GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık N. A. hakkında mağdur N. A.'yı kasten yaralama suçundan kurulan hükmün sanık ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede, CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilmiş, yapılan duruşma sonucunda iddia, savunma ve dosyadaki deliller değerlendirilmiştir.
I. İDDİA
Gülşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31/08/2018 tarih ve 2018/188 Esas sayılı iddianamesi ile; sanık N. A. hakkında kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1, 86/3-a.3, 86/3.e, 58 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Mağdur N. A.'nın soruşturma aşamasında: "Ben yaklaşık 16 yıldır N. A. ile evli olup Terlemez köyünde ikamet ederim. Eşim N. A. beni sürekli döver. Ben evimin ve yuvamın dağılmaması için sabrettim. Son olarak bugün yani 26.08.2018 günü saat 12.00 sıralarında Terlemez köyünde N. A.'nın akrabasının düğünününden traktör ile ailecek evimize geldik. Çocuklarımla birlikte evimize girerken eşim N. A. çocuklarıma hitaben Siz eve girmeyin annenle işimiz var diyerek beni içeri aldı. Çocuklarım kapının önünde kaldı. Beni evimizin yatak odasına doğru kolumdan tutarak götürdü. Kendi belindeki kemerini çıkararak bana vurmaya başladı. Ben üzerime yorgan alıp korunmaya çalıştım. Ancak beni yaklaşık yarım saat kemerle dövdü. Beni döverken sen orospuçocuğusun, orospusun, ananı avradını sikerim, seni öldürürüm şeklinde hakaret ve tehditlerde bulundu. Ondan sonra evin kapısını açtı ve çocuklarımı çağırdı. Çocuklarım eve geldiler. Ben olayın şoku ve acısı ile evde biraz oturdum ve aynı gün saat 17.00 sıralarında babam D. B.'nin evine yalnız gittim. Başımdan geçenleri aileme anlattım. Kardeşim S. B. beni Gülşehir Entegre Hastanesine getirdi. Burada muayene oldum ve jandarma ekipleri geldiler. Benim eşimin kendi kanaatimce ruhsal problemleri bulunmakta olup benim sürekli kendisini aldatma eğiliminde bulunduğumu düşünüp beni döver. Bugünkü meydana gelen olay tahminen bu sebeple olmuştur. Ben bei yaralayan hakaret ve tehditlerde bulunan eşim N. A.dan şikayetçi ve davacıyım. Bana ve çocuklarıma yönelik şiddet uygulamasından korkuyorum. Kadın sığınma evine gitme talebim bulunmamaktadır. Ancak eşimin ikamet ettiğimiz evden uzaklaştırılması hususunda tedbir uygulanmasını istiyorum. Ben kendimi koruyabilecek durumda olup, gerektiği hallerde akrabalarım başta olmak üzere Jandarma ve güvenlik güçlerine haber verebilecek durumdayım. Benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir. " şeklinde,
Mağdur N. A. ilk derece mahkemesinde: "Ben bu hususta daha önce beyanda bulunmuştum, o beyanlarımı aynen tekrar ederim. Ben olayı hatırlamak istemiyorum. Fakat jandarmada verdiğim ifade baştan sona doğrudur. Sanık eşim olur. Olay günü çocukları evden çıkardı. Yaklaşık yarım saat beni dövdü. Fakat kemerle mi yoksa başka bir şeyle mi dövdüğünü hatırlayamıyorum. Benim hafızamda problem vardır. Fakat şikayetçi değilim. Kendisi ile barıştık. Davaya katılmak istemiyorum " şeklinde, beyanda bulunmuştur.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/11/2018 tarih, 2018/289 Esas ve 2018/469 Sayılı kararı ile sanık N. A. hakkında mağdur N. A.'yı kasten yaralama suçundan eylemlerine uyan TCK'nın 86/1, 86/3-a,e, 58/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
III. İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN VE NEDENLERİ
Sanık; "Sanık eşinin evine geri dönmesi ve şikayetçi olmaması ve üstüne atılı suçu işlememiş olması nedeniyle Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin hakkında vermiş olduğu kararın bozulmasını ve cezanın kaldırılmasını istemesi" şeklindeki bildirimi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Katılan vekili; "Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/289 esas ve 2018/469 karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde sanık aleyhine kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi, mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi istemi ile" şeklindeki bildirimi ile istinaf kanun yolu başvurmuştur.
IV. SAVUNMA
Sanık N. A.'nın soruşturma aşamasında: "Bugün yani 26.08.2018 günü Terlemez köyünde bulunan akrabama ait düğün merasimine ailemle birlikte saat 09.30 sıralarında gittik. Aynı gün saat 12.00 sıralarında düğünden ailemle birlikte döndük. Hep birlikte evimize girdik. Eşimle ailevi nedenler dolayısıyla evimizin salon kısmında tartışmaya başladık. Tartışma esnasında eşime küfür, tehdit, hakarette bulunmadım. Tartışma nedeniyle sinirlendiğim için köyde ikamet eden eşimin halası G. E.'yi saat 16.00 sıralarında çağırarak al eşimi babasının evine götür dedim. Eşimi göndermemdeki amaç sinirlerimizin yatışması, eşimin sakinleşerek eve döneceğini düşünmemdir. Ben eşimi daha önce hiç dövmedim. Tehdit etmedim ve küfür etmedim. Çocuklarıma asla şiddet uygulamadım. Eşimin neden bana bu ithamlarda bulunduğunu bilmiyorum. " şeklinde,
Sanık Cumhuriyet Savcılığında: "Biz eşimle dün saat 12:00 sıralarında düğüne gitmiştik, düğünden geldikten sonra eşimle tartışmaya başladık. Olay büyüdü. Daha sonra eşimin halasını aradım. Eşimi alıp götürmesini istedim. Bu süre zarfında eşime kesinlikle şiddet uygulamadım ve hakaret etmedim. Eşimin basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralanmasının ne ile ilgili olduğunu bilmiyorum. Eşime iddia edildiği gibi kemerle vurmadım. Dosyada bilgisine başvurulan S. B.'nin ifade ettiği gibi eşime kesinlikle şiddet uygulayan birisi değilim, üzerime atılı suçu kabul etmiyorum." şeklinde,
Sanık N. A. ilk derece mahkemesinde: " Eşimle olay günü tartıştım. Aile içinde olabilecek ufak tefek tartışmalardı. Fakat sinirlendim. Eşimi teyzesi G.'e teslim ettim. Al babasının evine götür dedim. Eşime vurmadım. O anlık sinirle gönderdim. Eşimden memnunum. Ben eşimi seviyorum " şeklinde,
Dairemizc yapılan yargılama sırasında: " Ben bu konuda daha önce savunmada bulunmuştum. O savunmalarımı aynen tekrar ederim. Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Ben eşimi dövmedim. Alınan adli tıp raporundaki morlukların neden olduğunu bilmiyorum. Ben kendisini teyzesine sapasağlam teslim ettim. Üzerime atılı suçu kabul etmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte olacak olursa hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul ediyorum" şeklinde, savunmada bulunmuştur.
A- ) BELGELER
Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 20/12/2019 tarihli raporu
Sanığa ait aile nüfus kayıtları,
Sanığa ait adli sicil kaydı.
B- ) TANIK BEYANLARI
Tanık N. A.'nın soruşturma aşamasında: "Bugün yani 26.08.2018 günü saat 09.30 sıralarında ailemizle birlikte Terlemez Köyünde akrabamızın düğününe gittik düğünden aynı gün saat 12.00 sıralarında ailecek döndük. Eve gireceğimiz esnada babam N. A. annem N. A. ile birlikte içeri girdiler. Babam bize hitaben siz dışarda oynayın dedi ve annemle içeri girerek kapıyı kilitledi. Bende 3 kardeşimle birlikte dışarda bekledim. Yaklaşık 20-30 dakika sonra kapı kilidi açıldı ve babam kapıyı açtı ve içeri girdi. Annem ve babam içerdeyken bağırtı, küfür veya bir ses duymadım. Yaklaşık 5 dakika sonra babam içeriden bana seslenerek içeride işler var dedi. Bende içeri geçtim ve evdeki salonda bulunan yattığımız yatak yorganları toplamaya başladım. Yaklaşık 5-10 dakika sonra balkona çıktığımda annemi gördüm. Annemde herhangi bir olumsuz durum olduğunu fark edemedim, gayet normaldi. Annem biraz ev işleriyle uğraşıp 1-2 saat uyudu. Annem aynı gün saat 17.00 sıralarında evden çıktı ve bir daha kendisini görmedim. Babam ve annemin kavga ettiğini, babamın enneme vurduğunu veya küfür ettiğini görmedim ve duymadım." şeklinde,
Tanık S. B.'nin soruşturma aşamasında: "Olay günü yani 26.08.2018 tarihinde ablam olan N. A. saat 17.00 sıralarında ağlayarak evimize geldi. Ne olduğunu sorduğumuzda eşi olan N. A. ile tartıştıklarını ve kendisini kemerle dövdüğünü söyledi. Eniştem N. A. sürekli ablama şiddet uygular ve küfür eder. Daha önceleri müdahale etmek istedik ancak ablam yuvasınının dağılmaması için bizi engelledi. Bugün ablamın vücudunu kontrol etiğimde çok sayıda kemer darbelerinden dolayı oluşmuş morluklar gördüm. Hemen ablamı hastaneye götürdüm ve muayeneden sonra Jandarma ekiplerini aradık ve olayı anlatarak yardım istedik." şeklinde,
Tanık S. B. ilk derece mahkemesinde: "Olay günü kardeşim N. ağlayarak bizim evimize geldi. Orada ne olduğunu sorduk. Eşimle kavga ettim, beni dövdü dedi. Annemler ablamın sırtını açtılar. Kemer izine benzeyen morluklar vardı. Bunun üzerine ablamı hastaneye götürdük." şeklinde,
Beyanda bulunmuşlardır.
VI. ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında; Sanığın eşi olan mağdureyi kemerle vurmak suretiyle kasten yaraladığının oluşa uygun kabulüyle cezalandırılmasına karar verildiği; ancak istinaf incelemesi sırasında Dairece aldırılan Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 20/12/2019 tarihli raporunda "mağduredeki yaraların BTM ile giderilebilir nitelikte olduğunun" bildirilmesi nedeniyle; katılan Bakanlık vekili ile sanık savunmanının istinaf başvurusunun esastan kabulüyle CMKnun 280/2 maddesi uyarınca Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/289-469 E.K. sayılı hükmünün kaldırılmasına, sanığın TCK'nun 86/2, 3a-e, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
VII. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE DAİRENİN KABULÜ
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; sanık ile mağdurun suç tarihinde resmi nikahlı eş oldukları, olay günü sanığın tartışma esnasında haksız tahrik olmaksızın mağduru kemerle dövmek sureti ile yaraladığı anlaşılmış, mağdurenin adli rapor ile doğrulanan anlatımı ve tanık beyanları gözetilerek sanığın inkara yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar mahkemece, mağdurun hakkında düzenlenen raporda yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği belirtildiğinden sanığın TCK'nın 86/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmişse de, dairemizce yaralanmanın niteliği gözetilerek aldırılan Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 20/12/2019 tarihli raporunda, mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun tespit edilmesi karşısında, sanığın TCK'nın 86/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın mükerrir olması nedeniyle TCK'nın 58/3. maddesi uyarınca hapis cezası tercih edilmek suretiyle, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının ağırlığı ve birden fazla nitelikli halin mevcut olması hususları gözetilerek temel ceza alt sınırın üzerinde belirlenmiş, suçun eşe karşı ve silah sayılan ametle işlenmesi nedeniyle verilen ceza TCK'nın 86/3-a,e maddesi uyarınca artırılmıştır.
Dairemizin bu kabulü doğrultusunda, Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/11/2018 tarih, 2018/289 esas ve 2018/469 karar sayılı hükmünün, CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- ) Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15/11/2018 tarih, 2018/289 esas ve 2018/469 karar sayılı hükmünün, CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2- )Sanık N. A.'nın mağdure N. A.'yı kasten yaraladığı sabit olduğundan eylemine uyan TCK'nın 86/2. maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının ağırlığı, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın mükerrir olması nedeniyle TCK'nın 58/3. maddesi gözetilerek takdiren ve teşdiden 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık eylemini silahtan sayılan kemerle eşine karşı işlediği anlaşılmakla verilen ceza TCK'nın 86/3-a-e. maddeleri uyarınca cezası yarı oranında arttırılarak sanığın 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonra ve yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek takdiren TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararıyla iptal edilen hususlar gözetilerek sanık hakkında TCK'nın 53/1-2-3. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle koşulları bulunmadığından CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına,
Sanığın mükerrir olması nedeniyle TCK'nın 58/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak tercih edilen hapis cezasının TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca TCK'nın 50/1-a. maddesinde düzenlenen adli para cezası seçenek yaptırımına, sanığın kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler ve suç işleme konusundaki eğilimi gözetilerek TCK'nın 50. maddesinde düzenlenen diğer seçenek yaptırımlardan birine de çevrilmesine yer olmadığına,
Sanığın geçmişi ve suç işleme konusundaki eğilimi ile yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek suçtan pişmanlık duyduğu ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından takdiren TCK'nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın Gülşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/147 Esas ve 2017/36 Karar sayılı ilamı ile mükerrir olduğu anlaşılmakla hükmolunan cezanın TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra başlanılmak üzere denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Sanığın suçta kullanılan adli emanetin 2018/67 sırasına kayıtlı kemerin TCK'nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine,
Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama nedeniyle 2.180 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen 4 tebligat gideri 56 TL, Dairemizce yapılan yargılama sırasında sarf edilen 3 davetiye gideri 54.00 TL gideri olmak üzere toplam 110.00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,
Sanık ile katılan Bakanlık vekilinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı ....'ın katılımı ve mütalaaya uygun olarak, CMK'nın 286/2-b,d maddesi uyarınca kesin olarak, 21.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)