T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/979 Esas - 2025/778
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/979
KARAR NO: 2025/778
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 19/01/2022
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/08/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : Davalı tarafından müvekkili aleyhine Beypazarı İcra Dairesinin ... E. ve ... E. Sayılı dosyalarından takip başlatıldığını, takiplere ilişkin ödeme emirlerinin usulsüz şekilde husumetli olan ortak ... tarafından alındığını, tebligatların şirketten gizlendiğini, bu şekilde icra takibine itiraz olanağının ortadan kaldırıldığını, müvekkilinin takiplerden 06.07.2022 tarihinde haberdar olduğunu, Beypazarı İcra Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasıyla usulsüz tebligatlara ilişkin şikayet yoluna başvurduklarını, taleplerinin kabul edildiğini, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, ... ile davalının kayın biraderi olan ...'ın birlikte hareket ettiğini, her iki icra dosyasındaki alacak kalemlerinin dayanağının olmadığını, müvekkili olan şirkette çift imza kuralı uygulandığını, takip dosyasında alacak kalemlerine dayanak belgenin dosyaya sunulmadığını, tebligat evrakına da onaylı suretlerinin eklenmediğini, bu nedenle ödeme emrinin iptalinin gerektiğini, şirketin ortağı ve müdürü olan ...ın şirket defterlerini elinde bulundurduğunu, yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina ettiğini, şirket ortaklığını ekonomik sıkıntıya düşürdüğünü, davalının ve birlikte hareket ettiği kişilerin müvekkilinin öğrenci yurdunu icra kanalıyla sattırarak buradan elde edilecek paraya el koymak istediğini, bu nedenle takiplerin durdurulması gerektiğini, her iki icra dosyası yönünden de takiplerin ivedilikle durdurulması (en azından haciz konulan taşınmazların satışının durdurulması) yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, taleplerinin kabulü ile davalı ...'ın Beypazarı İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından açmış olduğu takipte müvekkilden alacağının bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle: Huzurdaki davanın icra takibinde sonra açılan menfi tespit davası olduğunu, bu nedenle alacaklının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi olan Ankara Batı Asliye Hukuk mahkemelerinin yetkili olduğunu, takibin herhangi bir belgeye dayanmaması ve davalının ev hanımı olması göz önüne alındığında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, menfi tespit davalarında zorunlu ara buluculuğun dava şartı olmadığını, huzurdaki dava yönünden senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davalının ... ilinde bulunan müvekkiline ait öğrenci yurduna ortak olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili olan şirkete ait gayrimenkullerin ancak ortaklar kurulu kararıyla devredilebileceğini ve böyle bir karar bulunmadığını, dava dilekçesindeki hususları tekrar ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili beyan dilekçesinde özetle: Davalının süresi içerisinde ara karardaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kesin süreden sonra bilgi ve belgeler sunduğunu, sunulan çek ve senet fotoğraflarının yalnızca ön yüzlerinin yer aldığını, sunulan çeklerden ek3 ve ek4'te müvekkilinin lehtar olarak yer aldığını, diğer evraklarda müvekkilinin adının geçmediğini, davalı tarafından sunulan evrak ve belgelerin takip dosyasında mevcut olduğunu, bu çerçevede yapılan bilirkişi incelemesinde bu belgelerin müvekkiline borç oluşturmadığının tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili esas ilişkin beyan dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalıya bir borcu olmadığını davalı tarafın alacaklı olduğunu gösterir bir belge sunamadığını, bilirkişi raporuyla müvekkilinin davalıya borcunun olmadığını tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili beyan dilekçesinde özetle: Bankalardan gelen müzekkere yanıtlarının davaya konu olan icra takipleriyle ilgisiz olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili beyan dilekçesinde özetle: Gelen müzekkere yanıtlarından 31.05.2018 vadeli 100.000,00-TL tutarlı çekin ... tarafından müvekkili olan şirkete hatır çeki olarak kesildiğini, ... tarafından 25.06.2018 tarihinde ödendiğini, 13.02.2018 vadeli 41.000,00-TL tutarlı çekin ... tarafından müvekkili olan şirkete kesildiğini, 17.05.2018 tarih ... numaralı 41.000,00-TL bedelli faturaya karşılık olarak alındığını, 16.09.2018 vadeli 38.000,00-TL tutarlı çekin ... tarafından müvekkili olan şirkete kesildiğini, 15.05.2018 tarih ... numaralı 40.000,00-TL bedelli faturaya karşılık olarak alındığını, nihayetinde müvekkilinin ...'dan 2.000,00-TL alacaklı olduğunu, müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle: Raporda ...a ... nolu 38.000,00-TL bedelli ve ... numaralı 41.000,00-TL bedelli çeklerin müvekkili olan şirket tarafından tahsil edildiğinin tespit edildiğini, belirtilen bu çeklerin ödemesinin yapıldığını, müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Huzurdaki dava yönünden yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, görevli mahkemenin ise Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, TTK'nin 5/A maddesinde öngörülen dava şartı ara buluculuğun yerine getirilmeden dava açıldığını, verilen ihtiyati tedbir kararının talebi aşar nitelikte ve usulsüz olduğunu, başlatılan takipler ilamsız nitelikte olduğundan ödeme emrine itirazla takip durdurulabileceği için alacaklının açacağı itirazın kaldırılması veya iptali davasında borçlunun kendini savunma ihtimali bulunduğundan menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, başlatılan icra takiplerine ilişkin ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafından süresi içinde takibe itiraz edilmediğini, bu nedenle menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı olmadığını, davacı taraf ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya nakit ve çek verildiğini, bunların icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin banka kayıtları ve muhasebe kayıtları incelendiğinde ev hanımı olmadığının görülebileceğini, ...'ın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... E. , ... K. Sayılı dosyasında şirketin müdürler kurulu başkanı ve en yüksek paylı ortağı olduğu, müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu kabul ettiğini, tebligatların bizzat kendisi tarafından alındığını ifade ettiğini, ... ile diğer ortaklar arasında husumet olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili hakkındaki dolandırıcılık iddialarına ilişkin olarak Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı şirketin ... ilinde bulunan ...an kiralanmış olan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki irtifak haklarını müvekkiline sattığını, anlaşma çerçevesinde çek ve nakit olarak ödemeler aldığını ancak tapu devrini yapmadıklarını, müvekkilinin ödediği bedeli tahsil edebilmek için icra takibi yapmak zorunda kaldığını, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: Verilen ihtiyati tedbir kararının talebi aşar nitelikte ve usulsüz olduğunu, verilecek olan ihtiyati tedbir kararının yasal düzenleme uyarınca teminat mukabilinde verilmesi gerektiğini, başlatılan takipler ilamsız nitelikte olduğundan ödeme emrine itirazla takip durdurulabileceği için alacaklının açacağı itirazın kaldırılması veya iptali davasında borçlunun kendini savunma ihtimali bulunduğundan menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, başlatılan icra takiplerine ilişkin ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafından süresi içinde takibe itiraz edilmediğini, bu nedenle menfi tespit davası açılmasında hukuki yararı olmadığını, cevap dilekçelerindeki iddia ve savunmalarını tekrar ettiklerini,tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde özetle: TTK'nin 5/A maddesinde öngörülen dava şartı ara buluculuğun yerine getirilmeden dava açıldığını, raporda davacı firmanın müvekkiline borçlu olduğunun tespit edildiği, müvekkilinin tüm kayıtlarını düzenli olarak tuttuğunu, davacının müvekkilinden almış olduğu çekleri muhasebe kayıtlarına işlemediğini, raporda ticari defter kayıtlarındaki bu tutar ile ilgili herhangi bir belge sunulmadığı beyan edilmişse de delil listesinde çeklere ilişkin gerekli bilgilerin verildiğini, ...'ın beyanlarının bilirkişi tarafından incelenmediğini, Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasına ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin sunulduğunu, bu dosyada huzurdaki davada da inceleme konusu edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlere ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarının reddine karşı beyan dilekçesinde özetle: Huzurdaki davada bilirkişi raporunda yaptıkları itirazın süresinde olmaması nedeniyle reddedildiğini, ancak bilirkişi raporuna itirazlarının süresinde olduğunu, tüm bu nedenlerle ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili esas ilişkin beyan dilekçesinde özetle: İki firma kayıtlarında da fatura ve nakit alışverişinin bulunmasının aralarındaki ticari ilişkinin kanıtı olduğunu, ...'ın Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasındaki beyanlarının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, mahkemeye sunulan cari hesap ekstresi ve muavin defterlerinde de müvekkilinin alacaklı olduğunun görülebileceğini, bilirkişinin dosyaya sunmuş oldukları çekleri değerlendirmeye almadığını, bu çeklerin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kanıtlar nitelikte olduğunu, bilirkişi raporunda davacının müvekkiline borçlu olduğunun tespit edildiğini, delil listesinde sunulan çeklerin celbinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle: Delil listelerinde yer alan çeklerin müvekkilinin mali hesaplarında yer aldığını, davacının çekleri kendi hesaplarında göstermemesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait çeklerin davacı şirket ve şirket ortakları adına düzenlendiğini ve çift imza ile tahsil edildiğini, cari hesap ekstresi ve muavin defterinden de müvekkilinin alacaklı olduğunun anlaşılabildiğini, tarafların arasında ticari ilişki olduğunun ticari defter ve kayıtlardan anlaşılabileceğini, bu hususun Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin ... Hukuk Dairesinin ... E. , ... K. Sayılı ilamında da belirtildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili ek bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporunun eksik olduğunu, rapor incelendiğinde davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunun anlaşılabileceğini,... nolu çekin iade edildiğine ilişkin tespitin hatalı olduğunu,davacının ... firmasına ve ... adlı şirket ve şahıslara ciro yoluyla çekleri devrettiği de göz önüne alındığında müvekkili tarafından bu şahıslara kesilen çeklerinde doğrudan davacı ile ilgisinin bulunup bulunmadığınında bilirkişi raporunda irdelenmesi gerektiğini, raporda iptal edilmiş olan çeklere ilişkin bir değerlendirme yapılmamasının eksiklik olduğunu, davacı şirket Muhasebecisi ... tarafından müvekkile mail yoluyla 2018 yılında gönderilen cari hesap ekstresi ve muavin defterinde de müvekkilin alacaklı olduğu ve müvekkilden yapılan tahsilatlar ayrıntılı olarak gözüktüğünü, davacı lehine kesilmiş olan çeklerin davacı tarafın haksız olduğunu gösterdiğini, tüm bu nedenlerle ek rapor alınmasını talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı taraf dava dilekçesinin ekinde Beypazarı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ödeme emrini sunmuştur. Ödeme emrinde asıl alacağın 1.352.000,00-TL, işlemiş faizin 469.918,72 -TL olduğu, takibin alacaklısının davalı, borçlusunun ise davacı olduğu görülmektedir.
Davacı taraf dava dilekçesinin ekinde Beypazarı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ödeme emrini sunmuştur. Ödeme emrinde asıl alacağın 4.376.000,00-TL, işlemiş faizin 1.491.156,08-TL olduğu, takibin alacaklısının davalı, borçlusunun ise davacı olduğu görülmektedir.
Davalı taraf cevap dilekçesinin ekinde ...'a ait muavin defter kayıtlarını sunmuştur.
09.11.2022 tarihli duruşmada dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup 10.01.2023 tarihinde bilirkişi raporu sunulmuştur. Raporda davacı ve davalı şirket ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerini süresinde yaptırdığı, davacı şirket ticari defterlerine göre davalı firmaya borcu bulunmadığı, davalı şirket ticari defterlerine göre davacı ... Şti.den toplam 5.544.000,00- TL alacaklı olduğu, fakat ticari defter kayıtlarındaki bu tutar ile ilgili herhangi bir belge sunulmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
04.04.2023 tarihli duruşmada dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup 05.05.2023 tarihinde bilirkişi ek raporu sunulmuştur. Raporda davalı ... firmasının ticari defter, kayıt ve belgelerine göre 5.544.000,00 TL. lik toplam alacağın, 81.000,00 TL. lik kısmının 2 adet bakım-onarım faturasına dayandığı, geri kalan 5.463.000,00TL lik kısmının ise faturadan kaynaklanmayan alacağı olduğu, davalı firma ticari defter, kayıt ve belgelerine göre 2018 ve 2020 yılı defterlerinde 2018 yılına ait 5.544.000,00 TL’lik çek ve senedin işleme alındığı, ancak bu çeklerin ve senetlerin kime teslim edildiği ve kime ödeme yapıldığına dair somut belge, bilgi ve veri bulunmadığı, ek rapora itirazlar değerlendirildiğinde kök rapordaki görüşte bir değişiklik olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
09.04.2025 tarihli duruşmada dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş olup 16.06.2025 tarihinde bilirkişi ek raporu sunulmuştur. Raporda yapılan incelemeye göre; Davacı şirket ... Şti.’ye toplam 5 adet çek düzenlendiği, 2 adet çek davacı şirket ticari defter kayıtlarında bulunduğu, 3 adet çekin ise 1 adet 100.000,00.-TL tutarındaki çek, davacı şirket tarafından iadesi yapıldığı, 2 adet 79.000,00.-TL tutarındaki çek ise davacı şirket ... Şti. tarafından ciro yapılarak kullanıldığı tespit edildiğini, davalı şirket ... tarafından beyan edilen EFT ödemeleri için, davacı şirket ticari defter kayıtları incelenmiş, belge ve bilgi bulunamadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davanın tarafları arasındaki uyuşmazlık hukuki niteliği itibarıyla menfi tespit talebinden ibarettir.
Davanın ve talebin kanuni dayanağı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72.madesinden ibarettir.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine Beypazarı İcra Dairesinin ... E. ve ... E. Sayılı dosyalarından takip başlatıldığını, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin icra takiplerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şiret ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davacıya bu çerçevede çek ve nakit verdiğini, davacının anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle icra takibi başlatmak zorunda kaldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davanın tarafları arasında alacaklısı huzurdaki davanın davalısı, borçlusu huzurdaki davanın davacısı olan Beypazarı İcra Dairesinin ... E. ve ... E. Sayılı dosyalarından takip başlatıldığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık takip dosyalarındaki alacak kalemlerinden davacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İcra ve İflas Kanununun menfi tespit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesi şu şekilde düzenlenmiştir.
" Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur."
Huzurdaki davaya ilişkin olarak mahkememizin ... E. ... K. Sayılı ilamında "Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı davaya konu icra takibine konu alacağını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafın ticari defterlerinde yer alan faturaların davacı defterlerinde yer almadığı, davalı tarafın bununla birlikte bu faturalara konu mal ve hizmeti davacıya teslim ettiğini kanıtlayamadığı görülmüştür. Zaten davalı taraf söz konusu mal ve hizmetin davacı şirketin yetkilisi ...'a verildiğini bu kişinin davacı şirket adına hareket ettiğini söylemiştir. Davalı taraf yaptığı işin kapsamı ve tuttuğu ticari defterler dikkate alındığında tacirdir ve basiretli bir şekilde davranmakla yükümlüdür.Bu nedenle dava dışı kişi ile yaptığı ticaret sırasında da bu yükümlülüğü gereğince davacı şirket adına fatura düzenlemesi gerekirdi. Bununla birlikte ...'ın savcılıktaki ifadesinde de ticaretin davalı ile değil eşi ... ile yapıldığını söylemiştir. Kaldı ki ...'ın davacı şirketi tek başına temsil yetkisi de yoktur. Açıklanan bu nedenlerle davalı tarafın alacağını yazılı delillerle kanıtlayamadığına mahkememizce vicdanen kanaat getirilmiş, yemin delili ise davalı tarafın dayandığı vakıa (yani ticaretin ... ile yapıldığı) karşısında hatırlatılmamış,davanın kabulüne karar verilmiş, ancak şartları oluşmadığından davacı lehine tazminata hükmedilmemiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin ... Hukuk Dairesi ... E. , ... K. Sayılı ilamı doğrultusunda davalı iddia ettiği ve delil listesi ekinde bilgileri sunulan çeklerin ilgili bankalardan suretleri temin edilmiş, davacının çeklerde alacaklı sıfatının bulunup bulunmadığı, çeklerin davacı şirket tarafından tahsil edilip edilmediği hususlarının tespiti için dosya ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir. 16.06.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda davalı iddia ettiği ve delil listesi ekinde bilgileri sunulan çeklerden davacı şirket ... Şti.’ye toplam 5 adet çek düzenlendiği, 2 adet çek davacı şirket ticari defter kayıtlarında bulunduğu, 3 adet çekin ise 1 adet 100.000,00.-TL tutarındaki çek, davacı şirket tarafından iadesi yapıldığı, 2 adet 79.000,00.-TL tutarındaki çek ise davacı şirket .... Şti. tarafından ciro yapılarak kullanıldığının tespiti yapılmıştır.
Davacı tarafça ...a ... nolu ve ... nolu çeklerin ödendiğine ilişkin banka ekstreleri sunulmuştur.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıdadır. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalıdır ve HMK'nın 190, TMK'nın 6. maddesi gereği ispat yükü iddia sahibine düşer.
Dosya kapsamı ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve yukarıda bahsedilen kaldırma kararı doğrultusunda Mahkememizce inceleme yapılmış davalı tarafça verildiği belirlenen çeklerin davacı tarafça tahsil edilmediği daha doğrusu bedellerinin davalıya geri ödendiği belirlenmiş dolayısıyla davacı tarafın davalıya borçlu olmadığı anlaşılarak davanın kabulüne karar verilmiş ancak şartları oluşmadığından davacı lehine tazminata hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, davacının ... İcra Müdürlüğünün ... ve ...sayılı dosyalarında davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Şartları oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine,
2-a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 525.240,65TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 131.310,17TL harcın mahsubu ile bakiye 393.930,48TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Davacı tarafından yatırılan 131.310,17TL peşin harç ve 80,70TL başvuru harcı olmak üzere toplam 131.390,87TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 634.522,22TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 6.000,00TL bilirkişi ücreti, 687,85TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 6.687,85TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Karardan sonraki yargılama giderinin davacının gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzae-imzae-imzae-imza