(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 280, 289) (5237 S. K. m. 43, 58, 142) (5275 S. K. m. 108)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafinin dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nın 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise CMK'nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla;
a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu;
b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi:
d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları emredici nitelikte olup, 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Yukarıda zikredilen genel açıklamalar çerçevesinde, mahkeme kararlarının hukuki ve maddi denetime olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, tanıklar A. K., H. E. ve A. E.'in beyanlarına göre, sanıkların katılana ait yem karma makinasını tanık A. E.'e sattıklarının anlaşıldığı, ancak sanıkların katılana ait çiftlikteki başka malzemeleri de çaldıklarına, hırsızlık suçunu değişik zamanlarda birden fazla gerçekleştirdiklerine, başka malzemeleri çalarak başkalarına sattıklarına dair delilerin neler olduğu açık olarak gerekçede gösterilmesi gerekirken gösterilmeden ''...katılanın trafik kazası geçirip ameliyatlı yatar hasta ve malını koruyamayacak durumda olmasından istifade yüklenen suçu işledikleri, bunu zaman içerisinde aynı kasıtla birden fazla zincirleme olarak gerçekleştirdikleri sübuta ermiş olup...'' şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK'nın 43.maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanarak sanıklar hakkında hükmolunan cezadan yeterli olmayan gerekçe ile artırım yapılması, yukarda açıklanan ilkelere uyulmadan, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230, 232 ve 289/1-g maddelerine aykırı olarak yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2-5237 sayılı TCK'nın 142/2-a maddesinde düzenlenen 'kişinin malını koruyamayacak durumda olması' ibaresi kişinin yaşından ya da akıl veya beden hastalığı gibi nedenlerden dolayı malını koruyamayacak durumda olmasını ifade eder, burada mağdurun konumu nedeniyle suçun kolaylıkla işlenmiş olması, eylemin nitelikli hal olarak kabul edilmesinde etken olmuştur. Ancak, somut olayda, katılanın iş yeri olan besi çiftliğinde sanık Muzaffer'in kız arkadaşı ile birlikte sürekli kaldığı ve hayvanlara baktığı, ancak katılanın bir ara geçirdiği trafik kazasından dolayı ayağında ve kolunda sakatlık olması nedeniyle iş yerine gidemediği dönemde kendisinin haberi olmadan suça konu yem karma makinasının sanıklar tarafından çalınarak başkasına satıldığının anlaşılmasına göre, TCK'nın 142/2-a maddesinde öngörülen şekilde katılanın malını koruyamayacak durumda olduğundan bahsedilemeyeceğinden, sanıkların eylemlerinin TCK'nın 142/1-b maddesi kapsamında olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanık T. Ö. hakkında, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde 3 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMK’nın 280/1-b ve 289/1-g maddeleri uyarınca BOZULMASINA, kesin olmak üzere 08.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)