T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/1249 Esas - 2025/752
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/1249 Esas
KARAR NO: 2025/752
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/11/2024
KARAR TARİHİ: 03/07/2025
K. YAZIM TARİHİ: 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;Müvekkili şirketin davalı şirket ile gerçekleştirdiği ticari ilişkiler çerçevesinde, 1.421.191,88 TL tutarındaki fatura ve fer'ileri alacağına ilişkin olarak Ankara Batı İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatmış olduğunu, ancak davalının bu borcun varlığı açık ve somut delillerle sabit olmasına rağmen, kötü niyetli bir şekilde itirazda bulunmuş ve takibi durdurmuş olduğunu, ekte aslı gibidirli örnekleri, davalı şirket yetkilisi ...'nun imzasını taşıyan cari hesap mutabakatları ve borcu kabul eden faturalar bulunmakta olduğunu, bu belgelerin borcun varlığını net şekilde ortaya koymakta olup, davalının itirazının yalnızca kötü niyetli bir zaman kazanma çabasından ibaret olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...'nun, ticari çevrelerde son günlerde sıkça dile getirildiği üzere, şirketin malvarlıklarını elden çıkararak alacaklıların haklarını engellemeye çalıştığı bilgisinin müvekkiline ulaşmış olduğunu, bu konuda gerekli görülmesi halinde tanık dinletmeye hazır olduklarını, davalının şirketin finansal kaynaklarını ve varlıklarını şahsi çıkarlarına kullanarak devretme çabasında olduğu açıkça anlaşılmakta olduğunu, daha da önemlisi, ...'nun şahsi borçlarına ilişkin yüksek bedelli senetleri düzenli şekilde ödemekte olduğunu, ancak davalı şirketin ticari yükümlülüklerini bilerek ihmal etmekte ve müvekkilinin alacağı dahil olmak üzere şirketin borçlarını ödememekte olduğunu, bu tutumun davalı şirketin ticari dürüstlük ve iyi niyet ilkelerine tamamen aykırı hareket ettiğini göstermekte olduğunu, bu davranışların İcra ve İflas Kanunu'nun 257. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarını fazlasıyla karşılamakta olduğunu, borçlunun malvarlığını kaçırma girişimleri ve alacaklılara zarar verme amacının somut bir gerçeklik olduğunu, davalı şirketin yetkili ...'nun borçlarına ilişkin şahsi sorumluluğunu önceliklendirdiği ve müvekkilinin de aralarında bulunduğu lacaklıların haklarını ihmal ettiği somut bir gerçeklik olduğunu, davalı şirketin borçlu olduğu ve bahse konu yöneticinin kendisinin ve eşinin kefaleti altında bulunan yüksek meblağlı senetlerin ödemelerini aksatmadan yerine getirirken, ticari faaliyetlerden doğan borçları sistematik olarak ödememekte olduğunu, bu durumun davalı şirket yetkilisinin müvekkili ve diğer ticari alacaklılara karşı kötü niyetli hareket ettiğini, alacaklıların zararına sonuçlar doğuracak adımlar attığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, bu hususa ilişkin delillerin davalı şirkette ve ...'na ait banka hesap dökümlerine ilişkin ilgili mercilere müzekkere yazılarak rahatlıkla toplanabileceğini, şirketin bu mali yapıdaki dengesizlik halinin Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesi çerçevesinde şirketin malvarlıklarının korunması ve bu varlıkların hukuka aykırı işlemlerle elden çıkarılmasının önlenmesi gerektiğine dair yükümlülüklerini ihlal etmekte olduğunu, davalı şirket yetkilisinin mal kaçırma girişimleri, müvekkilinin alacağını tahsil edebilme ihtimalini ciddi şekilde tehlikeye atmakta olduğunu, özellikle şirket varlıklarının şahsi çıkarlar doğrultusunda kullanılmakta olduğuna dair bulgular ışığında, ihtiyati haciz kararı verilmesinin elzem olduğunu, aksi takdirde davalının şirket malvarlığını devrederek alacaklılardan kaçınmaya devam edeceği ve müvekkilinin alacağının tahsil edilemez hale geleceğinin açık olduğunu, bu nedenlerle İcra ve İflas Kanunu'nun 257. ve devamı maddeleri gereğince, davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz malların üzerine ihtiyati haciz konulması, müvekkilimizin alacağını tahsil etme hakkının korunabilmesi açısından hukuken zorunlu olduğunu, gerekli görülmesi halinde davalı şirket ve yetkilisi ...'nun banka hesaplarının son bir-iki aylık hesap dökümünün ilgili bankalardan müzekkere yazılarak dosyaya kazandırılması talep ettiklerini ifade ederek; açıklanan ve Sayın Mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle; davalı şirketin Ankara Batı İcra Müdürlüğü'ndeki ... takibinde kesinleşen miktar, ferileri ile birlikte işlemiş ve işleyecek avans faiz yönünden iptali ile takibin devamına, davalı şirket yetkilisi ...'nun şirket malvarlıklarını kaçırma girişimlerinin engellenmesine, kötü niyetli itirazda bulunan davalı aleyhine ?420'den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davacının dava dilekçesinde; davalı bu borcun varlığı açık ve somut delillerle sabit olmasına rağmen, kötü niyetli bir şekilde itirazda bulunmuş ve takibi durdurmuştur" demekle davaya dayanak icra takibinde yer alan borcun var olduğunun somut delillerle ispatlandığını iddia etmiş olduğunu, ilgili icra takibine dayanak faturada yer alan malzemelerin taraflarına teslim edilmemiş olduğunu, davacının da kabulünde olduğu üzere müvekkili tarafından bahse konu faturaya istinaden bir takım ödemeler yapılmış olup ilgili ödemelerin malların taraflarına teslim edilen bölümüne ilişkin olduğunu, faturaya taraflarınca itiraz edilmemiş olmasının faturada yer alan mal veya hizmetin yerine getirildiği anlamına gelmemekte olduğunu, faturada yer alan malın teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekmekte olup davacı tarafından malların teslim edildiğine dair dosyaya herhangi bir belge de sunulmamış olduğunu, her ne kadar davacı tarafın müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taşıyan cari hesap tablolarının ilgili faturaların gerçeği yansıttığı iddia etmişse de; ilgili hesap tablolarının faturaların gerçi yansıttığına dair ispat aracı olarak kullanılamayacağını, bu itibarla; davaya dayanak faturalar gerçeği yansıtmadığı gibi davacı tarafından da ispat külfeti yerine getirilemediğinden huzurdaki davanın reddi ile müvekkili aleyhine başlatılan Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra takip dosyasının iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde; “davalı şirket yetkilisi ...'nun imzasını taşıyan cari hesap mutabakatları ve borcu kabul eden faturalar bulunmaktadır. Bu belgeler borcun varlığını net şekilde ortaya koymakta olup, davalının itirazı yalnızca kötü niyetli bir zaman kazanma çabasından ibarettir" denilmekte olduğunu, davacı şirket yetkilisi ..., müvekkili şirketin eski ortaklarından olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ... ile aralarında yaptıkları protokole istinaden ...'ın müvekkili şirketteki tüm hisselerini ...'na devretmiş olup ilgili devir sırasında taraflar arasında, davacı tarafından dosyaya sunulan cari hesap tablolarının imza altına alınmış olduğunu, bilindiği üzere; davacının davasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, somut olayda davacı tarafından icra takibine dayanak olan faturaların taraflar arasındaki gerçek ticareti yansıttığına dair yalnızca müvekkili şirket yetkilisinin kendi adına imzaladığı cari hesap tablosu ve davacı şirket yetkilisinin şahsı ile imzalanan protokolün sunulmuş olduğunu, faturaların içeriklerinde yer alan malların satışına ilişkin taraflarca imza atına alınan herhangi bir sözleşme de sunulmamış olduğunu, bahse konu cari hesap tablosu incelendiğinde görüleceği üzere; ilgili faturaların ... ile ... arasında imzalanan hesap tablosunda yer almamakla birlikte müvekkili şirket yetkilisinin kendi adına imza altına aldığı cari hesap tablosu da şirketi bağlamamakta olduğunu, müvekkili şirketin bir Anonim Şirket olup Türk Ticaret Kanunu gereği ortaklarından ari bir kişiliğe ve kendi mal varlığına sahip olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin sadece kendi adına imza altına aldığı, şirket adına temsilen imzalanmayan hesap tablosunun şirketi bağlamamakta olduğunu, bu itibarla huzurdaki davaya dayanak fatura içeriklerinin doğru olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde; “..., şahsi borçlarına ilişkin yüksek bedelli senetleri düzenli şekilde ödemektedir. Ancak buna rağmen davalı şirketin ticari yükümlülüklerini bilerek ihmal etmekte ve müvekkilimizin alacağı dahil olmak üzere şirketin borçlarını ödememektedir" demekle şirket yetkilisinin kötü niyetle hareket ettiği iddia edilmekte olduğunu, Türk Ticaret Kanunu Madde 329'da; "Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir." denilmekle Anonim Şirketin ortaklarından ari bir kişiliğe ve mal varlığına sahip olduğu belirtilmiş olduğunu, müvekkili şirket ile müvekl alacak ve borçları birbirinden tamamen ayrı olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ...'nun kendi malvarlığı ile kendi adına olan borçları ödüyor olmasının şirketin finansal durumuna olumlu veya olumsuz bir etkisi bulunmamakta olduğunu, aksine şirket yetkilisi tarafından şirketin gerçekte var olmayan borçlarının ödeniyor olmasının şirket adına sorumluluğunu gündeme getirmekte iken şirketin gerçekte var olmayan borçlarına itiraz etmiş olmasının, şirket yetkilisinin kötü niyetle hareket ettiğinin değil aksine şirket malvarlığını korumaya yönelik hareketin bir göstergesi olduğunu, davacı tarafından şirket yetkilisinin şirket malvarlıklarını elden çıkartacağına dair söylemlerinin olduğu iddiasının soyut beyanlara dayalı olup gerçeği yansıtmamakta olduğunu, kaldı ki davacı tarafından şirket yetkilisinin şirket malvarlığını elden çıkarmaya yönelik herhangi bir ticari faaliyetinin olduğuna dair herhangi bir somut beyan veya belgede sunulmamış olduğunu, huzurdaki davaya dayanak icra takibinde müvekkili aleyhine toplamda 19.868,08 TL işlemiş faiz talep edilmişse de; ilgili icra takibinden önceki dönemde müvekkiline fatura bedellerinin ödenmesiyle ilgili herhangi bir bildirimde bulunulmadığından müvekkilinin temerrüte düşmemiş olup takip öncesi işletilmesinin hak ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise; davacı tarafından tahsili talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, bu itibarla huzurdaki davanın zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ifade ederek; izah edilen ve Sayın Mahkemece resen dikkate alınacak sebeplerle, huzurdaki davanın reddine, davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, vergi kayıtları, BA-BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi 07/05/2025 tarihli raporunda özetle; dava dosyası üzerinde yapılan inceleme ve ayrıntıları yukarıda yer alan gerekçeler ışığında; Davalı ... A.Ş.'ne ait 2024 yılı ait ticari defterlerinin yerinde incelenmesi neticesinde; davacı şirketin Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibinde asıl alacağının dayanağı olarak göstermiş olduğu 01.06.2024 tarih, ... nolu ve 1.768.837,71 TL tutarlı faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi olan 10.09.2024 tarihi itibariyle davalı şirketin kendi lefter kayıtlarına göre*...” kodlu hesaba üzerinden davacı şirkete 2591.028,71 TL borçlu gözüktüğü, “...” kodlu hesaba üzerinden davacı şirketten 765.706,11 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Her iki hesap birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin takip tarihi olan 10.09.2024 tibariyle davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarına göre davacı şirkete (2591.028,71 TL — 765.706,11 TL) 1.825.322,60 TL borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir. Davacı şirketin 10.09.2024 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhinde başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 1.421.191,88 TL (1.401.323,80TL Asıl alacak, 19.888868,08 TL İşlemiş avans faizi) alacak talep ettiği, bununla birlikte davacı şirketin icra takibinden önce alacağının tahsili hususunda davalıya yazılı ya da sözlü ihtarı bulunmadığı için, takip tarihinden önce davacının davalıyı temerrüde düşüremediği, bu nedenle icra takibinde davacı tarafından talep edilen işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafın kendisine mal teslim edilmediğini savunduğu halde, takibe konu faturayı ticari defterine kaydettiği ve vergi dairesinden getirtilen BA formuna göre, malları aldığına ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunduğu, yine fatura dönemi itibariyle 2024 KDV beyannamesinde dava konusu faturaları beyannamede belirttiği, dolayısıyla teslim almadığı bir malla ilgili hem BA formu düzenlemesi hemde KDV beyannamesinde bulunmasının mümkün olmadığı, süresinde faturaya itirazda bulunmadığı, iade faturası kesmek suretiyle malları davacı satıcıya iade ettiğine ilişkin de bir delil ve belgenin sunulmadığı, faturaları beyannameler ile bildiren davalı tarafın teslimi kabul ettiği dolayısıyla Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 15/11/2012 tarih, 2012/9636 Esas 2012/17068 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, malları tesliminin kanıtlandığı, aksine ticari defter kayıt ve belgeleri ile başkaca yazılı delil ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme hükme esas alınarak, davacı şirketin davalı şirketten takip talebinde talep edilen Asıl alacak miktarı 1.401.323,80 TL üzerinden itirazın iptali talep edildiğinden nitekim işlemiş faiz talebi dava konusu edilmediği, asıl alacak talebiyle bağlı kalınarak Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe itirazının 1.401.323,80 TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABÜLUNE, Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe itirazının 1.401.323,80 TL üzerinden iptali ile takibin devamına,
1.401.323,80 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 95.724,43 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 17.164,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 78.559,98 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 17.164,45 TL peşin harç olmak üzere toplam 17.652,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının yargılamada yapmış olduğu 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 76,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 5.076,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 208.185,33 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.03/07/2025
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı