T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1319 Esas - 2025/393
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/1319 Esas
KARAR NO: 2025/393
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALILAR: 1-
2-
VEKİLİ:
İHBAR OLUNAN:
DAVA: Sözleşmenin Uyarlanması
DAVA TARİHİ: 15/11/2024
KARAR TARİHİ: 15/04/2025
K.YAZIM TARİHİ: 13/05/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalı ... Şti arasında akdedilen 05.03.2018 tarihli İnşaat İşleri Yüklenici Sözleşmesi’nin ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel’ deki ... Kullanım Projesi İşi kapsamında. B (...), C (...) ve D (...) Bloklarının Dekoratif İnce İş İmalatlarının ... nolu davalı tarafından yapılmasına ilişkin olduğunu, söz konusu 05.03.2018 tarihli sözleşmenin akdedilmesinin akabinde davalı şirkete yüklenen işlerin kendisi tarafından sözleşmede öngörülen sürede tamamlanmadığının ve tamamlanmayacağının da anlaşılması üzerine bu kez taraflar 31.12.2018 tarihinde ilgili sözleşmenin konusu kapsamında olan B (...) ve D (...) Bloklarının yapılması işlerinin 17. Madde uyarınca feshine ilişkin fesihname imzaladıklarını, sözleşmenin feshine müteakip davalı şirketin ilgili sözleşmeden kaynaklı bakiye borçları konusunda taraflar arasında protokol imzalandığını, söz konusu protokol ile sözleşmedeki tarafların yanı sıra ... olarak davalı ...'in yer aldığını, ilgili protokolün 3.5. maddesi uyarınca; davalı şirketin 05.03.2018 tarihli taşeronluk sözleşmesinden kalan bakiye borcunu temin için davalı ...’e ait "... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde bulunan ... Blok ... Kat ... No’ lu Bağımsız bölüm" üzerinde müvekkili şirket lehine 12.04.2018 tarihli 480.000,00TL bedelli ... ve 1. Dereceden faizsiz ipotek tesis edildiğini, müvekkili firma lehine söz konusu ipoteğin tesisine rağmen, davalı taraf müvekkile olan borcunu ödemediği gibi uzun yıllardır da müvekkilin iyiniyetini suistimal ile borcu ödemekten sürekli kaçındığını, müvekkilinin sürekli alacağını tahsil edeceği inancını beklese de alacağını tahsil edemediği gibi, ipotek bedelinin sabit kalmasından dolayı da süreç içinde zarar ettiğini, keza, müvekkilinin ipotek bedelinden alacağı yıllardır ödenmediği gibi, ayrıca cari hesaptan kaynaklanan yüklü alacaklarının da ödenmediğini, müvekkili şirket ile davalılar arasında imzalanan sözleşme ve akabinde yapılan protokol gereği taraflar arasında iradi olarak ipotek tanzim edildiği açıkça ortada olup söz konusu ipotek meblağı günün koşullarında ülkemizin içinde bulunduğu aşırı enflasyon sebebiyle değerini yitirdiğini, ipoteğin konulduğu tarihte neredeyse taşınmazın değerini yakın olan ipotek meblağı şu anda taşınmazın değerine oranla oldukça düşük bir değere tekabül etmekte olduğunu, müvekkilinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması halinde ipoteğin tanzim edildiği 2018 yılındaki belirlenen değer üzerinde tahsil imkanına kavuşma ihtimali olsa da, ipotek bedeli günün koşullarında enflasyon sebebiyle büyük değer kaybettiğinden haklı ve gerçek alacağını alamayacağını, bu durumun hakkaniyetli olmayacağını beyan ederek, müvekkilinin sair alacak ve fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile, dava konusu ipotek bedelinin günün güncel ekonomik koşullarına uyarlanması ve ipotek bedelinin günün güncel ekonomik koşullarına göre tespiti ile bu bedelin ipotek bedeli olarak tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; davacı şirket ile davalı müvekkillerden ... Şirketi arasında 05.03.2018 tarihinde yapılan ... numaralı "İnşaat İşleri Yüklenici Sözleşmesi"nin konusunun ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada/... Parsel konumunda yer alan "... Kullanım Projesi İşi" kapsamında. B (...), C (...) ve D (...) Bloklarının Dekoratif İnce İş İmalatlarının davalı şirket tarafından yapılmasına ilişkin olduğunu, söz konusu 05.03.2018 tarihli sözleşmenin, taraflarca 31.12.2018 tarihinde ilgili sözleşmenin konusu kapsamında olan B (...) ve D (...) bloklarının yapılması işlerinin sözleşmenin 17. maddesi uyarınca feshine ilişkin olarak feshedilmiş ve fesihname imzalandığını, sözleşmenin feshedilmesi üzerine davalı müvekkillerinden ... Şirketi'nin sözleşmeden kaynaklanan bakiye borçları konusunda taraflar arasında protokol imzalandığını, söz konusu protokol ile sözleşmedeki tarafların yanı sıra garantör olarak diğer davalı müvekkili ...in yer aldığını, ilgili protokolün 3.5. maddesi uyarınca, 05.03.2018 tarihli taşeronluk sözleşmesinden kalan bakiye borcunu temin için davalı müvekkili ...’e ait olan "... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde bulunan ... Blok ... Kat ... No’ lu Bağımsız bölüm" üzerinde davacı şirket lehine 12.04.2018 tarihli 480.000,00-TL bedelli feshi bildirilinceye kadar geçerli (...) ve 1. dereceden faizsiz ipotek tesis edildiğini, faizsiz ipotek, bedelin ekonomik koşullara göre artmasını engelleyen bir özellik taşıdığını; borcun sabitlenmesi taraflarca kabul edildiğini, bu durumda “dürüstlük kuralı” kapsamında ipotek bedelinin artırılmasının talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, faizsiz ipotek, borç tutarını sabit bir miktar olarak belirler ve zaman içinde artmamasını sağladığını, bunun, tarafların sözleşme yaparken öngörülebilir bir borç yükümlülüğü üzerinde anlaştığını ve ekonomik koşullardaki değişimlerin doğrudan ipotek borcunu artırmayacağının gösterdiğini, tarafların iradesine dayalı olarak oluşturulmuş bir düzenleme olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’na göre sözleşmelerde tarafların iradesine üstünlük tanınacağını, tarafların iradesi açıkça sabit bir borç miktarı üzerinde birleştiğini, dolayısıyla sözleşme ile belirlenmiş ipotek bedelinin sabit kalması ve tarafların serbest iradeleriyle belirledikleri borç tutarına uyulması hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, davacının, ipotek alacağını tahsil edemediğini iddia etmekte olduğunu, fakat taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğe dayanarak alacağını tahsil etmek yerine uzun yıllar boyunca herhangi bir takip işlemi başlatmadığını, uzun yıllar boyunca herhangi bir icra ya da takip işlemi başlatmaması, alacaklı olarak kendi hakkını kullanmadığını ortaya koymakta olduğunu, davacının, kendi kusurunu örtmek için kötü niyet ile ipotek bedelinin değiştirilmesini talep ettiğini, davacı tarafın borcunu tahsil etmede ihmal gösterdiğini ve işbu nedenle davayı kötü niyetle açtığını, davacının, alacağını tahsil etme yolunda uzun yıllar boyunca herhangi bir hukuki işlem başlatmamış ve kendi iddiası olduğu üzere ipotek bedelinin günün koşullarına göre değer kaybetmesine kendi ihmaliyle sebep olduğunu, taşınmazın değerindeki artış, davalı tarafın zarara uğradığını veya sözleşme dengesinin bozulduğunu göstermeyeceğini, davacı tarafın, taşınmazın değerinin ipotek bedelinden çok daha fazla olduğunu iddia etmekte olduğunu ancak taşınmazın gerçek piyasa değeri hakkında somut bir bilgi sunmadığını, ipotek bedelinin yeniden belirlenmesi konusunda enflasyon hesaplayıcısının hukuki bir bağlayıcılığı bulunmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Davacı ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ve ipotek senedi, davalı ...'in ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtları, ipoteğe konu sözleşmeye yönelik bilgi ve belgeler, davalının ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, ipotek bedelinin günün güncel ekonomik koşullarına uyarlanması ve ipotek bedelinin günün güncel ekonomik koşullarına göre tespiti ile bu bedelin ipotek bedeli olarak tapuya tescili istemine ilişkindir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır.
Türk Medeni Kanununun 875. maddesine göre kesin borç (karz) ipoteği, anapara yanında, gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır. Alacaklı, ipoteğin fekki için anaparanın dışında takip masraflarını ve geçen günlerin faizlerini de isteyebileceğinden, ipoteğin kaldırılmasına ancak anaparanın, gecikme faizinin, icra takibi yapılmışsa takip giderlerinin ödenmesi halinde karar verilebilir. Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur.
Ancak, borçlu anapara ipotek miktarından bir kısmını ödemiş veya depo etmişse yine de davanın reddi gerekir ise de, “çoğun içinde az da vardır” kuralı uyarınca Tapu Sicil Tüzüğünün 31/son maddesi hükmüne göre ipotek bedelinden ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; dava konusu ipoteğin dayanağı akit tablosu ve tapu kaydı ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, dava konusu ipotek kesin borç (karz) ipoteğidir. Zira ipotek 05/03/2018 tarihli taşeronluk sözleşmesinden bakiye kalan 480.000,00TL tutarlı borç için, faizsiz konulmuştur.
Buna göre, ipoteğin karz ipoteği olduğunun tespiti üzerine davacı yana davalı hakkında ipotek sebebiyle takip başlatılıp başlatılmadığının ve kısmi ödeme bulunup bulunmadığının sorulması üzerine davacı vekili duruşmadaki beyanında takip başlatılmadığını ve kısmi bir ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı; "Bütün bu açıklamalar doğrultusunda yapılması gereken iş; ipotek, kesin borç (karz) ipoteğine ilişkin bulunduğundan, taraflardan alacaklıların ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıp yapmadığını sorup saptamak, icra takibi varsa bu dosyayı getirtmek, resmi akit tablosundaki sözleşme hükümlerini gözetmek suretiyle alacaklının anapara dışında isteyebileceği gecikme faizi ile icra takibi yapılmışsa takip giderlerini gerek görülürse bilirkişiye hesaplatmak, bunların toplamını alacaklıya ödenmek üzere davacılara depo ettirmek, eksiksiz depo edilirse ipotek şerhini terkin etmek, kısmen ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar vermek olmalıdır.",
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı; "Uyuşmazlık, ipotek bedelinin uyarlanması istemine ilişkindir. Temyizen incelenen dosyadaki bilgi ve belgelerden, 1962 yılında 150.000,00 ETL karşılığı faizsiz ve 1 yıldan kısa süreli kesin borç (karz) ipoteği tesis edildiği, dava tarihine kadar muaccel hâle gelen borcun ödenmemesi nedeniyle tahsil yoluna gidilmediği, tahsil yolunun kullanılmasına engel teşkil edecek fiilî ya da hukuki bir durum da ileri sürülmediği, kesin borç (karz) ipoteğinin, anapara yanında gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına aldığı, davanın açılmasında hukuki yararın olmadığı, verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.",
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı; " ... bu kapsamda eldeki davada ipoteğin, kesin borç (karz) ipoteğine ilişkin olup, aleyhine ipotek tesis edilenin borcu, ipotek senedinde yer alan borç miktarı ve ödemede gecikilmesi halinde gecikme faizi kadar olduğundan ve lehine ipotek tesis edilen şahıs sadece bu miktarı ve icra takibi yapmış ise icra masraflarını isteyebileceğinden ipotek bedelinin uyarlanmasının mümkün olmadığı (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21/10/2015 tarih 2014/38030 esas - 2015/30941 karar sayılı kararı)..." ilamları birlikte değerlendirilerek somut uyuşmazlığa konu karz ipoteği bedelinin günün güncel ekonomik koşullarına uyarlanmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının peşin alınan 853,88TL harçtan mahsubu ile artan 238,48TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.166,67TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/04/2025
Katip Hakim
e-imzalıe-imzalı