T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/1286 Esas - 2025/653
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/1286 Esas
KARAR NO: 2025/653
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/08/2022
KARAR TARİHİ: 12/06/2025
K. YAZIM TARİHİ: 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ;müvekkiline karşı davalı alacaklı tarafından, Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı dosya kapsamında alacağı bulunduğu iddiası ile faizlerle birlikte toplam 24.731,07 TL değerinde ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını, davalı tarafın başlatmış olduğu mezkur takibin dayanağının müvekkil adına tescilli ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle, davalı sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatın müvekkili davacıya rücu etmesinden kaynaklandığını, müvekkili ...'ın, ... şeklinde araç kiralama işi ile iştigal eden ... Şirketine ... plakalı aracını uzun süreli olarak kiraladığını, ... Şirketinin ise bu aracı süreç içerisinde dava dışı 3. kişi ve kişilere kiralamış olup, aracın son kiralandığı kişinin mezkur kazayı yaptığını, bu hususun ... plakalı aracın Emniyet Kabis Kayıtlarında bulunduğunu, meydana gelen kazada müvekkili davacının uzun süreli kiralama yaparak işleten sıfatının kalmadığını, bu hususun bir diğer delilinin de ... Şirketi'nin ticari defter kayıtları olduğunu, bu durumda davacı müvekkilinin söz konusu kaza sebebiyle tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işletenin" kesin olarak gösteren bir karine olmadığını, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığını, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, doktrinde ve Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerektiğini, bu nedenlerle, davacı müvekkilinin uzun süreli kira sözleşmesi ile icra dosyasında talep edilen tazminata konu aracı dava dışı ... Şirketine kiraladığı, kaza tarihinde işleten sıfatının bulunmadığı, işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını dava konusu haksız durum sebebiyle, müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı oldukça açık olduğundan davaya konu Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı dosyasında davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespiti için bu davanın açılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulüne, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu miktarın % 20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; HMK 116. Maddesinde sayılan ilk itiraz nedenlerinin yetki, işbölümü ve tahkim itirazlarının tümünü tekrar ettiklerini ve mahkemece incelenip davanın usul yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca dava süresinde açılmadığından süresinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava ile dava konusu rücu tazmin talebine dayanak alacağın müvekkili sigorta şirketi ile davacı sigortalı ... arasında düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklı ihtilafa ilişkin olup Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesinin gerektiğini, görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının iddialarının aksine davacı yanın müvekkili şirkete borçlu olduğunu, borçlu ...'a ait ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olduğunu, 13.04.2020 tarihinde, ... plakalı araç sürücüsünün seyir halinde olan müvekkili sigorta şirketine sigortalı borçlu ...'a ait ... plakalı aracın çarpması ile her iki aracın da savrularak direksiyon hakimiyetlerini kaybetmesi ile yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle meydana gelen hasarın müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkiline sigortalı aracın sürücüsü, kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, davaya konu kazanın sigortalı aracın, ... plakalı araca çarparak kaza yerinde durmadan ayrılması sonucunda meydana gelmiş olup borçlu ...'a ait ... plakalı aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, meydana gelen kazada sigortalı ... plakalı sigortalı araç sürücüsünün vuku bulan kazada kusurlu olduğunu aracın sürücüsü olay yerini terk ettiğini, Karayolları Trafik Kanunun 95. Maddesi ve Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.4/f maddesi gereğince kaza nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları meblağın araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı sigortalı araç maliki ...'tan rücuen talep etme hakkının doğduğunu, bu nedenle, Karayolları Trafik Kanunun 95. Maddesi ve Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.4/f maddesi gereğince kaza nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları meblağın araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı sigortalı araç maliki ...'tan rücuen talep etme hakkının doğduğunu, işbu nedenle borçlu hakkında Ankara Batı İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, borçlu sigortalı ...'a ödeme emri tebliğ edilmiş olup; davacı borçlu tarafından haksız, soyut ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarla huzurdaki davayı açmışsa da işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zira araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı sigortalı araç malikinden rücuen talep etme hakkı doğduğunu, davaya konu kaza nedeni ile meydana gelen zararın tazmini sonucu sigorta şirketinin ödemek zorunda kaldığı meblağın sigortalıdan rücu edilebileceğini, icra takibine konu rücu talebinin dayanağının aralarındaki sigorta sözleşmesi olduğunu, bu nedenle ödenen bedelden davacı sigortalının sorumlu olduğu ve ödenen bedelin faizi ile birlikte davacıdan rücu haklarının doğduğunu, davacının, işletmesini bizzat kendisinin yaptığı şirkete maliki olduğu sigortalı aracı kiraladığını, açıkça görüldüğü üzere davacının kendisinin kiralanan şirket yetkilisi de olduğu göz önüne alındığında davacının işleten sıfatının da devam ettiğinin izahtan vareste olduğunu, davacı ...'ın borcun tümünden sorumlu olup davacının borcunun bulunmadığı iddiası haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taraf yetkilisi olduğu şirkete sigortalı aracının kiralandığına dair sonradan dahi düzenleyebileceği kira sözleşmesini sunarak işleten sıfatına haiz olmadığı iddiasıyla huzurdaki davanın açılması karşı yanın iyiniyetli olmadığının ve icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla dava açıldığının göstergesi olduğunu, bu nedenle davacının haksız ve dayanaktan yoksun davasının reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, tüm bunlara ek olarak borçlu tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasına ilişkin sorumlu ve borçlu olmadığını iddia etseler de borçlu ... tarafından 14.04.2022 tarihinde 5.701,12 TL ve 15.06.2022 tarihinde ise 517,76 TL yatırılarak borç tahsilatlarında bulunulduğunu, davacı borçlu tarafından konu icra takibine borcu kabul mahiyetinde olan borç tahsilatları yapılarak huzurdaki dava ile aynı icra takibine ilişkin borçtan sorumlu olmadığı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, iş bu iddialarının haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı açık olup işbu iddialarının reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarız saklı kalmak kaydı ile, davanın usule yönelik hukuka aykırılıklar nedeniyle esasına girilmeksizin usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının iddiaları ve talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın esastan reddine, davacı borçlunun alacağın %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas dosyası, Ankara ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğü kayıtları, trafik kazası tespit tutanağı, sigorta poliçesi, hasar dosyası, ... plakalı aracın trafik kayıtları, ... plakalı araca ait KABİS kayıtları, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
Mahkememizin 26/01/2023 tarih, ... esas ... karar sayılı kararı ile özetle;" Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takipte pasif husumet yokluğundan davacının menfi tespit davasının KABULÜNE, Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takipten kaynaklı 24.731,07 TL borçlu olmadığının tespitine, " dair karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi nedeni ile Ankara BAM ... Hukuk Dairesinin 31/10/2024 tarih, ... esas ... karar sayılı ilamı ile özetle; "2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).
Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı)
Poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları B.4-f maddesinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere,olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, zorunlu haller haricinde sürücünün olay yerini terk etmiş olması rücu sebebi olarak düzenlemiştir.
Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-f maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davacı olduğundan davacının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Davacının aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz.
Bu durumda mahkemece, esasa girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir." denilmekle mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya yukarıdaki esasa kayıt edilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Bilirkişi 15/04/2025 tarihli raporu ile özetle; Davacının maliki olup davalı sigorta şirketine de ZMSS ile sigortalı ... plakalı aracın firari sürücüsünün meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nun 47/c-d., 81/a-b-c-d., ve 84/b. maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olacağı, ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...'in meydana gelen kazanın oluşumunda izafe edilecek herhangi bir kural ihlali olmamakla kusursuz olacağı, üçüncü şahsa ait ... plakalı aracın Pert-Total durumunda ve hasar tutarının da 24.200,00 TL olacağı bildirilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı zarara yönelik başlatılan icra takibinden kaynaklı menfi tespit istemi ile icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları B.4-f maddesinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere,olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, zorunlu haller haricinde sürücünün olay yerini terk etmiş olması rücu sebebi olarak düzenlemiştir. Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-f maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davacı olduğundan davacının taraf sıfatının bulunduğu kabul edilmiştir.
Menfi tespit davasına konu takibe konu ... plakalı araca ilişkin hasar bedelinin tespiti ile kusurun yüzdesel olarak belirlenmesi bakımından bilirkişi raporu ile birlikte yapılan değerlendirmede;
Davaya konu olay davacıya ... plakalı araç sürücüsünün ... şeritli tek yönlü ... Caddesinden seyirle geldiği ... Cadde kesişimi “T" kavşak başında kurallara uygun olarak sola dönüş manevrası yapıyor olduğu esnada aracının sol yan tarafından, kavşak başına varmadan sol gerisinden bölünmüş yolda karşı trafiğin yol ve şeridine girerek ters yönden gelen davacıya ait olay yeri firari sürücü idaresindeki ... plakalı aracın önden darbesine maruz kalması şeklinde kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Kusur yönünden yapılan değerlendirmede;Davacının maliki olup davalı sigorta şirketine de ZMSS ile sigortalı ... plakalı aracın firari sürücüsünün meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nun 47.,81.,84“Maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı sigortalı ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...'in meydana gelen kazanın oluşumunda izafe edilecek herhangi bir kural ihlali olmamakla kusursuz olacağı iş bu kapsamda davalı sigorta şirketi dava dışı sigortalıya ödenen bedelden davacıya ait araç sürücüsünün %100 kusuru sebebiyle davacıdan rücu hakkı doğduğu gözetilerek menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 422,35 TL'nin mahsubu ile bakiye 193,05 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Mahkememizce kaldırma kararı öncesinde yazılan 09/12/2023 tarih, ... esas ... karar, ... harç nolu Harç Tahsil Müzekkeresinin işlemsiz iadesi için müzekkere yazılmasına,
4-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.560,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri olan 129 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi gereğince hesap edilen 24.731,07 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
8-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/06/2025
Katip Hakim
e-imzalıe-imzalı