T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2025/178 Esas
KARAR NO : 2025/548
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No:...)
VEKİLİ : Av. ... - .....
DAVALI : ... - (T.C. Kimlik No:...)
VEKİLİ : Av. ... -.....
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 12/02/2024
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİHİ : 06/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalı ... arasında, davalının sahibi olduğu ... Şirketi'nin %25 oranındaki hisse payının devri için sözleşme yapıldığını, taraflar arasında yazılı sözleşme de hazırlandığını, ...'in müvekkilini sürekli ertelemesi sebebiyle işbu sözleşmenin imza altına alınamadığını, sözleşme her ne kadar imza altına alınamamış ise de müvekkilinin şirket ortaklığına ilişkin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin, ... ile anlaşmasına güvenerek kendisine ait olan Fabrika Spor Salonunu devrettiğini, akabinde daha önce görüştüğü ve ücret konusunda anlaştığı davalı ...'e ait ... Şirketi'nin %25'lik hisse bedeli ve hissesi oranında katıldığı şirket giderleri için sair tarihlerde toplam 765.600,00 TL değerinde parça parça ödeme yaptığını, bu sebeple müvekkilinin bahse konu şirketin %25 oranında ortağı olduğunu, müvekkili ile davalının, hisse bedelinin ödenmesine müteakip 10 iş günü içerisinde hisse devrinin yapılacağı konusunda anlaştıklarını fakat davalının sürekli şirkete ait vergi borcunu yapılandırdığını, kısa süre içinde vergi borcunun tamamını ödeyeceğini, akabinde devir işlemini yapacağını belirterek hisse devir işlemini sürekli olarak ertelediğini, müvekkilinin uzunca bir süre bekledikten sonra davalının resmi olarak hisse devrini gerçekleştirmemek için kendisini oyaladığını fark ettiğini, yine haricen öğrenilen bilgiye göre dava konusu şirketin bilinen adreste faaliyetine son verildiğinin ve kiralanan taşınmazda artık başka bir şirketin faaliyet göstereceğinin öğrenildiğini, davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkilinin güvenini kötüye kullandığını, hisse payı devrini gerçekleştirmediğini, müvekkilinin ... adına kayıtlı banka hesabına da şirketin ortak gider ve harcamaları için muhtelif zamanlarda ödemeler yaptığını, yine müvekkilinin spor merkezine ait 37.165,98 TL değerindeki doğalgaz faturasını 08/03/2023 tarihinde kendi banka hesabından ödediğini, müvekkilinin ödediği tutarların tahsili amacıyla davalı aleyhine .....Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafça 04/10/2023 tarihinde icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, tüm bu nedenlerle davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında bir hisse devir sözleşmesi olmadığını, davacının müvekkiline ait salonda öğrencilerine ders verdiğini ve müvekkilinin salonunu kullandığı içinde ödemede bulunduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve reddi gerektiğini belirtmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava; hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Eldeki dava ilk olarak ..... Mahkemesinde açılmış, davacı yan dava dilekçesi ekinde arabuluculuk faaliyet sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini ibraz etmemiş, mahkemece verilen görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.
Dava konusu anonim şirketi hisse devir sözleşmesinden kaynaklanmakla ticari niteliktedir.
Davada uyuşmazlık konusu olan ve öncelikle irdelenmesi gereken husus taraflar arasında hisse devir sözleşmesi ve bu kapsamda yapılmış bir ödemenin mevcut olup olmadığıdır. Bunun için de öncelikle ispat yükünün hangi tarafa ait olduğunun tespit edilmesi gereklidir.
Bilindiği üzere ispat hakkı, adil yargılanma, çelişmeli yargılama, silahların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak yasalarımızda düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ve 6100 sayılı HMK'nun 190.maddesinde "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." düzenlemesi yapılmıştır. İtirazın iptali davalarında da HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, banka aracılığı ile gönderdiği paraların hisse devrine karşılık olduğunu iddia ettiğine göre, paranın bu amaçla gönderildiğini ispat yükü davacıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Ancak davalı hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka bir nedenle geçersiz olduğunu (ya da sona erdiğini) ileri sürerse, bu durumda ise ispat yükü davalıdadır. Davalı bu durumda, varlığını kabul ettiği hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürmekle ispat yükünü de üzerine almış olur. (Bkz. Y. HGK'nun 05.11.2013 Tarih ..... sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalardan sonra, somut olaya bakıldığında, davacı tarafından davalıya havale yolu ile para gönderildiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki ihtilaf, dava konusu havalelerin hangi amaçla gönderildiği noktasındadır.
Medeni Kanun'un 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olup, davacı alacaklı takip ve dava konusu parayı, davalıya şirket hisse devrine karşılık verdiğini yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davacı havale ile davalıya sözleşme bedeli olarak para gönderdiğini ancak hisse devrinin gerçekleşememesi sebebiyle ödenen bedellerin iadesi gerektiğini savunmuş, davalı ise, davacı tarafından ödenen paranın salon kullanım bedeli olduğunu, taraflar arasında şirket hisse devrine ilişkin bir ticari ilişki olmadığını ve davacıya borcu olmadığını, belirtmiştir. Havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir ifade ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerekir. (Bkz...... Dairesi'nin 03/10/2013 tarihli ...... sayılı kararı)
Somut olayda, dosya içinde yer alan davaya dayanak dekontlarda ödemenin ne amaçla yapıldığı belirtilmemiş, davacı tarafından sunulan mesaj kayıtlarının da taraflar arasında hisse devir sözleşmesi olduğu ve buna ilişkin ödemeler yapıldığı hususunu ıspat edilebilecek nitelikte olmadığından, mevcut delil durumuna göre ıspatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 9.770,65 TL harçtan çıkartılarak geriye kalan 9.155,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 125.259,43 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekili Av. Davacı Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. ...'ın (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
Not : Bu evrak 5070 sayılı Elektronik imza yasası kapsamında imzalanmıştır.