T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/578 Esas - 2025/932
T.C.
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2025/578
KARAR NO: 2025/932
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/05/2025
KARAR TARİHİ: 14/10/2025
K. YAZIM TARİHİ: 03/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;Müvekkilinin, .... Noterliği tarafından onaylanan 22.02.2025 tarihli ve.... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi kapsamında davalı şahıs şirketi ...'tan .... plaka numaralı ... model ...markalı aracı 1.310.000,00-TL karşılığında satın aldığını, sözleşme müzakereleri sırasında müvekkilinin farklı bir ilden gelerek dava konusu aracı satın alacağı için satın alınacak araçta ekspertiz raporu alınmasını istendiğini, davalının daha önceden anlaşmalı olduğu ekspertiz firmasından rapor alınması yönünde baskı uygulandığını ve davalının yönlendirdiği ekspertizden rapor alındığını, aracın ... internet sitesi üzerindeki satış ilanında ve ekspertiz raporunda hasarsız olduğuna dair müvekkiline güven verildiğini, müvekkilinin de yazışmalardan da görüleceği üzere davalının sözlerine ve müvekkiline göstermiş olduğu ekspertiz raporuna güvenerek dava konusu aracı satın aldığını, müvekkilinin sorunsuz bir araç satın aldığına inandırıldığını ve kendisine gösterilen hatalı ekspertiz raporu ile araçta bulunan hasarların tespitinin gizlendiğini, ancak, satış sonrası müvekkili tarafından aracın performansında bariz sorunlar fark edilmesi üzerine, araç bağımsız servislerce kontrol ettirildiğini ve yapılan tespitlerde hem motorun ağır hasarlı olduğu hem de aracın kilometresinin düşürülmüş olduğunun öğrenildiğini, bunun üzerine müvekkil tarafından ivedilikle ... tarihinde ..... Noterliği'nden ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek gizli ayıp ihbarında bulunulduğunu, ayrıca Ankara Batı .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... d.iş dosyasından delil tespiti yapıldığını, bu ayıpların gizli nitelikte olması sebebiyle satış anında fark edilmesi mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin aracının tamir görmesi gizli ayıp neticesinde olup kendi iradesiyle gerçekleşen bir durum olmayıp bu durumdan müvekkilinin bir karı olmadığını, bu nedenle parça ve işçilik bedelinin tamamının, davalıya ait olması gerektiğini, davacının bu aracı ticari işleri için ve şirketine tahsisi amacı ile satın aldığının aşikar olduğunu, araç mahrumiyet bedelinin de hesaplanarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalının kendisini fatura keserek şahıs şirketi olarak tanıttığını, aracın halihazırda kullanılabilmesinin neredeyse imkansız olduğunu, tüm bu nedenlerle davaya konu olan araçta sözleşmeden dönme hükümleri uygulanarak aracın satış tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte öncelikle aracın iadesini ve müvekkilinin uğradığı maddi zarar ve değer kaybının, ihtarname ve delil tespiti davası masrafları ve araç mahrumiyet bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 TL’nin, satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline mümkün olmadığı takdirde ayıp oranında bedel indirimi ile müvekkilin uğradığı maddi zarar ve değer kaybının, ihtarname ve delil tespiti davası masrafları ve araç mahrumiyet bedelinin fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 TL’nin, satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, araç satımından kaynaklı sözleşmeden dönme ve bedel iadesi ve maddi zarar kalemlerinin tahsili istemine ilişkindir.
30/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanunla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde yapılan değişiklikle, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Göreve ilişkin kurallar, dava şartıdır. (HMK m.114/1-c) Mahkeme, dava şartlarının yerinde olup olmadığını yargılamanın her aşamasında gözetir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığı hususu re’sen değerlendirilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin görev kapsamına giren ticari davaların neler olduğu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde belirlenmiştir.Buna göre:
a-TTK 4/1 maddesinde altı bent halinde sayılan hususlardan doğan davalar,
b-Özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar, (Kooperatifler Kanunu madde 99 gibi)
c-Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev sahasına girer.
Eldeki davada, davalının, ticari ve mesleki amaçla hareket etmeyen gerçek kişi satıcı olduğu, davacının ise TTK'nın 16/1, 124. maddelerine göre tüzel kişi tacir olup, TTK 19/1. maddesine göre tüm işlemlerinin ticari işletmesine ilişkin olduğu ve bu sözleşme kapsamında alıcı olduğu anlaşılmaktadır. Nisbi ticari davalar; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalardır. Bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Burada dikkat edilmesi ve özellikle üzerinde durulması gekeren gereken husus; uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olmasının veya TTK m.19/2’de “ Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” şeklinde düzenlenen ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılmasının davayı ticari dava haline getirmeyeceğidir. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Dosya kapsamından, davalının tacir olmadığı, uyuşmazlığın mutlak yada nispi ticari dava niteliği taşımadığı adi araç satım sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmenin mümkün olmadığı, ihtilafın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği, görev hususunun davanın her aşamasında dikkate alınabileceği sonuç ve kanaatiyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/10/2025
Katip .. E-İmzalı Hakim ... E-İmzalı