T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/35 Esas - 2025/104
T.C.
Ankara Batı
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2025/35 Esas
KARAR NO : 2025/104
HAKİM:
KATİP:
DAVACILAR : 1-
2-
3-
VEKİLİ:
DAVALI : 1-
VEKİLİ:
DAVALI : 2-
VEKİLİ:
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 06/12/2023
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
K. YAZIM TARİHİ: 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 27.06.2023 tarihinde davalılardan ...'in, .... Sigorta A.Ş'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı.. plakalı araç ile seyir halinde iken yaya olan müvekkili ....'na çarpması sonucu meydana gelen kazada, ...'nun hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda araç sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğunu, müteveffanın kaza tarihinde 30 yaşında ve üniversite mezunu olduğunu, babasının ise kazadan önce vefat ettiğini, hem annesi ..'na hem de aynı evde yaşayan ve üniversite okuyan kardeşi ...,'na maddi olarak destek olduğunu, ölümüyle müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını, kaza sonrası hastane tedavi ve defin gideri yaptıklarını, müteveffanın ölümüyle annesi ve kardeşlerinin derin bir üzüntü yaşadıklarını, manevi olarak da zarara uğradıklarını, uğranılan maddi zararların tazmini için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyası açıldığını ancak zararın karşılanmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... için 1,00 TL, ...,... için 1,00 TL olmak üzere toplam 2,00 TL maddi tazminatın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen, ... için 350.000,00 TL, ... ,... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ....'ten kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili mahkememize sunduğu 16/09/2025 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; Davacı ... yönünden 1,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 475.396,61 TL'ye yükseltmiş, davacı ...,... yönünden 1,00 TL olan talep miktarında herhangi bir değer arttırımı talepleri olmadığını ifade etmiştir.
CEVAP :
Davalı... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacının HMK m 119 gereği talep sonucunu açık bir şekilde belirtmesi gerektiğini, kardeşlerin destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkının bulunmadığını, kazanın sürücü....'in aracı ile beş şeritli yolun sol şeridinde kurallara uygun bir şekilde seyir halinde iken yaya ....'nun dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde karşından karşıya geçmeye çalıştığı esnada meydana geldiğini, yaya üst geçidini kullanmayan müteveffanın kazada asli ve tam kusurlu olduğunu, davacıların cenaze ve defin gideri taleplerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunduğunu, defin giderlerinin belediyeler tarafından karşılandığını, müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, kazaya karışan aracın hususi olduğunu, ticari kullanımın bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusursuz olduğunu, davaya konu kazada müteveffa yayanın geçişin yasak olduğu bir yoldan geçmek istediğini, müvekkilinin yolun en solundan hız sınırında ilerlerken sağ tarafındaki aracın yayayı görmesini engellediğini, yayanın sağ taraftaki aracı geçip müvekkilinin olduğu yola atladığını, müvekkilinin iki saniye içinde gördüğü yayaya çarpmamak için fren yapsa da aracını durdurmasının imkansız olduğunu, Ankara Batı ... Asliye Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da müteveffanın kaza noktasından takriben 130 m ileride bulunan yaya üst geçidini kullanması gerektiğini belirterek asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin kusurlu olduğu kabul edilse dahi hükmedilecek tazminat miktarının tazminat ödenen kimseyi zenginleştirmeyecek miktarda olması gerektiğini, yayanın asli kusuru sebebiyle gerçekleşen kazada davalıların müvekkilinden destekten yoksun kalma, maddi ve manevi tazminat talep etme haklarının bulunmadığını betirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, sigorta poliçesi, hasar dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, SGK kayıtları, müteveffaya ait hizmet dökümü, sosyal ve ekonomik durum araştırma raporları, trafik tescil kayıtları, tanık beyanları, ... öğretim görevlilerince düzenlenen ve hükme esas alınan 16/04/2025 tarihli kusur raporu, 04/09/2025 tarihli tazminat raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle oluşan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (..., Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; .., Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).
Davacılar tarafından, yukarıda açıklandığı üzere ölene yaya iken çarpan aracın ZMMS poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketinden ve aracın sürücüsü/işleteninden talepte bulunulmuştur.
Davaya konu trafik kazasındaki kusur oranlarının tespiti amacıyla soruşturma aşamasında hazırlanan 31.07.2023 tarihli Bilirkişi raporunda özetle; ... Plakalı Otomobil sürücüsü ...’in bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52.
Maddesinin ‘b’ bendinde belirtilen “sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yo, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak hızlarını azaltmak zorundadır” kuralını ihlal ederek Tali olarak 2. Derece Kusurlu Olduğu; Yaya ...’nun bu kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68 Maddesinin 1/b bendinde belirtilen ‘Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır’ ve 1/c bendinde belirtilen ‘Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır’ kurallarını ihlal ederek Asli olarak 1. derece Kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Ceza dosyası kapsamında alınan 13/05/2024 tarihli kusur raporunda özetle; Sürücü ...'in kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı KTK'nun 52/b maddesini ihlal etmesi nedeniyle tali kusurlu, müteveffa yaya ....'nun ise 2918 sayılı KTK'nun 68/b-c ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138/b maddesini ihlal etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Yine ceza dosyası kapsamında ... ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16/09/2024 tarihli raporda; sürücü ...'in kusursuz, müteveffa yaya ....'nun ise asli kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce makine mühendisi ve aktüerya uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 27/09/2024 tarihli raporda; Kusur yönünden, ....'in meydana gelen kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK'nun 52/b maddesini ihlal etmesi nedeniyle %25 oranında, müteveffa yaya ...'nun ise 2918 sayılı KTK'nun 68/b-1 ve 68/c maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %75 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ; Tazminat yönünden, 27.06.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen ve %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ... doğumlu ...nun annesi .... için 370.663,48 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacılardan .. yönünden destek hesabı yapılmadığı, davalılardan ... kazaya karışan .... plakalı hususi otomobilin sürücüsü / işleteni olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle davalılardan ... Sigorta A.Ş'ye 27.06.2023- 27.06.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... no'lu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, Mahkemece hükmedilecek tazminata davalılardan ... bakımıtıdan kaza tarihi itibariyle, davalılardan ...Sigorta A.Ş'ye ise poliçe teminatının ödenmesi konusunda davacılar vekili tarafından başvuru tarihi olan 17.07.2023 tarihini takip eden 8 iş günü sonunda davalının temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, hükmedilecek tazminata 28.07.2023 tarihi itibariyle yasal faiz takdir edilmesinin uygun olacağı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, iş bu rapora kusur yönünden davalı vekilince itiraz edilmiştir.
CBS tarafından alınan 31/07/2023, ceza mahkemesince alınan 13/05/2024, mahkememizce alınan 27/09/2024 tarihli raporlar ile, ... ATK nın 16/09/2024 tarihli raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşıldığından, dosya kapsamında bulunan olay anına ilişkin kamera kayıtları da incelenerek, tarafların yüzdelik kusurlarının tespiti için dosya ... ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen 21/11/2024 tarihli raporda özetle; sürücü ....'in kusursuz, müteveffa yaya ..'nun ise %100 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiş, davacılar vekilince iş bu rapora itiraz edilmiş ve çelişkilerin giderilmesi için teknik bir üniversiteden yeniden rapor alınması talep edilmiştir.
Davacılar vekili tarafından sunulan 07/01/2025 tarihli uzman görüşü raporunda özetle; Dosyasında mevcut 07.01.2025 tarihli Uzman Görüşü Raporunda özetle; Video görüntüleri ve ... yazılımı üzerinde yapılan bilime ve fenne uygun inceleme, değerlendirme ve analiz neticesi, bahse konu aracın hızının yoldaki hız limitinden yaklaşık 96 21,08 fazla olacak şekilde 96,87 Kilometre/Saat olduğu tespit edilmiştir. Kazanın meydana geldiği yer işletim hızı yüksek ancak şehir içi bir yoldur. Kazanın meydana geldiği nokta yaya üst geçidine 120 metre uzaklıktadır. Maktul yayanın yola indiği noktada yayaların yola inmesini engelleyecek herhangi bir fiziki bariyer bulunmamaktadır. Yol kenarında yaya hareketliliğini gösteren iş yerleri ve alış veriş merkezleri bulunmaktadır. Trafik görevlileri tarafından tutulan kaza tespit tutanağında araca ait fren izinin olmadığı (izlenen kaza görüntüsünde de sürücünün fren emaresi göstermediği), aracın çarpma noktasından 130 metre sonra durduğu belirtilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğin 101. Maddesinde; “Hız tahdidini belirleyen aksine bir işaret bulunmayan yerleşim birimleri içinden veya civarından geçen şehirdışı karayollarının bu kesimlerinde, can ve mal güvenliği açısından, karşıdan karşıya geçişler bir fiziki engelle yasaklanmış veya alt ve üst geçitlerle belirlenmiş ise ve hız yapmak yaya ve taşıt trafiği açısından bir engel teşkil etmiyorsa, taşıt sürücüleri yol ve trafik durumunu dikkate alarak yönetmeliğin kendilerine tayin etmiş olduğu azami hız sınırları içerisinde seyredebilirler. Hükmü amirdir. Yukarıdaki yönetmelik maddesinde anlaşılacağı üzere yasanın sürücüye tanımış olduğu azami hız sınırları içerisinde seyredebilmesi için bile yolda yayanın karşıdan karşıya engelleyecek fiziki engellerin olması gerekir. Kaldı ki sürücü yasal sınırların üzerinde bir hızla seyretmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ... E.,... K. Sayılı kararında, “ 2918 Sayılı Kanun hükümlerine aykırı taşıt yolunda seyrederek hızını azaltmaması ve hızını mevcut şartlara uydurmamasının olayın meydana gelmesinde etken olduğu ve kazada kusurunun bulunduğu yani, yasaya uyarak hızını daha düşük tutsaydı kaza önlenebilir, etkili frenle aracı durdurabilir, en azından çarpmanın şiddeti azalacağından hasar derecesi düşük olurdu. Kazanın oluşumu ve sonucu ile araç sürücüsünün eylemi (kural ihlali) arasında illiyet bağı olduğundan ve de 2918 sayılı Kanunun 52. Maddesi sürücülere; “taşıt yolunda seyrederken, kavşaklardan veya yaya geçitlerinden geçerken önlerine çıkacak yaya veya araçlara çarpmadan durabilmeleri için mahal şartlarına göre seyretme ve araçlarının hızlarını azaltma” zorunluluğu getirdiğinden, bu kurala uymayıp etkili frenle aracını durduramayan veya frene basmış olsa dahi çarpmayı önleyemeyen sürücülerin neden oldukları kazalarda kusurlu sayılmaları ilgili yasa gereğidir.” Tespitinde bulunmuştur. Kanun ve yönetmelik maddeleri ve Yargıtay içtihatları dikkate alındığında... plakalı araç sürücüsünün seyri sırasında belirlenen hız sınırının üstünde seyrettiği, dikkatini yeteri kadar seyir yönüne vermediği, “ yaygın dikkat halinden toplu dikkat haline geçmesi ve bu nedenle aracının hızını tehlike anında güvenli şekilde durdurabilecek bir limite düşürmesi yasal bir zorunluluktur. Hukuk, tehlike ve sorumlulukların arttığı her alanda bireylerden yüksek özen bekler. Bu nedenle motorlu araç sürücüleri hem kurallara uyma, hem de olası kazaları önleme konusunda yüksek özen göstermekle yükümlüdürler. Yapılan tekniğine uygun hız hesaplaması ve mevzuat hükümleri dikkate alınmadan maktul yayaya TAM kusur verilmesine katılmamız mümkün olmamıştır. Sürücünün aşırı hız ve dikkatsiz araç sürmesini kazaya etken bir konudur.” şeklinde görüş belirtilmiştir.
Davacılar vekili tarafından sunulan heyetten alınmış 07/01/2025 tarihli uzman görüşü ile 21/11/2024 tarihli ATK raporu arasında çelişki olduğu anlaşılmakla, uzman görüşündeki hız tespiti hususu ile tarafların yüzdelik kusurlarının tespitinin belirlenmesi için dosya bu kez ... öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, düzenlenen 16/04/2025 tarihli raporda özetle; "...Somut olayda, kazaya karışan yayanın CD izleme tutanak ve görüntülerinden kaplama üzerinde yaklaşık olarak 10 saniye bulunduğu, şüpheli sürücünün yayayı yeterli mesafeden fark edebileceği yayaya karşın etkin fren uygulaması ve çarpmadan önceki seyri sırasında boş olduğu görülen sağındaki şeridine direksiyon manevrası yapabileceği değerlendirmesi ile birlikte, alt geçitten çıkarak çarpma noktasına doğru seyri sırasında teknik olarak hesaplamak mümkün değilse de önündeki araçla olan mesafesini çarpma anına kadar oransal olarak 34 oranında azalttığı, bu durumunda genel trafiğin akışı itibarı ile hızının akan trafiğe kıyaslandığında daha hızlı olduğu şeklinde yorumlanabileceği, müteyakkız bir hızda fren tedbiri, korna ve sağa direksiyon manevraları ile çarpmadan kaçınmasının mümkün olduğu mütalaa olunmuştur. Gerek otomobile ait fren izinin tespit edilmemesi ve gerekse otomobilin çarptığı yayayı havalandırarak aracın üzerinden aşırarak yere düştüğü dikkate alındığında, davalı sürücü yönetimindeki otomobilin kısmen süratle seyrine devam ettirdiği ve aksine davranarak olay mahalline yaklaştığında hızını azaltması ve çarpmayı engelleyici zamanında etkili fren ve direksiyon manevra tedbirini alması halinde kaza olayının engellenebilir. nitelikte olduğu mütalaa edilmiştir. Sonuç olarak; ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ... %25 (yüzde yirmi beş) tali kusurlu olduğu, Müteveffa yaya .... %75 (yüzde yetmişbeş) asli kusurlu olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, davalı vekilince iş bu rapora da itiraz edilmiş ise de, dosya kapsamında yeteri kadar kusur raporu alınmış olması ve ... Fakültesi tarafından düzenlenen raporda çelişkilerin giderilmiş olması ve Ankara Batı .. Asliye Ceza Mahkemesince aynı şekilde çelişkilerin giderilmesi amacıyla ...den alınan 30/06/2025 tarihli raporun da aynı doğrultuda olduğu gözetilerek itirazın reddine, yeniden rapor alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkememizce talep edilen maddi tazminatların güncel verilere göre yeniden hesaplanması bakımından dosya aktüerya uzmanı bilirkişiye tevdii edilmiş, düzenlenen 07/09/2025 tarihli ek raporda özetle; "... 27.09.2024 tarihli hesap raporu dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler doğrultusunda ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlanmış olup, bu yönde değişikliği gerektirecek herhangi bir eksiklik yada yanlışlık bulunmamaktadır. Raporu düzenlenmesinden sonra asgari ücrette meydana gelen değişiklikler göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirme yapılmış, 27.06.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen ve %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ... doğumlu... annesi ... için 475.396,61 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır. raporun mahsus bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda davacılardan ... yönünden destek hesabı yapılmamıştır. Davalılardan ... kazaya karışan .... plakalı hususi otomobilin sürücüsü / işletenidir. Araç kaza tarihi itibariyle davalılardan ... Sigorta A.Ş'ye 27.06.2023- 27.06.2024 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... no'lu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır. Mahkemece hükmedilecek tazminata; davalılardan .... bakımından kaza tarihi itibariyle, Davalılardan .... Sigorta A.Ş'ye ise poliçe teminatının ödenmesi konusunda davacılar vekili tarafından 17.07.2023 tarihinde başvuruda bulunulmuş, hasar dosyası açılmış, ödeme yapılmamıştır. Mahkemece gerekli belgelerle başvuruda bulunulduğunun tespiti halinde, Karayolları Trafik Kanunun 99. maddesi uyarınca başvuruyu takip eden 8 iş günü sonunda davalının temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, hükmedilecek tazminata 28.07.2023 tarihi itibariyle yasal faiz takdir edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar müteveffanın gelirine yönelik itiraz da bulunmuş ve müteveffa...'nun üç ayrı üniversiteden (... İşletmeciliği) mezun olduğunu, tazminat hesabının asgari ücret üzerinden değil mezun olduğu bölümler neticesinde yapabileceği mesleklere göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş, murisin yakın bir zaman önce 13.01.2023 tarihinde ... bölümünden mezun olması sebebiyle öğretmenlik yapabileceği hususu göz önünde bulundurularak destekten yoksun kalma tazminatına esas kazancını tespitini talep ettiklerini belirtmişse de;
Dilekçe ekinde yer alan öğrenci belgeleri incelendiğinde; ...'nun ... tarihinde ... Üniversitesi Açıköğretim Faktiltesi iki yıllık ... İşletmeciliği programından, ... tarihinde ... Üniversitesi ... Bölümünden, 13.01.2023 tarihinde ise ... Üniversitesi ... Bölümünden mezun olduğu görülmüş, öğretmenlik yapabileceğine dair herhangi bir formasyon ya da yeterlik belgesi dosyaya sunulmamıştır.
Sigortalı Hizmet Dökümü incelendiğinde; müteveffanın 2013 ve 2014 yıllarında çağrı merkezi müşteri temsilcisi, 2021 yılında ise iki ay kadar tezgahtar olarak asgari ücret karşılığı çalıştığı görülmüştür.
... doğumlu olup kaza ve vefat tarihinde ... yıl ... aylıktır. Dosya içerisinde müteveffanın kaza tarihinde sürekli ve düzenli olarak çalışıp gelir elde ettiğini gösterir herhangi bir bilgi yada belge bulunmamaktadır. Müteveffanın mezun olduğu bölümlerle ilgili bir çalışması olduğuna ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Davacılar vekili tarafından da bu yönde bir delil dosyaya sunulmamıştır. Açıklanan sebeplerle yaşı itibariyle iş görebilirlik çağında (aktif dönemde) olan müteveffanın desteğinden yoksun kalanlar için yerleşik Yargıtay kararları uyarınca asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplama hükme esas alınmış ve davacılar vekilinin bu itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili mahkememize sunduğu 16/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile, davacı... yönünden 1,00TL olan maddi (destekten yoksun kalma) tazminat talebini 475.396,61 TL'ye yükseltmiştir.
....nun maddi tazminat istemi yönünden; davacı ...'nun kızı olan desteğinin ölümü ile sonuçlanan kaza nedeniyle davacı ... lehine hesaplanan maddi tazminattan kusur tenzilatı yapılmış haliyle davalı sigorta şirketinin kaza tarihini kapsayan ....poliçesi limiti ile, davalının işleten sıfatıyla sorumlu olduğu anlaşıldığından tespit edilen maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın ıslah dilekçesi gözetilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'na verilmesine karar verilmiş, sigortaya 17/07/2023 tarihinde başvuruda bulunulduğu anlaşılmakla sigorta şirketinin temerrütünün KTK'nın 97.maddesi gereği 28/07/2023 tarihinde, diğer davalı yönünden haksız fiil tarihinde oluştuğunun kabulüne ve kazaya sebebiyet veren araç ticari olmadığından yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Davacı ...'nun maddi tazminat istemi yönünden; Davacı kardeşinin vefatından dolayı destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekte ve kardeşinin desteği olduğunu savunmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatının belirleyici unsuru, destek unsurudur. Destek unsuru, yüksek yargı kararlarında; "Kural olarak, destekten yoksunluk tazminatının amacı,desteğini yitiren kimsenin ölümle sonuçlanan olaydan önceki sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak bir paranın ödettirilmesidir. Bu hak ölüm nedeniyle onun desteğinden yoksun kalanlara tanınan bir haktır. Diğer bir anlatımla, doğrudan doğruya desteğini yitirenlerin bu yüzden malvarlıklarında yoksun kaldıkları eksilmenin karşılığıdır. Mirasçılık sıfatına da bağlı değildir. Öte yandan destek kavramı hukuki değil, eylemli bir ilişkiyi ifade ettiğinden önemli olan bir başka kişiye herhangi bir karşılık beklenmeksizin ( eşya, para hizmet yoluyla) bakma ve ölüm gerçekleşmemiş olsa idi bu bakımdan devam edegeleceğinin kuvvetle muhtemel olması gerektiğidir." şeklinde tanımlanmıştır.
Destekten yoksun kalma tazminatının yasal dayağını oluşturan BK 45/2. maddesinde; “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. düzenlemesi getirilmiş olup, 6098 sayılı TBK'nın 53/3.maddesinde; ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar, ölüm halinde uğranılan zararlar arasında düzenlenmiştir. İlgili yasal düzenlemelerde de belirtildiği üzere, destek kavramı hukuki bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu içermektedir.
Bakma, destek kavramının esaslı bir öğesi olup, kişinin normal yaşam ihtiyaçlarını devamlı ve düzenli şekilde gidermek için yardımlarda bulunmak olarak tanımlanabilir. Destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için; bakma unsurunun mevcudiyeti şarttır. Bakma unsuru; TBK 53. maddesinde; destek sözcüğü ile ifade edilmiş olup, yardım, bir başkasının yaşama ihtiyaçlarının, devamlı ve az-çok düzenli şekilde giderilmesi anlamındadır. Buna göre, yardım gören kişinin normal yaşama ihtiyaçlarını giderilmesi dışındaki amaçlarla yapılan yardımlar, TBK 53. Maddesine göre yardım sayılamayacaktır. Normal yaşama ihtiyaçları, beslenme, giyinme, barınma, eğitim ve sağlığa ilişkin olabilir. Yine yardıma karşılık olarak bir şeyler verilmesi veya yapılması, yardım olarak nitelendirilemeyecektir. Örneğin; aynı evde yaşayan kişinin zaman zaman evin giderlerine katılması, o kişinin destek niteliğine haiz olduğu anlamına gelmez. Keza, yardım etmenin yanında, yardım ihtiyacı da tazminatın diğer şartlarındandır. Buna göre, eşler, birbirinin ve çocuklarının, çocuklar da anne ve babanın tabi/fiili desteğidir.
Dinlenen tanık beyanlarında, müteveffa ile davacı kardeş ...'ın aynı evde yaşadıkları belirtilmiştir.
Kardeşin kardeşe destek olması için yasada öngörülen bazı özel koşulların bulunması ve bunun kanıtlanması gerekmektedir. Bunlardan başlıcaları, destek tazminatı isteyen kardeşin özel bakımı gerektirecek derecede sakat veya iyileşmeyen bir hastalığa yakanmış olması, akıl ya da sinir hastası olması ya da çok yoksulluk içinde bulunması, buna karşın desteklik edecek kardeşin gerek parasal yönden gerekse yaşam koşulları içerisinde bakım gücünün ve olanaklarının bulunması, refah içinde olmasıdır.
Dosya içerisinde davacı kardeş ...'nun çok yoksul veya bakıma muhtaç olduğunu gösterir bir belge bulunmamaktadır. Müteveffanın refah içinde olduğunu, kardeşine sürekli ve düzenli olarak destek olduğunu gösterir bir bilgi de yoktur. Açıklanan sebeplerle davacı kardeşin destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağı sonuç ve kanaatiyle açtığı maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Davacılar..., ..., .... manevi tazminat isteminde de bulunmuşlardır.
Yukarıda açıklandığı biçimde, davalı ...'in %25 kusurlu eylemi sonucu meydana gelen trafik kazasında, davacıların desteği müteveffa...'nun ölümü neticesinde, davacılarda meydana gelen çaresizlik ve acı nedeni ile ruh sağlığındaki bozulma ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22/06/1966 tarih, ... sayılı içtihadı ile belirlenen manevi tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin ilkeler ve Hukuk Genel Kurulunun 26/06/2004 tarihli ve ... karar sayılı içtihadı ile belirlediği caydırıcılık ilkesi gözetilerek, ihlal sonucu davacıların uğradığı manevi zararın giderimi amacı ile paranın satın alma gücü itibari ile belirlediği bir meblağın davalı ... ...ten alınarak, davacılara verilmesi sureti ile zedelenen yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmama, davalının ekonomik bir yıkıma sürüklemeksizin, daha dikkatli ve özenli olmaya sevketmek hedeflenerek günün ekonomik koşullarına göre ve davalının ekonomik durumu, kusuru ve kazanın oluş şekli de göz önünde bulundurularak takdiren davacı ... için 50.000,00 TL, davacı... için 10.000,00 TL, davacı... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27/06/2023'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı... tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı....'nun maddi tazminat davasının KABULÜNE,
Davacı ... için kızı ...'nun vefatından dolayı 475.396,61 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ...A.Ş şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 28/07/2023 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,
Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun düzenlediği poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına,
Faiz türü ve başlangıç tarihine yönelik fazla talebin reddine,
2-Davacı ...'nun maddi tazminat davasının REDDİNE,
3-Davacıların manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE,
Davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27/06/2023'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine,
Fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 37.256,04 TL karar ve ilam harcından peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 3.331,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 33.924,56 TL harcın, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 29.570,45 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.400,00 TL'nin takdiren tamamının davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 1.707,76 TL peşin harç, 1.623,72 TL tamamlama harcı, 269,85 TL başvuru harcı, 38,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.639,73 TL harcın, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 3.172,58 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen 23.000,00 TL bilirkişi ücreti, 2.845,00 TL tebligat ve posta, 8.400,00 TL ... ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu rapor ücreti olmak üzere toplam 34.245,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 19.148,20 TL'sinin, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 16.690,59 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Maddi Tazminat Yönünden;
a) Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 75.309,49 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ....'na ödenmesine,
b) Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 1,00 TL avukatlık ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalılara ödenmesine,
7-Manevi Tazminat Yönünden;
a) Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen davacı... için 30.000,00 TL, davacı .... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı...'ten alınarak adı geçen davacılara ödenmesine,
b) Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi gereğince takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ..., 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan, 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak adı geçen davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.21/10/2025
Katip ...e -İmza Hakim ... e-imza