T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/69 Esas - 2025/414
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2025/69 Esas
KARAR NO: 2025/414
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLİ:
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 26/04/2024
KARAR TARİHİ: 17/04/2025
K. YAZIM TARİHİ: 09/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin ... isimli firmanın yetkilisi olduğunu, 04/05/2015 tarihinde davalı firmanın ... ülkesindeki distribütörü olan ... ile ... marka kompresör alımına ilişkin anlaştığını ve 04/05/2015 tarihinde ... Serwis ile kompresör alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, 04/05/2015 tarihinde akdedilen sözleşmeye ilişkin ... Serwis web sitesinden söz konusu kompresörlerin ...'den ...'ya taşındığına ilişkin taşıma belgesinin dilekçe ekinde sunulduğunu, aynı şekilde 29/05/2015 tarihli müvekkili şirkete kesilmiş olan kompresörlerin satımına ilişkin fatura örneğinin de dilekçe ekinde ibraz edildiğini, 19/11/2015 tarihinde müvekkili firmanın satın almış olduğu ... kompresörlerin müvekkili firmaya teslim edildiğini ve söz konusu kompresörlerin devreye alma ve konfigürasyon hizmetine ilişkin ... Serwis tarafından müvekkili şirkete fatura kesildiğini, müvekkili şirket bakımından kompresörlerin muayene ve bakımlarının düzenli olarak yaptırıldığını, 08/12/2015 ve 27/01/2016 tarihinde ilk muayenelerin yine ... Serwis tarafından yapıldığını, müvekkili şirkete kesilen 08/12/2015 ve 30/01/2016 tarihli faturanın ibraz edildiğini, yine 03/08/2016 tarihinde yapılan muayeneye ilişkin 09/08/2016 tarihili fatura ve 07/10/2016 tarihinde yapılan muayeneye ilişkin 10/10/2016 tarihinde yapılan muayenelerle ilgili kesilmiş olan fatura örneklerinin ibraz edildiğini, müvekkili şirketin cihazların bakımını garantör firma olan ... ve üretici firma olan ... A.Ş.'nin talimatlarına uygun olarak yapıldığını, 16/03/2017 günü müvekkilinin işletmesinde büyük bir yangın meydana geldiğini, konuyla alakalı ... Savcılığında soruşturma başlatıldığını ve soruşturma kapsamında yangının kaynağıyla alakalı tanzim edilmiş bulunan lehçe dilekçesi bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, ... da gerçekleşen yangınla alakalı mezkur ülke adli makamlarının yapmış oldukları soruşturmalar neticesinde yangının kaynağının davalı firmanın müvekkiline göndermiş olduğu kompresörlerdeki üretim hatasından kaynaklandığının açıkça ortaya konulduğunu, ayrıca mahkemece olay kapsamı geniş biçimde yorumlanarak davalı firmanın üreticisi olduğu kompresörlerden kaynaklı çıkan yangın neticesinde müvekkilinin tüm mal varlığını kaybettiğini, resmi olarak iflas ettiğini, psikolojisinin ağır şekilde bozularak intihara teşebbüs ettiğini, yaşanan elim olay neticesinde hem kendisinin hem ailesinin madden ve manen ağır şekilde zedelendiği gözetilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL değerindeki maddi tazminat talebinin kabulüne, 500.000-TL manevi tazminat talebinin kabulüne, taleplerine dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı şirket ile davacı arasında hiçbir hukuki ve ticari münasebet olmadığını, müvekkili şirketin davacıya hiçbir ürün satmadığını, taraflar arasında da bir alışveriş olmadığını, bu sebeple davanın esasa girilmeksizin husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra ikame edildiğinden zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda usule uygun ayıp ihbarı yapılmadığını, taraflar arasında gerçekleşmemiş ticari ilişki sebebiyle, müvekkili şirketin sorumluluğunun da söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde ürünün uzun süre önce alındığı, muayene ve kontrollerinin yapıldığı, meydana gelen yangına kadar sorunsuz çalıştığının anlaşıldığını, müvekkili şirketle davacı arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, üründe kullanım hatası olabileceğinin malum olduğunu, davacıya ait üründeki ayıp iddiasını ve kazaya sebebiyet verdiğini kabul etmediklerini, ayıp iddiasını kabul etmediklerini, kullanıcı hatası olup olmadığı, ürünün kullanıldığı ortam şartlarının bilinmediğini, 9 yıl önce üretimi yapılan bir üründe ayıp iddiasının kabulünün hukuken ve teknik olarak mümkün olmadığını savunarak davanın esasa girilmeksizin husumet, zamanaşımı ve görev itirazları dikkate alınarak davanın reddine, esasa girilmesi durumunda haksız davanın esastan tümüyle reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan evrakların yeminli tercüman aracılığıyla tercüme edilip dosyaya sunulmuş, faturalar ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE:
Dava, satın alınan makinenin ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve manevi tazminat istemi niteliğindedir.
Bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü kişinin kimler olduğu, eş söyleyişle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu tamamen maddi hukuka göre belirlenir. Dolayısıyla, bir sübjektif hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı o hakkın sahibine (aktif husumet) ait olup, bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet). Taraf sıfatının (husumetin) usul hukukunu ilgilendiren yönü ise, taraflardan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda mahkemece dava konusu hakkın esasına ilişkin inceleme yapılıp karar verilememesi ve davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi yönünde verilen kararın, şüphesiz o davada taraf olarak gösterilmiş bulunan kişiler arasında kesin hüküm teşkil etmesidir.
Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (15.H.D. 2016/5078 Esas, 2018/227 Karar) Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, HMK. Madde 116’da yer alan ilk itirazlardan olmadığından, 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesi uyarınca, aktif husumet ehliyeti dava şartı olup, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığını taraflar her zaman ileri sürebilecekleri gibi, mahkemelerin de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının mevcut olup olmadığını araştırması gerekir.
Davacı ...'da Firma ... (...: ... isimli firmanın yetkilisidir. 04.05.2015 tarihinde davalı firmanın ... ülkesindeki distribütörü olan ... (...:...) ile ... marka kompresör alımına ilişkin anlaşılmış ve 04.05.2015 tarihinde ... serwis ile kompresör alımına ilişkin sözleşme imzalanmıştır.08.12.2015 VE 27.01.2016 tarihinde ilk muayeneler yine ... Serwis tarafından yapılmış olup davalının üretici- satıcı ya da garantör olmadığı, davacı ile davalı arasında akdi ve hukuki ilişki kurulmamıştır. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumlu olduğu kanaatiyle davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/7805 Esas, 2023/905 Karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/3335 Esas, 2023/5071 Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.080,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/04/2025
Katip Hakim
e-imzalıe-imzalı