(5237 S. K. m. 3, 22, 53, 62, 85) (2918 S. K. m. 51, 52) (Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 98, 101)
Atılı suçtan dolayı yerel mahkemece verilen hükme karşı sanık müdafii ve katılanlar F. M. ve T. M. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihine göre Dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/1426 Esas sayılı ve 05/08/2014 tarihli iddianamesi ile, özetle sanığın sevk ve idare ettiği yolcu otobüsü ile seyir halinde iken 36. kilometreye geldiğinde, yağışlı havanın etkisi ile otobüsün kontrolden çıkarak şarampole devrilmesi sonucu üç kişinin öldüğü, birçok kişinin yaralandığı, kazanın oluşumunda sanığın kusurlu olduğundan bahisle TCK'nın 85/2, 53/6. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Karabük Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında, "Ben bu konuda daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim o ifademi aynen tekrar ederim, olay tarihinde otobüs şoförü olarak çalışmaktaydım, 34 UV 4… plaka sayılı otobüs ile yola çıktım, otobüs Ak Cemre Turizme ait bir otobüstür, otobüsle yolculuk yaparken Gerede'yi geçtikten sonra bölünmüş yolda arkadan bir kamyon geldi ve köprüden geçtiğim esnada kamyon beni sollayarak yolun sağ tarafına sıkıştırdı, ben de kamyonun beni sıkıştırması nedeniyle bariyere çarptım, takla attık, kazada kendim de ağır şekilde yaralandım, kazaya sebebiyet veren beni sıkıştıran kırmızı renkli kamyondur, benim bir kusurum bulunmamaktadır, ben otobüsü gayet kurallara uygun bir şekilde ikinci şoför olan oğlum ile 3-4 saatte bir değişerek kullanıyordum, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, kaza sabaha karşı olduğundan ve herkes uyuduğundan bildiğim kadarıyla kazayı yolcular göremedi, ben beni sıkıştıran kamyonun plakasını bilmiyorum, oğlum da hostes koltuğunda oturuyordu, o da kazanın nasıl gerçekleştiğini gördü, ancak plakayı karanlık olduğundan ve kar yağışı olduğundan o da görememiş, ben suçlamayı kabul etmiyorum, öncelikle beraatime karar verilmesini mahkeme aksi kanaatte olması halinde ise lehime olan hükümlerin ve HAGB hükümlerinin uygulanmasını istiyorum" şeklinde savunma yapmış,
Katılan T. M. beyanında: "Ben ailem ile birlikte Kelkit ilçesinden İstanbul iline cenazemiz olması nedeniyle gidiyorduk, Karabük’te sabah namazını kılıp yola devam ettiğimiz sırada kaza yaptık ve içinde bulunduğumuz otobüs yolun kenarında bulunan bariyerlere çarparak bir süre gittikten sonra devrildi, ondandan sonrasını ben hatırlayamıyorum, kaza anında hava yeni yeni aydınlanıyordu, yolda herhangi bir buzlanma, kar veya kazaya neden olacak bir engel yoktu, sanırım şoför uyumuştu, çünkü otobüstekiler o şekilde birbirleri ile konuşuyorlardı, bu olay nedeniyle iki kez ameliyat oldum, ben bu kaza nedeniyle kalça kemiğim yuvasından çıkmış, bu nedenle yürüyemiyorum, karşı taraf benim zararımı karşılarsa onlarla anlaşırım, sanıktan şikayetçiyim, suçtan zarar gördüm, davaya katılmak istiyorum, dedi. Ayrıca bu olay nedeniyle ameliyat olduğuma ilişkin raporları dosyasına sunuyorum" şeklinde,
Katılan F. M.beyanında: "Tarafıma okunan iddianameye konu olay hakkında ben daha önceden hazırlık aşamasında detaylı olarak beyanda bulunmuştum, söz konusu beyanımı aynen tekrar ve kabul ederim, olay günü İstanbul iline giderken ben otobüste uyumuştum, bu esnada otobüs kaza yapmış, nasıl bir kaza yaptığını ben hatırlamıyorum, gözümü açtığımda hastanedeydim. Kırk gün hastanede yattım. Bu nedenle zarara uğradım. Biz otobüs şirketinden veya herhangi bir kimseden zararımıza karşılık herhangi bir ücret almadık. Hastaneye herhangi bir ücret de ödemedik. Benim yaralanmama sebep olan otobüs şoföründen şikayetçiyim, suçtan zarar gördüm, davaya katılmak istiyorum" şeklinde,
Katılan E. S. beyanında: "Ben kaza esnasında orta taraflarda oturuyordum, kaza olmadan hemen önce S.. abinin şoföre "ne yapıyorsun" diye uyarıda bulunduğunu duydum, zaten hemen sonrasında otobüs bariyerlere çarptı, yaklaşık 200 metre kadar bariyerlerin üzerinde sürüklendik, bariyerlerden çıktıktan sonra otobüs sağ tarafa doğru yan yattı, kazanın olduğu esnada ben şoförün uyuduğunu veya başka bir hata yaptığını görmedim, ancak ön taraftan şoförün uyarıldığını duydum, kaza esnasında uyanık bir vaziyette idim ve otobüse herhangi bir şekilde başka bir aracın sıkıştırmadığını gördüm, kazının tek sebebi şoförün uyuyor olmasıydı, biz bu otobüsü Öz Erzincanlılardan tahsis edilmesini istedik, bize tahsis eden firma Öz Erzincanlılardır, bize tahsis edilen otobüsün üzerinde "Akcemre" yazıyordu, benim kaza sebebiyle kaburgalarım kırıldı, sağ omuzumda çatlak sol omuzumda ezilme oluştu, tedavi amaçlı Karabük Devlet Hastanesinde iki gün tedavi gördüm, oradan İstanbul'a geçtik, İstanbul'da bir akrabamın evinde bir hafta on gün kadar tedavi gördüm, ben köyde kendi hayvanlarıma bakarak geçimimi sağlamaktayım, bu kaza sebebiyle yaklaşık olarak 3 ay boyunca çalışamadım, bunu dışında sosyal güvencem olmadığı için ilaç ve sair masraflarını hep cebimden ödemek zorunda kaldım, bundan dolayı maddi zararım doğmuştur, bana bu konu ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmadı, maddi zararımız giderilmemiştir, şikayetçim devam etmektedir, davaya katılmak istiyorum" şeklinde,
Katılan Y. M. beyanında: "Vefat eden S. M. ile Ş. M. öz anne- babamdır, olay tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat etmişlerdir, ben trafik kazasının nasıl meydana geldiğini görmedim, olaydan daha sonra haberim oldu, sanığı tanımıyorum, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, olaydan sonra bana ve diğer 2 kardeşime toplam 348,000 TL şu an hatırlayamadığım sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldı, ayrıca tazminat davası açmadık, ödenen miktar dışında herhangi bir zararımız da kalmamıştır" şeklinde,
Mağdur E. A. beyanında: "İddianameyi konu olayı anladım. Kaza yapan otobüsteydim. Olay anında uyuduğum için olaya şahit olmadım. Uyandığımda otobüs devrilmişti. Ben tam otobüsün ortasındaydım. Kazadan dolayı kaburgamda eziklik oluştu. Sanıktan şikayetçi değilim, maddi bir zararım da olmamıştır. Kamu davasına katılma talebim yoktur" şeklinde,
Mağdur G. Y. beyanında: "11/03/2013 günü saat 09:00 sıralarında Karabük ilinden İstanbul'a giderken içinde bulunduğum yolcu otobüsü şarampole devrilerek kaza yaptı. Kaza esnasında sürücünün kusurlu olup olmadığını bilemiyorum. Arka koltuklarda oturuyordum. Şoför mahalline yakın değildim. Olaydan ötürü hafif derecede yaralandım. Sadece bel ağrısı oluştu. Şikayetçi değilim. Davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur Y. G. beyanında: "Ben kaza anında kazaya yapan otobüsün arka kasımlarında yolcu olarak yolcuğuma devam ediyordum, kazanın oluşu ile ilgili görgüm yoktur, ancak kaza olmadan hemen öncesinde ön taraftaki yolcuların bir kısmının şoföre "ne yapıyorsun sen" diye hitap ettiklerini, daha doğrusu uyarıda bulunduklarını duydum, hemen sonrasında bulunduğumuz otobüs bariyerlere çarparak yan yattı, bu olayla ile ilgili ben herhangi bir şekilde yaralanmadım, maddi zararım bulunmamaktadır ve şikayetim yoktur, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur N. A. beyanında: "Ben ve H. M. bu aracı temin ettik, yolcuların hepsi aynı köydeniz, İstanbul'da cenazemiz vardı, buna katılmak için bu otobüs ile anlaştık ve hep birlikte yola çıktık, biz yolun yarısında iken H. M. hepimizden yolculuk parasını topladı ve yolumuza devam ettik, ben Y. G.'in anlattığı gibi kazanın olduğunu arka tarafta olduğum için göremedim ancak ön taraftaki yolcuların şoförü uyardığını ve arkasından otobüsün kaza yaptığını gördüm, ben yaralanmadım, herhangi bir şekilde maddi zararım bulunmamaktadır, şikayetim yoktur, davaya katılmak istemiyorum, ayrıca duruşmaya çağrılan S. A. şuan il dışındadır, bayramdan sonra Bayburt'a dönecektir" şeklinde,
Mağdur H. B. beyanında: "Ben otobüsün en arka tarafından oturuyordum, kaza esnasında uyukladığım için kaza ile ilgili herhangi bir şey görmedim ve duymadım, ben herhangi bir şekilde yaralanmadım ve maddi zararım olmadı, kimseden şikayetçi değilim ve davaya katılma talebim yoktur" şeklinde,
Mağdur Ö. A. beyanında: "Ben kaza esnasında otobüsün ön kısmında oturuyordum, kaza esnasında uyuyor olduğum için kaza ile ilgili herhangi bir şey görmedim, ben ağır yaralandığım için beni öldü diye bırakmışlar, beni jandarma gelip almış ve hastaneye götürmüşler, bir kaç günü hastanede olmak üzere toplan 15 gün boyunca evde yatarak tedavi oldum, bu kaza sonucu beyin ve sol bacağımdan ameliyat olmak zorunda kaldım, benim tedavi sürecim devlet hastanelerinde olduğu için çok büyük bir masrafım olmadı, herhangi biriside bana bu masraflarımı ödemedi, ben kimseden şikayetçi değilim, davaya katılma istemiyorum" şeklinde,
Mağdur N. A. beyanında: "Ben kaza esnasında uyuyordum, bunun için kaza ile ilgili birşey görmedim, ben sadece kazanın olması ile uyandım ve kaza yerini gördüm, ben herhangi bir şekilde yaralanmadım ve maddi zararım bulunmamaktadır, şikayetim bulunmamaktadır, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur Ş. O. talimat yoluyla alınan beyanında: "Ben kazanın oluş şeklini görmedim, ancak kazadan ağır şekilde yaralandım, kaza sonucu bir kaç tane kaburgam kırıldı, sol tarafım felce uğradı, ameliyata alındım, karnımı yardılar, ciğerimden su aldılar, 15 gün civarında Bolu'daki hastanede tedavi gördüm, memlekete geldim burada fizik tedavi gördüm, Trabzon'da farabi hastanesinde belimden ameliyat oldum, orada da yaklaşık olarak 15 gün kadar tedavi gördüm, belimdeki rahatsızlık halen devam etmektedir, kaza esnasında cebimde bulunan bütün param alınmıştır, bunun dışında hastane masraflarım olmuştur, ancak masraflarım karşılanmamıştır, şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur S. A. beyanında: "Ben olay esnasında uyuyordum, kazanın olması sebebiyle uyandım, ben kazadan ufak bir sıyrıkla kurtuldum, benim herhangi bir maddi zararım bulunmamaktadır, kimseden şikayetçi değilim davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur E. A. beyanında: "Ben kaza esnasında uyuyordum, kazanın olması sebebiyle uyandım, kaza sebebiyle herhangi bir yaralanma durumum olmamıştır, şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur N. Y. beyanında: "Ben kaza esnasında uyuyordum, kaza sebebiyle uyandım, benim herhangi bir şekilde maddi zararım bulunmamaktadır, kimseden şikayetçi değilim, davaya katılma istemiyorum" şeklinde,
Mağdur Y. A. beyanında: "Ben kaza esnasında şoförün uyukladığını gördüm, zaten otobüste birinci sırada oturan S. A.'ün hemen arkasında oturuyordum, şoförün uyukladığını kendisine söyledim, o da biliyorum takip ediyorum dedi, bunun üzerine ben şoförü takip etmeyi bıraktım, kısa bir süre sonra S. A.'ün şoföre "ne yapıyorsun sen" diye bağırdığını duydum, bunun üzerine şoför direksiyon hakimiyetini kaybederek bariyerlere girdi ve bu şekilde bir süre sürüklendi, kaza sebebiyle çok önemli bir yaralanmama olmadı, kaza sebebiyle herhangi bir maddi zararım bulunmamaktadır, şikayetim yoktur, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Mağdur M. A. beyanında: "Ben abimle beraber otobüs işletmeciliği ve şoförlüğü yaparım. Kendimize ait araç ile Türkiye'nin çeşitli yerlerinden yolcu taşımacılığı yaparız. Kazanın meydana geldiği tarihte aracı babam olan sanık N. A. kullanıyordu. Ben olayın meydana geldiği saatten 20 dak. önce istirahatten çıktım. Mola yerine aşağı yukarı 10 km. vardı. Babam aracı kullanırken gelip yanındaki boşluğa oturdum. Ancak oturmamla birlikte ne olduğunu anlamadan araç bariyerlere vurdu. Ancak o gün yoğun bir sis ve sulu kar yağıyordu. Tam hatırlamamakla birlikte o sırada aracımızın hızı 90-100 km arasında idi. Yanımızda bir kamyon bizi sollamaya çalışıyordu benim olayla ilgili hatırladıklarım bu kadardır. Ben şikayetçi değilim, davayı takip etmeyeceğim katılmak istemiyorum bu konuyla ilgili zararım olsa bile karşılanmasını talep etmiyorum" şeklinde,
Mağdur E. S. beyanında: "2014 yılı Mart ayında İstanbul iline bir yakınımızın cenazesine gidiyorduk, Erzincan'dan akşam saat 21:00 gibi yola çıktık, sabah 06:00 gibi mola verdikten sonra yola devam etti, saat 08:00 gibi otobüs şarampole yuvarlanmış, ben o esnada uyuyordum, olayın nasıl olduğunu görmedim, ben olay nedeni ile sanıktan davacı ve şikayetçi değilim, katılma talebim yoktur" şeklinde,
Şikayetçi S.A. beyanında: "Ben kaza olan otobüste ön tarafta oturmaktaydım, kaza anından hemen önce beni arkamda oturan Y. A. şoförün uyukladığına dair beni uyardı, ben de şoförü kontrol etmeye başladım, şoförün uyukladığını ben de fark ettim, tam o esnada şoförü uyarmama fırsat kalmadan şoförün uyuklamasından dolayı otobüs yoldan çıkarak bariyerlere çarptı ve yaklaşık 200 metreye yakın sürüklendik, benim kaza dolayısıyla kaburgalarım çatlamıştır, Bununla ilgili tedavi gördüm, yine benim gibi eşimin de hem kolu hem kaburgası çatlamıştır, tedavi ile ilgili masraflarımız olmuştur, ancak herhangi bir şekilde masraflarımızı karşılayan olmadı, şikayetçiyim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi N. A. beyanında: "Ben kazanın nasıl oluştuğunu görmedim, eşimin sesine uyandım, kaza sebebi ile kaburgam çatlamıştır, bir kolum çatlamış ve diğer kolumda kırılmıştır, her ne kadar hastanede tedavi amaçlı yatmamış olsak da evimizde yatılı olarak tedavi gördük, tedavi ile ilgili masraflarımız olduğu ancak karşılayan olmadı, şikayetçiyim, ancak davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi N. S. beyanında: "Ben kazayı görmedim, nasıl olduğunu bilmiyorum ancak kaza sebebiyle kafam kırıldı, kolumda kırıldı ve üzerindeki cilt tamamen atmış ve hücreler ölmüştür, bu yaralanmalar sebebiyle kafamdan bir kere kolumdan da 3 kere Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Hastanesinde ameliyat oldum, halen Erzincan Araştırma Hastanesinde tedavi görmekteyim, ben kaza zamanından beri çalışamıyorum, bundan dolayı maddi kaybım bulunmaktadır, aynı zamanda tedavi masraflarımda olmuştur, benim bu maddi kapılarımı karşılayan kimse olmadı, ben şikayetçiyim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi B. A. beyanında: "Ben kaza anını görmedim, ancak kaza sebebiyle sağ kolumda ezilme meydana geldi, bu yaralanma sebebiyle 6 aydır çalışamıyorum, normalde inşaat işçiliği yapıyorum, ancak söylediğim gibi kaza sebebiyle çalışamaz duruma geldim, çalışamamamdan kaynaklanan maddi zararım olmuştur, kimse zararımı karşılamadı, şikayetim vardır ancak davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi N. M. beyanında: "Ben kazayı görmedim, ancak kaza sebebiyle ciddi şekilde yaralandım, kolum kırıldı, bu kırılma sebebiyle bir kere Bolu Nene Hatun Hastanesinde bir kerede Erzincan Araştırma hastanesinde olmak üzere iki kere ameliyat oldum, bunun dışında kaburgalarım kırıldı, çenemde ve kafamda yarılma oldu bununla ilgili dikişler atıldı, kazadan itibaren yaklaşık 4 ay boyunca evde yatarak tedavi gördüm, bunun dışında defalarca hastanelere ve doktorlara gidip gelmek zorunda kaldım, kimse herhangi bir şekilde zararımı karşılamamıştır, ben kazaya sebep olanlardan şikayetçiyim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi F. S. beyanında: "Ben kazanın oluş şeklini tam olarak görmedim, kazanın hemen öncesinde ön tarafta oturan bir iki kişi şoföre "ne yapıyorsun" diye bağırdıklarını duydum, hemen sonrasında otobüs kaza yaptı, benim kaza sebebiyle kaburgalarım kırıldı, tedavi amaçlı bir gün Karabük'te hastanede tedavi gördüm, arkasından 20 gün kadar Erzincan'da hastanede tedavi gördüm, kaza sebebiyle oluşan zararım bulunmaktadır, ancak benim zararım karşılanmamıştır, şikayetçiyim, davaya katılma talebim yoktur" şeklinde,
Şikayetçi H. M. beyanında: "Ben kazayı gördüm, kaza esnasında şoför uyuyordu, S. abinin kendisini uyardığını duydum, bunun üzerine şoför direksiyonu kırarak bariyerlerin üzerine otobüsü sürdü, kaza esnasında yol boştu, bizi sıkıştıran veya kazaya zorlayan herhangi başka bir taşıt bulunmamaktaydı, kazanın tek sebebi şoförün uyuması idi, kaza sebebiyle benim bileğim kesildi, Karabük’te hastanede yırtılan tendonları diktiler ve beni hastaneden çıkardılar, yaklaşık bir ay kadar fizik tedaviye gitmek zorunda kaldım, kesilen el bileğimin ikisi parmağı halen iş görememektedir, elimin ve parmaklarımın zarar görmesi sebebiyle eskisi gibi çalışamamaktayım, maddi zararım bulunmaktadır, maddi zararım karşılanmamıştır, şikayetçiyim, ancak davaya katılma istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi K. A. talimat yoluyla alınan beyanında: "Ben olay anında otobüste bulunmamaktaydım, annem Ş. M. ve babam S. M. otobüste bulunmaktaydılar, kendileri kaza sonucu vefat ettiler, şikayetçiyim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi İ. M. beyanında: "Ben kaza esnasında otobüste bulunmamaktaydım, annem Ş. M., ve babam S. M. kaza sebebiyle vefat etmişlerdir, ben şikayetçiyim, ancak davaya katılmak istemiyorum, diyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde,
Şikayetçi Z. O. beyanında: "Ben kaza esnasında uyuyordum, kaza olmuş bitmiş, ben hastanede uyandım, ben kaza sebebiyle sol elimden ve sağ bacağımdan yaralandım, bu yaralanmalar sebebiyle defalarca hastanede tedavi gördüm, ameliyatlara alındım, sağa bacağıma platin takıldı, kazadan bu güne kadar zamanımın büyük kısma hastanelerde geçmiştir, benim kaza sebebiyle maddi zararım bulunmaktadır, ancak maddi zararım karşılanmamıştır, şikayetim vardır, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Şikayetçi K. A. talimat yoluyla alınan beyanında: "Ben kaza esnasında uyuyordum, S. A.'ün şoföre "ne yapıyorsun sen bizi öldürecek misin" diye bağırması üzerine uyandım ve otobüsün bariyerlere girdiğini ve sürüklendiğimizi gördüm, ben bu kaza sebebiyle ağır yaralandım, kaburgalarım kırıldı, bir hafta boyunca yoğun bakımda kaldım, benim maddi zararım olmuştur, ancak herhangi bir şekilde maddi zararım karşılanmamıştır, ben kazaya sebep olanlardan şikayetçiyim, ancak davaya katılmak istemiyorum" şeklinde,
Ölen O. K. mirasçıları H. K., A. K., G. T., G. Ç., G. C., K. Ş., K. K., T. K., T. K., M. K., N. K. ve D. K. vekili Av. Emre KOŞAR beyanında: "Sanıktan şikayetçiyiz. Olay nedeniyle uğramış olduğumuz maddi zarar güvence hesabından karşılanmıştır. Bu nedenle maddi zararımız yoktur ancak manevi zarara yönelik olarak dava açacağız. Davaya katılmamıza karar verilmesini talep ederiz" şeklinde,
Beyanda bulunmuşlardır.
Kaza sonucu yaralanan F. M., T. M. ve E. S. baştan beri sanıktan şikayetçi olmuşlar, davaya katılmak istediklerini beyan etmeleri üzerine mahkemece katılma kararı verilmiştir. Yaralılar H. M., K. A., N. A., N. S., N. M., S. A. ve Z. O. baştan beri sanıktan şikayetçi olmakla birlikte davaya katılma talebinde bulunmamışlardır. Ölen O. K. mirasçıları H. K., A. K., G. T., G. Ç., G. C., K. Ş., K. K., T. K., T. K., M. K., N. K. ve D. K.'ın katılma talepleri üzerine ilk derece mahkemesince katılma kararı verilmiştir.
Kazada yaralanan Y. G., G. Y., N. A., M.A., H. B., E. A., S. A., E.A., Ö. A., N. Y., N. A., E. S. ve B. A. soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanık hakkında şikayetçi olmamışlar, Y. A. ve Ş. O. kovuşturma aşamasında şikayetlerinden vazgeçmişlerdir. Yaralılar B. A. ve F. S. kovuşturma aşamasında şikayetçi olmakla birlikte soruşturma aşamasındaki 12/03/2014 tarihli beyanlarında sanıktan şikayetçi olmadıkları görülmüştür.
Olayda yaralanan N. M., Z. O. ve F. M.'in yasal 6 aylık süreden sonra şikayetçi oldukları anlaşılmakla beraber, adı geçenlerin hayati tehlike altında bulundukları, yoğun bakımda tedavi gördüklerinin anlaşılması karşısında, tedavileri bitimi şikayetçi oldukları ve şikayetlerinin yasal süresinde yapıldığı Dairemizce kabul edilmiştir.
11/03/2014 tarihli adli ölü muayenesi tutanağına göre; Ş. M.'in kesin ölüm sebebinin trafik kazasına bağlı iç kanama nedeniyle hipovolemik şok ve dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu, S. M.'in kesin ölüm sebebinin trafik kazasına bağlı iç kanama nedeniyle hipovolemik şok ve dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/81420 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden yapmış olduğu 30/05/2014 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre; müteveffa O. K.'ın 11/03/2014 tarihinden 30/05/2014 günü saat 17:10'da gelişen derin bradikardi sonucun saat 17:20'de yapılan müdahalelere rağmen travmaya bağlı olarak kafa için kanama ve vücuttaki çoklu kırıklar nedeniyle gelişen solunum ve dolaşım durması sonucu vefat ettiği, kesin ölüm sebebi ve şeklinin bu şekilde tespit edildiği belirtilmiştir.
Buna göre, yaralılar H. M., K. A., N. A., N. S., N. M., S. A., Z. O., F. M., T. M. ve E. S.'ın süresi içerisinde şikayetçi oldukları ve soruşturma aşamasında da şikayetlerini sürdürdükleri anlaşılmıştır.
Adli raporuna göre, H. M.'in, hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilemez şekilde, K. A.'ün hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde, N. A.'ün hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilebilir şekilde, N. S.'ın hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde, N. M.'in, hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde, S. A.'ün, hayati tehlike geçiremeyecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ORTA (2) derecede olacak şekilde, Z. O.'ın hayati tehlike geçirmeyecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (5) derecede olacak şekilde, F. M.'in hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez şekilde, T. M.'in hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde ve E. S.'ın hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ORTA (2) derecede olacak şekilde yaralandıkları görülmüştür.
Kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde sanık N. A.'nun araçların hızlarını, araçların yük ve teknik özelliklerine, görüş, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlarına uydurmamak kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun,
Bilirkişi A. S. A.. tarafından tanzim edilen 28/03/2014 tarihli rapora göre; kaza anında havanın yağışlı ve zeminin ıslak olduğu, görüşün her iki taraftan açık ve yol şerit çizgilerinin belirgin olduğu, dosya muhteviyatından ve yapılan keşiften anlaşıldığını, zeminin ıslak olmasına rağmen kaza mahallinde araca ait kayma veya manevra izi bulunmamaktadır, aracın lastiklerinin kış lastiği ve sağlam olması kazaya etkileyici sebep olmadığını göstermektedir. Kaza anında otobüsü N. A.'nun kullandığı kaza tespit raporundan ve araçta takılı olan takograf raporundan anlaşılmaktadır takograf raporuna göre sürücü N. A., saat 02:00'dan aşlayıp saat 04:55'e kadar sürekli araç kullanmıştır. Saat 04:55'den saat 06:20'ye kadar yaklaşık 1 saat 25 dakika mola verdikten sonra saat 06:20'den saat 08:22'ye kadar iki saat süreyle araç kullandıktan sonra kaza meydana gelmiştir. Sürücü N. A.'nun araç kullandığı süre boyunca hız sınırını aşmadığı anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK ve bağlı yönetmelikte yazılı kayıt ve şartlar dışında ve aksine bir işaret bulunmadıkça bölünmüş karayollarında otobüsler için yasal hız sınırı 90 km/h'dir. 2918 sayılı KTK'ya bağlı yönetmeliğin 98. maddesi araç kullanma ve dinlenme sürelerine uyma mecburiyeti ve denetleme esaslarını belirlemektedir ve buna göre "ticari amaçla yük taşımacılığı yapan ve azami ağırlığı 3,5 tonu geçen araçların şoförleri ile ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dahil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin 24 saatlik herhangi bir süre içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç sürmeleri yasaktır" bu kapsamda değerlendirme yapıldığında araç kullanma süresinin aşılmadığı görülmektedir. Sürücü N. A.'ya ait takograf raporu incelendiğinde, otobüs kullandığı süre içerisinde (saat 02:00'den 08:33 kaza anına kadar) 100 km/h hız sınırının altından seyrettiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK'na bağlı yönetmeliğin 100. maddesine göre otobüsler için hız sınırı bölünmüş karayollarında aksine bir işaret bulunmadıkça 90 km/h'dir. Aynı yönetmeliğin 101. maddesinin c bendinde "çeşitli araç cinslerine göre bu yönetmeliğin öngörmüş olduğu azami hız sınırlarını, % 10 nispetinde aştığı kontroller sırasında tespit edilen sürücülere, Karayolları Trafik Kanununun 51 ince maddesine öre işlem yapılamaz" hükmü yer almaktadır ve yönetmelikte belirtilen hız sınırlarının % 10 oranında aşılmasına imkan verilmektedir. Bu nedenle otobüsler için bölünmüş karayollarında aksine bir işaret bulunmadıkça hız sınırı yönetmelikte belirlenen % 10 toleransla birlikte 99 km/h'dir. Kazanın oluşumunda otobüsün hızı kazaya etken sebep değil kazanın sonucuna etki ederek kazanın şiddetinin artmasına sebep olmuştur. Kaza mahallinde yapılan incelemelerden ve dosya muhteviyatı incelendiğinde, kazınma, sürtünme ve çarpma izlerinden başka (manevra veya savrulma) iz olmadığı anlaşılmaktadır. Kazanın meydana geliş şekline bakıldığında; sürücü N. A.'nun kazayı önleyici manevra, fren vb. Tedbir almadığı (alamadığı) anlaşılmaktadır. Otobüs şoförünün otobüsün hızını devrilme anına kadar azaltmamış olması, kazanın şiddetini arttırmış ve sonucunu olumsuz yönde etkilemiştir. Kaza öncesinde otobüsün hızının aniden 120 km/h hızın üzerine çıktığı takograf raporundan anlaşılmaktadır. Otobüs sürücüsünün yolcu taşımacılığı yaptığı, daha dikkatli olması gerektiği, yolun çift şeritli ve bölünmüş yol olduğu da göz önünde bulundurulduğunda böyle bir kazanın normal şartlarda olamayacağı, bu kazada sürücü N. A.'nun kusurlu olduğu, iki kişinin ölümüne, yirmi sekiz kişinin yaralanmasına sebep olduğu bilinmektedir ve kazanın oluşumunda otobüs sürücüsü N. A.'nun 2918 sayılı KTK'nda yer alan sürücülere ait kusurlardan 52/1b (sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yo, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar) kuralını ihlal ettiği ve kazanın oluşumunda kusurlu olduğunun,
Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 23/06/2014 tarihli raporunda; şoför N. A.'nun yönetimindeki 34 UV 4… plakalı otobüs ile bölünmüş yolu takiben Çerkeş yönünden Gerede yönüne doğru seyir halindeyken 08:22 sıralarında meydana gelen kazada, sanık şoför N. A.'nun seyrini yola gereken dikkatini vermeden sürdürmesi sonucu olay yeri kesiminde bir an dikkatsizliği ile hakimiyetini kaybettiği, otobüs ile seyrine göre sağ taraftan yoldan çıkması ile neticelenen olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu,
Belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan ve toplanan deliller uyarınca, İlk Derece Mahkemesi olan Karabük Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 2014/191 E, 2016/189 K. sayılı ve 13/12/2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilerek TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6.maddeleri gereğince sonuç olarak 7 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 2 yıl 6 ay süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına karar verildiği, verilen karara karşı katılanlar F. M.ve T. M. vekili ile sanık müdafinin süresinde istinaf başvurusunda bulunduğu,
Dairemizce yapılan incelemede;
Üç kişinin öldüğü ve 10 kişinin yaralandığı ve sanıktan şikayetçi oldukları olayda, asli kusurlu sanık hakkında, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları da nazara alınmak suretiyle, sanığın olaydaki kusuru da gözetilerek adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden temel cezanın 9 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayini ile eksik cezaya hükmolunması hususu usul ve Yasaya aykırı görülmekle duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık talimatla alınan savunmasında daha önceki savunmalarını ve katılanlar Y. M. ve E. S. ise eski beyanlarını tekrar etmişlerdir.
Dairemiz tarafından yapılan duruşmaya iştirak eden Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; "Oluşa, Savunma, doktor raporları, ölü muayene otopsi zabıtları, olay yeri inceleme raporu, trafik kazası tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesinin raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde sürücü belgeli sanık N. A. sevk ve idaresinde bulundurduğu 34 UV 4… plaka sayılı araçla Çerkeş-Gerede karayolunda seyri sırasında olay mahalline geldiğinde hava ve yol koşullarını dikkate almadan süratli seyrederek araç hakimiyetini kaybetmesi ve takla atması sonucu 3 kişinin ölümü, birden fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan somut olayda sanığın asli ve tam kusurlu oluşu, ölü sayısı, yaralılardan 8 kişinin nitelikle şekilde yaralanması oluştaki ağırlık karşısında sanığa alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı görüldüğünden ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak TCK.nın 3/1, 22/4. Maddeleri gözetilerek aynı kanunun 85/2, 53/6. Maddeleri uyarınca lehe hükümlerin uygulanması dairenin takdirinde olmak üzere yeniden hüküm kurulmasına" karar verilmesini talep etmiştir.
İddia, savunma, katılan, şikayetçi ve mağdur beyanları, ölü muayene ve otopsi tutanakları, doktor raporları, kusura ilişkin raporlar ile tüm dosya kapsamında mevcut delillere göre;
Olay günü sanığın, ıslak zeminde seyrini yola gereken dikkatini vermeden sürdürmesi sonucu olay yeri kesiminde bir an dikkatsizliği ile hakimiyetini kaybettiği, otobüs ile seyrine göre sağ taraftan yoldan çıkması sonucu otobüs devrildiği, kazada otobüste yolcu olarak bulunan Ş. M., S. M. ve O. K.'ın hayatını kaybettiği, H. M.'in, hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilemez şekilde, K. A.'ün hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde, Nadide A.'ün hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilebilir şekilde, N. S.'ın hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde, N. M.'in, hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde, S. A.'ün, hayati tehlike geçiremeyecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ORTA (2) derecede olacak şekilde, Z. O.'ın hayati tehlike geçirmeyecek, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (5) derecede olacak şekilde, F. M.'in hayati tehlike geçirecek, BTM ile giderilemez şekilde, T. M.'in hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin AĞIR (6) derecede olacak şekilde ve E. S.'ın hayati tehlike geçirmeden, BTM ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ORTA (2) derecede olacak şekilde yaralandıkları, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket eden sanığın kazanın oluşumunda ASLİ kusurlu olduğu, bu şekilde sanığın eyleminin sübut bulduğu kabul edilmiştir.
Sanığın ticari olarak taşımacılık yapan firmaya ait otobüsün şoförlüğünü yaptığı, olayda yaralanan S. A. ve Y. A.'ün sanığın aracı kullanırken uyukladığı ve kendisini uyardıklarına dair beyanları ile meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek ilk derece mahkemesi tarafından tayin edilen 9 yıl 6 ay temel ceza Dairemizce hakkaniyet aykırı görülmüştür.
Olayda, suçun işleniş şekli, kusur durumu, meydana gelen zararın ağırlığı ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile sanık hakkında TCK'nın 85/2.maddesinde yer alan temel cezadan uzaklaşılması, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezası TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanması, olayın oluş şekli ve sanığın olayda asli kusurlu olması nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatına varılarak ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeni bir hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HÜKÜM:
Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/191 E, 2016/189 K sayılı ve 13/12/2016 tarihli kararının CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Sanığın üzerine atılı taksirle üç kişinin ölümüne ve on kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği anlaşıldığından suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kusur durumu nazara alınarak eylemine uyan TCK'nın 85/2 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 12 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezası TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 10 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Ceza miktarı dikkate alınarak sanık hakkında TCK'nın 51 ve CMK'nın 231/5 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Olayın oluş şekli ve sanığın olayda tam ve asli kusurlu olması nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine takdiren yer olmadığına,
Sanığın sürücü belgesinin TCK'nın 53/6 maddesi uyarınca takdiren 2 YIL 6 AY SÜRE İLE GERİ ALINMASINA,
Katılanlar T. M. ve F. M. kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık ücret tarifesinde belirtilen ilk derece mahkemesindeki yargılama için 3.600- TL, Dairemizdeki yargılama için 1.980,00- TL olmak üzere toplam 5.580,00- TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine,
Katılanlar H. K., A. K., G. T., G. Ç., G. C., K. Ş., K. K., T. K., T. K., M. K., D. K. ve N. K. kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık ücret tarifesinde belirtilen ilk derece mahkemesindeki yargılama için 3.600-TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine,
Yargılama gideri olarak; ilk derece mahkemesince yapılan 2.585,54-TL, dairemizce yapılan 84,15-TL olmak üzere toplam 2.669.69-TL.sının sanıktan alınmasına,
Dair, katılanlar F. M. ve T. M. vekilleri Av. Özge Kut'un yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, isteme uygun ve Cumhuriyet Savcısının huzuru ile yüze karşı verilenler yönünden tefhim tarihinden, yokluklarında verilenler yönünden tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine ya da İlk Derece Ceza Mahkemelerinden birisi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12.09.2017 (¤¤)