T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/168 Esas - 2026/278
T.C.
ANKARA BATI
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2025/168
KARAR NO: 2026/278
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/02/2025
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
K.YAZIM TARİHİ : 10/05/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; davacı .....Doğal Kaynak Suyunun .... bölge bayiliğini yaptığını, davalı şirket ile 28.12.2023 tarihinde "Sebil Teslim Tutanağı" başlıklı sözleşme imzaladığını, sözleşme ile birlikte 50 adet .... marka su sebilini davalıya verdiğini, davalı firmanın isteği üzerine sebil sayısının 62'ye çıkarıldığını, davalı firmanın haksız ve gerekçesiz olarak sözleşme'yi tek taraflı olarak feshettiğini, su siparişlerini kestiğini, su sebillerinin tamamının müvekkile teslim edilmediğini, yapılan ödemelerin sonuncusunun iptal edildiğini, sözleşme'nin ilgili maddelerine dayanarak davalı firmaya ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, ancak davalı firmanın itiraz etmesi üzerine takip durdurulduğunu, davalının itirazlarının haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, kötüniyetli %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun ve somut delile dayanmayan iddialardan ibaret olduğunu, borcun henüz muaccel olmadan takip başlatıldığını, davacının talep ettiği faiz miktarının fahiş ve yıkıcı nitelikte olduğunu, "sebil teslim tutanağı"nın müvekkili şirketin iradesini ortaya koyamadığını, bu belgenin hata ve yanıltmalarla dolu olduğunu, matbu form niteliğinde olduğunu, sebillerin teslimine yönelik sadece teslim-tesellüm tutanağı olduğunu, sözleşme olarak adlandırılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından ibraz edilen belgede müvekkili şirket kaşesi üzerine şirket personeli tarafından atılan imzanın sebillerinin teslim alındığına dair bir işlem olduğunu, okunup anlaşılmadan imzalandığını, tarafların hak ve yükümlülüklerinin karşılıklı müzakere edilerek değerlendirildiği bir anlaşma metni olmayıp, sebil teslim tutanağında yer alan ifadenin müvekkili şirket tarafından kabulünün mümkün olmayacağını, davacı yan tarafından talep edilen 1 yıllık kazanç hesabı ödenmesi talebinin yasaya, hukuka ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, davacının matbu form niteliğinde tek taraflı hazırladığı sebil teslim tutanağı ile teslimini yaptığı damacana suların insan sağlığına zararlı olması durumunda yapılacakların göz ardı edildiğini, bu yönüyle de davacı yan talepleri ve iddia ettiği sözleşme hükümlerinin yasaya ve hukuka uygun olmayıp hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, 08.10.2024 tarihinde 100-120 civarı müvekkili şirket personelinin davacı yan tarafından getirilen söz konusu su sebillerinden yine davacıya ait damacana sularını tüketmeleri nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını, sonuçların personel sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle davacı firmadan damacana su alımlarına son verildiğini, davacıya ait su sebillerinin de iade edildiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, bahse konu davada borçlu sıfatının oluşmaması nedeniyle davanın usul yönünden reddine, ve Ankara Batı İcra Dairesinin .... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesini, kötü niyeti aşikar olan davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2024 yılına ait BA BS formları, davacının vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter ve kayıtları, 17/10/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, 10/03/2026 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi heyeti raporunda, somut olayda... Markalı damacana suyun ..... Laboratuvarında yapılan analiz sonucuna göre yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olmadığı, bu durumun insan sağlığı açısından da riskli bir durum oluşturduğu, davacı ....nun kayıtlarının eksik olduğu, kayıtlarında davalı şirketten yaptığı tahsilatın hiç biri görünmediği gibi, davalı şirkete düzenlemiş olduğu faturaların da eksik kaydedildiği, davacının kayıtlarının davalı şirketle borç alacak ilişkisini tam olarak göstermediği, davalı ..... Makine Sanayi Ve Tic. A. Ş.'nin kayıtlarının düzenli olduğu, davacı ile olan borç alacak ilişkisini doğru olarak gösterdiği, 2025 yılında yaptığı ödeme ile birlikte davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı, davacının dava konusu ettiği alacağın borç alacak ilişkisinden kaynaklanmadığı, davacının alacağın dayanağı olarak sözleşmenin haksız feshini gösterdiği, davacının Mahrum Kaldığı Karın Tespiti bölümünde ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere, davacının su satışlarını yapamamasından dolayı 99.172,35TL kardan mahrum kaldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda, somut olayda .... Markalı damacana su üzerinde yapılan analizler neticesinde dosyaya kazandırılan 4 analiz raporundan sadece davacı tarafından dosyaya sunulan 1 analiz sonucunun uygun sonuçlandığı, davalı tarafından yaptırılan 3 analiz raporunda suyun uygun olmadığının raporlandığı, davalı tarafın sağlığa uygun olmadığı 3 ayrı analiz raporunda bildirilmiş olan suyu, bu raporlara rağmen çalışanlarına içirmesinin ve çalışanlarının sağlığını riske atmasının kendisinden beklenemeyeceği, analiz sonucuna göre yürürlükte olan yönetmeliklere uygun olmadığı görülen suyun kullanılmasının insan sağlığı açısından da riskli bir durum oluşturduğu, davacı ....'nun kayıtlarının eksik olduğu, kayıtlarında davalı şirketten yaptığı tahsilatın hiç biri görünmediği gibi, davalı şirkete düzenlemiş olduğu faturaların da eksik kaydedildiği, davacının kayıtlarının davalı şirketle borç alacak ilişkisini tam olarak göstermediği şeklindeki tespitlerin işbu ek raporda da korunduğu, davalı ...... Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin kayıtlarının düzenli olduğu, davacı ile olan borç alacak ilişkisini doğru olarak gösterdiği, 2025 yılında yaptığı ödeme ile birlikte davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı şeklinde kök raporda belirtilen tespitin de aynen korunduğu, davacının dava konusu ettiği alacağın borç alacak ilişkisinden kaynaklanmadığı, davacının alacağın dayanağı olarak sözleşmenin haksız feshini gösterdiği, nihai takdir ve hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere davalı şirketin personelinin rahatsızlığının davacının davalı şirkete verdiği sulardan kaynaklanmadığının kabulü halinde; davacının mahrum kaldığı karın tespiti bölümünde ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere, davacının su satışlarını yapamamasından dolayı 99.172,35TL kardan mahrum kaldığı belirtilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; taraflar arasındaki sözleşmenin haksız fesih iddiasına dayalı tazminat alacağına ilişkindir.
Davacı alacaklı taraflar arasındaki sözleşmenin haksız fesih iddiası nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 14.12.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 12.12.2024 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı yan, .... Doğal Kaynak Suyunun .... bölge bayiliğini yaptığını, davalı şirket ile 28.12.2023 tarihinde "Sebil Teslim Tutanağı" başlıklı sözleşme imzaladığını, sözleşme ile birlikte 50 adet .... marka su sebilini davalıya verdiğini, davalı firmanın isteği üzerine sebil sayısının 62'ye çıkarıldığını, davalı firmanın haksız ve gerekçesiz olarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini iddia ederek tazminat talebiyle başlatılan takibe davalının vaki haksız itirazının iptalini talep etmiş, davalı yan ise 08.10.2024 tarihinde 100-120 civarı müvekkili şirket personelinin davacı yan tarafından getirilen söz konusu su sebillerinden yine davacıya ait damacana sularını tüketmeleri nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını, sonuçların personel sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle davacı firmadan damacana su alımlarına son verildiğini, davacıya ait su sebillerinin de iade edildiğini, feshin haklı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İddia ve savunmanın niteliği, uyuşmazlık konusu ve dava değeri gözetilerek iddia ve savunmanın yazılı delille ispatı gerektiğinden tarafların tanık dinletme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış, itirazlar üzerine itirazların değerlendirildiği ek rapor alınmıştır. Gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu itirazların yerinde olmadığı değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu suların davalının iddia ettiği şekilde personelinin hastalanmasına sebebiyet verip vermediğinin tüm dosya kapsamından tespit edilemediği, dosyaya sunulan delillerden suların işçilerin hastalanma sebebine net bir şekilde etki ettiğinin belirli olmadığı, ancak dosya kapsamında bulunan dört adet analiz raporundan üç adedinde suyun uygun olmadığının raporlanmış olması ve bu raporların davalı tarafça alınmış olması gözetilerek davalının haklı olarak ihtimal dahilinde olsa dahi çalışanlarının sağlığını göz ardı etmeyerek davacıdan olan su alımına son vermesinin somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiş, davacının haksız fesih iddiasının bu sebeple yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüm bu sebeplerle davacının davasında haklı olmadığı, mahrum kalınan kar talebinden davalının sorumlu tutulamayacağı kabul edilerek davanın reddine, davacının takipte kötüniyetli olduğu sabit olmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,
3-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.587,70TL harçtan mahsubu ile bakiye 855,70TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.833,33TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/04/2026
Katip .... e-imzalı Hakim .... e-imzalı