilişkisi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı bakiye alacağın bulunduğu iddiasına dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme 06/02/2013 tarihli olup, mevcut dava 13/01/2023 tarihinde açılmış olmakla, ilk sözleşme ile dava tarihi arasında Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olmakla, davalının zamanaşımı defi haklı görülmediği gibi, 18/09/2020 tarihli arabuluculuk son tutanağının incelenmesinden, mevcut davada 2013 - 2016 yılları arasını kapsayan dönem için aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenmediği iddia edilen faturalardan, yani cari hesaptan kaynaklı alacak dava konusu yapıldığı gibi arabuluculuk tutanağına da aynı döneme ilişkin cari hesap bakiye alacağı uyuşmazlık konusu olarak ifade edilmiş olmakla, arabuluculuk tutanağının dava ile örtüşmediği yönündeki yine davalı itirazı haklı görülmemiştir.
Davacı şirket tarafından, davalı şirketin Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi anlamında dava tarihinden önceki dönemde usulünce temerrüte düşürüldüğüne ilişkin kanıt dosyaya sunulmadığı gibi Sözleşmenin 4. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Firma tarafından her ayın 30. (otuzuncu) gününde kesilecek olan maliyetler müşteriye fatura edilecektir. Fatura tarihinden sonraki 10.gün fatura hak ediş onay tarihi kabul edilecektir." şeklindeki düzenleme kesin vade içermemekle, faiz başlangıç tarihine esas alınamayacağı dikkate alınarak, davacı vekilinin takip öncesi temerrüt oluştuğu yönündeki iddiası haklı görülmemiştir.
Her iki şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından 07/11/2023 tarihli rapor düzenlenmiştir.
Söz konusu raporda, her iki şirkete ait 2013 - 2014 - 2015 - 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan ticari defter ve kayıtlar incelenmiş, davacı şirketin söz konusu döneme ait ticari defter ve kayıtlarının yasal koşullara uygun şekilde düzenlendiği, davalı şirket tarafından 2015 yılına ait defter-i kebir ile envanter defterinin ibraz edilmediği belirlenmiş,
Davacı şirket tarafından sözleşme ilişkisi kapsamında 2013 - 2014 - 2015 - 2016 ve 2017 yıllarında 36 adet 2.527.935,90 TL tutarında fatura düzenlendiği, 1.714.656,31 TL tutarında tahsilat yapıldığı, buna göre dava tarihi itibariyle davacının kendi kayıtlarına göre davalı şirketten 813.279,59 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.
Davalı şirketin kayıtlarının incelenmesinden, 36 adet 2.527.935,90 TL tutarındaki fatura bedelinin davacı alacağına kaydedildiği, 1.774.315,28 TL ödeme yapıldığına dair davacı hesabına borç kaydı girildiği, davalı şirketin defter kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 753.620,62 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.
Yine bilirkişi tarafından tarafların defter kayıtlarını karşılaştırılması sonucunda, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan, ancak davalının kendi defterlerinde 31/12/2016 tarihinde yapılan 30.223,60 TL, 09/01/2017 - 30/06/2017 tarihleri arasında yapılan toplam 68.801,54 TL tutarındaki alacak ile ilgili tevsik edici belgelerin sunulamadığı ifade edilmiştir.
Taraflar arasında ... düzenlenerek, bu sözleşmeler kapsamında davacının davalı şirkete özel güvenlik hizmeti verdiği çekişmesiz olup, çekişme konusu yapılan ödemeler de dikkate alındığında verilen hizmet dolayısıyla davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar usulüne uygun tutulmuş olmakla, sahibi yararına delil olma özelliği taşımakta olup, alacağa dayanak 36 adet 2.527.935,90 TL tutarındaki fatura her iki defter kayıtlarında yer almakla ve davalı tarafça yapıldığı kanıtlanabilen belgeye dayalı ödemelerin mahsubu sonrasında davacı şirketin davalı şirketten 813.279,59 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde kanaat edilmekle, taleple (mevcut davada istem 813.200,00 TL olmakla) bağlı kalınarak davanın kabulü cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın kabulü ile,
813.200,00 TL'nin 13/01/2023 olan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince,
Alınması gereken 55.549,69 TL harçtan peşin alınan 13.887,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 41.662,26 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harcı, 128,00 TL tebligat ve posta gideri, 4.000,00TL bilirkişi ücreti toplamı 4.153,60 TL yargılama gideri ile 179,90 TL başvurma harcı ile 13.887,43 TL peşin harç toplamı 18.220,93 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca; davacı yararına hesaplanan 119.452,00 TL nispî vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, Davacı Vekili Av. ... , Davalı Vekili Av. .... 'nun yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2024
Başkan ...
¸
Üye ..
¸
Üye ...
¸
Katip ...
¸