T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/56 Esas - 2025/603
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/56 Esas
KARAR NO : 2025/603
HAKİM :.......
KATİP :.......
DAVACI :.......
VEKİLLERİ : Av. .......
Av. .......
DAVALI : .......
VEKİLİ : Av. .......
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/01/2025
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
YAZIM TARİHİ : 17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında ticari ilişki olduğunu ve davacı şirketin davalıya takip konusu faturaların içeriğindeki ürünleri tedarik edildiğini, davacı ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağın bakiye kalan kısmının davacıya ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla icra dosyasındaki ve ekindeki faturalar ile .......Esas Sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlu tarafından borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın hukuka aykırı ve kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirket ile davalı borçlu arasında:"......." ürünlerinin temin edilmesi hususunda anlaşma yapıldığı, takip konusu ve dava konusu olan "15.04.2023 tarih ... nolu 8.614,00 TL bedelli ve 31.08.2023 tarih ... nolu 614.100,00 TL bedelli" faturaların tanzim edildiğini, söz konusu faturalara ilişkin davalının herhangi bir şekilde itiraz etmediğini ve anlaşma çerçevesinde kısım kısım ödemelerini yaptığını, 17.10.2024 tarihli Cari Hesap Ekstresinde alacaktan bakiye borç kalan 24.214,00 TL davacıya ödenmediğini, davalı borçlunun bakiye kısmı ödememesi üzerine davacı tarafından ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalı borçlunun borca itirazı ile takibin durduğunu, davalının 07.11.2024 tarihli borca itiraz dilekçesinde "borcu inkar" ile iktifa ettiği, somut bir gerekçenin sunulmadığını, borçlunun hem eksik ifada bulunduğunu hem de, borcunu inkar ettiğinden davacının mağduriyetine sebebiyet verdiğini borçlunun borcu inkarının hukuki olarak bir anlam ifade etmediğini, aynı faturalara dayanılarak yapılan kısmi ödemeler ile faturaların varlığını kabul edildiğini, bakiye ödemenin yapılmamış olması ve itiraz edilmiş olmasının kötüniyetle hareket edildiğini gösterdiğini, davalı borçluya kesilen faturaların fatura karşılığı gelen ödenmeyen meblağın davacının defter ve kayıtlarında sabit olduğunu ve yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde de söz konusu durum ortaya çıkacağını, icra dosyası kapsamındaki faturaların senet hükmünde ve güçlü bir delille ortaya konulmadığı sürece kesin ispat aracı olduğunu, borçlu tarafından delil sunulmadığı düşünüldüğünde borca itirazın hukuka aykırı yönünün bir kez daha gözler önüne serileceğini, borca itiraz etmek suretiyle icra takibinin durdurulması davacının alacak hakkına ulaşmasının engellenmesi göz önünde bulundurulduğunda takibin devamı için itirazın iptali davasının ikamesi zaruri hale geldiği ve İİK 67/2 Maddesinde:"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' denilmekte olduğunu, anılan kanun maddesi gereği haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın kabulüne, davalı borçlunun .......E. Sayılı dosyası kapsamında icra takibine yapmış olduğu itirazının iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa reeskont avans faizi uygulanmasına, %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Davacı vekili, 11/09/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini belirtip; adı geçen vekilin vekâletnamesinde, davadan feragat yetkisinin bulunduğu (HMK m.74), görülmüştür.
Davalı vekili 11//09/2025 tarihli dilekçesiyle, davacı taraf ile sulh olduklarını belirtip herhangi bir taleplerinin olmadığını bildirmiştir.
Davadan feragat iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir. 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesinde "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." olarak tanımlanmakla
309. maddede "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır."
310. maddede "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir."
311. maddede "(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." düzenlemelerinin yer aldığı; anılan hükümler çerçevesinde sunulan feragat beyanının şart bağlı olmadığı, davacı vekilinin HMK'nun 74. maddesi gereği vekaletnamesinde feragat özel yetkisi de bulunduğu görülmekle feragat nedeniyle, davacının davasının reddine dair aşağıda yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın feragat nedeniyle reddine,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22.maddesi ve 1 sayılı tarife uyarınca, feragat muhakemenin ilk celsesinden sonra yapıldığından 615,40 TL maktu karar ve ilâm harcının 2/3’ü olan 410,27 TL harcın, peşin alınan 615,40 TL'den çıkarılarak artan 205,13 TL'nin; karar kesinleştiğinde, istemi ve başvurusu hâlinde davacıya iadesine,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Talep gibi vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
HMK m.333/1 gereğince harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2025
Katip .......
¸e-imzalıdır.
Hakim .......
¸e-imzalıdır.