T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/748 Esas - 2024/449
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2022/748 Esas
KARAR NO: 2024/449
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/12/2021
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
K.YAZIM TARİHİ: 22/05/2024
Yukarıda taraflar yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; davacı firmanın çalışma tarzının toptan ve perakende satış şeklinde olduğunu, ..., ..., ... ve ... markalarına ait oto yedek parçalarının satış ve pazarlamasını yaptığını, davalı ...’ın, davacı ... Motor bünyesinde oto yedek parça satış pazarlama birimi eski çalışanlarından olduğunu, davalının, 06.06.2017 tarihli İş Sözleşmesi ile oto yedek parça satış ve pazarlama sorumlusu olarak işe başladığı, emekliliğe hak kazandığını belirterek 27.12.2019 tarihinde kendi isteği ile istifa ederek ayrıldığı bu süre zarfında 2 yıldan fazla bir zaman süresinde aralıksız olarak davacı firmada çalıştığını, davalının, davacı firma ile aralarında Rekabet Yasağı Sözleşmesi olmasına rağmen işten ayrılmasını müteakip Rekabet Yasağına aykırı olarak davacı firmaya yakın sayılacak bir konumda ... Sitesinde aynı iş kolunda ve aynı ticari markalar üzerinde faaliyet gösteren rakip bir teşebbüste Aralık 2020 tarihi itibarıyla çalışmaya başladığını, altı ay sonrada yine benzer faaliyetlerde bulunmak üzere rakip bir işyeri açtığını, davalı bu davranışı ile Rekabet Yasağı Sözleşmesini ihlal ettiğini, davacı firmaya rakip firmada çalışırken davacının müşteri portföyünü haksız olarak rakibe aktardığı bu vesileyle davacı müvekkiline zararlı davranışlarda bulunduğunu beyan ederek, davalının, Rekabet Yasağı Sözleşmesini ihlal etmesi nedeniyle doğan cezai şartın fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizinin de işletilmesi suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; davacı tarafça dava dilekçesinde müvekkilinin Rekabet Yasağı sözleşmesine aykırı davranarak ticari faaliyette bulunduğu belirtilmiş ise de dava dilekçesinde belirtilen taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, dosya kapsamına sunulan davalı-davacı arası sözleşmelerin içerikleri incelendiğinde görüleceği üzere ilgili maddelerin gerek kanuna gerekse yerleşik içtihatlara aykırı olarak düzenlendiği görülecek olup tamamen müvekkilinin aleyhine düzenlendiğini ve geçerli olmadığını, sözleşme tarihleri ve müvekkilinin davacı tarafın işyerinde çalıştığı tarihlere bakıldığında bahse konu sözleşmenin kendi isteği ve serbest iradesiyle imzalamış olduğundan bahsedilemeyeceğini, açılan davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte gerek iş kanunu gerekse Yargıtay içtihatlarında "işçilerin işyerinde çalışmış oldukları dönemde" işveren tarafından imzalatılması istenilen belge yahut sözleşmelerin işçinin işini kaybetme korkusuyla imzalayacağı aşikâr olup kendi istek ve serbest iradeyle imzalandığı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi imzalama tarihi çalışmakta olduğu süre zarfında iş yerindeyken imzalanmış olup davacının dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere 26.11.2018 tarihinde imzalandığının belirtildiğini, davacının müvekkili tarafından imzalanan sözleşmeyi kendi özgür iradesiyle imzaladığı beyanı kabul edilemez bir gerçek olduğunu, davacı tarafça müvekkilinin davacı işyeri ile aynı işi yaptığından bahisle rekabet yasağının ihlali talepli dava açılmış ise de söz konusu talebin yerinde olmadığını, davacı işveren ... ili ve çevresinde faaliyet gösteren otomobil tamir bakım servislerine yönelik ..., ..., ... ve ... markalarının sıfır yedek parça toptan perakende satışını yapmakta olduğunun belirtildiğini, ancak müvekkilinin, davacıdan farklı olarak yedek parça işinden ziyade her türlü aracın mekatronik (mekanik ve elektronik) tamir-bakım işini yaptığını, dolayısıyla davacı ile müvekkilinin iş kolunun birbirinden ayrı olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine aynı işi yapmadığını, bu haliyle rekabet yasağı ihlalinin söz konusu olamayacağını, aynı şekilde dosya kapsamına sunulan rekabet yasağı sözleşmesi başlıklı sözleşmenin içeriğine bakıldığında yapılan sözleşme Anayasaya aykırı olduğu gibi bahse konu brüt asgari ücretin 100 katı tutarında belirlenen cezai şartın yüksekliği ve afaki oluşu ve işveren tarafından işçiye imzalatılması birlikte düşünüldüğünde sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığını, işveren tarafından böyle bir sözleşmenin müvekkilin çalışmakta olduğu süre zarfında imzalatılması ve bunun akabinde kabul edilemeyecek yaptırımların talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmenin ilgili maddelerinde müvekkilin 10 km’lik bir alanda çalışamayacağı ve iş yeri açamayacağını, aynı zamanda ... il sınırı içerisinde 6 ay dolduktan sonra iş yeri açacağı iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, aynı zamanda rekabet yasağının coğrafi kapsamının da adaletsiz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, istenilen cezai şartın müvekkilin çalışma süresiyle kıyaslandığında fahiş olduğunun açık olduğunu, müvekkili için belirlenen 2 yıl boyunca iş yapılmamasının istenilmesinin ve coğrafi sınırların müvekkili ekonomik anlamda zorlayacak olduğunu, aynı zamanda müvekkilinin davacı ile aynı iş kolunda olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Davalının SGK kayıtları, işyeri sicil dosyası, emsal ücret bilgileri, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, tanık beyanları, 24/07/2023 bilirkişi heyeti raporu, 21/02/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi heyeti raporunda, davacı ve davalı taraflar arasında 26.11.2018 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinde davalı üzerine getirilen bir rekabet yasağı düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu rekabet yasağı kapsamında getirilen yükümlülüklerin konu, yer ve süre itibarıyla orantılılık kriterlerini taşıdığı ve bu haliyle geçerli olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu, davalı ...’ın davacı işverenden sonra çalışmaya başladığı ... A.Ş.nin Davacı teşebbüs ile aynı ilgili pazarda faaliyet gösteren rakip durumunda bir teşebbüs olduğu, bununla birlikte dosya içeriği bilgi ve belgelere göre davalı ...’ın 27.12.2019 tarihinden sonra yürüttüğü faaliyetlerin davacı-davalı arası 26.11.2018 tarihinde imzalanan Rekabet Yasağı Sözleşmesi hükümlerinin ihlali olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda, konu hakkında hazırlanan kök raporunda yer alan hususların, davacı itirazında ilk hususu karşılar nitelikte olduğu, cezai şarta ilişkin itiraz da ise söz konusu hususun mevcut bilirkişilerin uzmanlık alanı dışında kalması sebebiyle hesaplama yapılmadığı, davalının ifa ettiği faaliyetlerin iktisadi ve işletmesel bakımdan haksız rekabet kapsamında yer almasını gerektirecek somut bir tespit yapılamaması sebebiyle 24.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen tespit, değerlendirme ve kanaati değiştirmeyi gerektirecek yeni bir durum bulunmadığı belirtilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, rekabet sözleşmesinin ihlalinden kaynaklı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Rekabet yasağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesinde rekabet yasağı; "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir" şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasanın 48. maddesindeki çalışma ve teşebbüs kurma hürriyetinin kanunla kısıtlanması mahiyetindeki düzenleme kapsamında yapılacak olan rekabet etmeme yasağı sözleşmeleri geçerli olacaktır. Ancak; rekabet yasağı sınırlaması yer, süre ve işin niteliği bakımından sınırlandırılmalıdır. Böyle bir sınırlama yapılmaksızın iş sözleşmelerine yerleştirilen rekabet yasağı hükümlerinin ve buna bağlı cezai şart hükümlerinin hiçbir önemi kalmayacaktır. İşbu nedenle iş sözleşmelerinde yer alan rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler açık ve belirli bir iş için belirli bir süre için yapılmalıdır. Süre konusunda da en fazla bir ya da birkaç yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebilir. Aksi durum işçinin ekonomik anlamda yıkımına neden olabilecektir.
Dosya arasına alınan bilgi ve belgelerden, davalının davacı iş yerinde 06/06/2017 tarihinde oto yedek parça satış elemanı olarak işe başladığı, taraflar arasında 06/06/2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 26/11/2018 tarihli rekabet yasağı iş sözleşmesi akdedildiği, rekabet yasağı sözleşmesinde rekabet yasağının hükümlerinin düzenlendiği ve ihlali halinde işçinin en son brüt asgari ücretinin 100 katı tutarında cezai şartın işçi tarafından ödeneceğinin düzenlendiği, davalının bu işyerinden 15 yıllık sigortalılık süresini doldurması sebebiyle emeklilik ile kıdem tazminatını hak kazanacak şekilde kendi isteğiyle 27/12/2019 tarihinde ayrıldığı, sgk kaydına göre davalının 16/01/2020 tarihinde ... A.Ş. İsimli firmada çalışmaya başladığı anlaşılmıştır.
Davacı iddiasına göre davalının önce ... otomotiv isimli firmada daha sonra ise kendine ait işyerinde aynı alanda rekabet yasağını ihlal edecek şekilde çalıştığından sözleşmedeki cezai şartın tahsili talep edilmektedir.
Davalı yan zamanaşımı definde bulunmuşsa da Türk Ticaret Kanunu'nun 60. Maddesi'nde zamanaşımı süresinin "56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur." şeklinde düzenlendiği, davacının rekabet yasağını ihlal eden eylemi öğrendiği tarih dosya kapsamından belirli olmadığından 3 yıllık sürenin dikkate alındığı, eylem tarihi ve dava tarihi gözetildiğinde 3 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmakla yerinde olmayan zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce bildirilen tanıklar dinlenmiş, deliller toplanmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle rapor hükme esas alınmıştır.
İddia ve savunma, toplanan deliller, dinlenen tanıkların beyanları, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde hüküm altına alınan rekabet yasağına ilişkin "çalışamayacağı ve kendisine ait işyeri açamayacağı işyerine ait lokasyonlar ve 10 km yakınını kapsayan alanda 2 yıl, bu alan dışında kalan ... ili sınırı içinde 6 ay dolduktan sonra çalışıp işyeri açabilir" şeklindeki düzenleme ile süre bakımından sınırlama getirildiği, yine davacının faaliyet alanı ve çalıştığı markalar ile sınırlı tutulduğu, bu itibarla TBK'nın 444. Maddesi bakımından geçerli bir rekabet yasağı düzenlemesinin bulunduğunun kabulü gerektiği, bilirkişi raporunda davacı şirket ile davalının çalıştığı davadışı şirketin fiili ve/veya potansiyel rekabet içerisinde değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu tespiti yer almaktaysa da satışı yapılan ürünlerin özelliği ve faaliyet alanları gözetildiğinde ... ilinde bu alanda çokça firmanın faaliyet gösterdiği, davalı bakımından her iki firma arasında rekabet yasağı çerçevesinde değerlendirme yapılmasının hakkaniyetli olmayacağı, bu alanda faaliyet gösteren ve sanayi sitelerinde bulunan tüm firmaların rakip firma olarak değerlendirilmesi halinde işten ayrılan çalışanın yeni bir işte çalışmak için 2 yıl beklemesi gerekeceği, bunun da işçinin ekonomik yıkımına sebebiyet vereceği değerlendirilmiştir. Her ne kadar davalının davadışı firmadaki çalışmasının zaman ve yer bakımından rekabet yasağına aykırı olduğu değerlendirilebilirse de rekabet yasağının ihlalinden bahsedilebilmesi için bu iki durumun varlığının tek başına yeterli olmayacağı, davacı ile olan hizmet ilişkisinin davalıya müşteri çevresi veya satış sırlarına erişim imkanı ya da davacı işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse rekabet yasağının ihlalinden söz edilebileceği, somut olay bakımından davalının ... olduğu eski işvereninin müşteri portföyünü, satım ve ticari sırlarını hizmet akdi sonrasında dava dışı firmada çalıştığı sürede dava dışı firmaya aktardığına dair dosya kapsamında somut bir delil olmadığı gibi davacının bu sebeple doğan ya da doğma ihtimali bulunan bir zararının da ispatlanamadığı, bu kapsamda davalının iddia olunan dava dışı firmada çalışmasının TBK'nın 444. Maddesi kapsamında ve taraflar arasındaki sözleşme kapsamında rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilmeyeceği sonuç ve kanaatiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 564,75TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalı tarafından sarf edilen 84,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/04/2024
Katip Hakim
e-imzalıe-imzalı