(5271 S. K. m. 280)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla dosya görüşüldü, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık E. K.'ın kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul kısmen red edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan,
Sanık E. K. müdafinin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Hükmolunan cezanın süresi ve tutuklulukta geçen süre nazara alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunulması veyahut da bir başka ilk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi, tutuklu veya hükümlü bulunanlar bakımından ise cezaevi idaresine bit dilekçe verilmesi veyahut zabıt katibine yada ceza ve tutukevi müdürüne beyanda bulunup tutanak tutulması suretiyle Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olmak üzere 14.06.2017 tarihinde, Başkan Doç. Dr. S. K. ın sanığın eyleminin kasten yaralama suçu niteliğinde olduğuna ilişkin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyanın incelenmesinden, mağdur O. M.'nun, olay günü Forum AVM'de karşılaştığı sanığın kardeşi E. Y. ile aralarında daha önceden aralarındaki bir meseleden dolayı konuşmak istediği. E.'nin bu talebi kabul etmediği, E. ile tekrar karşılaşan mağdurun bu talebini yinelediği, E.'nin yine konuşmayı kabul etmediği ve mağdur ile E. arasında çıkan tartışma sonucu mağdurun E. K.ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı, E.'nin telefonla durumu abisi E.'a bildirmesi üzerine olay yerine gelen sanık E.'un kardeşi E.'ye mağduru göstererek “bu mu” diye sorup, onun da “bu" demesi üzerine, hamili olduğu bıçakla önce mağdurun baldırına vurduğu; ilk bıçak darbesinden sonra, sanığın kaçan mağdura kovaladığı ve bu sırada da bıçak darbeleri vurduğu, kaçan mağdurun bir ara yere düşüp ayağa kalktıktan sonra olay yerindeki güvenlik personelinin yanına gittiği, sanığın ise kardeşi E. ile olay yerinden ayrıldığı, mağdurun vücuduna isabet eden beş adet bıçak darbesinden birinin 6. kot kırığı ile birlikte akciğerde minimal düzeyde kontüzyona neden olduğu, baldır kısmına isabet eden hariç diğer darbelerin ise yüzeysel olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık: mağdur ile ilk karşılaştığında, hedef seçme imkanı bularak mağdurun en savunmasız olduğu anda mağdurun hayati bölgeleri yerine, baldır kısmını hedef alarak bu bölgeye bıçak darbesi vurmuştur. Dört adet bıçak darbesi yüzeysel yaralanmalar meydana getirmiş olup, hayati tehlike oluşturan bir adet darbenin de kavga ve kovalamaca sırasında hareketli ortamın yarattığı kontrolsüzlük sebebiyle nafiz hale dönüştüğüne dair şüphe kesin verilerle reddedilememiştir. Her ne kadar ilk darbelerden sonra kaçan mağdura kovalamış ise de, hedef seçme imkanı bulduğu ve mağdurun en savunmasız olduğu anda mağdurun baldırına bıçakla vurmayı tercih eden sanığın yakaladığında eylemine şiddet kazandırarak devam edeceğine ve öldürme kastıyla hareket ettiğine dair kesin deliller mevcut olmayıp, şüpheli kalan bu hususun lehe yorumlanarak sanığın kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekirken eylemi adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendiren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim. (¤¤)