T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/83 Esas - 2025/136
T.C.
Ankara Batı
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2025/83 Esas
KARAR NO: 2025/136
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/08/2024
KARAR TARİHİ: 30/10/2025
K. YAZIM TARİHİ: 01/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin inşaat ve mühendislik alanında hizmet vermekte olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete ... projesi kapsamında 09.11.2023-22.112023 tarihleri arasında ekipman ve personel desteği sağladığını, kalıp ustası, kalıpçı yardımcısı, ekip sorumlusu, araç amortisman gideri ve araç yakıt gideri olduğu bilgisinin davalı şirkete bildirilmiş olduğunu, taraflar arasında ekipman ve personel desteğine ilişkin olarak görüşmelerin mail ve telefon görüşmesi aracılığı ile yapıldığını, taraflar arasında anlaşmaya varılan işin yerine getirildiğini, bu hususta bir anlaşmazlık meydana gelmediğini, müvekkilinin sunmuş olduğu hizmete ilişkin 19.12.2023 tarih, ... nolu, 179.760,00 TL bedelli faturayı düzenlediğini, söz konusu faturanın mail olarak atılarak ödeme talep edildiğini, borcu ile yapılan müteakip görüşmelere rağmen borçlu tarafından ödeme yapılmaması üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Anka ... Genel İcra Dairenin .... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu beyan ederek; davalı borçlu şirketin Ankara .. Genel İcra Dairenin ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borcu şirketin %20 icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın müvekkili şirketle aralarında ticari ilişki olduğunu, .... kapsamında 09.11.2023-22.112023 tarihleri arasında ekipman ve personel desteği sağladığını, buna istinaden kesilen faturadan kaynaklı olarak müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddianın doğru olmadığını, davacının müvekkili şirketten bir alacağının bulunmadığını, yapılaca bilirkişi incelemesi neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını, davacı şirket tarafından düzenlenen faturanın tek başına alacağın varlığının ispatı için yeterli olmadığını, söz konusu faturanın kesin delil niteliği taşımaması sebebiyle ispat yükünün davacı şirkete ait olduğuna ilişkin birçok Yargıtay kararı bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara .. Genel İcra Dairesinin... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 26/09/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, hizmetin ifası nedeniyle düzenlenen faturadan kaynaklı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir.
Ankara ... Genel İcra Müdürlüğünün... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 25/04/2024 tarihli ödeme emri ile 179.760,00 TL asıl alacak 27.465,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 207.225,11 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 30/04/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 25/04/2024 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 23/08/2024 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2023 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 26/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı şirketin Ankara ... Genel Dairesi'nin... E. sayılı dosyası ile 25.04.2024 tarihinde davalı şirket aleyhinde başlatmış olduğu ilamsız icara takibinin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 179.760,00 TL alacaklı olduğu, bununla birlikte davacı şirketin icra takibinden önce alacağının tahsili hususunda davalıya yazılı ya da sözlü ihtarı bulunmadığı için, takip tarihinden önce davacının davalıyı temerrüde düşüremediği, bu nedenle icra takibinde davacı tarafından talep edilen işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı ticari defterlerine dayanarak alacak talep etmiştir. Bir gerçek veya tüzel kişinin kendi düzenlemiş olduğu belgeyi yine kendi lehine delil olarak kullanamaması bir usul kuralıdır. Zira kişi kendi lehine, başkası aleyhine delil oluşturma eğilimine girebilir. Ancak, bir kişinin kendi düzenlemiş olduğu belgeye yine kendi lehine delil olarak dayanamayacağına ilişkin genel kurala bir istisna getirilmiş ve kanunda belirtilen şartlar altında ticari defterlerin sahibi lehine delil olacağı kabul edilmiştir. Sahibi tarafından oluşturulan ticari defter kayıtları, uyuşmazlığın her iki tarafının defter tutma yükümlülüğüne tabi olması ve uyuşmazlık konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmasına ilişkin genel şartlar dışında, kanunda öngörülen ek şartların gerçekleşmesi halinde, sahibi lehine delil teşkil edebilir. Bu kuralın istisnası olan ticari defterlerle ispat HMK'nın 222/2-3. Maddesinde bazı sıkı şartlara bağlanmıştır. HMK 222/2'de, ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz, usulüne uygun şekilde tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği hüküm altına alınmıştır. HMK 222/3. Maddesinde ise, HMK 222/2'de öngörülen şartlara uygun şekilde tutulan ticari defter kayıtlarının, sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır ( Yargıtay 15. HD'nin 13/06/2017 tarih ve 2/16/2310 E.2017/2537 K sayılı ilamı).
Taraflara ait ticari defterlerin karşılaştırılması neticesinde de; davalıya ait ticari defter kayıtlarına göre 25/04/2024 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 179.760,00 TL tutarında borçlu bulunduğu, davacıya ait ticari defter kayıtlarına göre 25/04/2024 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 179.760,00 TL alacaklı bulunduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu alacak, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tarafların 2023 BA/BS formlarının karşılaştırılması neticesinde ise; tarafların bu kayıtlarının da uyumlu olduğu, Yargıtay 19.HD 2016/7490 esas, 2017/2932 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere bu hususun fatura konusu malların teslimine karine teşkil ettiği, ve aksinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla da taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar, HMK'nın 222 . Maddesi ve belirtilen Yargıtay kararları ışığında dava ve icra takibi konusu faturanın tarf ticari defterleri ve BA-BS formlarında kayıtlı olduğu da gözetilerek ve davalıyı temerrüte düşürücü bir belge bulunmadığı gözetilerek davanın kısmen kabulüne ve takibin işlemiş faiz olmaksızın 179.760,00-TL asıl alacak üzerine birikmiş faiz olmaksızın devamına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara .... Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmaksızın 179.760,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-179.760,00-TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 12.279,41 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.502,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.776,65 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.000,00 TL'nin, 2.602,39 TL sinin davalıdan, 397,61 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 2.502,76 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.991,16 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 87,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 5.087,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 4.412,78 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 27.465,11TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.30/10/2025
Katip ... e-imza Hakim ... e-imza