(5271 S. K. m. 223, 226) (5237 S. K. m. 143)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede yer verilmeyen 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
II-Sanığın, maktül M. bey ile önceden tanıştığı, 08/09/2013 tarihinde Batıkent Carrfoursa mağazasına gittiğini, buradan Maktül M. bey'in evinin ışıklarını yandığını görünce saat 20.00'de kendisinden bir konu hakkında bilgi almak için evine gittiğini, maktülün kendisini evine davet ettiğini, oturma odasında oturduklarını, maktülün kendisine soda ikram ettiğini, maktül'e çocuklarının okula başlayacağını paraya ihtyacı olduğunu, kendisinden bir miktar ödünç para istediğini, maktül'ün, kendisinden kızını istediğini, emekli olacağını, ilkokul ikinci sınıfa giden kızının bütün masraflarını karşılayabileceğini, kızını büyütebileceğini yaşlanınca da kızının kendisine bakabileceğini söylemesi üzerine masa üzerindeki maket bıçağını alarak boğazına dayadığını, maktülün geri geri giderken yere düştüğünü, maktülün kendisini yanlış anladığını söylediği, kendsinin de evde bant olup olmadığını maktüle sorduğu, boğazından tutarak yere yatırdığı, masanın üzerinde bulunan çıt çıtlı kablo bağını maktüle vererek ayaklarına geçirmesini söylediği, kelepçeyi ayaklarına bağlayınca, kelepçenin ucundan maktül'ün ayaklarını sabitlediği, plastik keleçeden bir tanesini maktül M. Bey'in ellerine geçirdiği, maktül bu arada istediği takdirde 250.000 TL para verebileceğini, kartların şifresinin arkasında yazılı olduğunu alabileceğini, polise gitmeyeceğini, çok para verebileceğini, söyleyerek yalvardığını, odanın içerisinde bulunan bez parçasını ağzına sokarak konuşmasını engellediğini, maktülün bağırması üzerine paniğe kapılıp var gücüyle boğazını sıktığını, bu arada maktül kendisinden geçip ellleri ayakları boşalınca öldüğünü düşünerek ellerini ve ayaklarını çözdüğünü, 5-10 dakika geçmeden maktül M. Bey'den horlama sesi gelince korkarak masanın üzerinde bulunan kabloyu alarak M. Bey'in boğazına dolayarak var gücüyle sıktığını, öldüğünü anlayınca bıraktığını, masa üzerindeki kol saatini, para cüzdanını, fotoğraf makinasının aparatlarını aldığını, olayın hırsızlık amacıyla yapıldığı anlaşılsın diye eşyaları dağıttığını, maktül'ün kullanmış olduğu otonun ve evinin anahtarının anahtarlıkta asılı olduğunu, evin ve otonun anahtarını aynı anahtarlığa takılı olduğunu, evin kapısını dışardan kilitlediğini, maktülün arabasına binerek Elvankent'te bulunan GİMSA'nın arkasında bir sokağa girerek aracın plakalarını söküp aracı oraya park ederek, gece saat 24.00 veya 01.00 sıralarında evine gittiğini, maktülden ele geçirmiş olduğu kredi kartlarından 12.000 TL'ı para çektiğini, maktülü öldürdükten sonra hiç uyuyamadığını vicdan azabı çektiğini, suça konu olayı polislere itiraf ettikten sonra uyabildiği şeklinde kollukta vermiş olduğu beyanı tekrar ederek atılı suçlamayı kabul etiğine dair Cumhuriyet Savcısına 27/09/2013 tarihinde soruşturma aşamasında savunmada bulunduğunun anlaşılması karşısında,
Sanık hakkında, aynı eylem sebebiyle 08/09/2013 tarihinde, canavarca hislerle adam öldürme, nitelikli yağma ve kredi kartlarının kötüye kullanılması sebebiyle işlediği suçlardan dolayı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2014 tarih 2014/4631 esas 2014/233 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu, sanığın, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildiği, nitelikli yağma ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından da mahkumiyetine karar verildiği, adama öldürme suçuyla nitelikli yağma suçundan verilen hükümlerin Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından 23/05/2016 tarihinde onanarak kesinleştiği, kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden ise verilen hükmün bozulduğu, sanığın, maktülü öldürdükten sonra haksız bir şekilde ele geçirdiği anahtar ile maktülün aracını çalması şeklinde gerçekleşen hırsızlık eylemini, yukarda zikredilen 08/09/2013 tarihte işlenen adam öldürme ve nitelikli yağma suçları ile aynı tarihte işlenmesi ve maktülün aynı mal varlığına yönelik olması sebebiyle tek eylem sayılması gerektiği, sanığın, yargılamaya konu hırsızlık eyleminin, 08/09/2013 tarihinde (aynı eylem) işlemiş olduğu yağma suçuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği, sanığın maktülü öldürmeden önce şifreleriyle birlikte maktül'den kredi kartlarını, zor kullanarak aldığı, maktülü öldürdükten sonra da konutta anahtarlıkta asılı bulunan evin ve otonun anahtarını alarak maktüle ait otoyu çalması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir bütün halinde yağma suçunu oluşturduğu, sanık hakkında aynı eylem sebebiyle yağma suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi sebebiyle, aynı eylem sebebiyle haksız bir şekilde ele geçirilen anahtar ile maktüle ait otoyu çalmak suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Yasanın 223/7 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK’nın 289/1-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, kesin olmak üzere 31/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)