T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2023/658 Esas
KARAR NO : 2024/417
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... ..
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 05/10/2023
KARAR TARİHİ : 28/05/2024
YAZIM TARİHİ : 27/06/2024
DAVA :
Davacı vekili 05.10.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... numarayla tescili davalı sermaye şirketinde pay sahibi olduğunu, davalı şirketin esas ve ödenmiş sermayesinin 6.000.000,00 TL olduğunu, pay defterine göre müvekkilinin sermayenin yaklaşık *%0,42'sine tekabül eden 25.000,00 TL payının sahibi olduğunu,
Davalının 2022 yılına dair genel kurul toplantısının, yönetim kurulunun 13.06.2023 tarihli kararının 15.06.2023 tarih ve 10853 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan olunduğunu, 2022 yılı genel kurulunun; 3 numaralı gündem maddesinin "Şirket Yönetim Kurulu'nca hazırlanan 2022 yılı Faaliyet Raporu'nun okunması ve müzakeresi", 4 numaralı gündem maddesinin "Bilanço ve Kar-Zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve ayrı ayrı onaylanması", 5 numaralı gündem maddesinin "Yönetim Kurulu Üyelerinin şirketin 2022 yılı faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibrası", Nihayet 8 numaralı gündem maddesinin "Yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395. ve 396. maddelerinde yazılı işlemleri yapabilmeleri için izin verilmesi" şeklinde olduğunu,
Davalının olağan genel toplantısı öncesinde pay sahiplerinin incelemelerine "yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu" ve 31 Aralık 2023 tarihli bilançoyu sunduklarını, buna göre;
31.12.2021 tarihindeki bilanço zararının 6 milyon TL ödenmiş sermayeyi yok ederek, öz kaynak tutarını (negatif) - 949.748.431,05 TL'ye gerilettiğini,
31.12.2022 tarihindeki yaklaşık 1,5 milyar TL zararın 6 milyon TL ödenmiş sermayeyi yok ederek öz kaynak tutarının (negatif) - 1.492.516.142,30 TL'ye gerilediğini,
Sermaye şirketlerinde "olağan genel kurul müessesesi"nin, özde iki temel ve asli işlevi karşıladığını, öncelikle bu toplantılarda yönetim kurulunun tamamlanmış bulunan faaliyet döneminin sonuçlarını pay sahiplerine arz ettiğini, bu vesileyle “hesap verdiğini”, yönetim kurulunun bunu nitel nitelikleri bulunan "yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu" ve nicel nitelikleri bulunan "finansal tablolar" aracılığı ile yerine getirdiğini, "yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu"nun finansal durumu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız ve gerçeğe uygun bilgilerle (TTK m. 516), "finansal tablolar"ın ise "dürüst resim" ilkesiyle düzenlenmesi (TTK m. 515) ile mümkün olduğunu,
Bu genel kurullarda pay sahiplerinin geçmiş dönem hakkında bilgilenip, gelecek döneme dair karar alabildiğini ve yeni yöneticileri seçtiğini, gündemin (TTK m. 408 ve 409 ile Yönetmelik m. 13) sınırlı olmadığını, müzakere edilmesi ve karara bağlanması mümkün olan ya da müzakere edilmesi ve karara bağlanması emredici ve zaruri bulunan konular da mevcut olduğunu,
TTK m376/ 1,2 ve 3. Fıkraları kapsamında borca batıklık bulunuyor ise yönetim kurulunun en öncelikli olarak pay sahiplerini "bilgilendirmesi" gerektiğini, madde metninde «... yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır. ... derhâl toplantıya çağrılan genel kurul ... karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer» hükmü bulunduğunu, TTK 376 Tebliğinin bu konuyu aşağıda alıntılanmış hükümlerle düzenlediğini;
Genel kurulun toplantıya çağrılması;
TTK 376 Tebliği Madde 5 — Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde yönetim organı, genel kurulu hemen toplantıya çağırır. Genel kurulun gündem maddeleri arasında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının karşılıksız kaldığı belirtilir.
(2) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumlarda farklı bir gündem ile toplantıya çağrılmış olsa dahi bu husus genel kurulda görüşülür.
Genel kurulun gerekli tedbirlerden birini almaması;
TTK 376 Tebliği Madde 11 — Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurulun, 7'nci maddede belirtilen tedbirlerden birine karar vermemesi halinde şirket kendiliğinden sona erer. Bu şekilde sona eren şirketin tasfiye işlemleri, Kanunun 536'ncı ve devamı maddelerine göre yürütülür.
Somut ihtilafta davalının uzun dönemdir zarar ettiği, 6 milyon TL esas sermayenin yok olduğu, yönetim kurulunun kamu düzeni ve emredici hükümleri ayaklar altına alıp pay sahiplerini bilgilendirmediği ve hesap vermediğini, yönetim kurulunun, her faaliyet döneminde dönem net zararının davalının yönetim kurulu başkanına olan yabancı para / döviz cinsinden borç sebebiyle oluştuğunu iddia ettiğini, davalının ortağına olan yabancı para / döviz cinsinden borcundan kaynaklanan kur zararı -ve sembolik seviyede bulunan genel yönetim giderleri- haricinde yıllardır tek bir kuruş faaliyet zararı bulunmadığını,
Sermayesini kaybetmiş şirketin yönetim kurulunun, "sermayenin kaybı, borca batık olma durumu" hususlarında, adeta hiçbir sorun veya soru işaret yokmuş gibi hareket etmesi ve genel kurul organına asgari düzeyde bir bilgilendirmede dahi bulunmamasının, gerek emredici mevzuat hükümleri gerekse basiretli ticaret kaideleri ile sermaye şirketlerine hâkim temel esaslar (sermayenin korunması ilkesi) gereği olanaksız olduğunu, TTK'nın 376 / 3 fıkrası uyarınca « ... aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden ... » bilanço tanzim etmesi gerektiğini, aktiflerin, alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulunun bu durumu derhâl şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirmekle ve de şirketin iflasını istemekle yükümlü olduğunu,
Yönetim kurulunun gerek 31.12.2021 tarihinde, gerekse 31.12.2022 tarihinde Şirket'in borca batık olmadığından emin olsa da yasanın emrettiği özel bilançoları düzenlemek ve pay sahiplerine vermek zorunda olduğunu,
TTK m. 376 /2 kapsamında her hâl ve durumda karar seçeneklerinin (birinci fıkra rejiminde "iyileştirici önlemler", ikinci fıkra rejiminde TTK 376 Tebliği uyarınca "sermayenin artırılması", "sermayenin üçte biri ile yetinilmesi / azaltılması" veya "sermayenin tamamlanması") yönetim kurulu tarafından genel kurulun müzakerelerine ve onaylarına sunulması gerektiğini,
Yönetim kurulunun, 05.07.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki TTK'nın 376'ncı maddesine aykırı tutumunu 2021 faaliyet dönemi hakkındaki 15.03.2022 tarihli olağan genel toplantısında da benimsediğini,
Bunun üzerine müvekkilinin bu dava dilekçesinde arz ettikleri gerekçeler üzerine inşa ettikleri bir iptal davasının ... esas dosyasında derdest olduğunu,
Geçmişte akdolunmuş yabancı para / döviz cinsinden pay sahibine olan borçların, TL cinsinden takip edilmemesinden dolayı 2022 yılında 542.808.821,10 TL dönem net zararı doğduğunu,
Sayın Mahkeme'den, ....ne müzekkere yazılarak "yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu"nun finansal ve mali mevzuata uygunluğunun sorulmasını talep ettiklerini,
Ticari ve Mali Mevzuata aykırı hareket eden Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasının Hukuk ve Yasaya aykırı olduğunu,
Yönetim kurulu üyelerinin ibraları hakkındaki 5 nolu oy çokluğuyla alınmış karar ile aynı üyelerin davalıyı finansal çöküşe sürükler usulde işlemler gerçekleştirmeyi sürdürmelerine izin veren 8 numaralı oy çokluğuyla alınmış genel kurul kararlarının iptalini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili 13.11.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle;
05.07.2023 tarihli 2022 faaliyet dönemi olağan genel kurul toplantısında alınan gündemin 3,4,5 ve 8 numaralı maddelerine ilişkin kararların sırasıyla;
- 2022 yılı faaliyet raporlarının okunması ve müzakeresi,
-Bilanço ve kar-zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve ayrı ayrı onaylanması,
-Yönetim Kurulu üyelerinin şirketin 2022 yılı faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibraları,
-Yönetim Kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395. ve 396. Maddelerinde yazılı işlemleri yapabilmeleri için izin verilmesi olduğunu,
Davacının kararların hangi yönlerden iptalini istediğini her bir karar özelinde dava dilekçesinde belirtmediğini, genel olarak Şirketin finansal yapısı ve mali tablolarını eleştirerek iptal talep ettiğini,
Öncelikle Müvekkilinin 2021 yılı olağan genel kurulunda alınmış aynı minvaldeki kararların iptali için de davacının açtığı iptal davasının ... E. Sayılı dosyasında derdest olduğunu, alınan bilirkişi raporunu sunduklarını, benzer gerekçeler ile açılan işbu davanın da reddinin gerektiğini,
3 numaralı gündem maddesi olan 2022 yılı faaliyet raporlarının okunması ve müzakeresine ilişkin olarak;
2022 yılına ilişkin faaliyet raporunun TTK 362 vd. uygun olarak olağan genel kurul toplantısından 30 gün önce şirket merkezinde bilgi edinmek üzere pay sahiplerinin incelemesine açıldığını, bununla da yetinilmeyip pay sahiplerine toplantı daveti ile birlikte faaliyet raporunun bir örneğinin de ek olarak gönderildiğini, davacının bilgi alma, denetleme hakkının kısıtlanmadığını, aksine incelemeye gelememe ihtimalinin önüne geçilmesi adına bir örneğin posta ile davacıya tebliğ edildiğini,
Bu sebeple 05.07.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında oybirliği ile okunmaksızın müzakere edilmesinin kabul edildiğini, 2022 yılı Faaliyet raporunun Şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmelik'in 7. ve devamındaki maddelere uygun olarak hazırlandığını, açık ve anlaşılabilir olduğunu, davacı temsilcisinin muhalefet şerhlerinin de genel kurul tutanağına ek yapıldığını,
Buna göre iptali istenilen 3 numaralı gündem maddesinin TTK hükümlerine, Şirket ana sözleşmesine ve iç yönergesine uygun şekilde görüşüldüğünü ve müzakere edildiğini,
Faaliyet raporunun içeriğinin yeterli olup olmadığının davacıların iddia ettiği gibi iptal talebine konu olamayacağını, şirket faaliyetlerine ilişkin bilgi sunan bir belge olduğunu, tartışılmış oylanmış ve onaylanmış olduğunu,
Davacının(0,42 pay) olağan genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı gündem maddesinin şirket paylarının % 99,58'in oy çokluğu ile alınan faaliyet raporunun okunması, müzakeresi maddesi ve onaylanmasına dair kararın iptali talebinin haksız, kötü niyetli olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını,
Gündemin 4 numaralı maddesi olan bilanço ve kar zarar hesaplarının okunması, müzakeresi, onaylanması maddesine ilişkin olarak;
Faaliyet raporunda olduğu gibi bilanço ve kar-zarar hesaplarının da toplantı daveti ekinde davacı tarafa posta ile gönderildiğini, bu somut durumun da Davacı vekilince toplantıda kabul edildiğini, bilanço ve kar-zarar hesapları okunmaksızın müzakere edilmesinin oybirliği ile kabul edildiğini, neticeten oy çokluğu ile onaylandığını, bilançonun muhasebe ilkelerine uygun tanzim edildiğini,
31.10.2023 tarihli... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “TTK 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik yapılmasına dair tebliğ” uyarınca, geçici 1. maddenin birinci fıkrasında yer alan “1/1/2024 ibaresi 1/1/2025 olarak değiştirildiğini, bu bağlamda “1/1/2025 tarihine kadar, Kanunun 376 ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda “kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı” dikkate alınmayabilir ifadelerine yer verildiğini,
TTK 325'de yer alan düzenleme uyarınca yönetim kurulu tarafından şirket bilançosunun düzenlenmesi talep edildiğini, imzalı ve Türk Muhasebe Standartlarına uygun açık, anlaşılabilir bilanço tanzim edildiğini, genel kurulda oy çokluğu ile tasdik olunmuş olan finansal tabloların Şirketin faaliyet dönemi sonundaki finansal durumunun ve faaliyet sonuçlarının tam, anlaşılabilir olduğunu, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun, şeffaf ve güvenilir bir şekilde ve gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtan tablolar olduğunu,
Davacının şirketin pay sahibine döviz cinsinden olan borçlarının, Türk lirası cinsinden takip edilmemeleri, Şirketin 2022 faaliyet dönemi finansal tabloları bünyesinde 542.808.821,10 TL dönem net zararına yol açmamaları gerektiği, yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların finansal ve mali mevzuata aykırı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, yoruma dayalı olduğunu, Şirketin kurulduğu 2007 yılından itibaren 2022 yılına kadar bilançosunda görünen zararın kur zararından kaynaklandığını, Kur zararlarının 32 sayılı Türk Parasını Koruma Kararı öncesi döviz borçlanmasından kaynaklandığını,
Davacının şirketin borca batıklık ya da sermayenin kaybı durumunda olduğu iddiasının da mesnetsiz olduğunu, şirketin 2007-2022 arasındaki kambiyo zararları ile negatif özsermayesi ve şirkete ait ayrimenkullerin 2023 yılı sonu itibariyle yapılacak olan enflasyon düzeltmeleri birarada değerlendirildiğinde şirketin borca batık olmadığının ortaya çıkacağını,
Davacının bilançonun teknik olarak negatif özsermayede olması hali tespitinde bulunarak bu durumu da “Mali mevzuat bakımından bilançonun sakat olması” sonucuna nasıl bağladığının da anlaşılamadığını,
Kurumlar Vergisi Kanunu'na tabi olan Şirkette kanun uyarınca Şirket ortaklarından borçlanılan tutarların örtülü sermaye olarak sayıldığını, 3. Kişilere borçlar ile aynı statüde olmadığından Şirketin ortaklarına olan borçlarının sermaye mahiyetinde değerlendirilme iz borçlarına isabet eden kur zararlarının Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. Maddesi kapsamında değerlendirildiğinden mali Mevzuat açısından sakat olmadığını,
TTK 376/2 uyarınca finansal tablo düzenlenmesi yönündeki iddialarının tartışılma yerinin de işbu dava olmadığını, Şirketin milyarlarca lira değerle ifade edilebilecek Ankara'nın en müstesna bölgesinde taşınmazları bulunduğunu, borca batıklık iddiasının mesnetsiz olduğunu,
Davacının Şirketin finansal tabloları ve faaliyet raporununun finansal ve mali mevzuata uygunluğunun Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdürlüğüne sorulması yönündeki talebinin de kabul edilemez olduğunu, öncelikle ticari sır mahiyetindeki şirket finansal tablo ve faaliyet raporunun üçüncü kişilerce paylaşılmasının Şirketin ticari bağımsızlığına tecavüz anlamına geleceğini, bir diğer hususun ise Sayın Mahkemede Şirketin finansal tablolarının incelenmesi gerektiği yönünde kanaat oluşması halinde bilirkişi incelemesi yapılacağının izahtan vareste olduğunu, ancak 2019 yılında 1 sayılı ... görev tanımına dahi girmeyen bir hususta Müdürlükten inceleme talep etmenin kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, Davacının Şirketin ticari itibarını zedeleme çabasında olduğunu,
Müvekkilinin gerek 2021, gerekse 2022 yılında ödemiş olduğu Kurumlar Vergisi miktarları da gözönünde bulundurulduğunda borca batık olmadığı, finansal tablolarının mali mevzuata uygun olduğunu,
Muhasebe ilke ve standartlarına uygun olarak düzenlenmiş, dürüst resmin çıkarılmasını engellemeyen finansal tabloların tasdik edilmesi kararının hukuka uygun olduğunu, davacının bu madde yönünden de taleplerinin reddi gerektiğini,
Davacının yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 numaralı genel kurul kararının iptali isteminin de reddi gerektiğini,
Yönetim kurulunun üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu özen yükümlülüklerine uygun ve hesap verilebilir mahiyette yerine getirdiğini, davacının bu yöndeki talebinin kur farkı zararına ilişkin açıklama da göz önünde bulundurularak dayanaksız olduğunu, davacının kur farkına ilişkin zarar hakkındaki bilgisinin o işlemin yapıldığı tarihten bu yana mevcut olduğunu, davacının, şirketin kurulduğu tarihten 15.03.2022 tarihli genel kurula kadar Şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, tüm gelişmelerden bilgisi olduğunu, dövize dayalı borçlanmaya dair alınan yönetim kurulu ve genel kurul kararlarında davacının da imzası bulunduğunu,
Bu durumun % 0,42 paylı bir hissedar tarafından iptal davasına konu edilmesinin iyi niyetten yoksun olduğu kadar, Şirketi ortaklar arasında ve üçüncü kişiler nezdinde zor durumda bıraktığını,
2022 genel kurulunda seçilen yönetim kurulu üyelerine ilişkin genel kurul kararının iptalini istemekle, her ne kadar hukuk önünde oranı önemli değilse de % 0,42 paylı bir ortağın % 99,58'lik paya sahip ortakların iradesi üzerinde tahakküm kurma isteğinden başka bir şey olmadığını, davacının bu kötü niyetine ilişkin şirketin dava ve işlem haklarının saklı olduğunu,
İbranın iptaline ilişkin taleplerin somut ve objektif hiçbir gerekçeye dayanmadığını, tamamen soyut yönetim kurulu üyelerini töhmet altında bırakır mahiyette iyi niyetten ve gerekçeden yoksun iddialar olduğunu, oysa ki ibranın iptalini isteyenlerin somut gerekçelerini maddi işaretleme (gösterme) ve delilleriyle birlikte, tüm açıklığı ile ortaya koymaları gerektiğini, huzurdaki davadaki soyut iddiaların davacının bu şirkete ilişkin bir deste şeklinde bugüne kadar ileri sürdüğü soyut gerekçeden yoksun iyi niyete dayanmayan farazi ve sorgulamalar olduğunu, bu nedenle talebinde usul yasa ve mevcut içtihatlar karşısında reddi gerektiğini, yönetim kurulunun ibrasının da hukuka uygun olduğunu,
Sonuç olarak, genel kuruldan nitelikli çoğunluğun (%98,52) iradesi ile onaylanarak geçmiş, Türk Ticaret Kanunu uyarınca iptalini gerektirecek sebepler içermeyen, usul ve yasaya uygun genel kurul kararlarının, iptali taleplerinin reddi gerektiğini, 8 numaralı gündem maddesi olan “Yönetim Kurulu üyelerine TTK 395 ve 396. Maddede yazılı işlemleri yapabilmeleri için izin verilmesi” başlıklı karara ilişkin olarak;
Şirketin finansal çöküşte olmadığını, şirket yönünden finansal çöküntü olmadığından Şirketi finansal çöküşe sürükleyen yönetim kurulu üyelerinden de bahsedilemeyeceğini, oybirliği ile alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının yine kötü niyetli olarak talep ettiği sekiz numaralı gündem maddesinin iptali talebinin dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, dava dilekçesinde açıklanan nedenlerle, davalı şirketin 05/07/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 yılı faaliyet dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan,
Şirket yönetim kurulunca hazırlanan 2022 yılı faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi ile ilgili üçüncü maddesinin,
Bilanço ve kar-zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve ayrı ayrı onaylanması ile ilgili dördüncü maddesinin,
Yönetim kurulu üyelerinin şirketin 2022 yılı faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibrası ile ilgili beşinci maddesinin,
Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde yazılı işlemleri yapabilmeleri için izin verilmesi ile ilgili sekizinci maddesinin,
Yasa, şirket ana sözleşmesi ve iyi niyet ile dürüstülük kuralına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak iptali istemine ilişkindir.
Taraflarca delil olarak dayanılan davalı şirket sicil dosyası...ne yazılan müzekkere ile temin edilmiş, iptali istenilen 05/07/2023 tarihli genel kurul karar örneği ve dayanak belgeler ayrıca temin edilmiştir.
Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle oluşturulan bilirkişi kurulundan gerekçeli ve denetime elverişli olarak 25/04/2024 tarihli rapor dosyaya sunulmuştur.
Davalı şirkette pay sahibi olan davacının, iptali istenilen genel kurulun yapıldığı tarih ve dava tarihi itibariyle genel kurul tutanağının içeriği dikkate alındığında davanın, TTK'nın 446. maddesinde öngörülen kişilerce TTK'nın 445. maddesinde yer alan hak düşürücü süre içerisinde ve usulünce (muhalefet şerhi de dikkate alındığında) açıldığı anlaşılmaktadır.
Tüm kararların kanun ve şirket ana sözleşmesine uygun olarak ve yeterli nisap sağlanmak suretiyle alındığı, taraf beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında çekişmesizdir.
Mahkememizce oluşturulan bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda, davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının zamanında ve usulünce yapıldığı, incelenen mali tablolar ve mali verilerin defter kayıtlarına uygunluğunun tespit edildiği ifade edilmiş, şirketin sunulan finansal verilerine göre uzunca bir süredir ticari faaliyette bulunulmadığı, genel kurul tutanağına göre de önümüzdeki dönemde faaliyete geçileceğine dair bir karar alınmadığı, ortağın şirketle alacak ilişkisinin uzun zamandan beri devam ettiği tespiti yapılmıştır.
Yine şirketin kaydi değerlerine göre öz kaynak tutarlarının (-) 1.492.516.142,30 TL olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunca rayiç değerler bilançosunun çıkarılmadığı, borca batıklık günlerini bir toplantı girişiminde bulunulmadığı, davacının benzer gerekçelerle 2021 yılı genel kurulunun iptali için ...Mahkemesi'nde dava açtığı dikkate alındığında şirketin kaydi değerlere göre borca batık olduğunun davacı dahil bütün ortaklarca uzun zamandır bilindiğinin anlaşıldığı,
Borca batıklık meselesini incelendiğinde; son tahlilde şirketin satılabilir, yani borç ödemede kullanılabilir. varlıklarının satış değerlerinin, ödenmek zorunda olunan borç tutarı ile karşılaştırılması sonuç belirlenen değer borca batıklık değeridir.
Davalının ödenmek zorunda olunan borç tutarı 1.856.977.820,46 TL'dir. Bu tutar değerlenmiş, yani kur farkları da eklenmiş güncel tutardır. Oysa bilançoda görünen varlıkların toplam değeri 364.461.678,16 TL'dir. Bu tutarın 344.018.895,98 TL'si arazi ve arsa, 18.698.300,00 TL'si verilen uzun vadeli avans, kalan tutar ise dönen varlık tutarlarıdır. Burada önemli husus 344.738.466,00 TL'lik arazi ve arsaların maliyet değeri ile bilançoda görünüyor olmasıdır. Davalı 2023 yılına ait kurumlar vergi beyannamesini de incelemeye sunmuştur. Bilindiği üzere 01.01.2023 tarihinden itibaren enflasyon muhasebesi uygulaması başlatılmıştır. 2023 yılında enflasyona uyarlanan arazi ve arsa değeri 31.12.2023 tarihi itibarı ile 2.836.2991.014,77 TL olarak görünmektedir. Elbette bu değer 31.12.2023 tarihli değerdir. Huzurdaki dava 2022 yılına dair bir davadır. Ancak rayiç değer için buradan bir kıyaslama yapılacak olursa arazi ve arsaların değerinin rayiç değerlere göre değerlenmesi halinde şirketin borca batık olmadığı söylenebilir, şeklinde görüş belirtilmiştir.
Davalı şirket genel kurul çağrısının ekinde faaliyet raporu ve finansal tabloların ortaklara tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
İddia, savunma, taraflarca dayanılan deliller, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ve dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde
Davalı şirketin genel kurul öncesinde fiilen ticari hayatın içerisinde olmadığı ve sonrasında da devam edeceği yönünde emare bulunmadığı da dikkate alındığında, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde ön görülen şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı ve Rekabet yasağı uygulanmamasında, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık bulunmadığından, anılan maddenin iptaline istemi haklı görülmemiştir.
Yine yönetim kurulunun 2022 yılı faaliyet raporu ve bilanço kâr zarar hesapları daha önce pay sahiplerine toplantı davetiyesi ile birlikte gönderildiği anlaşılmakla müzakere edilmeden okunması oy birliği ile kabul edilmiş olup, bilirkişi kurulu raporu ile de anlaşıldığı üzere, söz konusu faaliyet raporu ve bilanço kâr zarar hesapları, şirket kayıtları ile uyumlu olmakla, buna ilişkin genel kurulun 3. ve 4. maddesinde alınan kararlarda da iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığından iptali istemi haklı görülmemiştir.
Yine davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların usulünce uygun tutulduğu kâr ve bilanço ve yönetim kurulunca yapılan işlemlerin yasal düzenlemelere uygun ve dayanak belgelere sahip olduğu dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile anlaşılmakla, yönetim kurulu başkan ve yardımcısının ibra edilmesine ilişkin 5. madde de, iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla anılan maddeninde iptali istemi haklı görülmeyerek,
Davanın bütünüyle reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT'si uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığına,
6-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı kalması halinde bildirilecek hesap numarası olur ise hesaba, hesap numarası bildirilmez ise gider avansından karşılanmak koşulu ile posta havalesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair, Davacı Vekili Av. ..., davalı vekili Av....'nun yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Katip ...
¸e-imzalıdır.