Sanıklar Ö. K. ve Y. D. hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan kurulan hükümlerin Cumhuriyet savcısı (sanık Y. D. aleyhine) ve sanık Ö. K. ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan incelemede, CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca sanık Y. D. yönünden davanın yeniden görülmesine karar verilmiş, yapılan duruşma sonucunda iddia, savunma ve dosyadaki deliller değerlendirilmiştir.
İDDİA
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11/12/2017 tarih, 2017/15713-2848 Esas ve İddianame sayılı iddianamesi ile sanık Ö. K. 'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan TCK'nın 188/3-4b, 53, 54 ve 61. maddeleri; sanık Y. D.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği iddiasıyla eylemine uyan TCK'nın 188/3-4b, 53, 54, 58 ve 61. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05/04/2018 tarih ve 2017/552 Esas, 2018/173 Karar sayılı kararı ile sanık Ö. K. 'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak suçunu işlediği sabit görülerek eylemine uyan TCK'nın 188/3, 188/4-b, 62, 52, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık Y. D.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak suçunu işlediğine dair yeterli delil elde edilemediği ve suçu sabit olmadığından beraatine karar verilmiştir.
İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN VE NEDENLERİ
Sanık Ö. K. müdafii; müvekkilin uyuşturucu madde kullandığını, ancak hakkında uyuşturucu ticareti yapmak eylemi sebebi ile mahkumiyet verildiği, verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada tanık olan kişilerle uyuşturucu madde kullanmak için telefon görüşmesi yaptığını, delillerin değerlendirilmesinde hata yapıldığını, suç vasfının yanlış değerlendirildiğini, bu nedenlerle hükmün kaldırılarak müvekkilin lehine olan TCK'nın 191 maddesinin uygulanması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Sanık Ö. K.; atılı suçu işlemediğini, delillerin lehine olmasına karşın mahkemece aleyhine değerlendirildiğini, mahkumiyet kararının kaldırılarak beraatine karar verilmesi talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı; sanık Y. D. hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira sanığın Ö. K. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğinin mevcut delillerle sabit olduğunu ileri sürerek sanık hakkındaki beraat kararının kaldırılarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
SAVUNMA
Sanık Y. D. ilk derecede mahkemesinde; "Suçlamayı kabul etmiyorum, ben diğer sanığa uyuşturucu madde satmadım, ben uyuşturucu madde de kullanmam." şeklinde;
Sanık Y. D. Dairemizde alınan beyanında; "Ben atılı suçu işlemedim, üzerime bir iftira atıldı. Suçlamayı kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçun işlendiği iddia edilen tarihte ben bir araç işi için galeride M. isimli arkadaşımla beraberdim. O gün evde hiç bulunmadım. Ben uyuşturucu madde kullanmam. Evimde bulunan esrar maddesi bana ait değildir. Evime misafirliğe gelen dost ve arkadaşlarıma ait olabilir. Benim ilgim yoktur." şeklinde;
Savunma yapmıştır.
YAZILI VE SÖZLÜ DELİLLER
- Sanıkların aşamalardaki savunmaları,
- İlk derece mahkemesince ifadelerine başvurulan tanıklar A. C. ve T. G.'ün soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanları,
-16/10/2017 tarihli mesafe ve camiye 22 metre olduğuna dair tutanak,
-16/10/2017 tarihli ön inceleme ve tartım tutanağı,
-16/10/2017 tarihli Y.'a ait ikamet arama ve el koyma tutanağı,
-16/10/2017 tarihli fiziki takip, olay, rızaen teslim, el koyma ve yakalama tutanağı,
-16/10/2017 tarihli araştırma tutanağı,
- 16/10/2017 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı,
-31/10/2017 tarihli uyuşturucu madde analizine dair rapor,
-02/11/2017 tarihli uyuşturucu madde analizine dair rapor,
-17/10/2017 Meram Tıp Fakültesi Hastanesi idrarda uyuşturucu madde analizi,
-Sanığa ait nüfus kayıt örneği ve adlî sicil belgesi,
-Dairemizce ifadesine başvurulan tanık Gülşen D.'ın aşağıda yer alan beyanı ile tüm dosya kapsamı.
Tanık Gülşen D.; "Evde bulunan uyuşturucu madde bana veya eşim olan sanığa ait değildir. Kime ait olduğunu bilmiyorum. Olay günü evimize kimsenin geldiğini hatırlamıyorum. Uyuşturucu maddenin kime ait olduğunu da bilmiyorum. Uyuşturucu maddeyi ben veya eşim kullanmıyoruz. Y.'a ait olup olmadığını da bilemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
ESAS HAKKINDA MÜTALAA
Sanık Y. D.'ın suç tarihinde duruşma dışı sanık Ö. K. aracılığıyla uyuşturucu madde kullanıcısı olan tanık A. C.'a daralı ağırlığı 2,8 gram gelen hint keneviri satmak ve evinde yapılan aramada satışa hazır halde küçük kağıt parçaları içerisinde daralı ağırlığı 0,6 gram gelen hint keneviri ele geçirilmek suretiyle üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiasıyla hakkında açılan kamu davasında, sanığın atılı suçu işlemediğine dair savunması, uyuşturucu maddeyi diğer sanığa verdiğine dair diğer sanığın soyut beyanı dışında delil bulunmaması, evinde ele geçen uyuşturucu madde miktarının kullanım sınırları içerisinde kalması ve tüm dosya kapsamından eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirindeki yanılgı sonucunda beraatine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kararın kaldırılarak sanığın eylemine uyan TCK'nın 191/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uygulanmak suretiyle cezalandırılmasına, hakkında daha önceden aynı suçtan verilmiş tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri bulunmamasına göre TCK'nın 191/8 ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE DAİRENİN KABULÜ
Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; 16.10.2017 tarihinde tanıklar T. G. ve A. C.'ın uyuşturucu madde kullanmaya karar vererek, sanık Ö. K. 'dan kendilerine uyuşturucu madde temin etmesini istedikleri, sanık Ö. ve tanıkların camiye mesafesi 22 metre olan adresin yakınlarına araçla gittikleri, A. C.'ın uyuşturucu madde alması karşılığında sanık Ö.'a 30 TL para verdiği, dosya içinde bulunan tutanağa göre sanık Ö.'ın araçtan inerek diğer sanık Y. D.'a ait olan evin penceresinin önüne iki kez geldiği ve pencereden içeriye elini uzatarak bir şeyler aldığının ve daha sonra geri dönerek iki parça halinde esrar maddesini araçta bulunan A.'a verdiğinin tespit edildiği, yapılan aramada A. C.'ın ve sanık Ö.'ın üzerlerinde 2'şer paket halinde esrar maddesinin ele geçirildiği, akabinde usulüne uygun alınan arama emrine istinaden sanık Y.'un ikametinde arama yapıldığı, net 0,05 gram esrar elde etmeye elverişli thc içerir hint keneviri bitkisi dışında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı ve Y.'un da evde bulunmadığından yakalanamadığı, bir süre sonra başka bir suçtan cezaevine girdiğinin anlaşıldığı, maddi vaka olarak sabit görülmüştür.
Kabul edilen bu maddi olay kapsamında;
A- ) Sanık Ö. K. ve müdafiinin istinaf başvuruları nedeni ile sanık Ö. K. 'ın eylemine yönelik değerlendirme;
İstinaf başvurularının usul yönünden reddini gerektirir neden bulunmadığından işin esasına geçilerek, yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesi mahkûmiyet hükmünde şahit numunenin müsadere edilmemesine ilişkin eleştiri ve TCK'nın 53 maddesinin yazımına yönelik düzeltme nedenleri dışında usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık saptanmadığından sanık Ö. K. ve müdafiinin diğer istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun sanık Ö. K. yönünden düzeltilerek esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
B- Sanık Y. D. hakkındaki beraat kararının Cumhuriyet Savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine yapılan değerlendirme;
Yukarıda kabul edilen maddi olayın kabulü kapsamında ilk derece mahkemesince sanık Y. D. hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan beraat kararı verildiği ve Cumhuriyet Savcısı tarafından atılı suçun sübut bulduğu gerekçesiyle istinaf edildiği anlaşılmakta ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.10.2011 tarihli, 2011/10-159 Esas ve 2011/202 Karar sayılı ilamında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince, “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi, dava koşulları bakımından da geçerlidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılıp diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada varsayıma dayalı olarak hüküm kurmak anlamına gelir ki, bu durum da yukarıda belirtilen ilkeye açık bir aykırılık oluşturur.
Bu bağlamda; sanık Y. D.'ın aşamalardaki uyuşturucu madde satışı yapmadığına dair savunması, uyuşturucu madde dahi kullanmadığını beyan etmesi, evinde bulunan uyuşturucu maddenin kullanım sınırında kalması ve tüm dosya kapsamından tanığın soyut beyanı dışında delil bulunmaması karşısında atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin, şüpheden uzak, objektif kanıt bulunmadığı, bu yönden oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinin gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ancak sanık hakkında bu eylemle ilgili uyuşturucu madde kullanmak suçundan ayrı bir soruşturma da yürütülmediği ve evinde bulunan net 0,05 gram hint kenevirinin esrar elde etmeye elverişli olması karşısında, sanığın uyuşturucu madde ticareti eyleminin değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu oluşturduğu gözetilerek; ilk derece mahkemesince sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yönünden kurulan beraat hükmünün kaldırılmasına; sanığın TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, TCK'nın 188. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası neticesinde suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiği ve hakkında daha önce uyuşturucu madde kullanmak veya bulundurmak suçundan adli işlem yapılmadığı anlaşıldığından TCK'nın 191/8. maddesi delaletiyle CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A- Sanık Ö. K. hakkında verilen hükme yönelik, sanık ve müdafiinin istinaf talepleri üzerine, istinaf başvurularının usul yönünden reddini gerektirir neden bulunmadığından işin esasına geçilerek yapılan incelemede;
Dosyada esas karar ile verilmiş bir müsadere kararı bulunmadığı dikkate alınarak, kriminal inceleme esnasında şahit numune olarak alıkonan maddeler hakkında mahallinde her zaman müsadere kararı verilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık Ö. K. tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesi mahkûmiyet hükmünde eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık saptanmadığından sanık ve müdafiinin diğer istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine;
Ancak;
Sanık hakkında Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kısmi iptal kararı gözetilmek suretiyle, 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinin tatbiki gerekirken, kararda yazılı şekilde uygulama yapılması,
Hususları yasaya aykırı olup, sanık ve müdafiinin istinaf talepleri bu nedenle yerinde ise de; bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip CMK 280 ve 303/1. maddeleri kapsamında düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
Sanık Ö. K. hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine ''Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına'' ibaresi yazılmak,
Ve diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair, sanık Ö. K. ve müdafiinin yokluğunda iddia makamında Cumhuriyet Savcısı Z. Y.'ın katılımıyla verilen kararın Cumhuriyet savcılığı yönünden tefhiminden, sanık Ö. K. ve müdafii yönünden tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutulması ya da bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Mahkemelerinden birisine aynı usulle başvurulması, tutuklu bulunanlar bakımından ise cezaevi idaresine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutulması suretiyle CMK 286. maddesi gereğince Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere temyiz yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği ihtaratıyla;
B- ) Sanık Y. D. hakkında verilen hükmün Cumhuriyet Savcısının sanık aleyhine istinaf talebi üzerine yapılan incelemesinde;
1- ) CMK'nın 280/2. maddesi gereğince Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.4.2018 tarihli, 2017/552 Esas ve 2018/173 Karar sayılı beraat hükmünün sanık Y. D. yönünden KALDIRILMASINA,
2- Sanık Y. D.'ın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği sübut bulmakla, eylemine uyan TCK'nın 191/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, amaç ve saiki, meydana gelen zararın niteliği, kastının yoğunluğu, suçun işlendiği zaman ve yer nazara alınarak takdiren alt sınırdan ceza tertip edilerek 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında TCK'nın 188. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiği anlaşılmakla, TCK'nın 191/8. maddesi delaletiyle CMK'nın 231. maddesi uyarınca HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK'nın 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına, kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak taktiren bu süre içinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına gerek olmadığına,
CMK'nın 231/10-11 maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, aksi durumda hükmün açıklanmasına,
Sanığın atılı suç nedeniyle gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
İlk derece ve istinaf yargılamasında yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Sanık ve müdafiinin yüzlerine karşı, iddia makamında Cumhuriyet savcısı Z. Y.'ın katılımıyla;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268. maddesi uyarınca sanık Y. D. yönünden verilen kararın tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize bir dilekçe verilmek ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatılmak veya aynı yöntemle bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgililerin cezaevinde bulunmaları halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunulmak veya bu hususta bir dilekçe verilmek suretiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere mütalaaya uygun olarak; 18.06.2020 tarihinde oybirliğiyle açık yargılama sonucunda karar verildi, açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)