T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1057 Esas - 2025/489
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/1057 Esas
KARAR NO: 2025/489
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİL:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/07/2024
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
K.YAZIM TARİHİ: 10/06/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; davalının, Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile aleyhine yürütülen ilamsız icra takibinde borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı ile müvekkili arasında icra dosyasına mesnet teşkil eden faturalar ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı olarak yapılan ödemelerin mevcut olduğunu, ayrıca ödeme yapılmadığına ilişkin ... kayıtları ve konuşmalarının da mezkur borcu ortaya koyar nitelikte olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek; (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile), Uygun görülecek teminat karşılığında Uyap Takbas sistemi üzerinden yapılacak olan taşınır, taşımaz ve banka hesabı sorgularında davalı adına kayıtlı bulunan taşınır, taşınmaz ve banka kayıtlarının üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, borçlu davalının asıl alacak yönünden icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin Kahramankazan İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek olan değişen oranlarda ticari avans faiziyle birlikte devamına, borçlu davalının takip konusu borcu işlemiş değişen oranlarda tiari avans faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, salt faturanın varlığının davacının alacaklı olduğunu göstermediğini, faturaya konu malların müvekkiline teslim edilmediğini, davacının malları teslim ettiğini ispatlayamadığını, Yargıtay kararlarıyla sabit olduğu üzere kabul anlamına gelmemekle birlikte, faturaya itiraz edilmemiş olması veya faturanın ticari defterlerde kayıtlı olmasının dahi malların teslim edildiğini ve alacaklı olunduğunun kabulü için yeterli olmadığını, davacının malların teslim edildiğin ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafça teslim edildiği iddia edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının alacaklı olduğu düşünülse dahi müvekkili bakımından mücbir sebep hali bulunduğundan ifanın beklenemeyeceğini, bu hususun tespiti için Ankara Batı ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı tespit talepli davanın açılmış olduğunu, talebin Ankara Batı ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.08.2024 tarihli kararı ile kabul edildiğini ve bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini, alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin ambargodan dolayı yaşadığı mağduriyetin tespit edildiğini, mücbir sebep nedeniyle müvekkilinin ifa yükümlülüğünün bulunmadığını beyan ederek; davanın reddine, davanın haksız ve kötü niyetli açılması nedeniyle dava konusunun %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Kahramankazan AHM'nin ...E-...K sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderilen dava dosyası mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilmiştir.
DELİLLER :
Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, Ankara Batı .. Sulh Hukuk Mahkemesinin.. değişik iş sayılı dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2023 yılına ait BA BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi raporunda, dosya kapsamı ve taraf kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacının Kahramankazan İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası kapsamında, 17.05.2024 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile davalıdan 1.229.998,92TL asıl alacak ve 295.200,00TL işlemiş faiz toplamından oluşan 1.525.198,92TL alacağını faizi ile talep ettiği, dosya kapsamında davacının davalıyı temerrüde düşürücü bir belgesinin bulunmadığı, dosya kapsamındaki taraflara ait 2023 yılı BA-BS formlarının birbiri ile uyuştuğu, dava konusu alacağın dayanağı faturaların taraflarca beyan edildiği, davacının 2023-2024 yılları ticari defter kayıtlarına göre; davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 1.267.731,19TL alacaklı olduğu, ancak takipte talebinin 1.229.998,92TL olduğu, davalının 2023-2024 yılları ticari defter kayıtlarına göre; davacıya ait sunulan muavin hesapların eksik olduğu, eksik olduğu değerlendirilen kayıtlara göre icra takip tarihi itibariyle (2023 bakiyesi 947,973,41TL + 2024 bakiyesi 37.732,27TL) davalının davacıya bakiye 985.705,27TL borçlu olduğunun hesaplandığı, davalının 2023 yılında BA formu ile beyan ettiği ancak kayıtlarında yer almayan davacı faturaları ile davalının davacıya yaptığı ödeme kayıtlarının davacı kayıtlarında yer alması ancak davalı kayıtlarında gözükmemesi kapsamında davalının sunulan kayıtlarının eksik olduğu, bu nedenle davalı kayıtları yerine davacı kayıtlarının dava konusu uyuşmazlıkta dikkate alınmasının takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi kapsamında faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 03.06.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 05.06.2024 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı yan davalı şirkete muhtelif tarihli faturalara konu malları satıp teslim ettiğini, bu faturalardan kaynaklı bakiye cari hesaba dayalı alacağının bulunduğunu iddia ederek bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe davalının vaki itirazının iptalini talep etmiş, davalı yan ise, faturalara konu malların tarafına teslim edilmediğini, teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, davalı şirket yönünden mücbir sebebin bulunduğundan ifanın gerçekleştirilemediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, takibe konu edilen asıl alacak yönünden davacının alacaklı olup olmadığına ilişkindir.
2024 yılı senetle ispat sınırı gözetildiğinde, dava değerine göre iddianın yazılı delille ispatı gerektiğinden davacı yanın tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2023 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. İncelenmesinde; davacı tarafça davalı adına 20 adet belge karşılığında KDV hariç 1.403.894,53TL, davalı tarafça da davacı adına 20 adet belge karşılığında KDV hariç 1.403.894,53TL tutarında mal/hizmet alışı bildiriminde bulunulduğu, taraflarca yapılan bildirimlerin örtüştüğü tespit edilmiştir.
Dosya arasına alınan Ankara Batı ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasında alınan 16/10/2024 tanzim tarihli bilirkişi raporunda; tespit isteyen davalı şirketin ambargo nedeni ile ihracat ve ithalatın durması neticesinde, yurtiçi ödemelerini gerçekleştirememesi sonucu icra takibine muhatap olduğu rapor edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 136. maddesinde düzenlenen imkânsızlık hâli sözleşmenin kurulmasından sonra ancak ifasından önce meydana gelen imkânsızlıktır. İmkânsızlık hukukî veya fiili sebeplerden kaynaklanabilir. Yani sonraki imkânsızlık, maddi olaylar sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi hukukî sebeplerden de doğabilir. Bu açıdan imkânsızlık, maddi imkânsızlık ve hukukî imkânsızlık olarak ikiye ayrılır. Sözleşmenin ifasının maddi bir engel dolayısıyla hiç kimse tarafından yerine getirilememesi durumunda maddi imkânsızlığın varlığından söz edilebilir. Bu durum sözleşmenin hayatın olağan akışı içerisinde, piyasa koşullarında, dürüstlük kuralları çerçevesinde veya eşyanın tabiatı gereği borçlu dâhil hiçbir kimse tarafından ifasının mümkün olmamasıdır. Hukukî imkânsızlık ise; sözleşme gereği ortaya çıkacak olan borcun ifasının hukuk kurallarıyla yasaklanmış yahut bu tür bir kuralın uygulanması nedeniyle ifa edilebilirliğinin mümkün olmaması olarak tanımlanabilecek olup buradaki imkânsızlık hukukî bir nedenden kaynaklanır. Mücbir sebep de sonraki ifa imkansızlığı olarak nitelendirilir.
Somut olay bakımından davalı yan ambargo sebebiyle mücbir sebep savunmasında bulunmuşsa da ifa tarihi gözetilerek ambargo savunmasının hukuki bir imkansızlık olarak değerlendirilemeyeceği zira hukuki bir engelin varlığından söz edilemeyeceği değerlendirilmekle savunmaya itibar edilmemiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 07/03/2025 tanzim tarihli bilirkişi raporunda, davacı defter ve kayıtlarında 2022 yılından devreden 205.409,06TL bakiye alacak ve 20 adet fatura toplamı 1.674.589,86TL toplamından oluşan 1.879.998,92TL'nin davalı adına borç kaydedildiği, davalının toplam 650.000,00TL olan iki adet ödemesinin alacak olarak kaydedildiği, davacının 1.229.998,92TL alacaklı olduğu, 2024 yılı kayıtlarına göre ise 1.267.731,19TL alacaklı olduğu, davalının defter ve kayıtlarının ise eksik kayıtlar içerdiği, eksik kayıtlara göre taraflar arasındaki ilişkinin 2023 yılında başladığı ve davalının davacıya 947.973,41TL borçlu olduğu, 2024 yılı açılış kaydında yalnızca 37.732,27TL'nin kayıtlı olduğu rapor edilmiştir. Düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davalı vekilinin itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmekle ek rapor talebinin reddi ile rapor hükme esas alınmıştır.
Dava konusu alacak faturalardan kaynaklanan bakiye alacağa dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
İddia ve savunma, sunulan ve mahkememizce toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında gerek incelenen taraf defter ve kayıtlarından gerekse taraflarca vergi dairesine yapılan bildirimlerden anlaşıldığı üzere muhtelif tarihli faturalara konu malların alım - satımından kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı adına tanzim edilen 20 adet faturanın davacı tarafça defterlere işlendiği ve vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafça da 20 adet faturanın vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, ancak defterlerin eksik kayıtlar içermesi sebebiyle kayıtlardan tam tespitin yapılamadığı anlaşılmıştır. Davalı yan savunmasında hem faturalara konu malların teslim edilmediğini, hem ayıplı teslim edildiğini hem de mücbir sebeple ifa imkansızlığına dayanmıştır. Davalının tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, bu sebeple teslim almadığı veya hatalı/ayıplı teslim aldığı hizmete ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunmaması gerektiği, ancak aksine davranışla bildirimde bulunarak taraflar arasında iddia olunan şekilde ticari ilişkinin varlığını sübuta erdirdiği, davalı yanın hatalı/ayıplı ifaya ilişkin yaptırmış olduğu bir tespit, almış olduğu bir rapor, gönderdiği bir ihtarname ya da birleşen/karşı davasının bulunmadığı, faturaya süresi içinde itiraz da edilmediği, davalı yanın mücbir sebep savunmasının da yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, ticari defter ve kayıtlarının da eksik olması sebebiyle lehine delil olarak değerlendirilemeyeceği, davacı yanın tespit edilen bakiye alacağına göre davalı yanın ispatlanmış bir ödeme savunmasının bulunmadığı, bu kapsamda davalının takibe vaki itirazının haksız olduğu ve iptali gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüm bu sebeplerle davacının davasının kabulüne, Kahramankazan İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 1.229.998,92TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu tutar üzerinden devamına, alacak likit(bilinebilir/belirlenebilir) olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 245.999,78TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KABULÜ İLE, Kahramankazan İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 1.229.998,92TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu tutar üzerinden devamına,
2-Asıl alacak likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden asıl alacağın %20'si olan 245.999,78TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 84.021,22TL karar ve ilam harcından peşin alınan 21.005,31TL harcın mahsubu ile bakiye 63.015,91TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.000,00TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 21.005,31TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet harcı olmak üzere toplam 21.493,71TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 301,50TL tebligat ve posta gideri ile 5.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.301,50TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 184.199,85TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/05/2025
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı