T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/256 Esas - 2024/1337
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2024/256 Esas
KARAR NO: 2024/1337
HAKİM:
KATİP:
DAVACILAR: 1-
VEKİLİ:
DAVALILAR: 1-
VEKİLİ:
2-
VEKİLİ:
3-
VEKİLİ:
İHBAR OLUNAN:
VEKİLİ:
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 21/02/2024
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
K.YAZIM TARİHİ: 02/01/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; davalı ... Sigorta A.Ş..ne kasko sigortalı olup davalı ... A.Ş.nin de işleteni olduğu davalı ...'in idaresindeki ... plakalı araçla ... istikametine doğru seyri esnasında yolun kenarındaki banket'de bulunan davacıların kardeşi yaya konumundaki mütevvefa ...'a çarparak ölmesine neden olduğu ve dolayısıyla davacıların desteklerinden yoksun kaldıkları belirtilerek, davacıların her biri için 200.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 600.000,00TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın ... no'lu kasko sigorta poliçesiyle davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu ve poliçe limitlerinin de maddi ve manevi tazminatlar için toplamda 2.000.000,00TL olduğunu, ancak davalı sorumluluğunun, ... plakalı araç ZMSS(Tf) sigorta poliçesi limitinin tüketilmiş olması durumunda olacağını, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş ve kabul edilir olmadığı belirtilerek, açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili; davalı şirket çalışanının ... plakalı araç sürücüsü olduğunu ve kazanın da davalı şirket işinin ifasının tamamlanmasından sonra meydana geldiğini, kazanın meydana geldiği gün de havanın yağmurlu, dolu yağışlı olduğu gibi yol çalışması nedeniyle yolun da mıcırlı olduğunu, kazanın da banket üzerinde bulunmaması gereke yayaya aracın banket üzerinde çarpması şeklinde meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde yayanın 2918 sayılı KTK.nun 68. maddesi gereği ağır kusurunun olduğunu, yayanın kesinlikle yol üzerinde bulunmamasının gerektiğini, kazanın meydana gelmesinin asıl sebebinin yayanın otoban'da şerit üzerinde yürüyor olması ve havanın da yağışlı olması nedeniyle aracın yayaya çarpması olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER :
Kahramankazan ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, sigorta poliçesi, hasar dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, trafik tescil kayıtları, SGK kayıtları, tarafların ekonomik ve sosyal durum tespiti, 06/09/2024 tarihli bilirkişi raporu, 30/10/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nun 46/f. 47/d. ve 56/1-a. maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olacağı, mütevvefa yaya ...ın meydana gelen kazanın oluşumunda izafe edilecek herhangi bir kural ihlali olmamakla kusursuz olacağı belirtilmiştir.
Bilirkişi ek raporunda, 06.09.2024 tarihli kök raporumda belirtildiği üzere; ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nun 46/f. 47/d. ve 56/1-a. maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olacağı, müteveffa yaya ...'ın meydana gelen kazanın oluşumunda izafe edilecek herhangi bir kural ihlali olmamakla kusursuz olacağı, şeklindeki sonuç ve kanaatinde değişiklik yapılması gerekmediği belirtilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
07/04/2023 tarihinde, sürücüsü davalı ... maliki davalı ... A.Ş. olan, davalı ... Şirketi'nce sigortalı olan ... plakalı aracın yaya ...'a çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, bu kaza neticesinde davacılar desteği ...'ın vefat ettiği anlaşılmıştır.
... plakalı aracın davalı sigorta şirketince 02/01/2023 - 02/01/2024 tarihleri arasında genişletilmiş full kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğu, poliçe teminat limitinin manevi tazminat yönünden 500.000,00TL olduğu, sigortalı aracın kullanım durumunun ticari olduğu, davacı yanın oluşan zararının tazmini için davadan önce 07/12/2023 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurduğu, başvurunun 08/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ tarihine 45 günün eklenmesiyle davalı sigorta şirketinin 23/01/2024 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü kabul edilmiştir. Poliçe kapsamında müteveffanın anne ve babasına 200.000,00TL manevi tazminat ödendiği anlaşıldığından bakiye limitin 300.000,00TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan istemlerin 2 yıl içinde zamanaşamına uğrayacağı düzenleme altına alınmış, aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 72. maddesinde de haksız eylemin suç oluşturması durumunda, o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre somut olayın ölümlü trafik kazası olması sebebiyle uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, kaza tarihi ve dava tarihi gözetildiğinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla yerinde olmayan zamanaşımı define itibar edilmemiştir.
Davalı yan kesin hüküm, derdestlik itirazında bulunmuşsa da, davacı vekilinin beyanından Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvurunun davacıların hak sahibi olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, arabuluculukta yapılan anlaşmanın ise yalnızca müteveffanın anne ve babasına ilişkin olduğu, davacılar yönünden bir anlaşma bulunmadığı, yapılan bir ödeme bulunmadığı anlaşılmakla itirazların yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Soruşturma aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda ... plakalı aracın sürücüsü ...'in asli düzeyde kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'ın kusursuz olduğunun rapor edildiği görülmüştür. Kahramankazan ... Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde kusur raporu hükme esas alınarak ... Esas ... Karar sayılı karar ile sanık ...'in taksirle ölüme neden olma suçundan hapis cezasına mahkumiyetine karar verildiği, kararın yapılan istinaf incelemesi neticesinde istinaf isteminin reddine karar verildiği tespit edilmiştir.
Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller dosya arasına alınarak kaza görüntülerini içerir CD de dosyaya kazandırılarak bilirkişiden kusur raporu alınmıştır. Mahkememizce alınan raporda da ceza yargılamasında alınan raporla örtüşecek şekilde tespitler yapıldığı ve müteveffa yaya ...'ın kusursuz olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'in ise %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yapılan itirazların karşılanması için bilirkişiden itirazları karşılar ek rapor alınmış, ancak kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin değişmediği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede bilirkişi raporundaki kusur belirlemesinin olayın oluş şekline uygun olduğu, müteveffa yayanın yürüdüğü yol kısmı ve yönü itibariyle tarafına kusur atfedilmesi gerektiği yönünde davalı vekili itirazda bulunmuşsa da, kazanın gündüz vakti görüş açık bir zamanda meydana geldiği, davalı sürücünün zorunluluk hali olmadan emniyet şeridine girerek emniyet şeridinin de dış kısmında yürüyen müteveffa yayaya çarpması ile kazanın meydana geldiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yayaya atfı kabil kusur bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu sebeple gerekçeli ve denetime elverişli rapor hükme esas alınmıştır.
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davacıların kardeşlerinin ölümü ile müteveffanın manevi desteğinden yoksun kaldıkları, olay sebebiyle ruhsal ve manevi olarak çöküntüye uğradıkları tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacıların vefat eden müteveffa ile yakınlık dereceleri gözetildiğinde; davacıların yaşadıkları elem ve acı, kaybettikleri manevi destek göz önüne alınarak, ruhsal dengesi bozulan davacıların uğradıkları manevi zararın giderimi amacıyla, paranın satın alma gücü itibariyle belirli bir meblağın davalılardan alınarak davacılara verilmesi suretiyle, davacıların zedelenmiş olan yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmamak, günün ekonomik koşullarına TBK'nın 56. maddesi uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu tazminattan davalı ...'in araç sürücüsü olması ve haksız fiil sebebiyle sorumlu olduğu, davalı ... A.Ş.'nin araç işleteni olması sebebiyle sorumlu olduğu, davalı ... Sigorta Şirketi'nin ise kasko poliçesi sebebiyle sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Bu itibarla davacıların manevi tazminat talepli davalarının kısmen kabulü ile, davacı ... için takdiren 150.000,00TL, davacı ... için takdiren 150.000,00TL, davacı ... için takdiren 150.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan tutarlara davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/01/2024 tarihinden, davalılar ... ve ... A.Ş. yönünden olay tarihi olan 07/04/2023 tarihinden itibaren sigortalı aracın kullanım durumu gözetilerek avans faizi işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bakiye poliçe limiti olan 300.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davacı ... için takdiren 150.000,00TL, davacı ... için takdiren 150.000,00TL, davacı ... için takdiren 150.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan tutarlara davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/01/2024 tarihinden, davalılar ... ve ... A.Ş. yönünden olay tarihi olan 07/04/2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 30.739,50TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.049,30TL harcın mahsubu ile bakiye 28.690,20TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.850,00TL'nin kabul oranına göre hesaplanan 2.137,50TL'sinin davalı sigorta şirketinden, 712,50TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 2.049,30TL peşin harç, 427,60TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.537,70TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 874,00TL tebligat ve posta gideri ile 2.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.374,00TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 2.530,50TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, artan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
4-Davacıların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen davacı ... için 30.000,00TL, davacı ... için 30.000,00TL, davacı ... için 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davacılara ödenmesine,
5-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri görülmekle; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/2 maddesi gereğince reddedilen miktara göre hesap edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davacı ...'dan, 30.000,00TL vekalet ücretinin davacı ...'den, 30.000,00TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak bu davalılara ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/12/2024
Katip Hakim
e-imzalıe-imzalı