Sanık İ. T. hakkındaki uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan kurulan hükmün sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede, CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilmiş, yapılan duruşma sonucunda iddia, savunma ve dosyadaki deliller değerlendirilmiştir.
İDDİA
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08/12/2017 tarih, 2017/42865-8938 Esas ve İddianame sayılı iddianamesi ile sanık İ. T.'ın 18.10.2017 tarihinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan eylemine uyan TCK'nın 188/3, 188/4-a, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.03.2018 tarih ve 2017/646 Esas, 2018/117 Karar sayılı hükmü ile sanık İ. T.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan TCK'nın 188/3, 188/4-a, 62, 52/2-4, 53/1-2-3, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN VE NEDENLERİ
Cumhuriyet savcısı, sanığın isnat edilen suçtan mahkumiyetine yeterli şüpheden uzak, somut, kesin, inandırıcı delillere ulaşılmadığını, emniyet birimleri sanık hakkında istihbarat aldığında alıcıların olup olmadığı yönünde bir tarassut yapması gerekirken böyle bir çalışmanın olmadığı, herhangi bir alıcıya ulaşılamadığını, ele geçen maddenin kullanım sınırları içinde olduğunu, satışa hazır hale getirilmiş uyuşturucu paketlerinde ele geçirilemediği gibi ikamet ya da yaşam alanlarında karşılaşılan durumun zabıtlara da yansıtıldığı şekilde satış işlemini akla getirmediğini, sanığın içici olduğu yönündeki savunmaları da düşünüldüğünde, husumeti bulanan şahidin aleyhe beyanları esas alınarak sanığın isnat edilen suçtan mahkumiyeti veya atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi kanuna aykırı bulunduğundan hükmün istinafen bozulmasına karar verilmesi istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Sanık müdafii, müvekkilin aleyhine olan bir somut delilin bulunmadığını, müvekkilin her aşamada tutarlı ifade vererek uyuşturucu madde ticareti yapmadığını ve ele geçen maddeyi kullanmak için satın aldığını ve uzun zamandır da bağımlı olduğunu ifade ettiğini, tanık beyanlarının kurgu ve çelişkili olduğunu, sanığın ikametinde yapılan aramada ticareti oluşturur miktarda veya ticarete yarayacak malzeme noktasında herhangi bir bulguya rastlanılmadığı, ele geçen maddenin kullanım sınırları içinde olduğunu, suçun sübut bulmadığını, suç vasfının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunu, aydınlatılmamış olay ve iddialar ile sanığın aleyhine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin beraatine dair karar verilmesi gerektiği talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
SAVUNMA
Sanık ilk derece mahkemesinde; "Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum ben uyuşturucu madde kullanırım. Yaklaşık 4 aydır A. D. Sisli kara ile aynı evde yaşarız evi ortak tuttuk. Birlikteliğimiz yoktu. Kendisi de uyuşturucu madde kullanır. Olay tarihinden önce benden eroin istedi ben vermediğim için hakkımda şikayette bulunmuş, ben kimseye uyuşturucu madde satmadım. Tamamen iftiradır. Sorduğunuz şekilde ben uyuşturucuyu kendime alırım ona vermem A. de kendine alır o da bana vermez konuya ilişkin ben daha önce emniyette ifade vermiştim." şeklinde beyanda bulunmuş iken,
Sanık Dairemizde alınan beyanında; "Ben daha önceki savunmalarımı tekrar ediyorum. Ekleyecek birşeyim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
YAZILI VE SÖZLÜ DELİLLER
- Sanık İ. T.'ın aşamalardaki savunmaları,
- Sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları,
- İlk derece mahkemesince ifadelerine başvurulan tanık A. D. Sislikara'nın ve tutanak tanığı T. Kuzey'in beyanları,
- 18.10.2017 tarihli arama tutanağı,
- 18.10.2017 tarihli araştırma tutanağı,
-24.11.2017 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği uzmanlık raporu,
- Mamak Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığı tahkikat evrakları,
- Kolluktan ve Cumhuriyet Başsavcılığından sanığa uyuşturucu madde kullanmak suçundan ayrıca bir işlem yapılıp yapılmadığı yönünde Dairemizce yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılar,
- Sanığın adli sicil ve nüfus kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
ESAS HAKKINDA MÜTALAA
Sanık İ. T.'ın uyuşturucu madde sattığına dair alınan istihbari bilgi üzerine suç tarihi olan 18/10/2017 tarihinde ikamet adresleri ile ..... plaka sayılı araçta yapılan aramalarda net 0,333 gram gelen hint keneviri, 12 paket net 1,526 gram gelen eroin, pet şişe düzeneği ve alüminyum folyo ele geçtiği olayda, sanığın aşamalarda uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu beyan etmesi, ele geçen uyuşturucu maddelerin kişisel kullanım miktarları içerisinde kalması ve tüm dosya kapsamından tanığın soyut beyanı dışında atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinin sabit olmadığı; bu itibarla dosyada mevcut delillere göre eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu ve aynı olay nedeniyle hakkında önceden verilmiş tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı göz önüne alınarak CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak sanığın eylemine uyan TCK'nın 191/1, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve TCK'nın 191/8 ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE DAİRENİN KABULÜ
Oluş ve dosya içeriğine göre; 17/10/2017 tarihinde Ankara İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğüne açık kimlik bilgilerinin saklı kalmasını isteyen bir şahıs tarafından, sanığın Ankara İli Mamak İlçesi Tepecik Mahallesinde ve Kayaş Mahallesinde ..... plakalı Mitsubishi Kırmızı marka araç ile uyuşturucu madde satışı ve dağıtımı yaptığı, sanığın uyuşturucu maddeleri Mamak İlçesi Zirvekent Mahallesi Osmanlı Caddesi Toki Blokları B-7 Blok No: 18 (53/7) ve Tepecik Mahallesi 6. Sokak No:26 (Polis Bölgesi) Mamak/Ankara adreslerinde sakladığı ihbarının yapıldığı, yapılan araştırma ve takip sonucu sanığın sabah değişik saatlerde Mamak İlçesi Zirvekent Toki Blokları B-7 Blok önünden kendi yönetimindeki ..... plakalı kırmızı renkli Mitsubishi marka araç ile Mamak ilçesi Tepecik Mahalle muhtarlığı civarında ve Kayaş Mahallesine gelerek uyuşturucu madde ticareti (satışı) yaptığının tespit edildiği belirtilerek C.Savcısı'ndan yazılı arama kararı alındığı, sanığın Osmanlı Cad. Toki Blokları B-7 Blok no:18 (53/7) Mamak/Ankara adresinde bulunan evinde yapılan aramada, uyuşturucu madde kullanmak için yapılmış 0,5 litrelik pet şişe düzeneği, iki adet sigara şeklinde sarılmış alimünyum folyo, üç parça üzeri is kaplı uyuşturucu madde içiminde kullanıldığı değerlendirilen alimünyum folyo, iki parça kağıt üzerinde uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen ve içiminden arta kalan kırıntı, bir rulo alimünyum folyo tespit ile diğer evinde yapılan aramada uyuşturucu madde kullanımı için yapılmış olan ve rulo şeklinde sigara boyutunda alimünyum folyo, 1 adet içeriğinde uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen Lark marka beyaz renkli sigara, uyuşturucu madde olabileceği değerlendirilen nesne, 1-2 gram kenevir tohumu, sanığın üzerinde gömlek cebi içindeki Lark Blue marka sigara paketinin naylonu ile paket arasında 6 adet, paket içerisinde 6 adet kağıda sarılı ve bantlanmış şekilde yaklaşık 2 cm uzunluğunda toplam 12 adet uyuşturucu olduğu değerlendirilen maddenin bulunduğu olayda sanık İ. T.'a atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçu sabit görülerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.10.2011 tarihli, 2011/10-159 Esas ve 2011/202 Karar sayılı ilamında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince, “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi, dava koşulları bakımından da geçerlidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılıp diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada varsayıma dayalı olarak hüküm kurmak anlamına gelir ki, bu durum da yukarıda belirtilen ilkeye açık bir aykırılık oluşturur.
Bu bağlamda; sanık İ. T.'ın aşamalardaki uyuşturucu madde satışı yapmadığına dair savunması, uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu beyan etmesi, ele geçen uyuşturucu maddelerin kişisel kullanım miktarları içerisinde kalması ve tüm dosya kapsamından tanığın soyut beyanı dışında delil bulunmaması karşısında atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin, şüpheden uzak, objektif kanıt bulunmadığı, bu yönden oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinin gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ancak sanık ile ilgili uyuşturucu madde ticaretinden yapılan soruşturma ve kovuşturma kapsamında sanığın üzerinde 12 paketçik eroin ve 6-mam içerir maddenin ele geçirildiği, bu eylemle ilgili uyuşturucu madde kullanmak suçundan ayrı bir soruşturma da yürütülmediğinin tespiti karşısında, sanığın uyuşturucu madde ticareti eyleminin değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu oluşturduğu gözetilerek; ilk derece mahkemesince sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yönünden kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına; sanığın TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, TCK'nın 188. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası neticesinde suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiği ve hakkında daha önce uyuşturucu madde kullanmak veya bulundurmak suçundan adli işlem yapılmadığı anlaşıldığından TCK'nın 191/8. maddesi delaletiyle CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-) CMK'nın 280/2. maddesi gereğince Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.3.2018 tarihli, 2017/646 Esas ve 2018/117 Karar sayılı sanık İ. T. hakkındaki mahkumiyet hükmünün KALDIRILMASINA,
B-) Sanık İ. T.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği sübut bulmakla, eylemine uyan TCK'nın 191/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, amaç ve saiki, meydana gelen zararın niteliği, kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yer nazara alınarak takdiren alt sınırdan ceza tertip edilerek 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında TCK'nın 188. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiği anlaşılmakla, TCK'nın 191/8. maddesi delaletiyle CMK'nın 231. maddesi uyarınca HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK'nın 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına, kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak taktiren bu süre içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına gerek olmadığına,
CMK'nın 231/10-11 maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, aksi durumda hükmün açıklanmasına,
Değişen suç vasfı ve hakkında verilen karar dikkate alınarak, sanık hakkında ilk derece mahkemesince getirilmiş yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, gerekli yazışmaların yapılmasına,
Sanığın atılı suç nedeniyle gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Kriminal raporlarda belirtilen, örneklerin sarılı olduğu kağıtların TCK'nın 54/1; analizlerden arta kalan ve şahit numune olarak bırakılan uyuşturucu maddelerin TCK'nın 54/4 maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,
İlk derece mahkemesince yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, istinaf başvurusu sanık lehine sonuçlanmış olmakla bu aşamada yapılan tüm yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanık ve müdafiinin yüzlerine karşı, iddia makamında Cumhuriyet savcısı Z. Y.'ın katılımıyla;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268. maddesi uyarınca kararın tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize bir dilekçe verilmek ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatılmak veya aynı yöntemle bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgililerin cezaevinde bulunmaları halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunulmak veya bu hususta bir dilekçe verilmek suretiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere mütalaya uygun olarak oybirliğiyle açık yargılama sonucunda karar verildi, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07.11.2019 (¤¤)