(5237 S. K. m. 3, 22, 52, 53, 61, 62, 89) (5271 S. K. m. 231, 253, 254, 280, 286)
Atılı suçtan dolayı yerel mahkemece verilen hükme karşı katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihine göre Dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/11441 Esas sayılı ve 11/03/2014 tarihli iddianamesi ile, sanığın 0.74 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği araçla müşteki S. P.'a çarparak yaralanmasına neden olduğundan bahisle TCK'nın 89/2-b,e, 22/3-4, 53/1-6. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Ankara 41.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Sanık, "sevk ve idaremdeki araç ile seyir halinde iken mağdurun yola çıktığını gördüm, aramızdaki mesafe tahminen 20 - 25 mt kadardı, mağdura çarpmamak için sola kırdım fakat solda araç olduğu için direksiyonu sağa kırmak zorunda kaldım, kaldırıma çıktım fakat bu arada da mağdura çarptım, savunmam bundan ibarettir, bir önceki akşam tahminen saat 19:30 - 20:00 sıralarında arkadaşlar ile yemek yediğim sırada alkol almıştım, daha sonra alkol almadım, kazadan sonra Meslek Hastalıkları Hastanesine götürdüler, alkolmetre üflettiler fakat sonucu bana söylemediler, daha sonra 10:00'da ehliyetimi polis memurları almak isteyince alkollü çıktığımı anladım, itiraz ettim fakat bana bu aşamadan sonra yapılacak bir şey olmadığını söylediler ve itirazımı kabul etmediler, alkol oranını kabul etmiyorum." şeklinde savunma yapmış,
Katılan B. E., ".kaldırımda usulüne uygun olarak yürüdüğüm sırada aniden kaldırıma çıkan araç bana çarptı, beni kaldırımda yürürken çarparak yaraladığı için cezalandırılmasını talep ediyorum",
Tanık G. S., "kazayı görmedim, oturduğum apartmanın 10 nolu dairesinde ben oturuyorum, 4 nolu dairede mağdur S. oturmaktadır, olay günü sabah erken saatlerde kapım çalındı gelen polis memurları S. P.'u tanıyıp tanımadığımı sordular, tanıdığımı söylediğimde kaza geçirdiğini ailesine ulaşmaya çalıştıklarını söylediler, ben de polislere gerekli yardımda bulundum, hatta polislere kaza ile ilgili nasıl olduğunu sorduğumda Gülhane yakınlarında yürüyüş yolunda kazaya uğradığını kendilerinin de olayı görmediğini olaydan sonra oraya geldiklerini söylediler",
Tanık S. Ö., "Tutanağı incelediğimde olayı hatırladım ihbar üzerine olay yerine gittiğimizde yaptığımız tespitlerde sanığın kullandığı araç ile kaldırıma çıkarak 1-2 ağaca çarptıktan sonra yola inmiş ve yolda durur vaziyette gördük mağdura ait herhangi bir bulgu kaza yerinde olmadığı için tam çarpma noktasını tespit edemedik zaten mağdurda hastaneye kaldırılmış olduğu için mağdur ile görüşmemiz de mümkün olmadı, sanık bize çarpma noktasını göstererek mağdurun o noktada kaldırımda veya kaldırımın hemen önünde kaplamada olabileceğini söyledi sanıkta tam emin değildi, sanığın beyanına göre tutanağı düzenledik zaten mağdurun bulunduğu yere göre kusur oranının değişebileceği hususunu da tutanağa yazdık"
Tanık H. T. ". kazadan sonra olay yerine gittiğimizde olay yerinde sadece kazaya karışan sürücü vardı, mağduru hastaneye kaldırmışlardı, etrafta yaptığımız araştırmada tanıklık yapabilecek kimse de tespit edemedik, sürücünün beyanına göre tutanağı düzenledik, sürücü tam olarak çarpma noktasını da gösteremedi, kaldırımda çarpmış olabileceğini veya yaralarının kaldırımdan yola bir adım attıktan sonra yoldayken çarpmış olabileceğini söyledi, sürücünün beyanına göre tutanağı düzenledik, maddi bulgulara göre de aracın kaldırıma çıktığı kaldırımda izlediği yolu ve tekrar kaplamaya indiği bölümleri tutanağımızda düzenledik, sanık bize mağdura kaldırımda çarpmış olabileceğini ya da yola bir adım attıktan sonra çarpmış olabileceğini söyledi."
Tanık N. A., "ambulans şoförü olarak görev yapıyordum, kaza olduktan sonra bize haber verildiği için biz kazadan sonra olay yerine gidiyoruz, Gülhane Caddesinde bayanların mağdur olarak karıştığı iki tane ayrı ayrı kaza hatırlıyorum, kaza tarihini hatırlayamıyorum, olaylardan birinde; sabah vakitlerinde ihbar üzerine Gülhane Caddesine gittiğimizde kaldırımda yatan bayan yaralıyı sırt tahtasına koyarak kaldırımdan alıp ambulansa bindirdik, bu esnada yaralı bayanın öğretmen olduğunu, okula giderken kaldırımda yürüdüğü esnada aracın kendisine çarptığını söylediğini hatırlıyorum, yaralıyı kaldırımdan aldık, hatta kendisine araç çarptıktan sonra buraya mı düştüğünü daha sonra mı buraya getirildiğini sorduğumuzda yaralı bize kazanın kaldırımda olduğunu ve bulunduğu yere düştüğünü, biz gelene kadar da yerinden oynatılmadığını anlattı, kazaya karışan araçla ilgili hiç bir şey hatırlamıyorum, hatırladığım ikinci kazada ise kısa boylu sarışın bir bayan yaralıydı ve vücudunda çok fazla kırık vardı olayla ilgili bilgim bundan ibarettir."
Şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13/04/2016 tarihli raporunda, katılan S. P.'un, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücutta kemik kırığına neden olacak ve kırığın hayat fonksiyonlarını (6) AĞIR derecede etkileyecek şekilde yaralandığının bildirildiği anlaşılmış, müşteki 15/04/2013 tarihli kolluk beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiş, 16/06/2013 tarihli dilekçesi ile sanıktan şikayetçi olmuştur. 17/04/2013 tarihinde şikayet yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi üzerine, S. P.'un 18/09/2013 tarihli dilekçesi ile karara itiraz ettiği, Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2013 gün ve 2013/1463 D. İş sayılı kararı ile sanığın olay sırasında alkollü olduğu, TCK'nın 89/5.maddesi gereğince kamu davası açılması gerektiği gerekçesi ile itirazın kabulüne kararın kaldırılmasına karar verildiği, bunun üzerine sanık hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Kaza tespit tutanağında, çarpmanın kaldırımda olduğunun kabulü halinde sürücünün kusurlu, ancak çarpma karşıya geçerken yol üzerinde oldu ise kural ihlalinin ileride değişebileceğinin, Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığının 27/01/2016 tarihli raporunda ise, sanığın olayda ASLİ kusurlu, yaya S. P.'un kusurunun bulunmadığı belirtilmiş, Ankara Meslek Hastalıkları Hastahanesinin saat 09.55 itibariyle düzenlenen raporunda sanığın 0.74 promil alkollü olduğu açıklanmıştır.
Yukarıda açıklanan ve toplanan deliller uyarınca, İlk Derece Mahkemesi olan Ankara 41 Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 2014/760 E, 2016/524 K. sayılı ve 24/11/2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilerek TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62/1, 52/2, 52/4, 53/6.maddeleri gereğince 6.740-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verildiği, verilen karara karşı sanık müdafii ile katılan vekilinin süresinde istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.
Katılan vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen beraat kararına yönelik olarak istinaf talebi bulunmadığı kabul edilmiştir.
Dairemizce yapılan incelemede;
1-Olay günü saat 07.15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, kaldırımda yürümekte olan katılana çarparak vücutta kemik kırılmasına neden olacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, olaydan yaklaşık 2 saat 40 dakika sonra saat 09.55'de düzenlenen raporunda sanığın 0,74 promil alkollü olduğunun belirlendiği, yerleşik Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte vücuttaki alkol düzeyinin geçen her saatte 0.15 promil azaldığı bilindiğine göre, sanığın olay anında yaklaşık 1,14 promil alkollü olacağının kabul edileceği cihetle, bilinçli taksire ilişkin TCK'nın 22/3.maddesinin tatbik edilmemesi,
2-Bilinçli taksir nedeniyle şikayete tabi olmayan taksirle nitelikli yaralama suçunun da CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında olduğu halde, taraflar arasında uzlaştırma girişiminde bulunulmaması,
3-TCK'nın 52/4.maddesi uygulamasında, infazı da kısıtlayacak şekilde, “ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilerek kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği konusunda sanığın uyarılmasına," karar verilmesi,
Hususları usul ve Yasaya aykırı görülmekle taksirle yaralama suçundan duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce icra edilen duruşmada;
Sanık ve müdafii, eski beyanlarını tekrarla, sanığın olayda kusursuz olduğunu savunmuşlar,
Katılan vekili, eski beyanlarını ve istinaf dilekçesini tekrar etmiştir.
Dairemiz tarafından yapılan duruşmaya iştirak eden Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; "Oluşa ve dosya kapsamına göre olay tarihinde 1.00 promilden fazla (hastanede saat 09:55’de yapılan ölçümde 0.74 promil, kaza saati 07:15) alkollü olarak kara yolunda sevk ve idaresindeki araçla seyreden sanık O. E.'ın olay mahallinde kusurlu hareketi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek yaya S. P.'a çarparak nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, oluşa ve alkol derecesine göre bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi kanuna aykırı görüldüğünden ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık O. E.'ın TCK.nın 89/1-2 (b), 22/3, 53/6 maddeleri uyarınca lehe hükümlerin uygulanması mahkemenin takdirinde olmak üzere ceza tayininde TCK.nın 3/1, 22/4, 61/1 maddelerindeki ilke ve ölçütler gözetilerek sanığın asli kusurlu oluşu da dikkate alınarak yeniden hüküm kurulmasını" talep etmiştir.
İddia, savunma, katılan beyanı, kusura ilişkin raporlar, adli raporlar ile tüm dosya kapsamında mevcut delillere göre;
Kazanın 07.15 sıralarında meydana geldiği, olaydan yaklaşık 2 saat 40 dakika sonra saat 09.55'de düzenlenen raporunda sanığın 0,74 promil alkollü olduğunun belirlendiği, yerleşik Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte vücuttaki alkol düzeyinin geçen her saatte 0.15 promil azaldığı bilindiğine göre, sanığın olay anında yaklaşık 1,14 promil alkollü olacağının kabul edilmesi gerektiği,
Her ne kadar katılan 15/04/2013 tarihli beyanında sanıktan şikayetçi olmamış ise de, yaralanmanın niteliği ve suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle TCK'nın 89/5.maddesi gereğince şikayet aranmayacağı, suç uzlaşma kapsamında ise de, istinaf aşamasındaki beyanlardan uzlaşmanın gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Buna göre;
Olay günü sanığın alkollü olarak sevk ve idare ettiği araçla, yola gereken dikkati vermemesi nedeniyle sağ taraftan yol dışı kalıp kaldırımda bulunan yaya katılan S. P.'a çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilmez nitelikte, vücutta kemik kırığına neden olacak ve vücuttaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına 6 (AĞIR) derecede etkileyecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, dosyada bulunan kusura ilişkin Dairemizce de oluş ve dosya kapsamına uygun kabul edilen Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 27/01/2016 tarihli raporuna göre, sanığın olayda ASLİ kusurlu, yaya katılan S. P.'un kusursuz olduğu, bu şekilde sanığın bilinçli taksirle yaralama eyleminin sübut bulduğu kabul edilmiştir.
Suçun işleniş şekli, katılandaki yaralanmanın niteliği, kusur durumu ile hak ve nesafet kuralları da gözetilmek sureti ile sanık hakkında TCK'nın 89/1.maddesinde yer alan temel cezadan uzaklaşılması, sanığın olay sırasında alkollü olup, suçu bilinçli taksirle işlemesi nedeniyle TCK'nın 22/3.maddesinin tatbiki, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezası TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanması gerektiği vicdani kanaatına varılarak aşağıdaki şekilde yeni bir hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/760 E, 2016/524 K sayılı ve 24/11/2016 tarihli kararının CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA;
Sanığın üzerine atılı taksirle yaralama suçunu işlediği anlaşıldığından suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kusur durumu nazara alınarak eylemine uyan TCK'nın 89/1 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 270 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminin bilinçli taksirle işlediği anlaşıldığından cezası TCK'nın 22/3 maddesi uyarınca takdiren 1/3 oranında artırılarak 360 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Katılanın vücutta kemik kırılmasına neden olacak şekilde yaralandığı anlaşıldığından TCK'nın 89/2-b maddesi gereğince cezanın yarısı oranında artırılarak 540 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezası TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 450 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
TCK'nın 52/2.maddeleri uyarınca, gün karşılığı adli para cezasının sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak bir gün karşılığı 20-TL hesabı ile 9.000-TL ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİNE,
Sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözönüne alınarak hükmolunan adli para cezasının TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca birer ay arayla ödenmek üzere takdiren 24 eşit taksitte alınmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsili ile ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına, (ihtar edildi)
Sanığın, olay nedeniyle katılanın uğradığı maddi zararı giderdiğine ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında CMK.nın 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın sürücü belgesinin TCK'nın 53/6 maddesi uyarınca takdiren 1 YIL SÜRE İLE GERİ ALINMASINA,
Yargılama aşamasında kendisini bir vekil aracılığıyla temsil ettiren katılan yararına ilk derece mahkemesi için 1.800,00-TL, dairemizde yapılan yargılama için 990,00-TL olmak üzere toplam 2.790,00-TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Yargılama gideri olarak; ilk derece mahkemesince yapılan toplam 377,45-TL, Dairemizde sarf olunan 33,00 -TL olmak üzere toplam 410,45-TL.sının sanıktan alınmasına,
Dair, sanık ve müdafi ile katılan vekilinin yüzlerine karşı isteme uygun olarak CMK.nun 286. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01.06.2017 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)