(2918 S. K. m. 48) (5271 S. K. m. 280, 289)
Atılı suçtan dolayı yerel mahkemece verilen hükme karşı o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile hüküm tarihine göre dosya incelenip görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine göre;
1-Hükmün gerekçesinde, "sanığın kullanmakta olduğu araçla seyir halinde iken müştekinin kullanmakta olduğu araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, sanığın alınan raporunda 0.82 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, böylece sanığın atılı suçu işlediği mahkememizce sabit görülmüş" olduğu belirtilmesine karşın, hükümde, "sanığın kaza anında 0.82 promil alkollü olduğu, bu şekilde araç kullanarak trafik kazası yaptığı, alkol miktarının yasal sınır olan 0.50 promilin biraz üzerinde olduğu, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğine ilişkin bir tespitin bulunmadığı ve bu nedenle sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından" gerekçesi ile beraat kararı verilerek çelişki ve gerekçesizliğe neden olunması,
2-Sanığın alkollü olarak kullandığı araçla katılan Ş. K.'un kullandığı araca arkadan çarptığı, aracın yoldan çıkarak takla attığı, kazada sanıkla birlikte aracında bulanan R. T.'in de yaralandığı, kazanın, kaza tespit tutanağına göre saat 02.15, beyanlara göre ise saat 02.00'de meydana geldiği, saat 02.59'da kanda yapılan ölçümde sanığın 0,82 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, yerleşik Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte vücuttaki alkol düzeyinin geçen her saatte 0.15 promil azaldığı bilindiğine göre, sanığın kaza tespit tutanağına göre saat 02.15'de yaklaşık 0,93 promil, beyanlarda geçen saat olan 02.00 itibariyle yaklaşık 0.97 promil alkollü olacağının kabul edileceği,
Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, somut olayda bu şekilde bir tespit bulunmamasına karşın, sanığın alkollü olarak kullandığı araçla tam kusurlu olarak kaza yaptığı, kazanın meydana gelmesinde başkaca bir etken de bulunmadığı, bu durumda kazanın sanığın alkollü araç kullanmasından kaynaklandığının kabulünün zorunlu olduğu, 2918 sayılı Kanunun 48/6.maddesi hükmü de gözetilerek sanığın eyleminin sübut bulduğu ve atılı suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, istinaf başvurusunda bulunan o yer Cumhuriyet savcısının istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMK’nın 289/1-g, 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA, KESİN olmak üzere 10.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)