T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1267 Esas - 2024/1209
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/1267 Esas
KARAR NO: 2024/1209
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/01/2023
KARAR TARİHİ: 12/11/2024
K.YAZIM TARİHİ: 12/11/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin, boya, kimyasallar, oto boyası ve yardımcı malzemeleri, oto tamir ve bakım, oto koruma ve görünüm kimyasalları, yardımcı malzemeleri ve ürünlerini tedarik, pazarlama ve satış faaliyetlerinde bulunmakta olduğunu, Davalı şirketin ... Kurumu (...) nezdinde işlem yapmaya yetkili fikri ve sınai haklar alanında vekillik ve danışmanlık hizmetleri sunan bir marka ve patent firması olduğunu, Davalı şirketin, müvekkili telefonla arayarak "Markanıza şu anda başkaları başvuru yapmak üzere, ancak tespit ettik ki aslında bu markanın sahibi sizmişsiniz ve öncelikle sizin bu markaya sahip olmanız gerekmekte, marka ile ilgili acil yapılması gereken işlemler var, yapılmaması durumunda hak kayıplarına uğrarsınız, hemen ücret yatırmazsanız bu marka başvurusu başkası adına yapılacak, bizim adamımız şuan ... Kurumunda, bize hemen ödemeyi yaparsanız o markayı size geçireceğiz" gibi ifadelerle veya benzeri senaryolarla müvekkili şirketi büyük bir panikle düşünmeden ödeme ve işlem yapmaya sevk ettiğini, Müvekkil şirketin, gerçekten resmi kurum veya onun bağlantılı olduğu bir ... ofisinin uyarı amaçlı aradığını ve kendilerine ait markanın başkaları tarafından tescillenmesinin engellediğini düşündüğünü, Müvekkil şirket ile davalı arasında ... nezdinde işlem yapmaya dair vekalet sözleşmesi kurulduğunu, Davalının "markandan sana çok para kazandıracağım, milyonlar değerinde markan olacak, büyük marka haline getireceğim" gibi söylemlerine devam ettiğini, Davalının, sürecin en başından itibaren vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığını, Müvekkili şirketten haksız, aşırı oransız ve fahiş ücretler alındığını belirterek, müvekkilinin uğradığı menfi zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL’sinin davalının temerrüte düştüğü tarih olan 06/10/2022 arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesinde; dava dilekçesinde 100,00 TL olan alacak talebini 34.474 TL artırarak dava değerinin 34.574 TL üzerinden harç hesaplaması yapılmasını, 34.574,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarih olan 06/10/2022 arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, Yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline markalarının tescili için başvurduğunu,
Müvekkilinin bu başvuruları yaptığını, Müvekkilinin davacıya alakasız sınıflarda ve içerikte marka satmak anlamında bir baskısı olmadığını,
Böyle bir baskıyı hisseden davacının basiretli bir tacir gibi davranıp söylenenlere yahut talep edilenlere itibar etmeyip tüzel kişilik ile çalışmayı bırakması gerektiğini,
Davacının, dava dilekçesinin 3. Maddesinde yazılı şekilde düşünceye kapılmasının kendi ticari zayıflığı olduğunu,
Dava dilekçesinin 10. Maddesinde geçtiği gibi, deneyimsiz ve tecrübesiz olduğunu düşünen bir kişinin anında karar vermek yerine, avukatına danışarak, ondan mütalaa alarak hareket etmesi gerektiğini,
Davacının bunu yapmadığını, müvekkili ile konuşmasının hemen akabinde talepleri doğrultusunda işlemleri başlatmıştır. Müvekkilinin davalıdan işi alırken gerçek ve hukuk dışı beyanlarda yahut TMK 2. Maddeye, hak ve nesafete, ahlak kurallarına aykırı söylemlerde bulunmadığını, "markanız kesin tescil olur" gibi ve benzeri bir taahhüt vermediğini,
Davacının yaptığı tüm ödemelerin müvekkili tarafından faturalandırıldığını, Aldığı paraların bir kısmının marka işlem ücretlerine harcandığını, kalan kısmının ise hizmet bedeli olarak alındığını, ... Kurumu nezdinde yapılacak işlemlerde alınacak hizmet bedellerine ilişkin avukatlık asgari ücret tarifesi gibi bir tarife olmadığını,
Serbest piyasa ekonomisi gereği, Kurum nezdinde işlemleri yapacak olan vekil firmanın, başvuru sahibinden
hizmet bedeline ilişkin bir talepte bulunduğunu, Başvuru sahibinin kabul ettikten sonra artık "benden çok para aldın, aldığın paralar fahiş, geri ver" deme hakkına ve hukukuna sahip olmadığını,
Alınan paralara ilişkin Kurum nezdindeki tüm işlemlerin (başvuru, yayıma itiraz, yayıma itiraza karşı görüş, tescil belge ücreti ödeme vb) yapıldığını,
Dava dilekçesinin 9. Maddesinin 4. Satırında yer alan "teamülden olan ücret" diye birşey olmadığını, Davacı şirket adına ..., ..., ... numaralı başvuruların yapıldığını, Faturaların kesildiğini, Çok yüksek, çok pahalı gibi soyut ifadeler ile gabine dayanılamayacağını, yararlanma kastı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
Tanık beyanları, tarafların ticaret sicil kayıtları, ... Kurumu yazı cevabı, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi raporunda özetle; davacının iddialarının somut delil içermediği, teknik değerlendirme yapılabilmesi için davacıya davalı tarafından yazılı olarak bildirilen ücretler, yapılan işlemler için sunulan teklifler ve fatura açıklamalarının sunulması gerektiği bildirilmiştir.
Bilirkişi ek raporunda özetle; Görevlendirme kapsamında, iddia, savunma ve dosya içerisindeki belge ve bilgilerin incelenmesi sonucunda ve yukarıda açıklanan gerekçelerle, asıl rapordaki görüşleri değiştirecek ek bir bilgi/belge bulunmadığı, davacının iddialarının somut delil içermediği, teknik değerlendirme yapılabilmesi için davacıya davalı tarafından yazılı olarak bildirilen ücretler, yapılan işlemler için sunulan teklifler ve fatura açıklamalarının sunulması gerektiği görüş ve düşüncesinde olduğunu bildirmiştir.
GEREKÇE:
Dava ... vekilliğinden kaynaklı menfi zararın tazmini talebine ilişkindir.
Mahkememizce 09/07/2024 tarih, 2023/5 esas 2024/756 karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2024 tarih 2024/1816 esas 2024/1721 karar sayılı ilamı ile özetle; "6769 sayılı SMK'nın 156. maddesinde bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. Yine aynı Yasa'nın 160. maddesinde ise Türk Patent ve Marka Kurumunda marka işlemleri hususunda işlem yapabilecek kişilere dair düzenlemeler yapılmıştır. Öte yandan 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinde, patent ve marka vekillerinin bu kanun ve diğer sınai haklarla ilgili konularda, ilgili kişileri Enstitü nezdinde temsil edeceği, danışmanlık yapacağı ve sınai hakların korunması için Enstitü nezdinde gerekli girişimlerde bulunup işlemleri yürütecekleri, vekillerin, Enstitü nezdinde ilgili kişilerin haklarının tesisi, korunması ve bunlarla ilgili olarak idare ile her türlü ilişkilerin temini, tesisi ve yürütülmesi ile yükümlü oldukları, vekiller hakkında Borçlar Kanunu'nun vekalet ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince, davalının müvekkili şirketin marka vekilliğini yaptığı dönemde, vekillik meslek kurallarıyla bağdaşmayan eylemlerle, tamamen sömürmeye yönelik ve sözleşme ile güdülen amaca aykırı şekilde işlemler yaptığı, müvekkili şirketten haksız, aşırı, oransız ve fahiş ücretler aldığı ileri sürülerek, tazminat isteminde bulunulduğuna göre, davalı marka vekilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeden dolayı sorumluluğunun doğup doğmadığının tespiti, anılan kanunlar ve bu kanunlar uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden, somut uyuşmazlığın ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar davalarına bakmakla görevli mahkemede görülmesi gerekir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD.'nin 16.04.2007 tarih ve 2006/2409 E.- 2007/5802 K., 06.05.2014 tarih ve 2014/2100 E.-2014/8582 K.).
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir ve taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta da mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın, dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar verilmiş, istinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir.
İş bu sebeple BAM kararı uyarınca görevli ve yetkili mahkemenin Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin görevli olduğuna dair görevsizlik kararı verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açmış olduğu davasında görevli mahkemenin mahkememiz olmayıp ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, kesin olmak üzere karar verildi.12/11/2024
Katip Hakim
E-imzalıdırE-imzalıdır