T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/616 Esas - 2026/323
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/616 Esas
KARAR NO : 2026/323
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/08/2025
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
YAZIM TARİHİ : 30/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıdan faturaya dayalı alacağının tahsili amacıyla taraflarınca .... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlu tarafından hiçbir gerekçe göstermeksizin borca, işlemiş ve işleyecek faiz ile borcun tüm fer'ilerine itiraz edilerek söz konusu takibin durdurulduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirket ile aralarındaki ticari tarihli ... numaralı 322.122,37 TL tutarlı e fatura düzenleyerek davalı tarafa gönderilmiş olduğunu, Davalı tarafından söz konusu faturaya sistem üzerinden itirazda bulunulmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 21/2: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü gereğince davalının süresinde itiraz etmediği faturanın içeriğini kabul ettiğinin açık olduğunu, bununla birlikte; davalı şirket tarafından bahse konu faturada müvekkili şirkete kısmi ödeme yapıldığını, son durumda müvekkili şirketin 154.495,14 TL bakiye alacağı kaldığını, davalı tarafça yapılan ödeme müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki ve fatura alacağının likit ve muayyen olduğunun ispatı olduğunu, söz konusu fatura alacağının tahsili amacıyla .... E. Sayılı dosyasında ilamsız icra başlatılmışsa da fatura içeriğine itiraz etmeyen davalı tarafça icra dosyasına itirazda bulunulduğunu ve takibin davalı tarafından haksız şekilde durdurulduğunu, bunun akabinde taraflarınca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, açıklanan nedenlerle borçlu şirket tarafından usul ve yasaya aykırı olarak borca, işlemiş ve işleyecek faiz ile borcun tüm fer'ilerine itiraz edilerek haksız yere durdurulan dava konusu takip hakkında itirazın iptali ile bakiye alacak olan 154.495,14 TL üzerinden takibin devamına ve müvekkili şirket lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER:
-.... esas sayılı icra takip dosyası,
-Davacı ticari defter ve kayıtları, faturalar,
-Bilirkişi raporu:
24/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalı şirketler arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklı olarak davacı şirket tarafından davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, dava dosyası, davacı şirketin ibraz etmiş olduğu ticari defter ve belgeleri kapsamında yapılan inceleme sonucunda, davacı şirket .... Esas dosyasında davalı şirket hakkında 322.122,44 TL fatura alacağı ve 54.765,23 TL faiz olmak üzere 376.887,67 TL alacak için başlatmış olduğu icra takibine davalı/borçlu itirazı ile takibin durdurulduğu, davacı şirketin incelenen defter kayıtlarında davalıdan (192.521,50+322.122,44-) 514.643,94 TL alacaklı olduğu ve davalıdan olan alışları nedeniyle davalıya 360.148,80 TL borçlu olduğu, taraflar arasında borç alacak mahsubu ile davacının 514.643,94-360.148,80=154.495,14 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı; davalı şirketin dosyaya ticari defter ve belge bildiriminde bulunmadığı, davacı işbu davada, “dava konusu takip hakkında itirazın iptali ile bakiye alacak olan 154.495,14 TL sinden takibin devamı” talebinde bulunmuş olup, itirazın iptaline karar verilmesi halinde, icra takip tarihi itibariyle avans faizi uygulaması, inkar tazminatına hükmedilmesi hususlarında takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.
İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(4) ...
(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."
Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:
a) İlamsız takip yapılmış olması,
b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması
yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.
İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.
Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır.
Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
Yapılan ihtara rağmen davalı tarafından ticari defter yerleri bildirilmemiş ve defterler ibraz edilmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir.
Davacı, davalı ile aralarında mal alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya 154.495,14 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 154.495,14 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne, takibin 154.495,14 asıl alacak üzerinden aynı koşullarda devamına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 154.495,14 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KABULÜNE,
.... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına,
Hükmedilen 154.495,14 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 10.553,56 TL harçtan peşin alınan 753,96 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.799,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 7.556,86 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair,Davacı Vekili Av. .... 'ün yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2026
Katip ....
¸e-imzalıdır.
Hakim ....
¸e-imzalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy