(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 253, 254, 280, 289) (5237 S. K. m. 7, 141)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan suça sürüklenen çocuk müdafinin dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nın 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise CMK'nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla;
a)İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu;
b)Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c)Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi:
d)Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e)Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları emredici nitelikte olup, 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK'nın 141/1 maddesinde düzenlenen açıktan hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu suçun da hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253/1 maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Yukarıda zikredilen açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde,
Mahkeme kararlarının hukuki ve maddi denetime olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, Mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği gibi dosya kapsamı içeriğine göre, suça sürüklenen çocukların savunmaları, kamera izleme tutanağı, olay ve yakalama tutanağı içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk Ü. Ş.'in, istinaf dışı suça sürüklenen çocuk H. D. ile birlikte eylem ve irade birliği içerisinde hareket etmek suretiyle, Yenice Mahallesi 316. sokak kaldırım üzerinde park halinde bulunan katılan Yaşar Gültepe'ye ait olan ……….. plaka sayılı "M….." marka motorsikletin üzerinde bulunan anahtar ile çalıştırmak suretiyle suça konu motosikletle olay yerinden ayrılmak suretiyle hırsızlık eylemini işlediklerinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk Ü.'in, eyleminin TCK'nın 141/1.maddesinde belirtilen hırsızlık suçunu oluşturacağı ve bu suçun da hükümden önce 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253/1 maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alınması ve aynı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde kovuşturma dosyası uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usule göre, yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir" şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 7/2 maddesindeki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü ve 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdii gerektiği gözetilmeden suça sürüklenen çocuğun eyleminin adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğuna dair delillerin nelerden ibaret olduğu kararda açıklanmadan 5271 sayılı CMK'nun 34, 230, 232 ve 289/1-g maddelerine aykırı olarak yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, istinaf başvurusunda bulunan suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMK’nın 289/1-g 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, kesin olmak üzere 18/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)