Sanık ..... hakkındaki uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan kurulan hükmün sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilmiş, yapılan duruşma sonucunda iddia, savunma ve dosyadaki deliller değerlendirilmiştir.
İDDİA
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 16/10/2017 tarih, 2017/1550 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan eylemine uyan TCK'nın 188/3, 188/4-a, 53/1, 54, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27/02/2018 tarih ve 2017/225 Esas, 2018/73 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediğinden bahisle TCK'nın 188/3, 188/4-a, 43/1, 62, 52, 52/4, 53, 63 maddeleri uyarınca 23 yıl 5 ay 7 gün ve 9.360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN VE NEDENLERİ
Sanık, hakkında verilen cezanın yüksek olduğunu, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu, kendi masrafının temini için satışını yaptığını ancak çocuk yaşta birine uyuşturucu madde vermediğini beyan etmekle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Sanık müdafii, sanık aleyhine kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle sanık lehine kararın bozularak beraatine karar verilmesi talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
AYRICA RESEN
SAVUNMA
Sanık ilk derece mahkemesinde tercüman vasıtasıyla alınan beyanında; Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben bu konuda daha önce ifademi vermiştim, o ifademi aynen tekrar ediyorum. Ben uyuşturucu ticareti suçlamasını kabul etmiyorum, ben uyuşturucu içerim ancak satmam. Uyuşturucu sattığım iddia edilen kişilerden sadece .....'ı tanıyorum. Bu kişi ile birlikte uyuşturucu içmişliğimiz vardır, diğer kişileri tanımıyorum. Evde ele geçen hassas teraziyi mutfakta kullanırım. Bunla uyuşturucu ticareti yapmıyorum. Ayrıca ...... isimli şahsa kızım parosta aracılığı ile uyuşturucu madde satmadım. Ben Afganlı A. olarak bilinirim ancak birde ..... isimli yine bir Afganlı A. vardır, o benden daha meşhurdur. Beraatime karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuş iken;
Sanık ..... Dairemizde tercüman vasıtasıyla alınan savunmasında: Ben suçlamayı kabul etmiyorum. Uzun süredir uyuşturucu kullanmaktayım. Kullanmak için aldığım uyuşturucu maddeyi kimseye vermedim ve satmadım. Ben Türkiye'ye geldiğim zaman Türk Kanunlarının ne şekilde olduğunu bilmiyordum. Şuan da tutuklu olduğumdan dolayı ailem sıkıntı yaşamaktadır. Evde ele geçen hassas terazi bana ait değildir. Polis araması sırasında ele geçti. Nasıl eve geldiği konusunda bir bilgiye sahip değilim. Oturduğum ev kiradır ve yaklaşık 1 yıldır oturmaktayım. Bu evde ben ve ailem oturmaktaydık. Ayrıca ..... isimli kişi İranlı olduğundan dolayı tanıştıktan sonra 1 ay boyunca bizde kaldı. Evde kaldığı süre içerisinde uyuşturucu madde kullandığını ben hatırlıyorum. Birlikte kullanmak için uyuşturucu madde aldığımız olurdu. Genelde Ankara'dan veya Nevşehir'den uyuşturucu madde temin ediyorduk" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık, gerek ilk derece muhakemesinde gerekse istinaf muhakemesinde, "üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, uyuşturucu kullandığını ancak hiç kimseye satışını yapmadığını bu nedenle beraatini talep ettiğini" savunmuştur.
BELGELER
-Genel Adli muayene raporları, araştırma tutanağı,
- Nüfus ve adli sicil kayıtları
-Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının raporu
-Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporu
-Fotoğraf teşhis tutanağı
-HTS kayıtları
-HTS inceleme raporu
-Tanık beyanları
TANIK ...... ilk derece mahkemesinde BEYANINDA: Ben bu konuda daha önce beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim. Huzurda göstermiş olduğunuz sanığı Afganlı A. olarak biliyorum. Daha öncede söylediğim gibi bu şahıstan 15-20 kez eroin satın almışlığım vardır. En son almış olduğum eroini Afganlı A.'in kızı olduğunu bildiğim 12 yaşlarındaki bir kız çocuğu bana getirdi. Afganlı A. uyuşturucuyu kızı aracılığı ile eroini bana gönderdi. Öncesinde Nevşehir Merkezde bulunan Gülbahçe parkında Afganlı A. ile oturduk. Ben kendisine 50 TL para verdim. Kendisi yanımdan ayrılıp gitti. Daha sonra fotoğrafını göstermiş olduğunuz kıza benzeyen en fazla 12 yaşında olan kızı ile bana eroini gönderdi. Olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde;
TANIK ..... ilk derece mahkemesinde BEYANINDA: Ben bu konuda daha önce beyanda bulunmuştum, daha önceki ifademde benden ele geçirilen eroini satın aldığımı söylediğim Afganlı A. huzurda bulunan ve isminin ..... olduğunu söylediğini kişi değildir. Benim bildiğim Afganlı A. 1.70 cm boylarında, siyah saçlı, siyah gözlü ve yakışıklı, beyaz tenli, normal kiloda birisiydi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
ESAS HAKKINDA MÜTALAA
Sanık .....'nin hakkında 16/10/2017 tarihli iddianamede 26/05/2017 tarihinde uyuşturucu madde kullanıcısı olan tanık ......'e ve 22/08/2017 tarihinde ise uyuşturucu madde kullanıcısı olan tanık T. Ç.'a uyuşturucu madde sattığına ilişkin eylemler bakımından yöntemince açılmış bir kamu davası bulunmadığı gözetilerek bu konuda iddianame düzenlenmesinin sağlanması ve sonucuna göre dava açıldığı takdirde davaların birleştirilmek suretiyle hakkında TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan CMK'nın 289 ve 280/1.d maddeleri uyarınca kararın bozulmasına, sanığın üzerine atılı suçun niteliği, hükmolunan ceza miktarı ve mevcut delil durumuna göre sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE DAİRENİN KABULÜ
Ceza Muhakemesi Hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. CMK'nın 170/1. maddesi gereğince ceza davası, istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Bahsi geçen Kanun'un 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK'nın 225. maddesi gereğince “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.”
Açıklanan hükümlere göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen eylem ya da eylemlerdir. Soruşturma evresinde elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK'nın 225/1 maddesi gereğince kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir.
Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; sorgusundan önce iddianameyi okuduğunda üzerine atılı suçun ne olduğunu anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. Yüklenen suç açık ve net olarak belirlenmeli, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16/04/2013 tarih, 2013/14-49 esas, 2013/146 Sayılı kararında açıklandığı üzere, ceza yargılaması yapan mahkeme tarafından da, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiillerin dışına çıkılması, diğer bir ifadeyle, davaya konu edilmeyen eylemlerden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16.10.2017 tarihli iddianamede; " 21.08.2017 tarihinde onsekiz yaşından küçük ..... ve M. B. ile M. M. D.'ın uyuşturucu madde satın almaya karar verdikleri, aralarında topladıkları parayı açık kimliği tespit edilemeyen ..... isimli kişiye verdikleri ve .....'in şüpheli .....'dan uyuşturucu madde satın aldığından bahsedilerek bu olayın anlatıldığı, tanıklar N. G. ve T. Ç.'ın ise sadece hazırlık beyanlarından bahsedildiği, ancak herhangi bir olay anlatımının bulunmadığı" sanığın sadece 21.08.2017 tarihli eyleminin anlatıldığı ve sevk maddelerinde de sanığın sadece bir kez TCK'nın 188/3-4-a,53,54 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edildiği halde ilk derece Mahkemesince sanığın 26.05.2017 tarihinde tanık ......'e ve 22.08.2017 tarihinde tanık T. Ç.'a sanığın uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek iddianameye konu edilmemiş fiillerin sübut bulduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de ;
Açılmayan bir davadan ek savunma hakkı tanınarak hüküm kurulamayacağı gibi dava açma yetkisi de ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait olduğundan, kanunda gösterilen istisnai durumlar haricinde Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan Bölge Adliye Mahkemesine dava açma olanağının da bulunmadığının anlaşılması karşısında;
Sanık hakkında 16.10.2017 tarihli iddianamede anlatılmayan ve ilk derece Mahkemesince hükme esas alınan 26.05.2017 ve 22.08.2017 tarihli fiillerle ilgili olarak yeni bir iddianame ile kamu davasının açılması ve bu dosya ile birleştirilmesi sağlanmadan, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylem ya da eylemler olduğu da gözetilmeksizin kovuşturmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı kabul edilerek incelemeye konu hükmün diğer yönleri incelenmeksizin CMK'nın 289 ve 280/1-d maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bu değerlendirme ve kabulü doğrultusunda Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.02.2018 tarih, 2017/225 esas 2018/73 karar sayılı hükmünün kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık hakkında Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2017 tarihli iddianamesinde anlatılmayan ve ilk derece Mahkemesince hükme esas alınan 26.05.2017 tarihinde tanık ......'e ve 22.08.2017 tarihinde tanık T. Ç.'a sanığın uyuşturucu madde sattığı iddiasına ilişkin fiillerle ilgili olarak yeni bir iddianame ile kamu davasının açılması ve bu dosya ile birleştirilmesi sağlanmadan, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylem ya da eylemler olduğu da gözetilmeksizin kovuşturmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin istinaf kanun yolu başvuruları bu nedenlerle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin CMK'nın 289 ve 280/1-d maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Sanığa ilk derece mahkemesince verilen ceza miktarı, suçun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, serbest kalması halinde kaçma şüphesinin bulunması nedeniyle TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi Başkanlığına itiraz yolu açık olmak üzere,
Dairemizce istinaf kanun yolu incelemesi sırasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak kovuşturma sonrasında verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı (…..)'nın katılımıyla; CMK'nın 286. maddesi uyarınca KESİN olarak 26.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)