(765 S. K. m. 61, 147) (5271 S. K. m. 141, 142, 280, 286) (9.CD. 09.10.2013 T. 2013/9110 E. 2013/12351 K.)
Koruma Tedbirleri Nedeni İle Tazminat davasına ilişkin olarak yerel mahkemece verilen hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihine göre Dairemizce yapılan yargılama sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle, müvekkilinin Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde piyade kurmay albay olarak görev yapmakta iken kamuoyunda "balyoz" olarak bilinen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayılı dosyasında 11/02/2011 tarihinde tutuklandığını, uzun süren yargılama sonucunda 22/09/2012 tarihli karar ile mahkum edildiğini, kararın temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozularak 09/10/2013 tarihinde tahliye edildiğini, tutuklu kaldığı dönemde daha aktif bir göreve atanmadığını ve suçlu muamelesi yapıldığını, bu nedenle maddi ve mesleki kayıpları olduğunu, ayrıca adil olmayan yargılamadan dolayı sağlık ve psikolojik durumuna, ailevi durumuna, cezaevi ziyaretlerine, vekalet ücretine ilişkin ve duruşmalara katılması nedeni ile kayıplara uğradığını, maaş kesintileri, orduevinde konaklamalar, bilirkişi rapor ücretleri, cezaevindeki kantin harcamaları, eşine verdiği vekaletname gideri gibi masraflarının olduğunu, bu nedenle 178.567,00-TL. maddi ve 1.000.000,00-TL. manevi tazminatın 11/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak, dava şartlarının oluşmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Dosyada bulunan ilam örnekleri ile belgelerin incelenmesinde; davacı (sanık) hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Men Etmeye Teşebbüs Etmek" suçundan 06/07/2010 tarihli ve 2010/564 Esas sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı, davanın görüldüğü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayılı dosyasında 11/02/2011 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonucunda 2010/283 Esas, 2012/245 Karar sayılı ve 21/09/2012 tarihli karar ile üzerine atılı suçtan 765 sayılı TCK.nun 147. ve 61. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2013/9110-12351 E-K. sayılı ve 09/10/2013 tarihli ilamı ile mahkumiyet hükmünün bozulmasına ve aynı tarihte tahliyesine karar verildiği, bilahare İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda 2014/181 Esas, 2015/145 Karar sayılı ve 07/04/2015 tarihli karar ile üzerine atılı suçtan beraatına karar verildiği ve beraat kararının 03/06/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı adına aynı haksız tutuklama nedeni ile açılmış başkaca bir dava bulunmadığı ve mahsup işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında bilirkişi emekli muhasebe denetmeni N. Ö. tarafından sunulan 20/06/2016 tarihli rapor ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı 4. Ana Bakım Merkezi Komutanlığı tarafından gönderilen 18/03/2016 havale tarihli cevabi yazı ve ekleri Dairemizce incelenmiştir.
Yukarıda açıklanan ve toplanan deliller uyarınca İlk Derece Mahkemesi olan Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, davacının maddi tazminat talebinin reddine, 500.000,00-TL. manevi tazminatın 11/02/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verildiği görülmüş, bu karara karşı davalı vekilinin manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, ret edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti tayini gerektiği yönünde, davacı vekili tarafından da maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği, manevi tazminat miktarının ise az takdir edildiği yönünde istinaf başvurularında bulunmaları üzerine, manevi tazminat miktarının takdiri bakımından Dairemizce duruşmalı inceleme yapılması gerektiği kanaatına varılmış, yapılan duruşma sırasında davacının alabileceği maaş miktarı Milli Savunma Bakanlığı 4. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü'nden sorularak cevabi yazı dosya içerisine konulmuş, duruşmaya iştirak eden taraf vekillerinin de eski beyanlarını tekrar ettikleri anlaşılmıştır.
Dairemiz tarafından yapılan duruşma sırasında hazır bulunan Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında özetle, davacı yararına hükmolunan manevi tazminat miktarının emsal uygulamaların oldukça üzerinde takdir edilmesi nedeni ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davacı için sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklama nedenleri, olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve bu süre içinde duyduğu acı ve elemi karşılayacak miktarda manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi, davalı vekilinin cevapları, ilam örnekleri, bilirkişi raporu, cevabi yazılar, sair belgeler ile tüm dosya kapsamına göre;
Davacının; piyade kurmay albay rütbesi ile görev yapmakta iken kamuoyunda "Balyoz" olarak bilinen soruşturma kapsamında hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Men Etmeye Teşebbüs Etmek" suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06/07/2010 tarihli ve 2010/564 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, davanın görüldüğü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas sayılı dosyasında 11/02/2011 tarihinde tutuklandığı, yapılan yargılama sonucunda 2010/283 Esas, 2012/245 Karar sayılı ve 21/09/2012 tarihli karar ile üzerine atılı suçtan 765 sayılı TCK.nun 147. ve 61. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2013/9110-12351 E-K. sayılı ve 09/10/2013 tarihli ilamı ile mahkumiyet hükmünün bozulmasına ve aynı tarihte tahliyesine karar verildiği, bilahare İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda 2014/181 Esas, 2015/145 Karar sayılı ve 07/04/2015 tarihli karar ile üzerine atılı suçtan beraatına karar verildiği ve beraat kararının 03/06/2015 tarihinde kesinleştiği, bu suretle haksız olarak toplamda 971 gün tutuklu kaldığı, dava dayanağının CMK.nun 141/1-e. ve 141/3. maddeleri olduğu, kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğ edilmediği ve buna göre davanın CMK.nun 142/1. maddesinde belirtilen yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı, Yüksek Askeri Şura toplantısı sonucunda 29/07/2016 tarihinden itibaren tuğgeneral rütbesine yükseltildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili 178.567,00-TL. maddi ve 1.000.000,00-TL. manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; maddi tazminatın belirlenmesinde, elde edilmesi mutlak, objektif, somut, daha önce kazanıldığı veya sahip olunduğu halde tutuklama nedeni ile kaybedilen gelirler veya hakların nazara alınabileceği, davacının, tutuklanmasa idi tuğgeneral olabileceği, bu nedenle kurmay albay ile tuğgeneral maaşı arasındaki fark ile yurt dışı geçici görev yolluğuna ilişkin talebinin ise muhtemel gelir kaybına ilişkin olduğu, davacının tutuklanmaması durumunda tuğgeneral rütbesine yükseltilmesinin ve yurt dışı göreve gönderilmesinin mutlak, muhakkak ve kesin olmadığı, tutuklanma nedeni ile davacının bu haklarından mahrum kaldığı yönünde herhangi bir belge ve delil bulunmadığı, bu hususun sübut bulmadığı ve bu bakımdan maddi tazminat hesabında dikkate alınamayacağı; davacının eşi ve çocuğunun cezaevi ziyaretleri için yapmış oldukları yol giderleri ve konaklama ücretleri ile eşinin duruşmalara katılma giderleri için yapılan harcamaların ihtiyari ve gönüllü olduğu, davacının haksız tutuklanmasına bağlı olarak kendi malvarlığında doğrudan oluşan zarar kapsamında olmadığı, yine davacı ve vekilinin duruşmalara katılmak için yapmış oldukları giderlerin de bu kapsamda ve haksız tutuklamadan kaynaklı giderler olmadığının kabulü gerektiği, bu nedenle maddi tazminat hesabında dikkate alınamayacağı; davacı vekili tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan 5.000,00-TL. bedelli serbest meslek makbuzu tarihinin 05/10/2015 olduğu, buna göre davacı hakkında verilen beraat kararından ve bu kararın kesinleşmesinden sonra düzenlenmiş olduğu, bu yönü ile de maddi tazminat hesabında gözetilemeyeceği; davacının cezaevinde iken yemek, yakınlarını telefon ile arama ve benzeri şekildeki giderlerinin ihtiyari nitelikte harcamalar olduğu, davacı tutuklu olmasaydı dahi günlük yaşantısında bu giderleri yapabilecek olduğundan bu giderlerin de maddi tazminat hesabına dahil edilemeyeceği; ceza davasının görüldüğü mahkemede davacı tarafından bilirkişi gideri olarak ödenen ücretin haksız tutuklamaya bağlı bir gider olmadığı ve bu bakımdan maddi tazminat hesabına dahil edilemeyeceği; konut ön biriktirim fonu ve hizmet ihya bedeli ile ilgili yapılması gereken kesinti veya ödemelerin davacının tutuklanmasına bağlı olarak yapıldığına, yine noter giderinin de davacı tarafından yapıldığına dair belge ve delil bulunmadığı, bu hususların sübut bulmadığı; yine davacının tutuklu bulunduğu dönemde eksik ödenen maaşları ile faizinin, özlük haklarının ve aidatlar ile sair zararlarının tamamen ödendiğinin gerek cevabi yazı ve gerekse bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu nedenle bu taleplerin de maddi tazminat hesabında dikkate alınamayacağı; bu bakımdan İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin ret edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu yönden kararın doğru olduğu sonucuna varılmış, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; manevi tazminat miktarının tespitinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçların niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sureti ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususların gözetilmesi, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktarın hüküm altına alınması gereklidir. İşbu dosyaya konu dava nedeni ile ise İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı yararına hükmolunan manevi tazminat miktarının açıklanan ölçülere uymayacak şekilde fazla olduğu ve belirlenen miktardan daha az tespiti gerektiği, buna göre de İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak belirtilen ölçütler, davacının kasıtlı hukuk ihlalleri sonucu haksız gözaltı ve tutuklama işlemine maruz kalması ile emsal uygulamalar uyarınca 11/02/2011 - 09/10/2013 tarihleri arasında tutuklu kalmasından dolayı 180.000,00-TL. manevi tazminat takdiri gerektiği vicdani kanaatına varan Dairemiz tarafından davanın kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin aşağıdaki şekilde yeni bir hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HÜKÜM: Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/9 Esas, 2016/362 karar sayılı ve 18.10.2016 tarihli kararının CMK.nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-)Davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2-)Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne,
Davacının haksız tutuklu kaldığı süre yönünden CMK.nun 141. ve 142. maddeleri uyarınca 180.000,00-TL. manevi tazminatın haksız tutuklama işleminin gerçekleştiği 11.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Yargılama aşamasında kendisini vekaletnameli bir vekil aracılığıyla temsil ettiren davacı yararına ilk derece mahkemesinin hüküm tarihine göre nispi olarak hesap edilen 16.750,00-TL, Dairemizde yapılan yargılama nedeniyle 990,00-TL. olmak üzere toplam 17.740,00-TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dair; isteme uygun olarak Cumhuriyet Savcısının huzuru ile davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, yüzüne karşı verilenler yönünden tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi yada zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturarak hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Mahkemesi yada Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle CMK.nun 286/1. maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/10/2017 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)