Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03/03/2014 tarih ve 2014/10004 Esas sayılı iddianamesi ile, katılan F. Ö. ile meyve sebze halinde faaliyet göstermekte olan şüphelinin ticari ilişkisinin bulunduğu, bu ticari ilişki gereği oluşan cari ilişkinin son hesap dökümünde şüphelinin müşteki F.'ye 324.392,0048 TL borçlu olduğu, bu durumun müştekinin muhasebe kayıtlarında mevcut olduğu, bu alacağı tahsil etmek amacıyla diğer müşteki F. Ö.'un vekil tayin edildiği, Ankara Hal Müdürlüğüne yapılan müracaat ile borcun ödenmesi için girişimde bulunulduğu, Ankara Valiliği Ticaret İl Müdürlüğüne sunulan hesabı cari defterinde tutulan kayıtlardan 15 numaralı imzaya kadar olan imzaların müşteki F. Ö.'a ait olduğu, sonraki imzaların müşteki F.'e ait olmadığının belirtilerek şikayette bulunulduğu, yapılan soruşturma da suça konu hesabı cari defteri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde söz konusu defterin 139 numaralı sol sayfada bulunan toplam 21 adet imzada 1-15. Sıra arasındaki F. Ö. adına atılan imzaların bu şahsın eli ürünü olduğunu, sonraki imzaların ise F. Ö. eli ürünü olmadığını, 04/01/2014 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, taraflar arasında ticari alış veriş ilişkisi bulunduğu, cari hesaplarının olduğu, her iki tarafın da buna ilişkin kayıtlar tuttuğu, şüphelinin hesabı cari defterinde müşteki adına sahte imza attırmak suretiyle hesabı cari defterini Ankara Valiliği Ticaret İl Müdürlüğüne sunmak suretiyle kullandığı iddiasıyla TCK'nun 207/1, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle söz konusu dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde;
Sanık ile katılan arasında ticari ilişki bulunduğu, sanığın, katılan F. Ö.'a borcunun bulunduğu katılan tarafından iddia edildiği, alacağı tahsil için katılan F. Ö. tarafından oğlu F. Ö.'a vekaletname verildiği ancak cari hesap defterinde bazı imzaların katılan F.'e ait olmadığının belirlendiği, tanık A. U.'ın her iki taraf ile ticari ilişkisinin bulunduğu ve F.'e ait olmayan imzaların tanığa ait olduğunun anlaşıldığı, tanık A. U.'ın sanık ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap defterine imza attığını, katılan F. Ö.'a ait tahsilat yapmadığını, sanık tarafından, imzalaması gereken yerlerin gösterildiğini, kendisinin de sayfaya bakmadan imzaladığını belirtmiş olması karşısında sanığın ödeme yapmadığı halde yapılmış gibi göstermek için her iki taraf ile ticari ilişkisi bulunan tanığa imzalatmak suretiyle cari hesap defterinde sahtecilik yaptığı sonucuna varılarak sabit görülen suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Katılan vekili tarafından sunulan dilekçelerde, ''21 adet imza bulunmasına rağmen imzalara karşılık gelmeyen daha fazla ödeme kaleminin girildiği, böylece tahsilatların yüksek gösterildiği beyan edilmiş ise de iddianamede bu yönde bir iddia bulunmadığı, kamu davasında iddianame ile bağlılık ilkesi gereğince bu hususun kamu davasının konusunu oluşturmadığı tespit edilmiştir.
İddianameye konu somut olayın, sanık tarafından tutulan ve katılan ile arasındaki ticaret sırasındaki ödemeleri gösteren cari hesap defterinin 139. Sayfasının son 6 sırasındaki toplam 27.497 TL lik ödemeye tekabül eden kısımdaki tahsil eden kişi imzalarının katılan veya vekaletname ile ahzu kabza yetkili kıldığı oğlu F. Ö.'a ait olmadığı, bu imzaların sanık tarafından atıldığı veya attırıldığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Suça konu imzaların katılan veya vekaletname ile ahzu kabza yetkili kıldığı oğlu F.Ö.'a ait olmadığının bilirkişi raporu ve tanık A.......'in beyanı ile net olarak tespit edilmiş ise de;
Sanık A. E.'in , ''1980 yılından beri yani 34 senedir Ankara Toptan Sebze ve Meyve Halinde 113 numarada sebze ve meyve komisyonculuğu yapmaktayım. Ben her zaman dükkanda durmadığım için işleri oğlum ve yeğenim yürütür. Daha önceden tanıdığım A. U. beni F.Ö.'la tanıştırdı ve o vesileyle F. Ö.'la onun adına komisyoncu sıfatıyla çalışmak üzere anlaştık.F. Ö. bana oğlunun sık sık Ankara'ya geldiğini ve oğluna ödeme yapabileceğimi ve bu konuda vekaletname göndereceğini söyledi ve çalışmaya başladık. Çalışmaya başladıktan sonra oğlu F. Ö.'a ilk ödememizi yaptık. Daha sonra ise vekaletnamenin bir türlü gelmediğini öğrenince birkaç defa F. Ö.'u telefonla aradım ve bunun üzerine F. Ö. oğlu F. Ö.'a ödeme yapabileceğime dair vekaletnameyi gönderdi, ancak ilk ödememiz vekaletsiz olarak F. Ö.'a yapılmış oldu ve F. Ö. Ankara'ya geldiği günlerde işyerime uğrayıp elden tahsilat yapmaya ve hesab-ı cari defterine imza atmaya başladı, hatta bazı günlerde hem sabahtan hem de öğleden sonra uğrayıp günde iki kere para aldığı günler de olmuştur. Hesabı cari defterinde toplamı 27.497,72 TL olan son 6 ödemeye ilişkin imzalar ise F. Ö.'un ortağı A. U.'a aittir ve bu ödemeler A.U.'a yapılmıştır. Bunun sebebi ise F. Ö.'un beni telefonla arayarak bir müddet oğlu F. Ö.'un Ankara'ya gelemeyeceğini, onun yerine ortağı A. U.'a ödeme yapmamı söylemesidir. Bun nedenle son 6 altı ödeme F.Ö.'un ortağı A. U.'a yapıldı ve hesab-ı cari defterine o imza attı. Kaldı ki F. Ö.'a olan borcumuz 361.919,50 TL iken F. Ö.'a 436.434,06 TL ödeme yapmış durumdayım. Bu ödemeleri yapmamıza rağmen F. Ö. sanki kendisine hiç para ödenmemiş gibi avukatı vasıtasıyla benden 324.392,04 TL alacaklı olduğuna dair beni Ankara Valiliği Hal hakem heyetine şikayet etmiştir. Ankara Valiliği Hal hakem heyeti tüm ticari defterlerimi inceledikten sonra 03.06.2013 tarih ve 2013/ 55 Sayılı kararı ile F. Ö.'la yaptığım ticaretten dolayı 361.919,50 TL ona borçlu olduğum, buna karşılık F. Ö.'a 436.434,06 TL ödeme yaptığımı, ancak vekaletname olmaksızın F. Ö.'un oğlu F. Ö.'a yaptığım ilk ödeme olan 14.748,24 TL'nin nazara alınmaması gerektiğini, bu nedenle F.Ö.'a 421.685,82 TL ödeme yapmış sayılmam gerektiğini tespit etmiş ve F. Ö.'a borcum olmadığı gerekçesiyle karşı tarafın şikayetini reddetmiştir. Bu rapor, vekaletname ,A. U.'ın adresi avukatım tarafından Ankara'daki mahkemesine sunulacaktır. Ankara Valiliği Hal hakem heyetinin bu raporu ile esasen hiç borcumun olmadığı ve fazladan ödeme yapmam sebebiyle F. Ö.'dan 59.766,32 TL alacaklı olduğum ortaya çıkmıştır. Kaldı ki F. Ö.'un benim gibi birçok esnafı dolandırmaya kalktığına, yine yerine ödeme yaptığımız A.U.'ın gizli ortağı olduğuna ve kendisi yerine A. U.'a para ödettiğine dair şahitlerim mevcuttur.'' şeklindeki savunması,
Tanık Y. S. 'ın "Ben halde kasa işi yaparım. Müşteki F. ile A. U. ortaktırlar. Ben A.'e kasa veriyordum. Ben bunlara kasa verdiğim için para alışverişlerini yakinen bilirim. Sanık A. E.'i de tanırım, sanığın deposunda çalışıyordum. Yaklaşık 6 ay önce emekli olduğum için yanlarından ayrıldım. Ben çalıştığım tarihte dükkanda bulunan sanığın oğlu H.'ye gidip, paramı istediğimde paranın olmadığını, F.'yle ortağı Hakim'e ödeme yaptığını söylüyordu. Çünkü F. ile ortağı A., günlük mal verip, mal aldıkları yere günlük ödeme yaptıkları için, sanık da F.'yle A.'e günlük ödeme yapıyordu. 2013 yılında ben A.'in zarar ettiğini duyuyordum, çünkü Antalya'da malı pahalı alıp, Ankara'da ucuz satmak zorunda kalmış, zarar etmiş. Ben sanığın Hakim'e ödeme yaptığını ve karşılığında imza aldığına bir çok kere şahit oldum, ancak tarih veremem. Ankara'ya gidip gelen A.'di. Parayı alıp, imzayı atan da A.'di. Ancak ben F.'nin Ankara'ya geldiğini hiç görmedim. Açık hesap defterinin 139.sayfasındakı son 6 imzanın kim tarafından atıldığını paranın alınıp alınmadığını bilmiyorum'' şeklindeki beyanı,
Tanık F. G.'ün "Ben 10 yılı aşkındır, sanıkla ticari ilişkide bulunuyorum. A.'i de sanık A. E.'in işletmesinde gördüm. Ancak katılan F.'yi görmedim, tanımıyorum. Sanık bana A.'i 'kıvırcık salata yapan' kişi olarak tanıştırdı. A.'in katılan F.'yle bir ortaklığı olduğunu biliyorum. Bizim yaptığımız işte iki ortaklı olarak çalışılır, ortaklardan birisi üretim bölgesinden mal toplar, diğer ortak ise dağıtım ve satışını yapar. Ben düzenli olarak sanığın işletmesine giderim, tarihini tam olarak hatırlayamadığım ancak bir iki yıl olduğunu bildiğim bir tarihte katılanın ortağı A.'in mal getirdiğini ve muhasebeden para aldığını gördüm, imza attığını görmedim. Ancak bu hangi tarihteydi, bilmiyorum. Ancak kış sezonuydu, Aralık olduğunu söyleyebilirim'' şeklindeki sanığın savunmalarını destekleyen beyanları.
Tanık A.U. 'ın, talimat mahkemesindeki "bana göstermiş olduğunuz belgedeki son 6 imza benim tarafımdan atılmıştır, imza bana aittir, benim bu kişi ile ticaretim vardır, bu nedenden dolayı da parayı aldım, ne kadar aldığımı hatırlamıyorum" şeklinde beyanı,
Esas mahkemesindeki, "bana göstermiş olduğunuz belgedeki son 6 imza benim tarafımdan atılmıştır, imza bana aittir, benim bu kişi ile ticaretim vardır, bu nedenden dolayı da parayı aldım, ne kadar aldığımı hatırlamıyorum" demiştir. "Sanık A. E.ile yaklaşık 15 yıldan beri tanışırız. Kendisi Ankara'da sebze halinde komisyonculuk yapar. Ben de sebze meyve işi ile uğraştığım, üretim yaptığım dönemde A. E.'e mal gönderirdim, müştekiler F. ve F. Ö.'u da tanırım onlar da sebze meyve ticareti yaparlar. Onları A. E. ile tanıştıran kişi de benim, bunlar bir dönem alışveriş yaptılar. Sonradan aralarında sorunlar oldu, bu sorunların para konusunda olduğunu duydum. Müştekilerin A. E.'e mal verdiklerini ancak karşılığında A. E.'in ödemesi gereken parayı ödemediğini duydum. Hatta Cari Defterde müştekilere ödediği paraları fazla gösterdiğini müştekiler yerine imza attığını da duydum ancak gözümle gördüğüm bir şey yoktur, Cari Defter sanık A. E.'in elinde olduğu için ondan başkasının bu defter üzerinde oynama yapacağını sanmıyorum ayrıca defterde bulunan bana ait imzalar benim sanık A. E.'e verdiğim mallar karşılığında aldığım paralara ilişkin imzalardır, müştekilere ödenen paralarla ilgili imza atmış değilim, sanık ile alışverişimizden dolayı sanığın bana yapmış olduğu ödemelerden sonra ben onun yanına gittiğimde Cari Hesap Defteri'nde gösterdiği yerleri imzalarken F. Ö.'a ait sayfaya imza attığımın farkında değilim çünkü bana yaptığı ödemeler sonrası sanık bana ödeme yapmış olduğu için nereyi gösterdi ise imzaladım, sayfanın kime ait olduğunu kontrol etmedim, ben F. Ö.'un sayfasına bilerek imza atmış değilim onlardan aldığım bir vekalet de yoktur, sanık bana farklı yere imza attırdıysa suç onundur" şeklinde beyanı birlikte değerlendirildiğinde,
Uzun zamandır yaş sebze meyve ticareti yaptığı ve hal komisyonculuğu işlerinin işleyişini iyi bildiği anlaşılan tanık A.'in, sanıktan para tahsil etmesini gerektirecek şahsi ticari alış verişin somut olarak ortaya koyulmadığı, keza tanığın cari hesap defterinde kim adına veya nereye imza attığını bilecek hayat ve ticari tecrübeye sahip olduğu, tanığın aksini iddia eden beyanlarının hayatın olağan akışı ile uyumlu olmadığı gibi sanık ile katılan arasındaki ticari ilişkinin de tanık A.'in tarafından başlatıldığının kabul edilmesinin yanında, tanıklar Y. ve F.'in katılan ile tanık A.'in resmiyette olmasa da gizli ortak olduklarını beyan etmeleri, sanığın, uyuşmazlığa konu ödemelerin katılanın ortağı olarak bildiği tanık A.'e katılanın sözlü talebi ile yapıldığına dair aksi kanıtlanamayan savunması, tahsil eden imzalarının da tanığa ait olduğunun sabit olması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut ve sübuta eren delil bulunmadığı halde, sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüş, sanık hakkında CMK 223/2-e maddesi uyarınca atılı suçtan beraat kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/06/2018 tarih 2014/228 (E) ve 2018/446 (K) karar sayılı sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmünün 7035 Sayılı yasanın 15. maddesiyle değişik CMK'nın 280/1-a maddesi yollamasıyla CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar sanık hakkında Özel Belgede Sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut ve sübuta eren delil bulunmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın BERAATİNE,
3-Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
4-Beraatine karar verilen sanığın kendisini vekaletnameli bir müdafi ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre ilk derece mahkemesindeki emek ve mesaisine karşılık 3400 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa ödenmesine,
5-Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
6-Karardan bir örneğin katılan vekili ve sanık müdafine tebliğine,
7- Karar kesinleştiğinde dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, sanık ve katılan yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 ( onbeş ) gün içerisinde hükmü veren Dairemize gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup temyiz gerekçeleri hakkında tutanak tutturularak hâkime onaylatılması veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla gerekçeli temyiz dilekçesi gönderilmesi, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ise ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne temyiz gerekçeleri hakkında beyanda bulunulması veya gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesi suretiyle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286, 294, 295 maddeleri uyarınca Yargıtay'da TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 11.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)