T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/555 Esas - 2025/485
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/555 Esas
KARAR NO : 2025/485
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/05/2024
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
K.YAZIM TARİHİ: 04/06/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ...'a ait ... firması arasında karşılıklı ürün alışverişine yönelik ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin davalıya ait firmadan 08.11.2022'de 18.290,12 USD, 08.11.2022'de 18.882,56 USD ve 15.11.2022'de 1.886,45 USD tutarlı faturalar ile ürün alımı yaptığını, müvekkilinin davalıya ait firmadan aldığı ürünlerden 08.11.2022 tarihli 18.882,56 USD tutarlı faturayı 16.12.2022 tarihinde, 15.11.2022 tarihli 1.886,45 USD tutarlı faturayı ise fatura tarihinde iade ettiğini, davalının iade işlemini ve iade faturalarının kabul ettiğini, bu hususta ihtilaf bulunmadığını, 12.05.2023 tarihinde davalının müvekkilinden 221.485,00 TL tutarında ürün aldığını ve ödemesini de yaptığını, 2023 yılı 12 inci ayında müvekkilinin muhasebe birimince yapılan kontrol ve mutabakat çalışması kapsamında davalının 18.290,12 USD alacağının bulunduğunun görüldüğünü, hesap mutabakatı için davalının arandığını, hesap mutabakatı neticesinde davalının banka hesabına 14.12.2023 tarihinde 18.290,12 USD havale yapılmak suretiyle cari hesap borcunun kapatıldığını, davalı tarafından 07.02.2024 tarihinde müvekkiline hiçbir bilgi vermeksizin ve onay almaksızın vade farkı açıklamasıyla 1.161,92 USD tutarında dava konusu takip dayanağı faturayı düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin karşı tarafla görüşerek ... nolu faturaya istinaden iade açıklamasıyla 20.02.2024 tarihli 1.161,92 USD tutarında iade temel e-fatura düzenleyerek sistem üzerinden davalıya gönderdiğini, 14.12.2023 tarihi itibariyle ticari defter ve kayıtlar göz önüne alındığında tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden borç veya alacaklarının kalmadığını, tüm bunlara rağmen davalı tarafından 02.04.2024 tarihinde müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine ilişkin tebligatın 04.04.2024 tarihinde müvekkilinin UETS adresinin tebliğ alanına konduğunu, mevzuat gereği 09.04.2024 günü ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmiş sayıldığını, müvekkilinin bu tebligattan haberdar olmadığını ve itiraz süresini kaçırdığını, müvekkilinin icra takibini banka hesaplarına konulan hacizle öğrendiğini, icra dosyasındaki alacak olarak hesaplanan tutarı karşılayacak miktarda haciz işlemi yapıldığını, davalının bu haksız haciz işlemi nedeniyle müvekkilinin bankalar nezdindeki kredibilitesinin zarar gördüğünü, bu hususta müvekkilinin ayrıca maddi manevi tazminat talep hakkını saklı tuttuğunu, davalının müvekkilini temerrüde düşürmediğini, dava konusu vade farkı faturasına dayanak faturanın ödemesinin müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu yıl sonu cari hesap mutabakatı neticesinde USD olarak yapıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin davalıya ödemeyi USD olarak yaptığını beyan ederek, davanın kabulü ile; müvekkilinin Ankara Batı İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ve dosya müstenidi fatura sebebiyle borçlu bulunmadığının tespitine, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili; müvekkilinin davacıya 08.11.2022 tarihli ... nolu fatura içeriği ürünleri teslim ettiğini, fatura bedeli olan 18.290,12 USD tutarının davacı tarafından 14.12.2023 tarihinde yani 13 ay sonra ödendiğini, TTK 1530'uncu madde gerekçesi ve içeriğinden de anlaşılacağı üzere, özellikle küçük ve orta ölçekli ticari işletmelerin geç ödemeleri nedeniyle ticari faaliyetlerinde güçlük çekmemesi amacıyla sözleşme özgürlüğünün sınırlandırılmamış olduğunu, bu doğrultuda TTK 1530 hükmü kapsamında kalan hallerde ihtara gerek kalmaksızın borçlunun temerrüte düşeceğini ve faiz talep edilebileceğini, kanun hükmünde durumun açık ve net olduğunu, müvekkilinin faiz talep edebileceğini bunun için herhangi bir ihtara gerek olmadığını, davacının 08.12.2022-14.12.2023 arasında hesaplanacak temerrüt faizini ödemek zorunda olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, davalının ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtları, tarafların 2022-2023 ve 2024 yıllarına ait BA BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları, davacı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 09/10/2024 tarihli bilirkişi raporu, davalı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 14/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
Davacı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda, dava dosyasındaki belgeler ve davalı şirkette kayıtlarında yapılan inceleme ile; davalının, davacıya 02/04/2024 tarihinde 1.161,92 USD İlamsız Takiplerde Ödeme Emri gönderdiği, takibin dayanağı olarak “7.02.2024 tarihli 1161,92 USD bedelli vade farkı faturası 1.161,92 USD” bildirdiği; taraflar arasında bir Cari Hesap Sözleşmesi bulunmadığı; davalının davacıya 08/11/2022 tarihinde 18.290,12 USD tutarında fatura kestiği, davalının davacı ile ticari ilişkisini devam ettirdiği, 12/05/2023'te TL değeri üzerinden alım yaparak bedelini peşin ödediği; davalının davacıya 18.290,12 USD tutarında olan faturayı 14/12/2023 tarihinde USD değeri üzerinden ödediği; davalının ödemeyi aldığı, alırken herhangi bir ihtirazi kayıt ileri 14/12/2023 tarihi itibarıyla taraflar arasında borç alacak ilişkisinin kalmadığı; davalının davacıya 07/02/2024 tarihinde 1.161,92 USD tutarında “vade farkı” faturası kestiği, bu faturayı Bs formu ile vergi makamlarına bildirdiği, davacının davalıya 20/02/2024 tarihinde vade farkı faturasını iade ettiği, davalının kendisine kesilen iade faturasına itiraz etmediği, Ba formu ile bu iade faturasını vergi makamlarına bildirdiği, bu durumda davalının bir alacağının olamayacağı; davalının davacıya kestiği 08/11/2022 tarihli 18.290,12 USD'lik faturadan -geç ödemeden dolayı- faiz bir alacağının doğacağının kabulü halinde davalının icra tarihi itibarıyla 1.003,28 USD faiz alacağının olacağı belirtilmiştir.
Davalı yanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda, dosya kapsamı ve taraf kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacının Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası kapsamında, 02.04.2024 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile davalıdan 1.161,92 USD (1.161,92 USD x 32,47TL - 37.720,22TL - harca esas değer) alacağını faizi ile talep ettiği, dosya kapsamındaki taraflara ait 2023 yılı BA-BS formlarının birbiri ile uyuştuğu, davacının kayıtlarının incelendiği dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre taraflar arasında borç alacak ilişkisinin kalmadığı, davalının kayıtlarına göre; ... nolu muavin hesap kapsamında faturalandırılması gereken 196.468,35TL tutarında davalının davacıya borçlu olduğu, ... nolu muavin hesap kapsamında ise işbu davanın konusu olan 07.02.2024-... nolu vade farkı faturasından kaynaklı davalının davacıdan 35.543,02TL alacaklı gözüktüğü, ancak davalının BA formu ile beyan ettiği davacının aynı tutarlı iade faturasını kayıtlarında yer almadığı belirtilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, davacı şirketin Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün .. esas sayılı dosyası ve dosya müstenidi fatura sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından tespit edildiği üzere; taraflar arasında ürün alışverişine yönelik ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davalının davacıya 08/11/2022 tarihli 18.290,12 USD tutarlı faturayı tanzim ettiği, faturanın taraflarca vergi dairesine bildirildiği ve defter ve kayıtlara işlendiği, davacı tarafça fatura bedeline yönelik davalıya 14/12/2023 tarihinde 334.047,55TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin de taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının yapılan geç ödemeden kaynaklı olarak 07/02/2024 tarihli 1.161,92 USD tutarlı vade farkı faturası tanzim ettiği, bu faturanın davacı tarafça kabul edilmeyerek 20/02/2024 tarihli iade faturasıyla iade edildiği, bu iade faturasının davacı kayıtlarında yer aldığı ancak davalı kayıtlarında yer almadığı, ancak davalı tarafça vergi dairesine iade faturasının bildiriminin yapıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, 07/02/2024 tarihli 1.161,92 USD tutarlı vade farkı faturası sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususundadır.
Vade farkı istenebilmesi için, yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı)
Vade farkının mal ve hizmet bedelinin ödenmesi gereken günde ödenmemesi halinde alacağın gecikmesi nedeniyle ulaştığı miktar yani mal veya hizmetin yeni fiyatıdır. Temerrüt faizi ise, ödemenin süresinde yapılmaması halinde, doğrudan kanuni düzenlemeler ile ortaya çıkan feri nitelikte olan bir alacaktır. Bu nedenle taraflar arasında bu yönde bir teamül bulunmadığı da nazara alındığında, sözleşmede vade farkına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadan, sözleşmedeki temerrüt faizi düzenlemesine atıfla vade farkına karar verilmesi mümkün değildir(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar).
Vade farkının ancak taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair bir sözleşme olması veya bir teamül oluşması halinde istenebileceği, somut olayda taraflar arasında vade farkı istenebileceğine dair sözleşmenin varlığının iddia ve ispat edilmediği, incelenen taraf defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamından taraflar arasında vade farkı ödeneceğine dair bir teamülden de bahsedilemeyeceği, davacı tarafça düzenlenen vade farkı faturasının iadesine ilişkin faturanın davalı tarafça kayıtlara alınmasa da vergi dairesine bildiriminin yapıldığı ve faturaya süresi içinde itiraz edilmediği, davalının tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, tüm bu sebeplerle davalının vade farkı faturası sebebiyle alacak talep edemeyeceği sonuç ve kanaatiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Mahkememizce davacının tedbir talebinin kabulü ile icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiğinden, davacı yanın da ihtiraz-ı kayıtla icra dosyasına ödeme yaptığı anlaşıldığından istirdat yönünde hüküm kurulmasına yer olmadığı değerlendirilmiştir. Davalı yanın kötüniyetli olarak takip başlattığı sabit olmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu edilen alacağın yabancı para alacağı olduğu, alınacak karar ve ilam harcı ile taraflar lehine takdir edilecek vekalet ücretinin tespitinde dava tarihindeki kurun mu yoksa karar tarihindeki kurun mu esas alınması gerektiğinin tartışmalı olduğu, uygulamada bu konuda görüş birliğinin bulunmadığı ancak mahkememizce tespit edilen kararlarda(Örneğin; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2020/580 Esas 2021/508 Karar sayılı kararı) karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğinin belirtildiği, mahkememizce de bu şekildeki bir değerlendirmenin daha hakkaniyetli olacağı kabul edilerek karar tarihindeki kura göre(1 USD = 38,68TL) harç ikmaline ve vekalet ücreti takdirine karar verilmiş ve kesinlik sınırı da yine buna göre belirlenmiştir. Davacı vekilinin bu yöndeki tashih talebi bu suretle yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KABULÜ İLE, Davacının Ankara Batı İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından bu talebin reddine,
3-Alınması gereken 3.070,06TL karar ve ilam harcından peşin alınan 644,17TL harcın mahsubu ile bakiye 2.425,89TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.600,00TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 427,60TL peşin harç, 644,17TL başvuru harcı, 60,80TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.132,57TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 84,00TL tebligat ve posta gideri ile 8.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.584,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/05/2025
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı