T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/1170 Esas - 2025/527
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/1170 Esas
KARAR NO: 2025/527
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/10/2024
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
K. YAZIM TARİHİ: 16/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;Müvekkili ...'ın, .. sahibi olup... Adresinde ... İsimli işyeri işlettiğini, müvekkilinin işyeri için 23.08.2024 tarihinde faaliyet izni alındığını, müvekkilinin, işyeri izni aldıktan sonra işyerinin tabela, dekorasyon, pano, flama gibi tanıtım malzemelerin tasarımı, hazırlanması ve montajı için karşı taraf ... ile anlaştığını, yapılacak işler için avans olarak müvekkili tarafından 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çekin karşı tarafa verildiğini, aradaki anlaşmaya rağmen karşı tarafın söz verdiği tabela, pano ve reklam işlerinin hiçbirini yapmadığını, müvekkilinin, karşı tarafa ulaşmaya çalışmışsa da ulaşamadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmada karşı tarafın benzeri vaatlerle piyasadan para topladığı ve kimsenin işini yapmadığını öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin bu işler için başka bir şirket ile anlaşmak ve bu işleri yaptırmak zorunda kaldığını, karşı tarafın süresinde aradaki sözleşme uyarınca gerekli işleri yapmadığından, müvekkilin karşı tarafa verdiği çeklerin bedelsiz hale geldiğini, karşı tarafın çeklerini başkalarına ciro etmesinin, bu kişilerin de vadesi geldiğinde çeki ibraz ederek müvekkilinden haksız yere sebepsiz olarak çek bedelini tahsil etmesi tehlikesi söz konusu olduğunu, karşı tarafın bu yöntemi bir para kazanma yolu olarak kullandığını, bu nedenle müvekkilinin davalı adına keşide edilen 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, davalı ile müvekkili arasında başka bir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkilinin verdiği avans çekleri dışında herhangi bir ticari alışveriş söz konusu olmadığını, dolayısıyla başka bir ticari ilişki bulunmaması sebebiyle yapılmayan iş nedeniyle verilen avans çeklerinin karşılıksız kaldığını, müvekkilinin çeklerin kötüniyetle ciro edilmesi, çeklerin ibrazı ve icra takibi yapılması neticesinde 600.000 TL tutarında ödeme yapmak zorunda kalacak olup, ödeme yapmaması halinde ceza davası ve icra takibi tehdidi ile karşı karşıya kalacağını, ödeme yapması halinde ise ödenen tutarı karşı taraftan tahsil etmesinin mümkün olmayacağını, tüm bu nedenlerle müvekkili .... tarafından karşı taraf .. emrine keşide edilen 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çekin ciro edilmesinin yasaklanmasına, çek hesabının bulunduğu... Müvekkil .... tarafından karşı taraf ... emrine keşide edilen 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çek tutarlarını lehtar, ciranta veya çek hamiline ödeme yapmaktan men edilmesine, müvekkili .... tarafından karşı taraf ... emrine keşide edilen 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çekin lehtar, ciranta veya çek hamili tarafından icra takibine konu edilmesinin yasaklanmasına ve durdurulmasına, müvekkili tarafından davalı adına keşide edilen 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çekin iptali ile çeklerin bedelsiz kaldığının tespitine ve müvekkilin bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı taraf davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır.
DELİLLER:
Tarafların ticaret sicil kayıtları, banka kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesi kapsamında verildiği iddia edilen çekten kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı taraf işyeri için 23.08.2024 tarihinde faaliyet izni aldığını, işyeri izni aldıktan sonra işyerinin tabela, dekorasyon, pano, flama gibi tanıtım malzemelerin tasarımı, hazırlanması ve montajı için davalı ... ile anlaştığını, yapılacak işler için avans olarak müvekkili tarafından 300.000,00 TL tutarında 22.11.2024 tarihli çek ve 300.000,00 TL tutarında 30.11.2024 tarihli çekin karşı tarafa verildiğini, aradaki anlaşmaya rağmen karşı tarafın söz verdiği tabela, pano ve reklam işlerinin hiçbirini yapmadığını ilgili çeklerin dava sırasında dava dışı üçüncü kişi tarafından ibraz edilip ödendiği bu kapsamda borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu görülmüştür.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, senedin bedelsiz olduğunu teminat amacıyla verildiğini iddia etmektedir. iş bu kapsamda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu teminat olarak düzenlendiğini ve bedelinin eser sözleşmesi kapsamında verildiğinin ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir. Dava dilekçesi ekli belgeler incelendiğinde senede atıf yapıldığına yönelik yazılı bir delile dayanılmadığı sözleşmenin teminatı olduğunun ispatlanamadığından İİK’nin 169/a maddesinde sayılan nitelikte bir yazılı delil sunulmadığı gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.246,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.631,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.600,00TL'nin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesinin 11. Bendi uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderinden sayıldığından ve davalı ilk oturuma katılmadığından arabuluculuk ücretinin yarısı olan 1.800,00TL'nin davalıdan , bakiye 1.800,00TL'nin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen 591,00 TL tebligat ve posta giderinin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesinin 11. Bendi uyarınca davalı sigorta şirketi ilk oturuma katılmadığından yarısı olan 295,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/05/2025
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı