T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/887 Esas - 2025/991
T.C.
ANKARA BATI
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/887 Esas
KARAR NO: 2025/991
HAKİM:
KATİP:
DAVACI-KARŞI
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVALI-KARŞI
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/07/2024
KARAR TARİHİ: 04/11/2025
K.YAZIM TARİHİ : 05/12/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; müvekkilinin davalı taraftan parke taşı satın aldığını, davalı taraf satıp, parasını aldığı taşları teslim etmediğini, hemen teslim etmesi gereken taşları halen teslim etmediğini, müvekkilinin 11.10.2023 tarihli yazısıyla son kez davalı tarafı uyardığını, yazısında; "...Bağlantısı yapılmış olan 3000 m2 6 cm'lik Behaton Gri Parke Taşından kalan 2054 m2si; 1300 m2 ve 6 cm'lik Behaton Kırmızı Parke Taşı, 2500 Adet (10*20*50'lik) Bordürden kalan 1860 adeti ve 180 adet (15*30*75'lik) Bordür malzemelerinin halen teslim edilmediğini, söz konusu eksik malzemelerin ivedilikle teslim edilmesi gerektiğini, aksi takdirde firmanın mağduriyetinin giderilmesi için gerekli hukuki işlemlerin başlatılacağı hususu bilgilerinize rica olunur..." şeklinde karşı tarafı sözleşmenin gereğini yapmasını talep ettiğini, davalı tarafın müvekkilinin talebine duyarsız kaldığını, belirtilen ve talep edilen parası ödenmiş, malzemeleri teslim etmediğini, bu nedenle davalının satışa konu malzemelerinin teslimine karar vermesini talep etmek zorunda kaldıklarını beyan ederek, öncelikle müvekkilinin karşı taraftan satın aldığı; 2054 m2 6 cm'lik Behaton Gri Parke Taşı, 1300 m2 ve 6 cm'lik Behaton Kırmızı Parke Taşı, 2500 Adet (10*20*50'lik) Bordür taşı ve 180 adet (15*30*75'lik) ebadında bordür taşının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, davalının müvekkiline sattığı malzemelerin(taşların) tesliminin mümkün olmaması halinde ise dava tarihindeki piyasa rayiç bedelleri üzerinde değerinin tespitine karar verilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması koşuluyla şimdilik 50.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 07/02/2025 tarihli dilekçe ile davasını ıslah etmiş ve talebini 1.009.344,00TL'ye artırmıştır.
Davacı vekili 07/05/2025 tarihli dilekçesi ile aynen ifa taleplerinin kalmadığını, bedel taleplerinin olduğunu belirtmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sipariş formunda anlaşmazlık halinde yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğu kararlaştırılarak yetki sözleşmesi yapıldığını, bu sebeple, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava yetkisiz mahkemede açılmış olup, yetki itirazının kabulü ile, dosyanın yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde teslim edilenler haricinde, teslim edilmediğini belirttiği 6 cm Behaton kırmızı parke taşından 62 m2'lik kısmı ve yine 10x20x50'lik bordür taşından 260 adetlik kısmı 28.10.2021 tarihli ... numaralı irsaliye ile davacıya teslim edildiğini, davalının sunmuş olduğu müşteri istek formunda, "sevk adresi" müvekkilinin ... adresi esas alınarak "..." olarak belirtildiğinden ürünlerin teslim yeri fabrika olduğunu, davacının, bu zamana kadar teslim almış olduğu ürünleri, fabrikaya gelerek teslim aldığını, kaldı ki, TBK m.89/2 hükmü; "...sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde" ve 89/3 hükmü ise; " ...doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde" ifa edileceği hükmünde olduğunu, davacının, 28.10.2021 tarihinde ürünlerin bir kısmını teslim aldıktan sonra, uzun bir zaman sonra (06/2023) ürün almak için fabrikaya geldiğini ve yine bir kısım ürünlerin teslim edildiğini, davacının uzun bir süre sonra yaklaşık 1 yıl 8 ay sonra ürünleri, sözleşme bedeli ile teslim almak istemesinin, dürüstlük kuralına uymadığını, yine, borç ilişkisinde, taraflar, dürüstlük kuralı gereğince sözleşmenin amacına ulaşabilmesi için sadakatle ortaklaşa çalışmakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla borcunu gereğince ifa etmek isteyen bir borçlunun, dürüstlük kuralına aykırı olarak ya da hakkın kötüye kullanılmasına yol açacak şekilde, söz konusu ifaya hazır olma durumunu uzun süre sürdürmesini istemek, tarafların sözleşmenin amacına ulaşmasını sağlama yükümüne de aykırılık oluşturacağını, yine, davacının, sözleşme kurulduktan sonra, ürünleri uzun bir süre talep etmeyip, yaklaşık 2 yıl sonra önceki fiyattan ifasını talep etmesi, bu zaman zarfında ürün imalat maliyetlerinin (işçilik+beton vs) enflasyon ve ekonomik nedenler ile ciddi oranda artmasından kaynaklı zarara müvekkilinin katlanmasını istediğini, sözleşmenin kurulmasından sonra, makul sürede ifa istenmemesi, makul sürede tolere edilebilecek riskleri artırdığını, uzun bir zamandan sonra ve sözleşmenin kurulmasından sonra asgari ücretin yılda iki kez artırılması ve buna bağlı olarak işçilik maliyetlerinin ve diğer girdi maliyetlerinin enflasyon nedeni ile artmasının müvekkilini zor duruma soktuğunu, davacının ihtarnamesinde belirttiği gibi, müvekkilinin öngörülemeyen veya öngörülüp de taraflarca göz önünde tutulmayan olağanüstü durumu ve ifa güçlüğünü davacıya bildirmesi üzerine davacı 14.06.2023 ve 23.06.2023 tarihli faturada zikredilen ürünleri, uyarlanmış bedelden alarak ve faturalara itiraz etmeyerek, olağan üstü durumu ve müvekkilinin ifa güçlüğünü kabul ederek, bedelin uyarlanmasını kabul ettiğini, aslında davacının bedelde uyarlamayı kabul ettiğinden, açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, davacının, talep ve sonuç kısmında hem, aynen ifa talep etmiş hem de, borcun ifa edilmemesinden doğan zararını talep ettiğini, her iki talebin birlikte ileri sürülemeyeceğini, TBK m.125/1 hükmü aynen ifa, 125/2 hükmü ise, borcun ifasından vazgeçme şartıyla ifa edilmemeden doğan zararın talep edilebileceğini hüküm altına aldığını, bu sebeple, davacının ya 125/1'e göre aynen ifa ya da, 125/2'ye göre ifa edilmemeden doğan zararı talep etme hakkı olduğundan taleplerinden birini tercih etmesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddine, davacının bedelde uyarlamayı kabul etmesi nedeni ile reddine, sözleşmenin bedelde uyarlanmasını ve uyarlama mümkün olmazsa öncelikle fesih, aksi halde sözleşme kökenli sözleşmeden dönme kararı verilmesine, sözleşmeden dönme veya fesih halinde davacının HMK 107 hükmünce, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, tam ve kesin olarak belirlemek üzere 100,00TL tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Tarafların ticaret sicil kayıtları, ticari defter ve kayıtları, 11/10/2023 tarihli ihtarname, ödeme belgeleri, faturalar, 17/01/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, 03/03/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi heyeti raporunda, asıl dava yönünden; taraf defterlerinin zamanında tasdik edildiği, defter kayıtlarının birbirleri ile uyumlu olduğu ve defterlere göre; davacının muhasebe kayıtlarında davalı ... A.Ş.'nin Rapor tarihi itibariyle 30.649,22 TL borçlu göründüğü, ... A.Ş.'nin ticari defter ve yasal evrak incelemesinde Davacının; 04.11.2021 tarihi itibariyle peşin olarak ödeme evraklarını verdiğini, Davalı tarafından tahsilatın peşin olarak tahsil edildiği, rapor tarihi itibariyle davacının 30.514,65 TL alacaklı göründüğü, davacı ile davalının yasal defter tasdiklerinin süresinde yapıldığı, T.T.K’ nu 64 ve 65. maddeler çerçevesinde kayıt nizamına uygun olarak usulüne uygun tutulmuş olduğu, muavin defter kayıtlarında yer alan fatura ve ödemelerin;...A.Ş. Tarafından 15.04.2022 davacı hesabına yansıtılan 497,09TL Senet protesto masrafı dışında birbiriyle uyumlu olduğu, ticari defterlere göre davalının davacıya borçlu olduğu, ... A.Ş.'nin 26.10.2021 tarihli Müşteri İstek Formu çerçevesinde davacı... Şti'nin Sipariş Avanslarını peşin olarak ödediği, taraflar arasında düzenlenen 26.10.2021 tarihli müşteri istek formu ile sipariş edilen ürünlerin toplam ürün bedeli 109.120,00TL. + 19.641,60 (%18 KDV ) olmak üzere toplam 128.761,60TL. olduğu, 28.10.2021 tarihli fatura ile müşteri istek formu ile sipariş edilen ürünler ve fiyatlara uygun olarak teslim edilen ürün bedeli 6.809,00 TL + 1.225,62 TL.( %18 KDV dahil) Toplam 8.034,62 TL olduğu, 14.07.2023 ve 28.06.2023 tarihlerinde kesilen fatura ile teslim edilen zamlı ürünlerin bedelinin 75.721,00TL + 13.629,78TL. (%18 KDV) Toplam 89.350,78 TL olduğu, teslim edilen bu ürünlerin, zamlı ürün bedelinin; müşteri formundaki birim fiyatlar ile ( %18 KDV ) dahil toplam ürün bedelinin 23,388,78 TL olduğu, geriye kalan farkın ( %18 KDV ) dahil 65.962 TL olduğu bu farkın, ürünlerin davacı tarafından zamanında teslim alınmamasından dolayı yansıtıldığı, davacının bu zamlı fiyat uygulamasına itiraz ederek huzurdaki davayı açtığı anlaşılmakla, durumun hukuki değerlendirmesi ve takdirinin mahkemeye ait olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bedeli ödendiği halde davacı - karşı davalı alıcıya teslim edilmeyen 2054 m2 6 cm'lik Behaton Gri Parke Taşı, 1238 m2 ve 6 cm'lik Behaton Kırmızı Parke Taşı, 1600 Adet (10*20*50'lik) Bordür taşı ve 180 adet (15*30*75'lik) ebadında bordür taşının aynen teslimine karar verilip verilmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu; aynen taksim mümkün olmadığı takdirde, 28.10.2021 tarihli faturaya göre teslim edilmeyen yukarıdaki ürünlerin dava tarihi itibariyle piyasa rayiçleri ile ürün bedeli 841.120,00TL + 168.224,00 TL( %20 KDV) toplam 1.009.344,00TL olacağı, karşı dava yönünden; dava konusu sözleşme satış sözleşmesi olduğu için bir malın tesliminin söz konusu olması sebebiyle somut olayda davalı-karşı davacının sözleşmenin feshini ya da dönülmesini isteme hakkının olmadığı gibi; davalı satıcı tarafından alıcıya ihtarname gönderilerek malın tesliminin teklif edilmediği, malın teslim alınmaması sebebiyle tevdi mahalli tayini cihetine de gidilmediği, satış konusu malın bozulabilir nitelikte olmadığı ancak depolama vs masrafları olduğu gerekçesiyle hakim izniyle satışının da istenmediği, olayda alıcının temerrüdü olmadığına göre süresinde teslim edilmeyen malın maliyetindeki artışın ifa güçlüğü sebebiyle uyarlanması imkanının bulunmadığı, bu nedenle satışa konu malın bedelini peşin olarak alan davalı – karşı davacı satıcının kalan malları teslimden kaçınamayacağı kanaatine varılmakla birlikte meselenin hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda, davacı ile davalının yasal defter tasdiklerinin süresinde yapıldığı, T.T.K’ nu 64 ve 65. maddeler çerçevesinde kayıt nizamına uygun olarak usulüne uygun tutulmuş olduğu, Muavin defter kayıtlarında yer alan fatura ve ödemelerin;... A.Ş. Tarafından 15.04.2022 davacı hesabına yansıtılan 497,09TL Senet protesto masrafı dışında birbiriyle uyumlu olduğu, ticari defterlere göre davalının davacıya borçlu olduğu, 28.10.2021 tarihli .... no.lu fatura, 14.06.2023 tarihli .... no.lu fatura ve 28.06.2023 tarihli ... no.lu faturalar ile ürünlerin teslim edildiği ve her iki şirketin kayıtlarında bu faturaların yer aldığı, sipariş formu ile düzenlenen bu 3 faturanın mahiyetinin sabit olduğu bu 3 faturaya göre teslim edilen ürünlerden sipariş formundaki ürünler mahsup edilerek teslim edilmeyen ürün miktarlarına ulaşılmış olup, bu miktarlar tekrar kontrol edilmiş olup ,rapordaki hesaplamaya esas teslim edilmeyen miktarların tutarlı olduğu; 28.10.2021 tarihli faturaya göre teslim edilmeyen yukarıdaki ürünlerin dava tarihi itibariyle piyasa rayiçleri ile ürün bedeli 841.120,00TL + 168.224,00TL( %20 KDV) toplam 1.009.344,00TL olacağı, ancak bu tutardan 14.06.2023 tarih ve 28.06.2023 tarihli faturaların sipariş tarihindeki hesaplanan tutarları olan 23.388,78TL düşüldükten sonra 986.055,22TL olduğu hesaplandığı, bilirkişi raporunda talep edilecek faiz türü ve faiz başlangıç tarihi ile ilgili herhangi bir hesaplama yapılmadığı, dolayısı ise talep edilen faiz türü ve faiz başlangıç tarihi davalı vekilinin bu talebinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
GEREKÇE :
Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen parke taşı satış sözleşmesi kapsamında parke taşının aynen teslimi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Karşı dava, asıl davada davacının talebinin kabul edilmesi halinde TBK madde 485 uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 26/10/2021 tarihli müşteri istek formuna konu Behaton (6 cm) 3000 adet, Behaton (6 cm) (kırmızı) 1300 adet, 10x20x50 Bordür 2500 adet, 15x30x75 Bordür TSE 180 adet ürünün davalı tarafça davacıya teslimi konusunda icap - kabul şeklinde anlaşma söz konusu olduğu, davacının satın alınan ürünlerin bedelini çekler vererek ve havale yaparak davalıya ödediği, davalının da bir kısım ürünü teslim ettiği, asıl davada teslim edilmeyen ürünlerin aynen teslimi olmadığı takdirde bedelinin tahsili talep edilmiş, karşı davada ise alacaklının temerrütü sebebiyle oluşan zararın tazmini talep edilmiştir.
Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanarak, taraflara ait defter ve kayıtlar ile dosya kapsamında sunulan deliller incelenerek bilirkişi raporu alınmış, kök raporun uyuşmazlığın çözümü için yeterli görülmemesi sebebiyle bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Teslim edilen/edilmeyen ürünlerin sayısı yönünden rapordaki tespitlerin yerinde olmadığı görülmekle usul ekonomisi ilkesi gözetilerek ve tarafların teslim edilen ürünler yönünden aralarında uyuşmazlık bulunmadığı dikkate alınarak mahkememizce bir değerlendirme yapılarak dosya sonuçlandırılmıştır.
Dosyaya sunulu bulunan belgelerden, faturalardan, sevk irsaliyelerinden ve taraf beyanlarından anlaşıldığı üzere; 26/10/2021 tarihli müşteri istek formuna konu
-Behaton (6 cm) 3000 adetten 1172 adedinin teslim edildiği, geriye 1828 adet teslim edilmeyen ürün kaldığı,
- Behaton (6 cm) (kırmızı) 1300 adetten 62 adedinin teslim edildiği, geriye 1238 adet teslim edilmeyen ürün kaldığı,
- 10x20x50 Bordür 2500 adetten 1180 adedinin teslim edildiği, geriye 1320 adet teslim edilmeyen ürün kaldığı,
- 15x30x75 Bordür TSE 180 adet ürünün ise hiç teslim edilmediği anlaşılmıştır.
Teslim edilmeyen 1828 adet Behaton (6 cm) ürünün piyasa rayiç fiyatının raporda 160,00TL olduğu tespit edilmekle 1828 x 160,00TL = 292.480,00TL
Teslim edilmeyen 1238 adet Behaton (6 cm) (kırmızı) ürünün piyasa rayiç fiyatının raporda 200,00TL olduğu tespit edilmekle 1238 x 200,00TL = 247.600,00TL
Teslim edilmeyen 1320 adet 10x20x50 Bordür ürünün piyasa rayiç fiyatının raporda 52,00TL olduğu tespit edilmekle 1320 x 52,00TL = 68.640,00TL
Teslim edilmeyen 180 adet 15x30x75 Bordür TSE ürünün piyasa rayiç fiyatının raporda 148,00TL olduğu tespit edilmekle 180 x 148,00TL = 26.640,00TL olduğu, toplam teslim edilmeyen ürün bedelinin 635.360,00TL olduğu %20 KDV eklendiğinde 762.432,00TL davacının zararı olduğu hesaplanmıştır.
Davacı yan davasını aynen ifa talepli açmış ise de daha sonrasında TBK madde 125 kapsamında aynen ifadan vazgeçerek bedel talep etmiştir.
Aynen ifa sözleşme konusu edimin ikame edilemediği ya da ifaya hükmetmenin tazminattan daha uygun ve adil bir çözüm yarattığı durumlarda uygulanır. Böyle bir durumda alacaklının, temerrüte düşen borçluyu gecikmiş olan aynen ifaya zorlaması kural olarak mümkündür. Alacaklının aynen ifadan vazgeçtiği yönündeki irade açıklaması tek taraflı ve varması gerekli bir irade beyanı şeklinde kullanılır. Bu irade açıklaması ile alacaklı kendisine verilen ek süre içinde borcunu ifa etmeyen borçluya karşı aynen ifa yükümlülüğünün artık sona erdiğini ve bundan sonra kendisine yapılacak olan aynen ifa taleplerini ret hakkının doğacağını da bildirmiş olur. Kural olarak şekil şartına bağlı olmayan vazgeçme beyanı yenilik doğuran bir hukuki işlemdir.
Buna göre davacı yan iskan ruhsatını alabilmek için taşlarla ilgili imalatı bitirmesi gerektiğinden bahisle taşların üçüncü bir kişiden tedarik edildiğini ve inşaatın bitirildiğini, bu sebeple taş ihtiyacı kalmadığını dolayısıyla aynen ifa talebinde yararının kalmadığını beyan ederek TBK madde 125 kapsamında oluşan zararını talep ettiğinden bu yönde yapılan değerlendirme neticesinde açıklanan yasal düzenleme kapsamında asıl davanın kısmen kabulüne, 762.432,00TL'nin davadan önce temerrüt gerçekleşmediğinden dava tarihi olan 29/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karşı dava yönünden; taraflar arasında satış sözleşmesinin olduğu, davalının istek formuna konu ürünleri teslim etme edimini yüklendiği, davacının da bedelini ödemeyi yüklendiği, davacının ürün bedelini davalıya ödeyerek edimini yerine getirdiği, davalının ise eksik teslimde bulunduğu, davalı tarafından alıcıya ihtarname gönderilerek geriye kalan malın tesliminin teklif edilmediği, malın teslim alınmaması sebebiyle tevdi mahalli tayini cihetine de gidilmediği, satış konusu malın bozulabilir nitelikte olmadığı ancak depolama vs. masrafları olduğu gerekçesiyle hakim izniyle satışının da istenmediği, davacı alıcının temerrütünün de söz konusu olmadığı, bu sebeple süresinde teslim edilmeyen malın maliyetindeki artışın ifa güçlüğü sebebiyle uyarlanması talebinin haklı olmadığı, bu nedenle satışa konu malın bedelini peşin olarak alan davalı – karşı davacı satıcının kalan malları teslimden kaçınamayacağı kanaatine varılmakla karşı davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 762.432,00TL'nin dava tarihi olan 29/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-KARŞI DAVANIN REDDİNE,
3-Asıl dava yönünden;
a-)Alınması gereken 52.081,72TL karar ve ilam harcından peşin alınan 853,88TL harç ile 16.400,00TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 34.827,84TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.600,00TL'nin kabul oranına göre hesaplanan 2.719,34TL'sinin davalıdan, 880,66TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 853,88TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet harcı ile 16.400,00TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 17.742,28TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
b-)Davacı tarafından sarf edilen 147,00TL tebligat ve posta gideri ile 7.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.647,00TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 5.776,34TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
c-)Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 120.364,80TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
d-)Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Karşı dava yönünden;
a-)Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b-)Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
c-)Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/11/2025
Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı