T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/326 Esas - 2026/228
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/326 Esas
KARAR NO : 2026/228
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 15/05/2024
KARAR TARİHİ : 02/04/2026
YAZIM TARİHİ : 24/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki dava müvekkilinin sigortalısı konumunda bulunan ...'ne ait araç ile yapılan trafik kazası sonucu zarar görenlere müvekkili şirketçe ödenen sigorta tazminatının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında Rücu Nedenlerinin Sayıldığı B.4 maddesi gereği sigortalıdan rücuen tazmini talepli olarak açılmış olduğunu; bakanlıkların il müdürlüklerinin ilgili bakanlıkça temsil edilmekte olduğunu, huzurdaki davada müvekkili şirketin sigortalısı ...'ne izafeten ...'na karşı açıldığını, müvekkili şirket ile ... arasında ... plakalı araç için ... poliçe no’lu “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi” imzalandığını, 10.11.2021 tarihinde müvekkil, şirket tarafından sigortalı bulunan ...'ne ait ... plakalı resmi aracın ... Caddesi üzerinde seyir halinde iken açık kasa kamyonet arka kapağının açık olması nedeni ile kaldırımda yürüyen yaya ...'e çarparak yaralanmasına neden olduğu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, olay sonrasında düzenlenen polis tutanağında sigortalı araç sürücüsünün olay yeri terk etmesi nedeniyle plakanın tespit edilemediğini, daha sonra ... tarafından başlatılan ... Sor. No'lu soruşturma da kazaya karışan aracın ... plakalı sigortalı araç olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün söz konusu kazaya ağır kusuruyla sebebiyet verdiğini, %100 kusurlu olduğunu ve ayrıca kaza sonrasında araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin tespit edildiğini, kaza sonrası yaralanan dava dışı ...'in müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuru üzerine, aktüer raporu alındığını ve raporda belirlenen tutar ve poliçe limitleri dahilinde arabuluculuk nezdinde anlaşma yapıldığını, anlaşmaya istinaden iş göremezlik taminatı tedavi giderleri vs. talepler için toplam 04.05.2023 tarihinde 360.000,00 TL sigorta tazminatı ve 03.05.2023 tarihinde işbu dosyada yapılan anlaşma üzerinden 40.000,00 TL vekalet ücreti ödemesi yapıldığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla; davalarının kabulü ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sigorta poliçesi kapsamında 3. kişilere ödenen 400.000,00 TL sigorta tazminatı ödemesinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında yer alan sigorta şirketinin sigortalısından rücu hakkı gereğince ödeme tarihi olan 04.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tazminine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, davacı şirket ile müvekkili ... arasında imzalanan sigorta sözleşmesinden doğduğu iddia edilen rücu talebine ilişkin olduğunu, davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili idareden istenen taleplerin yersiz ve mesnetsiz olması nedeniyle usul ve esastan reddi gerektiğini, dava ile ilgili idari yazışmaaları henüz sonuçlanmadığından cevaplarının davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususlarla sınırlı olup bu çerçevede dava ile ilgili görev, yetki, husumet, zamanaşımı vs. yönünden itirazlarının yapılmış sayılmasını talep ettiklerini, HMK’nın dava çeşitlerine ilişkin hükümleri uyarınca, dava konusu alacakların belirlenebilir alacak olması halinde belirsiz alacak davası veya kısmi dava açılamayacağını, somut olayda davaya konu alacağın belirlenebilir alacak olması nedeniyle davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik ibaresi ile talepte bulunmasının usul hükümlerine aykırı olduğunu, davacı talebinin zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden de reddini talep ettiklerini, davaya konu olayda müvekkili idarenin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı davasında müvekkili ... kullanımında olan ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde, karşı tarafa ödediği bedellerin rücuen ödenmesini istediğini, davacı ile müvekkili ... arasında mevcut sigorta sözleşmesi nedeni ile, müvekkili kullanımında olan ve kazaya karışan ... plakalı aracın karıştığı kaza nedeni ile oluşan zararların davacı şirket tarafından ilgililere ödendiğini, sigorta sözleşmesinin amacının zaten araçlarla ilgili bir rizikonun oluşması durumunda sigorta şirketleri tarafından teminat miktarları kapsamında 3. kişilerde oluşacak zararların ödenmesi olduğunu, söz konusu kaza sonrası kazaya karışan şoför ... hakkında ... Esas sayılı dosya ile yargılama yapıldığını ancak dosyanın kesinleşmediğini, söz konusu rücu dosyasının muhattabının müvekkili ... olmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, aksi kabul edilse dahi söz konusu şahsın olay yerini terk ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında da açıkça görülebileceğini, kaza olduğunu dahi olaydan 1 hafta sonra karakoldan çağrıldığında öğrendiğini, davacının rücu için söz konusu maddeye dayanma imkanı bulunmadığını, aracın arka piminin açılması neticesi meydana gelen yaralanma olayında araç sürücüsünün bu durumu fark etmediğini ve olay yerinden uzaklaşma kastı ile hareket etmediğini, idareden gelecek yeni bilgi ve belgeler doğrultusunda ek beyan ve cevap haklarını saklı tutmakla birlikte, ilk itirazlarının ve itirazlarının kabulü ile; davanın reddine, yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür.
Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir.
Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava;
1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, 2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde, c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun;
-Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde, -Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, -Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde, -Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde, -Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde, -Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde, -Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde, d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta, e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir.
Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir.
Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Davacı şirket ile davalı ... arasındaki ilişki haksız fiilden kaynaklanmakta olup TTK'da düzenlenmediği, genel hükümlere tabi olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Somut olayda, uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalının tacir olmadığı, bu haliyle TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, Davacı Vekili Av. ...'nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026 Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy