T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO: 2023/663 Esas
KARAR NO: 2023/874
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... -( TC NO ... ) ....
VEKİLİ: Av. ... - Av. ...
DAVALI : ... -( TC NO ... ) ...
VEKİLİ: Av. ... - Av. ...
DAVA: MENFİ TESPİT
DAVA TARİHİ: 01/06/2023
KARAR TARİHİ: 18/12/2023
YAZIM TARİHİ : 27/12/2023
Mahkememizde açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili ; Davalı tarafından icra takibine konu edilen bonoda düzenleyen borçlu ... olup, bu durumu davalı alacaklıya bildirdikleri halde kendileri hakkında icra takip işlemleri yapılmaya devam edildiğini, bonoda yar alan imzanın davacıya ait olmadığını, tüm bunlara rağmen takibin sürdürülmesinin açıkça kötüniyet göstergesi olduğunu belirtip, icra takibinin ulaştığı değer dikkate alınıp icra takibi ve dayanak bono nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
YANIT :
Davalı vekili ; Asliye Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı için hata sonucu ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, bu durumun fark edilmesi üzerine icra müdürlüğüne başvuru yapıp borçlularının davacı olmadığını bildirdiklerini, davacı hakkındaki icra takibinin tümü ile ortadan kalktığını, davanın konusunun kalmadığını belirtip, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
-.... Esas sayılı icra takip dosyası ve yapılan icra takip işlemleri,
-İcra takibinin dayanağı bono örneği,
-Davacıya ait aile nüfus kayıt tablosu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davadaki talep, davacının davalıya .... Esas sayılı icra takibi ve dayanağı bono nedeni ile borçlu olmadığını tespiti ile kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davadaki tartışma TTK da düzenlenen bononun taraflarından birinin davacı olmadığı, yanı bononun unsurlarına ilişkin olduğu için ticaret mahkemelerinin görevli oldukları kabul edilmiştir.
Davalı alacaklı ... 30/10/2011 düzenleme tarihli 25/06/2013 vade tarihli olup 70.000,00 TL bedelli olup, asıl borçlunun ... Şirketi ve kefilinin ... olduğu bonoya dayanarak 31/03/2014 tarihinde ... Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibini başlatmıştır. Davacımızın ısrarlı şekilde bononun borçlusunun kendisi olmadığı, imzanın da kendisine ait olmadığını söylemesine rağmen, borçlu olarak adı geçen ...'nin yanına davacının TC kimlik numarası eklenip icra takip işlemleri davacıya karşı sürdürülmeye devam edilmiştir.
Davacımız en son 26/05/2023 tarihli dilekçe ile icra müdürlüğüne başvurduğu halde durumda bir değişiklik olmamış, bunun üzerine davacı tarafından 01/06/2023 tarihinde eldeki menfi tespit davası açılmıştır. Durumun vahametini yıllar sonra anladığı görülen davalı alacaklı tarafından icra takip dosyasına 25/07/2023 tarihinde, yanı dava açıldıktan sonra " borçlularının davacı olmadığı" şeklinde beyanda bulunmuş, icra müdürlüğü tarafından talep yerinde görülüp davacımız yönünden takip borçlusu olmadığı şeklinde verilen karar ile davacımızın borçlu olma hali davalının kabulü ile sona ermiştir. Bu durumda davanın konusu kalmamakla birlikte tazminat isteği ile yargılama gideri istekleri devam ettiği için davacının dava açmakta haklı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
İcra takibi nedeni ile bonoya dayanarak alacaklı olduğunu ve davacının da borçlu olduğu ileri sürüp icra takibini devam ettiren davalı bonoda açıkça görüldüğü gibi lehtar olup, icra takibini de kendisi başlatmıştır. Bonoyu ciro yolu ile değil, doğrudan asıl borçlu ve kefil görünen davacıdan alan davalı alacıklının bonodaki gerçek borçlu ve kefilinin kim olduğunu bilmesi gerektiği, üstelik davacının da yoğun itirazlarına rağmen hiç bir ciddi araştırma yapılmaksızın davacı üzerinden icra takip işlemlerine devam edilmesinin kötüniyetli davranış olduğu kabul edilmiştir.
Davalı taraf ancak 01/06/2023 tarihli menfi tespit davası açıldıktan sonra başından beri bildikleri kabul edilen gerçek durumu 25/07/2023 tarihinde icra müdürlüğüne başvurup, davacı hakkındaki takip baskısını sona erdirdikleri için davacının dava açmakta hukuki yararı olduğu, daha sonra dava konusuz kalmakla birlikte yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davalı tarafın sorumlu olması gerektiği kabul edilmiştir.
Davacının bir diğer talebi kötü niyet tazminatı olup, davalımız bonoyu ciro yolu ile değil doğrudan asıl borçlu ve kefil görünen davacıdan alan davalı alacıklının bonoda gerçek borçlu ve kefilinin kim olduğunu bilmesi gerektiği, üstelik davacının yoğun itirazlarına rağmen hiç bir ciddi araştırma yapılmaksızın davacı üzerinden icra takip işlemlerine devam edilmesinin ve dava açıldıktan sonra gerçek durumun icra müdürlüğüne bildirilmiş olmasının davalının açıkça kötü niyetli olarak icra takibi başlatıp üstelikte bu takibi de sürdürmekte uzun süre ısrar etmesinin kötü niyetli olduğunu kabul için yeterli olduğu, davanın açıldığı tarih itibarı ile kapak hesabındaki borç toplamının davacı tarafından harçlandırılan miktar kadar olduğu, bu miktarın % 20 si kadar kötü niyet tazminatının da davalıdan tahsili gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın konusu kalmadığı için esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
Harcı yatırılan miktar dikkate alınıp dava değerinin %20'sine karşılık gelen 33.124,27 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.828,40 TL'den mahsubu ile artan 2.558,55 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya İADESİNE.
Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 449,75 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE.
Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT'si uyarınca hesaplanan 26.499,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE.
Davacı tarafından yapılan 176,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE.
Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı kalması halinde bildirilecek hesap numarası olur ise hesaba, hesap numarası bildirilmez ise gider avansından karşılanmak koşulu ile posta havalesi ile yatıran tarafa İADESİNE.
Dair, Davacı Vekili Av. .... , Davalı Vekili Av. ... 'un yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2023
Katip ...
Hakim ...