T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/205 Esas - 2025/666
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/205 Esas
KARAR NO : 2025/666
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/03/2024
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
YAZIM TARİHİ : 16/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan hizmet sözleşmesi ile ticari iş ilişkisi kurulduğunu; davalı yan tarafından faturalara ilişkin ödeme yapılmaması sebebiyle, müvekkilinin, .... sayılı dosyaları ile davalı yana karşı icra takibi başlattığını, ancak davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığından bahisle, yapılan takiplere itiraz ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin, ..... Sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açtığını, davanın mahkemece verilen 17/09/2021 tarihli karar ile müvekkili lehine sonuçlandığını, davalı yanın, açılan davada müvekkili lehine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu, .... Dairesi, 28.09.2023 tarihli ilamıyla davalı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar kesin olarak verildiğini, böylece ..... sayılı kararının kesinleştiğini, davalı yanın müvekkiline olan borçlarını bilmesine rağmen ödemeleri geciktirmek için kötü niyetli bir şekilde ve haksız olarak takiplere itiraz ettiğini ve dava açılmasına sebebiyet vererek 2019 yılında yapmış olması gereken ödemeleri 14.12.2023 , 07.10.2023 , 28.09.2023 , 06.10.2023 tarihlerinde yaparak müvekkilini maddi olarak oldukça zarara uğrattığını, müvekkilinin yapmış olduğu icra takiplerindeki dosya numaraları icra dairelerinin bazılarının kapatılarak birleştirilmesi nedeniyle .... esas numaralarını aldığını, 2019 yılından bu yana meydana gelen ekonomik değişimler, yüksek enflasyon ve hayat şartlarının ağırlaşması sonucunda paranın oldukça değer kaybettiğini, müvekkilinin alacağına uygulanan faizin, müvekkilinin parasının değerini koruyamamdığını, temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki TEFE, TÜFE oranları, banka mevduat vadeli faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, altın kuru, asgari ücret seviyesi gibi veriler incelendiğinde müvekkilinin uğramış olduğu zararın açıkça ortaya çıkacağını, davalı yanın, ödemeleri geç yapması sebebiyle mevcut enflasyonist ortamda müvekkilinin oldukça zarara uğradığını, müvekkilinin uğradığı munzam zararın giderilmesi hususunda davalı yanla 13.02.2024 tarihinde zorunlu arabuluculuk süreci başlatıldığını fakat davalı yanın TBK Madde 122 hükmünün kendisine verdiği yükümlülüğü yerine getirmeyerek müvekkilini uğratmış olduğu zararı gidermekten imtina ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin hak ve talepler saklı kalmak kaydı ile şimdilik; mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesiyle müvekkilinin uğradığı zararın tespitinden sonra ıslah edilmek üzere şimdilik 1.000,00 TL munzam zararın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ve ile müvekkiline ödenmesine, tüm alacak kalemleri, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın munzam zarar oluştuğu iddiası ile afaki bir şekilde müvekkilinden böyle bir talepte bulunmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, munzam (aşkın) zararın, Borçlar Kanunu m.122’de “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiğini, açık yasa maddesi uyarınca munzam zararın tazmininin bazı şartlara tabi olduğunu, kanunda düzenlenen maddeden de açıkça anlaşılacağı üzere, munzam zararın oluştuğundan bahsedebilmek için borçlunun borcunu ifasında bir temerrüt koşulunun oluşması ve alacaklının zararın varlığını ispatlaması gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla, alacaklının temerrüt faizini aştığı her durum munzam zararının olduğu anlamına gelmediğini, munzam zararın; para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi sebebiyle alacaklı zararının temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olduğunu, munzam zarara hükmedilebilmesi için; temerrüdün varlığı, temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyeti, borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması, temerrüt ile alacaklının munzam zararı arasında illiyet bağının mevcudiyeti ve alacaklının bu zararı talep etmesi gerektiğini, temerrüt faizinden farklı olarak munzam zararda, alacaklı zararın temerrüt faiziyle karşılanmadığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin bir temerrüdü söz konusu olmayıp, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği için faturalara itiraz ettiğini ve yargılama sonucu hükmün kesinleşmesi ile birlikte icra takibi konusu alacakları ödeme günündeki kapak hesaplarına göre ödediğini, yargılamanın gecikmesinden doğan zararların munzam zarar sayılmayacağını, yargılamadaki herhangi bir gecikmeden dolayı munzam zarar doğmayacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu yüksek enflasyon nedeniyle munzam zararının varlığının ve miktarının soyut ispatın yeterli olduğu iddiası da hukuka aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, arz ve izah edilen nedenler ve re'sen göz önünde bulundurulacak hususlar ışığında, davacı tarafın usule ve yasaya aykırı olarak açmış olduğu haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
-.... sayılı dosyaları
-..... Sayılı dosyası,
-Bilirkişi raporu:
05/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamında hesap yapılabilmesi için eksik olan icra dosyasının dosyaya kazandırılması veya bu dosyaya ilişkin dosya hesabı belgesi ile tahsilat makbuzlarının dosyaya sunulmasından sonra hesap yapılabileceği belirtilmiştir.
19/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; üç adet icra dosyası yönünden itirazın iptaline karar verilen miktarlar toplamı 264.219,34-TL'in 2019 Mart ayından dava tarihi olan 21.03.2024 tarihine kadarki güncel değerinin çeşitli ekonomik verilerin ortalamasına göre 2.034.501,00-TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedellerinin ödenmemesi sebebiyle icra takibine konu edilen alacağın geç ödenmesi nedeniyle faizle karşılanmayan munzam zararın giderilmesi talebine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .... sayılı, 29/03/2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; borçlu temerrüdünün önem arzeden sonuçlarından ilki TBK'nun 120 maddesinde düzenlenen temerrüt faizi, ikincisi ise TBK'nun 122. maddesinde düzenlenen munzam zarar talebidir. Temerrüt faizi; para borcunu ifada temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmekte kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın ödemekle yükümlü olduğu, temerrüt olgusunun gerçekleşmesi ile kendiliğinden işlemeye başlayan bir borç olup, bu durum ve temerrüt faiz oranları, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 2. maddesinde düzenlenmiştir. Temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukuki ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur. TBK'nın 122., mülga 818 Sayılı BK'nun 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar ise; para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde ortaya çıkar ve borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsar. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Munzam zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Alacaklı munzam zarar talep edebilmek için borçlunun kusurunu ispat yükümlülüğü altında değildir. Ancak temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zararın varlığını ve bu zarar ile temerrüt olgusu arasında illiyet bağı bulunduğu ispatla yükümlüdür. Bu iki hususun ispatı halinde borçlu; ancak temerrüde düşmekte kusurunun bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Varlığı iddia olunan munzam zararın, alacaklı tarafından HMK'nun 194. maddesine uygun şekilde yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen munzam zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği sürece, TBK’nın 122. maddesi kapsamında munzam zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Öte yandan bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Davacı tarafından, takibe konu alacağının yıl sonra ödendiği, temerrüt faizi ile alacağın güncel değerinin elde edilemediği, enflasyon etkisi ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın sepet formülüne göre tespit edilmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ile, alacak hakkının mülkiyet hakkı kapsamında olduğunun, enflasyon etkisi nedeniyle alacağın azalmasının mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olduğunun kabul edildiği, ayrıca bir zarar kanıtlanmasına gerek olmadığı ileri sürülmüştür.
Somut olayda; davacının munzam zararın dayanağı olarak ileri sürdüğü iddia, ülkemizin ekonomik koşullarındaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın munzam zarara neden olduğu yönünde olup, davacının kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair iddiada bulunmadığı, bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunmadığı; yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı ve herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, asıl alacağını işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsil eden davacının munzam zararının varlığını ispat edemediği,
Anayasa Mahkemesinin 29/09/2025 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan .... başvuru numaralı bireysel başvuruya ilişkin Genel Kurul Kararının 28. Sayfasının 65. Paragrafında da açıkça dile getirildiği üzere enflasyonist ortamda alacaklının uğramış olduğu zararın tazminine ilişkin etkili bir hukuk yolu mevcut olmadığı, bu nedenle aynı kararın 31. Sayfasının 83. Paragrafında işbu durum hakkında düzenleme yapılması keyfiyetini ...'ye bildirilmesine karar verildiği, Anayasa Mahkemesince de mevcut munzam zarar düzenlemelerinin davacının enflasyonist ortamda karşılaşmış olduğu zararın giderilmesini talep etme hakkını davacıya vermeyeceği,
Anayasa'nın 36., AİHS 6/1. ve HMK 30. uyarınca toplanması gerekli başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (benzer mahiyette bkz. .... Dairesi'nin 16/03/2023 tarih ve .... sayılı kararı, ..... Hukuk Dairesinin .... no'lu ilamı).
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL ile 25.600,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 26.027,60 TL'den çıkarılarak artan 25.412,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 222.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. ...., Davalı Vekili Av. ....'ın (e-duruşma) yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Katip ....
¸e-imzalıdır.
Hakim ....
¸e-imzalıdır.