T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/396 Esas - 2025/246
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/396
KARAR NO: 2025/246
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLLERİ:
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/07/2025
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
G.K. YAZIM TARİHİ: 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında uzun yıllardır devam eden ticari bir ilişki bulunduğunu, davalı ile müvekkili arasında en son 23.02.2021 tarihli ve...ayılı "İsdemir .. Nolu Yüksek Fırın Projesi Kapsamında Fırın Gövde Temin ve İmalat İşlerinin Yapılması" başlıklı bir sözleşme imzalandığını, davalının bu sözleşmede üst yüklenici müvekkilinin ise alt yüklenici olarak yer aldığını, işin yapılacağı yerin İsdemir .. A.Ş.'nin ...'daki şantiyesi olduğunu, söz konusu şantiyede müvekkili firmanın yanı sıra üst işveren olan davalının bizzat kendisinin de faaliyet gösterdiğini, müvekkili firma yetkilisinin kira süresinin sonunda iskelenin davalı tarafından satın alınacağına dair ... bey isimli kişinin taahhüt vermesi üzerine hem aradaki ticari samimiyet gereğince hem de üst yüklenici ile kötü olmamak adına bu teklifi kabul etmek zorunda kaldığını, müvekkiline ait iskelenin öncelikle davalıya kiralanması ve kira süresinin bitiminde de bu iskele malzemesinin davalıya satılması şeklinde taraflar arasında sözlü bir anlaşmaya varıldığını, tarafların hem kira bedelini hem de satış bedelini piyasa rayici olarak belirlediğini belirtmiş ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; öncelikle tahkim şartı ilk itirazlarının bulunduğunu, taraflar arasında geçerli ve bağlayıcı bir tahkim anlaşması mevcut olduğunu, işbu davada mahkemenin uyuşmazlığı inceleme yetkisi bulunmadığını, davacı tarafın sözleşmede öngörülmüş tahkim yolunu bertaraf ederek doğrudan mahkemeye başvurmasının sözleşmeye ve 6100 sayılı HMK hükümlerine aykırı olduğunu, davacı tarafın iskelelerini bir süre kiralayıp, kira dönemi sonunda da satın alınacağı yönünde anlaşıldığı iddiasının doğru olmadığını,... İnşaat isimli firmanın sahadan ayrılırken iskelelerinin büyük çoğunluğunu sökerek götürdüğünü, bir kısmının ise eksik işlerin tamamlanması sebebiyle sahada kaldığını, sahada kalan iskelelerin .... tarafından satın alındığını, bahse konu iskelelerin davacı tarafın eksik kalan işlerinin yine davacı tarafından tamamlanmasında ve işlerin geçici kabul kontrollerinde kullanıldığını belirtmiş ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesini aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, alacak istemlidir.
Taraflar arasında imzalanan "...Nolu Yüksek Fırın Projesi Kapsamında Temin, İmalat, İnşaat Ve Montaj İşlerinin Yapılması için Yüksek Fırın Gövde SAc Temin ve Montaj İşleri Alt Yüklenici Sözleşmesinin" "Anlaşmazlıkların Çözümlenmesi" başlıklı 53. Maddesinin 53/1. Fıkrasında söz konusu sözleşme kapsamında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların taraflarca karşılıklı çözülememesi durumda hakeme havale edileceğinin yer aldığı ve davalı yanın da cevap dilekçesinde tahkim ilk itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu maddedeki düzenleme sözleşme içerisinde yapıldığından tahkim şartı niteliğindedir.
Tahkim sözleşmesi ya da asıl sözleşme içerisinde yer alsa dahi tahkim şartı, asıl sözleşmeden bağımsız, ondan ayrı bir anlaşmadır. Gerçek ya da tüzel kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklarda asıl olan uyuşmazlığın devlet bünyesindeki yargı organları (mahkemeler) tarafından çözümlenmesidir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları arasında sayılan arabulucuk, tahkim, hakem vs. gibi yollarla uyuşmazlıkların çözümü tarafların serbest iradesi ya da bu yola başvurmayı zorunlu kılan yasa hükmünün varlığına bağlıdır. Buna göre tahkim yolu, uyuşmazlıkların çözümünde tarafların devlet yargısı yerine hakem olarak adlandırılan özel kişileri görevli ve yetkili kılmalarını ifade eder.
Tahkim sözleşmesi, tarafların iradesine tabi olan uyuşmazlıklar için mümkündür (6100 sayılı HMK m. 408/I). Başka bir deyişle, tarafların dava konusu üzerinde kabul veya sulh yolu ile serbestçe tasarruf edemeyecekleri hallerde, tahkim mümkün değildir. Örneğin, boşanma ve ayrılık davaları, iflas davaları ve çekişmesiz yargı işleri için tahkim sözleşmesi yapılamaz. Aynı şekilde taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkimin konusu olamaz (HMK m. 408/I).
Tahkim yoluna gidilebilmesi için tarafların tahkim sözleşmesi yapmaları ya da düzenledikleri sözleşmede tahkim şartına yer vermeleri gerekir. Tahkim anlaşması veya tahkim şartındaki uyuşmazlığın hakem veya hakemler kurulunca çözümlenmesine ilişkin irade beyan ve açıklaması tahkim şartı sözleşmesinin temel unsurudur. (HMK m. 412). Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Özel Dairenin içtihatları ile yerleşik Yargıtay içtihatlarında geçerli bir tahkim şartı varlığı veya tahkim anlaşmasının geçerli sayılabilmesi için uyuşmazlığın kesin olarak hakemde çözüleceğinin kararlaştırmış olması gerektiği kesin iradeyi ortadan kaldıran ya da zayıflatan kayıtların tahkim sözleşmesi veya şartını geçersiz-hükümsüz kılacağı kabul edilmektedir. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler.
Geçerli bir tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim ilk itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder. (HMK m. 413/I) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesinin kararlaştırıldığı hallerde aleyhine dava ikame olunan davalı tarafça ileri sürülecek tahkim itirazı, HMK'nın 116. maddesi gereğince ilk itiraz olarak sayılmış olup, aynı Kanun'un 117. maddesinde, ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu, aksi hâlde dinlenemeyeceği ve yine aynı Kanun'un 131. maddesinde ise, cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazların ileri sürülemeyeceği hüküm altına alınmıştır.(Ankara BAM31.H.D 2023/902 E, 2025/206K sayılı ilamı)
Somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşme maddesinin yukarıda izah edilen açıklamalar doğrultusunda kayıtsız şartsız tahkim yoluna gidileceği şeklinde hüküm içerdiği, uyuşmazlığın tarafların serbest iradeleri ile tasarruf edebilecekleri hususlara ilişkin olduğu görülmüştür. Dolayısı ile sözleşmede bulunan tahkim maddesinin geçerli olduğunun kabulü gerekmiştir.
Davaya konu uyuşmazlığın yukarıda bahsedilen sözleşme kapsamında olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinde; tarafların sözleşme kapsamında aynı şantiyede alt yüklenci ve üst yüklenici olarak çalışma yaptıkları hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davaya konu edilen uyuşmazlık; davacının davalı ile yaptıkları sözleşme kapsamındaki işleri yapmak üzere dava dışı .... Şti' den ve.... Şti' den aldığı iskelenin, iskele ekibinin işinin bitmersi üzerine şantiyede kalması nedeniyle iskelenin kullanım ve satış bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Sözleşmenin "Sözleşmenin Toplam Tutarı" başlıklı 5. Maddesinin 5.2 fıkrasında "....malzeme, işçilik, indirme, bindirme, yükleme, boşaltma dahil inşaat sahası içi ve dışı her türlü nakliye, şantiye tesisi, araç gerek, ekipman, mühendislik hizmetleri... Birim fiyatlara dahildir. ....Alt Yükleniciye işçilik bedel, malzeme bedeli, nakliye bedeli, makine kirası, alet teçhizat bedeli ve /veya kirası veya başka herhangi bir ad altında yukarıda kararlaştırılan sözleşme bedeline ek başka bir ödeme yapılmayacaktır" denilmektedir. Anılan sözleşme maddesi ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde davaya konu edilen iskelenin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kullanılmak üzere şantiye sahasında bulunduğu, davacının alt yüklenici, davalının üst yüklenici olduğu, iş ilişkisinin başlangıç tarihinin 23/02/2021 olduğu, iskelenin davacının iskele ekibi tarafından kullanılmamaya başladığı tarihin 01/07/2022 olduğu, davacının şantiyeden ayrılma tarihinin 01/07/2024 olduğu, davaya konu sözleşme kapsamında yapılan işin geçici kabul tarihinin ise 15/06/2025 olduğu dikkate alındığında işin yapım ve yürütüm sürecinin bitmediği, sözleşme devam ederken davacının işin yürütümü için sözleşme kapsamında şantiyede bulundurduğu iskelenin davalı yanca kullanıldığına dair alacak iddiasının tahkim hükmü bulunan asıl sözleşme kapsamında değerledirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının süresinde ve usulüne uygun tahkim ilk itirazında bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Anlaşmazlıkların Çözümlenmesi" başlıklı 53. Maddesinin 53/1. Fıkrasının tahkim sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu sözleşmenin kanunun aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı, davaya konu uyuşmazlığın da bu sözleşme kapsamında olduğunun kabulü ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-Davanın HMK 116/1-b gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00-TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.18/12/2025
Katip ...E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır