(5237 S. K. m. 158) (5271 S. K. m. 280, 289)
Yerel mahkeme hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Olay tarihinde, katılanı arayan kimliği tespit edilemeyen kişinin kendisini emniyet görevlisi olduğunu, hesaplarının terör örgütü tarafından boşaltıldığını, parasının korunması için bloke ettiklerini, hemen para bulup getirdiği takdirde parasını kurtarabileceğini söylediği, katılanın bankadan 5.500TL parayı çekip telefon eden kimliği belirsiz sanığın kendisinden istediği şekilde benzin istasyonuna bıraktığı, paranın katılanı takip eden sanık tarafından konulduğu yerden alındığı, bu surette atılı dolandırıcılık suçunun işlendiği iddia ve kabul edilen somut olayda;
02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesinin birinci fıkrasına (l) bendi eklenerek dolandırıcılık suçunun " Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,” işlenmesinin suçun nitelikli hali kabul edilmesi karşısında, somut olay bakımından sanığın eyleminin 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-l maddesi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunda delillerin takdirinin ve lehe-aleyhe yasa değerlendirmesi yapma yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden sanığın istinaf iddiaları bu itibarla yerinde görülmekle,
Sair yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-a ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 10.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)