T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/650 Esas - 2025/79
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/650 Esas
KARAR NO : 2025/79
HAKİM :......
KATİP : ......
DAVACI ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI :......
VEKİLİ : Av. ......
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/09/2024
KARAR TARİHİ : 06/02/2025
YAZIM TARİHİ : 21/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkette çalışan davalının, şirkete başvurarak kızının nişan törenini şirket binasının en üst katında büyük salonda 2023 mayıs ayında yapılmasını istediğini, törende kullanılacak ekip ve yiyecek-içeçeklerin tamamının da şirket tarafından karşılanarak davalının töreninin gerçekleştirildiğini, salonda yaklaşık 100-150 kişi misafir edildiğini, törenin gerçekleşmesinden sonra salon kirası, tören masraflarının tamamının davalıdan istendiğini, ancak davalı işten ayrılacağını ve kıdem tazminatının bu masraflardan tutulmasını istediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin, salon kirası ve diğer tören masraflarının tamamını kapsayacak şekilde davalıya fatura gönderdiğini ve sonrasında da faturaya dayalı ...... takip sayılı dosyası ile fatura bedeli olan 300.000,00 TL miktarlı ilamsız takip başlatıldığını, davalı/borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bunun üzerine başlatılan arabuluculuk görüşmelerinde herhangi bir sonuç alınamadığını, müvekkilince yapılan tüm haklı sözlü ve yasal ihtarlara rağmen davalının fatura bedelini ödememesi sebebiyle, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, ...... takip sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itiraz sebebi ile %20'den az olmamak üzere davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir ya da esnaf olmadığını, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, iş akdinin işveren şirket yetkilisi tarafından haksız olarak feshedilmesi, işçilik haklarının ödenmemesi sebebiyle taraflarınca davacı şirket aleyhinde ...... .E. Sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını, müvekkilinin iş davası açmasına sinirlenen şirket yetkilisinin, müvekkiline hak ettiği işçilik alacaklarını ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak fatura düzenlediğini, icra takipleri başlattığını ve haksız olan işbu davayı açtığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının iddiasının "kira alacağı" olduğuna ilişkin olduğunu, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığını, ancak davacının iddiasının "kira olduğu" dikkate alındığında kira alacağı için görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olacağını ve davacı tarafça "kira talepli" zorunlu dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, davacı şirketin resmi evraklardaki yetkilisinin ... olmakla birlikte şirketin gerçek kurucu ve yöneticisinin ...'nin babası ... olduğunu, müvekkili ile ...'ın 2016 yılına kadar ...... 'nda birlikte çalıştığını, ...'ın kurumdan 2016 yılında ayrıldığını, müvekkilinin ise 2018 yılında emekli olduğunu, ...'ın, müvekkiline henüz kurumda çalışıyor iken iş teklifinde bulunduğunu; müvekkilinin emeklilik öncesinde yıllık izinlerini kullanarak davacı şirkette çalışmaya başladığını, ...'ın genel olarak agresif yapıda bir patron olup, personellerine saygı sınırlarını aşan söz ve davranışlarda bulunduğunu, bu meyanda 22.06.2023 tarihinde müvekkiline küfür ve hakaret edip işten kovduğunu; hak ettiği işçilik alacaklarını da ödemediğini, müvekkilinin Mayıs 2023'te kızının "isteme" merasimi için mekan arayışına girdiğini, müvekkilinin bir düğün salonu sahibi ile yaptığı konuşmaya şahit olan ...'ın, müvekkiline "bu iş için para harcamamasını, şirketin yemekhanesini kullanabileceğini" söylediğini, müvekkilinden herhangi bir ücret talep etmeyen davacı şirket yetkilisinin, müvekkilinin şirkete onca emeğinin geçtiğini, bu kullandırımın müvekkiline ve kızına düğün hediyesi olduğunu söylediğini, taraflar arasında bu kullanırım için bir ücret belirlenmediğini, davacı şirket yetkilisinin bu teklifi kendi rızası ile yaptığını, bu kullandırımın hediye olup, bunun hukuken karşılığının "bağış" olduğunu, davacı tarafça "salon" olarak adlandırılan yerin şirket personellerinin yemek yediği yemekhane olduğunu, yerleşim planınında da "yemekhane" olarak geçtiğini, yemekhanenin müvekkilinin akrabaları tarafından hazırlandığını, servisin de akrabalar tarafından yapıldığını, müvekkili ve ailesi tarafından hazırlandığını, müvekkilinin kızının bir organizasyon şirketi ile anlaştığını, mekanın süslemesinin bu şirket tarafından yapıldığını, bedelinin müvekkilinin kızı tarafından ödendiğini, serviste kullanılan tabak- bardak- peçete- içecek gibi gerekli malzemelerin müvekkili tarafından satın alındığını; ikramların geniş aile bireyleri tarafından ortaklaşa hazırlandığını, bir kısmının müvekkili tarafından satın alındığını, 20.05.2023 tarihinde şirketin yemekhanesinde "kız isteme kahve ikram etme gibi" sembolik birkaç adet yerine getirildiğini; normalde ev ortamında da yapılabilecek bu etkinliğin yaklaşık 1-1,5 saat sürdüğünü, video kayıtları ve fotoğraflarla belli olduğu üzere sandalye koltuk sayısının maksimum 30 kişilik olduğunu, ayaktakilerle birlikte bu organizasyona yaklaşık 35 kişi katıldığını, taraflar arasında bu yer kullanımı için etkinlik öncesinde de sonrasında bir ücret ödenmesinin kesinlikle konuşulmadığını, ücret talep edilmediğini, davacının davasının hem haksız hem de kötü niyetli olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, her şeyden önce taraflar arasında davacı şirkete ait yemekhanenin kiralanması, kira bedelinin 300.000,00 TL olması hususunda bir anlaşma yapılmadığını, iddia edildiği şekilde taraflar arasında kira ve-veya hizmet sözleşmesi kurulmadığını, müvekkiline yemekhaneyi ücretsiz olarak kullandırmayı taahhüt eden davacı şirketin, bu hizmetten aylar sonra düzenlediği sahte içerikli fatura ile müvekkilinden 300.000,00 TL talep edemeyeceğini, müvekkilinin bahsi geçen yeri ücretsiz olduğu için kullandığını, müvekkilinin aldığı son maaşın, net 12.000,00 TL olduğunu, 12.000,00 TL maaş alan bir ustanın kızı için yapacağı bir etkinlik için patronuna 300.000,00 TL borçlandığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, nişan-kına gecesi-düğün gibi çok daha masraflı ve gerekli giderleri olacak olan bir baba için bu miktarda bir gider çok fazla olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin faaliyet kolu itibariyle "düğün salonu kiralama işletme hizmeti" vermesinin de mümkün olmadığını, davacı şirketin ... kayıtlarında "amaç ve konu" başlığı altında "makine mühendislik gıda teknoloji" kolları ilan edilmiş olup "düğün organizasyon kiralama işi" faaliyet alanı içinde yer almadığını, bu sebeple davacı şirketin faaliyet kolu olmayan düğün organizasyon eğlence sektörüne ilişkin fatura düzenlemesinin de mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere kız isteme etkinliğinin 20.05.2024 tarihinde gerçekleştiğini, 300.000,00 TL'lik faturanın ise 28.12.2024 tarihinde düzenlendiğini, davacı şirket aleyhinde takip miktarının %20'si tutarında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, görev itirazlarının kabulü ile bağıştan rücu davasına bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olmakla mahkemenin görevsizliğine, davacının iddiasının kira alacağına ilişkin olduğu ve kira alacaklarında dava şartı arabululucuk toplantısı yapılması gerektiği için davanın dava şartı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde esastan haksız olan davanın reddine, icra takibine işçilik alacaklarının ödenmemesi için kötü niyetle başlandığından, takip miktarının %20'si tutarında inkar tazminatının davacı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, varlığı iddia olunan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki iş bölümü ayrımı kaldırılarak görev ilişkisi kurulmuştur (TTK m.5/3).
TTK' nın 4. maddesine göre, ticaret mahkemelerinin görev alanına her iki tarafın ticaret işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile anılan maddede tadadi olarak sayılan ihtilaflardan kaynaklanan davalar girmektedir.
Davanın, genel hükümlere göre açılan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası niteliğinde olduğu ve uyuşmazlığın asliye mahkemesinin görevine girdiği, anlaşılmaktadır.
Mahkemelerin görevi, dava şartıdır. (HMK m. 114/(1)-c)
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (HMK m.115/(2))
Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Eldeki davada davalının davacının işçisi olduğu dönemde iş yerinde bulunan bir salonun kullanımı sebebiyle varlığı iddia olunan hizmet sözleşmesi uyarınca, alacak talebine ilişkin olduğu, davalının tacir sıfatına sahip olmadığı, TTK m. 4/1 uyarınca; “her iki tarafın tacir olması” koşulu gerçekleşmediğinden ve genel hükümlere göre itirazın iptali davaları TTK m. 4.'de tadadi sayılan ihtilaflardan olmadığından; TTK m.5 gereğince, mahkememizin görevsizliğine karar verilmiştir.
Bu sebeple; Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, usulden reddine; görevli mahkemenin...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm fıkrası tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine,
...... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine,
Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine,
Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine,
Dair, Davalı Vekili Av. ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde...... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2025
Katip ......
¸e-imzalıdır.
Hakim ......
¸e-imzalıdır.