(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 314) (3713 S. K. m. 1, 3, 5, 7) (5271 S. K. m. 109, 280) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile dosya kapsamı ve Cumhuriyet Savcısının istinaf dilekçesine göre davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
İDDİA:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28/04/2017 tarihli 2017/14343 Esas sayılı iddianamesi ile, sanık .....'in silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 53, 58/9, 63; 3713 sayılı terörle mücadele kanununun 3. ve 5/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
19. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2018 gün ve 2017/149 esas ve 2018/4 sayılı kararı ile yüklenen suçtan dolayı sanığın TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1,TCK'nin 62 maddeleri gereğince sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 53,58/9 ve 63 maddelerinin uygulanmasına, CMK'nin 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararının uygulanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafi tarafından ayrıntıları dilekçelerinde açıklandığı biçimde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin yer ve konu bakımından yetkili olduğu, hükmün istinaf edilebilir olduğu, istinaf edenin kanun yoluna başvurmaya hakkı bulunduğu, istemin süresinde olduğu kabul edilerek; dosya kapsamı, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile istinaf dilekçe içerikleri göre CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA :
Dairemizde yapılan duruşmada müdafii katılımıyla alınan savunmasında;“2006 yılında idari yargı hakimi olarak göreve başladım. Terfilerimin tamamını mümtazen yaptım. 2013 yılı Aralık ayında 1. Sınıfa ayrıldım. 15/07/2016 hain darbe girişimine kadar da hakim olarak görev yaptım. Darbeyi lanetliyorum.
2802 Sayılı Hakim Savcılar Kanunununa göre ağır cezayı gerektiren bir durum yokken yetkisiz ve görevsiz sulh ceza hakimliğince tutuklandım. 14 ay tutuklu kaldım.
İddianame ve ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararına konu olarak örgüt üyeliğine bylock haberleşme programı kullanmam ve tanık beyanları esas alınmış 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildim.
1.sınıf hakim olmam nedeni ile yargılanma yerim Yargıtay 16. Ceza Dairesi olup görevsizlik kararı verilmesini talep ediyorum.
Soruşturma aşamasında cep telefonlarıma ve dijital materyallere el konulmuştur, dijital materyallerin incelenip sonucu ile ilgili raporların gelip gelmediğini bilmiyorum. Gelmiş ise raporun tarafıma tebliğ edilmesini ve inceleyip beyanda bulunmak için süre talep ediyorum. Gelmemiş ise inceleme sonucunun beklenmesini talep ediyorum.
Ceza mahkemesi aleyhime olan delilleri toplamasına rağmen lehime olan delilleri toplamamıştır. Bu kapsamda tanık olarak Başbakan Yardımcısı ....., Danıştay 17. Daire Başkanı ....., açığa alan ve ihraç eden HSK üyeleri, en son çalıştığım İzmir İdari Mahkemesi Başkanı ....., Kırıkkale Vergi Mahkemesi Başkanı ....., İzmir İdari Mahkemesi üyeleri ....., ..... ve .....'in tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum.
Silahlı terör örgütü suçunun örgütlü suç olması nedeni ile bu şahısların dinlenmesini talep ediyorum.
Tanıkların dinlenmesi ile ilgili olarak ayrıntılarını yazılı olarak sunacağım dilekçede belirttiğim ceza genel kurul içeriği ve .....'in kitabında açıklandığı üzere tanıklara bir menfaat temin edilerek beyanlarının alınması hukuka aykırıdır. HSK üyesi ..... ile Ankara Başsavcısı .....'ın verdiği beyanlara göre haklarında soruşturma yürütülen hakim ve savcıların mesleğe dönme vaadi ile etkin pişmanlıktan yararlandırdıklarını söylemiştir. AİHM kararlarına göre özgür ifadeleri ile beyanları alınmayan kişilerin tanıklıklarının kabul edilemeyeceği, bu kapsamda tamamı tutuklu olan ve şüpheli konumundaki hakim ve savcıların ismi geçen HSK Üyesi ve Başsavcısının beyanlarından sonra mesleğe geri dönme vaadi ile etkin pişmanlıktan yararlanıp beyanda bulundukları, benim de aleyhime açıklamalarda bulunmuşlardır. Bunları kabul etmiyorum.
İtirafçılar ile ilgili 06/04/2000 AİHM kararına göre kendisine avantajlar sağlayan kişilerin ifadelerini mulak olabileceği ve kendisine karşı işlemler yapılabileceği nedeni ile hükme esas alınması gerektiği, yukarıda ve dilekçemde belirttiğim CGK ve .....'in kitabındaki açıklamalara göre itirafçıların beyanlarının hükme esas alınmaması gerekir ayrıca aleyhime tanıklık yapan kişilerin beyanlarının doğruluğu ve güvenilirliğinin testi için ilk beyanları ve sonraki beyanlarının dosyaya getirtilmesi gerekmektedir ancak dosyada tanıkların ilk beyanları bulunmamaktadır.
Tanık olarak dinlenen .....'in beyanlarına karşı beyanları alındığı duruşmada avukatım olmadığı için geçersiz sayılmalıdır. Kendisi hemşerimdir. Soyut beyandan öteye aleyhime beyanlarda bulunmamıştır, kaldı ki ifade den sonra da bu açıklamalar tahliyesine de yetmemiştir
..... isimli tanık da yine ilk duruşmada avukatım yokken dinlenmiştir. Beyanının dikkate alınmamasını talep ediyorum. Kendisi dönem arkadaşımdır. Özel gün ve gecelerde cep telefonu ile mesajlaşmış olabiliriz. İfadeleri çelişkili olup ne zaman aleyhime verdiği beyanlarda zaman, yer ve kişi yönünden ispatlaması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi tanıkla yüzleştirme imkanı vermedi Dairenizden tanıkla yüzleştirme imkanı verilmesini istiyorum. Tutuklu iken kaldığı koğuşta birlikte kaldığı kişilerden eşinin katip olması ve HSK tarafından eşinin göreve devam kendisinin de göreve iade edilip vaadi yapıldığını söylediğini duydum. Dilekçemde isimlerini verdiğim kişilerin bu konuda tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum.
Yine tanık olarak dinlenen ..... beyanı talimat ile alınmıştır. Yüzyüzeliği ilkesi ihlal edilmiştir. Soru sorma imkanı tanınmamıştır. Kendisi dönem arkadaşımdır beyanında bylock da yazıştığımızı söylemesine rağmen dosya içerisindeki bylock tespit ve değerlendirme tutanağında bu beyanı doğrulamamaktadır.
Hakkımda terör örgütü üyeliği ile ilgili beyanda bulunan tanıkların görülmekte olan davaları ile benim hakkımdaki davanın birleştirilmesini talep ediyorum.
Gizli tanık ..... 'de talimat ile beyanı alınmıştır, yine yüzyüze ilkesi ihlal edilmiştir. Avukatımın olduğu bir oturumda tanık ile yüzleşmek istiyorum. Beyanlarında çalıştığım yer ve zaman dilimleri ile ikametim ile ilgili doğruyu yansıtmayan ifadeler vardır. Bu hususu sunacağım dilekçede ayrıntılı olarak açıkladım.
Bylock ile ilgili savunmama gelince, bylock haberleşme programına hizmet veren server'in Litvanyada olması nedeni ile elde edilen bilgilerin hukuka uygun yöntem ile elde edilmediğinin tartışılması gerekmektedir. Ayrıntılarını dilekçemde belirttiğim mevzuat uyarınca bahsi geçen haberleşme programına ait bilgilerin hukuka aykırı yöntem ile elde edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 16. Ceza Dairesini kararlarında bu husus belirtilmez iken son kararlarında sıklıkla bu husus tartışılmaya başlanmıştır. Dilekçemde ayrıntılı belirttiğim mevzuat hükümleri uyarınca geriye doğru 3 yıl internet verisinin elde edilme yöntemleri hukuka aykırı olup dosyadan çıkartılması gerekmektedir. Bu durumda kalan bilgiler mahkumiyet için kesin delil olmaktan uzak olacağı görülecektir, ayrıca bizzat MİT mensubu ile ilgili MİT'in verdiği yazılarda örgüt üyeliği ile ilgili yeterli bilgi olmadığı belirtilmiş ve bu MİT'in sağladığı Bylock ile ilgili belgelerin güvenilirliği tartışılır hale gelmiştir. Bu hususları yazılı dilekçemde ayrıntılı belirttim.
Dosya içerisinde Bylock tespit ve değerlendirme raporuna göre belirlenen tarih aralığında 4 ay 20 günlük bir kullanım ile 2 adet mail aldığım belirtilmektedir. Kopyala yapıştır şeklindeki bu raporun bağımsız ve tarafsız bilirkişiden alınacak rapor ile teyit edilmesi gerekmektedir ve bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını talep ediyorum, ayrıca bana mail gönderdiği gözüken ve Gaziantep mahkemelerinde yargılanan .....'ın bu hususta dinlenmesini talep ediyorum.
Silahlı terör örgütü suçunun unsurları yönünden Dairenize sunacağım savunma dilekçesinde de ayrıntılı açıklama yaptım. Buna göre öncelikle kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan örgüte üye olma suçundan hiç kimse suçlanamayacaktır, yine örgüt üyeliği için özel kast aranacak olup benim silahlı terör örgütüne üye olduğumu gösteren hiçbir eylemim tespit edilememiştir. Benim suç işlediğimi ya da bu yönde hareket ettiğini gösteren doğrudan ya da dolaylı fetö terör örgütüne dahil olduğuma ilişkin dosyada hiçbir delil ortaya konulamamıştır. Ayrıntılarını dilekçede belirttiğim .....ın suç örgütü ile ilgili makalesinde tartışılan TCK'nun 30. Maddesindeki hata hükümlerinin benim hakkımda da uygulanması gerekmektedir. Yani ayrıntılarını yazdığım 16. Ceza Dairesinin kararına göre hangi hallerde örgüte üye olunacağı, örgüt sempatisi davranışları, örgüte ait yayınları okuma gibi birçok hallerin örgüt üyeliği için kabul edilemeyeceği durumunun da göz önünde bulundurulması gerekir. Hiçbir zaman örgüte üye olmak kastı ile hareket etmedim. Terör örgütü üyeliği ile suçlanmak onur kırıcı bir davranış olup kabul etmem mümkün değildir. Son olarak ilk derece mahkemesince verilen adli kontrol kararının kaldırılmasını, Daireniz aksi kanaatte ise lehime olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum. "şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Sanık müdafii Av. ..... Başköy Dairemizdeki sözlü savunmasında;“ Sanığın savunmalarına aynen katılıyoruz, daha önce yazılı ve sözlü yaptığımız savunmaları da tekrar ediyoruz, öncelikle müvekkilim hakkındaki soruşturma başlatılması usulsüzdür. Herhangi bir kanıt yokken gözaltına alınması doğru değildir. Önce delil toplama işlemi yapılması gerekmektedir. Dosya içerisine Cumhuriyet Savcısının yazılı emri ile müvekkilimin gözaltına alındığına dair belge yoktur. Ayrıca yetkisiz kişilerce gözaltı işlemi yapılmıştır.
Dijital materyallere el konulması işlemi imaj alınıp kopya verilmediğinden usulsüzdür. Yine dijital materyaller ile ilgili rapor tarafımıza verilmemiştir. Dosya da varsa tarafımıza verilmesini talep ediyoruz.
Gizli tanık ..... ile tanık .....'un bizim duruşmada olmadığımız bir ortamda dinlenmesi usule aykırıdır. Yargıtay kararların bu durumunu bozma nedeni saymaktadır. Soru sorma imkanı tanınarak yeniden dinlenmelerini talep ediyoruz. Tanıklar müvekkilimin örgüt üyesi olduğunu belirtmiş ise de beyanlarının doğruluğu mahkemece tespit edilmemiştir.
Bylock verilerinin satın alındığı belirtilmektedir ki bu hukuka aykırıdır. Ayrıca CGNAT kayıtlarının tutulma süresinin 1 yıl olup, getirtilen kayıtların hükme alınmaması gerekmektedir. Bu kayıtlar ile Bylock tespit ve değerlendirme tutanaklarının kim ve ne şekilde tutulduğuna dair belge üzerinden anlaşılmamaktadır. Bylock kayıtları ile ilgili olarak ilk derece mahkemesi bilirkişi raporu almadığından dairenizce bu raporun alınmasını talep ediyoruz.
Ayrıntılarını müvekkilim anlattığı gibi silahlı terör örgütünü unsurları müvekkilim yönünden oluşmamaktadır. Mahkumiyetine yeterli kesin deliller de yoktur. İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep ediyorum. ”şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
Tanık Beyanları,
Emniyet fezlekesine ilişkin CD,
Ev ve iş yeri arama, el koyma, inceleme karar ve tutanakları,
MASAK raporu,
Bylock liste ve bylock görüşme içeriklerine ilişkin çıktılar,
Bilgi Teknolojileri ve iletişim kurumunun IP ve HTS dökümlerine ilişkin CD,
Ankara 4.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/6774 değişik iş sayılı kararı,
Nüfus ve adli sicil kaydı ile tüm dosya kapsamı,
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
15 Temmuz 2016 tarihli hain darbe girişiminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup askeri ve sivil unsurlarca gerçekleştirildiği, söz konusu silahlı terör örgütünün kuruluşu, amacı, stratejisi, yapılanması, ideolojik unsuru, örgüt yapısı, örgütlü yapı içerisindeki ödül ve ceza sistemi, örgütün haberleşme sistemi, Bylock programı ile örgütün faaliyetleri değerlendirildiğinde: FETÖ/PDY oluşumunun Fethullah Gülen'in kurup yönettiği 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1. ve 7. maddeleri ile 5237 sayılı TCK.nın 314. maddesinde tarif edilen "Anayasada belirtilen Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak" amacıyla kurulmuş bir silahlı terör örgütü niteliğinde olduğu, bu yapının silahlı terör örgütü niteliğinde olduğuna dair Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı kararı ile açıklığa kavuştuğu,
5237 sayılı TCK.nın 314/2 madde ve fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşabilmesi için, failin örgütün hiyerarşik yapı ve organik bağına dahil olması gerekmektedir. Failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup olmadığını tespit etmek için ise, failin eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermelidir.
Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bylock sorgu ekranlarında yapılan sorgulama sonucu sanık .....' in Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, BTK.dan temin edilen HTS kayıtlarından ise sanık adına kayıtlı ve sanık tarafından kullanıldığı belirlenen ..... numaralı hat üzerinden Bylock sitemine 18.08.2014-05.01.2015 tarihleri arasında 3097 kez bağlantı yapıldığı, bu şekilde bylock IP'si ile bağlantının tespit edildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen bylock tespit ve değerlendirme tutanağında da; sanık .....' in ..... İD no.lu kullanıcı olduğu, kullanıcı adının "ad66" ve şifresinin "ppppppp." olduğu, sanığın Bylock üzerinden bağlantılı olduğu kişiler gösterildiği,
Sanık .....' in kullanıcı adı, şifresi ile bağlantılı olduğu kişiler ve mesaj içerikleri incelendiğinde: Sanığın kendisine ait hat ile Fetö/Pdy örgütü üyelerinin kullanımında olan bylock isimli programı yüklediği ve kullandığı, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde bir kısım kişilerin sanığın kullandığı ID numarası ve şifresi ile sanığı kendi ID hesabına ekledikleri, bir kısım kişileri ise sanığın kendi bylock ID hesabına eklediği, kullanıcı adı olarak isminin ilk iki harfi ile doğduğu ilin plaka numarasından oluşan kombinasyonu belirlediği, bu şekilde sanığın bylock programını kullanarak bu kişilerle mesaj alışverişi ve görüşme yaptığı, sanığın listesine eklediği ve kendisinin eklendiği kişilerden ....., ....., ..... , ....., ....., ..... isimli kişilerle ve Bylock üzerinden görüşme yaptığı ..... (Tanık), ..... isimli kişilerle BTK'dan alınan HTS kayıtlarına göre görüşme ve mesajlaşma kayıtlarının olduğu, sanığı kendi bylock listesine ekleyen kişilerin sanığa verdiği adların (nick namelerin) "..... AĞAM" "..... ABİ" "..... BABA" "ADMRZ90" olduğu, verilen isimlerin sanığın ismi ile aynı olduğu, sanığın iki adet grup kurduğu, kurduğu gruplara "DEVRE" ve "İZMİR" isimlerini verdiği, sanığın İzmir'de de görev yaptığı tespit edildiği,
Sanık .....' in FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici ve üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek ve isteyerek sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde bir çok kez bağlandığı; örgüt tarafından sadece kendine bağlı, örgüt hiyerarşisine dahil üyelerine kullandırılan bu kriptolu programı kullanmasının sanığın bilerek ve isteyerek örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığını gösterdiği,
....., ..... ve ..... şüpheli sıfatıyla verdiği ifadeleri ve mahkemede tanık olarak alınan beyanları, Gizli tanık .....'nin soruşturma ve mahkeme aşamasındaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde: Sanığın 2002-2004 yıllarından itibaren örgüt faaliyetlerinde bulunduğu, 2005 yılından itibaren staj yaptığı hakim grubundan FETÖ/PDY üyesi olanlardan sorumlu kişi olduğu, bu sorumluluğunun 2016 yılın kadar devam ettiği, bu gruptaki kişileri organize ettiği, yönlendirdiği, sorunla karşılaşıldığında çözüm üretme ve karar verme pozisyonunda olduğu, 2006 ile 2009 yılları arasında görev yaptığı yer olan Sivas'da FETÖ/PDY ile iltisaklı sanık ile aynı kıdemde ve aynı görevde bulunan kişilerin abisi pozisyonunda olduğu, Sivas'ta ve Kayseri'de örgüt evlerinde yapılan toplantılara katıldığı, kendi evinde de bu toplantıları yaptığı, aynı ve benzer faaliyetleri daha sonra İzmir iline tayin olduktan sonra da devam ettiği, sanığın bylock içeriğinde görüşme yaptığı tespit edilen ve dosyadaki tanık olan .....'un beyanına göre "....." kod adlı gerçek ismi ..... ile örgüt faaliyeti kapsamında görüşme yaptığı, ..... isimli kişinin bylock içeriğinde görüşme kaydının bulunduğu, Tanık ..... ile bylock üzerinden örgüt faliyeti kapsamında görüşmeler yaptığını dikkate alındığında, sanığın örgüt içerisinde abi konumunda yönlendirici nitelikte faaliyetlerde bulunduğu,
Sanık .....' in savunmaları, Bylock tespit ve inceleme tutanağı, Bylock tespit edilen numaranın baz istasyonu karşılaştırması, ....., ..... ve ..... şüpheli sıfatıyla verdiği ifadeleri ve mahkemede tanık olarak alınan beyanları, Gizli tanık .....'nin soruşturma ve mahkeme aşamasındaki beyanları, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin kararındaki gerekçeler ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanık .....' in silahlı terör örgütüne üye olduğu, sanığın örgüt içerisinde abi konumunda yönlendirici nitelikte faaliyetlerde bulunduğu, bu nedenlerle eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nun 3 ve 61 maddeleri gereğince aynı Kanunun 314/2, 3713 Sayılı Yasa'nın 3.maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 5, 5237 Sayılı TCK'nun 53/1-2-3-1 cümle, 58/6, 9, 63/1 madde ve fıkralarına göre cezalandırılmasına,
Sanık ..... hakkında 5271 sayılı CMK'nun 109/3-a maddesi uyarınca "yurt dışına çıkamamak" ve yine sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nun 109/3-b maddesi uyarınca da "haftanın bir günü (pazartesi saat 23:59' a kadar) ikametgah adresine en yakın kolluk birimine başvurarak imza atmak" şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına,
Karar verilmesi kamu adına mütala olunur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
İlk Derece Mahkemesinde Alınan Tanık Beyanları:
Tanık ..... Beyanında:"2002 - 2004 yılları arasında Maliye Bakanlığında devlet uzman yardımcısı olarak çalışırken kendisi ile irtibata geçmiştim. FETÖ/PDY hakkında kendisi ile çeşitli görüşmelerimiz olmuştur. Bunların içerikleri kitap okuma, dua etme adı altında toplantılar gerçekleştirdik. O zaman ki adıyla cemaat toplantısı olarak yapıyorduk. Bu yıllardan sonra .....'in cemaatle ilgisi olup olmadığını bilmiyorum. Beyanım bundan ibarettir, Bana itirafçı olursam cezaevinden kurtulabileceğime dair bir vaatte bulunulmadı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ..... Beyanında: "Ben üniversite hayatım boyunca cemaat olarak bilinen yapının evlerinde kaldım ve daha sonra da irtibatımı devam ettirdim. 2005 yılında Adana'da staj yapmaya başladım. Bu sürede Ankara'ya gelip gidiyordum. .....'i ilk orada tanıdım. Gelip gittiğim ev Demirtepe'deydi. ..... bizim dönemin sorumlusuydu. 2016 yılına kadar da öyle oldu. Ancak ben kendisi ile hiç görüşmedim ..... görüşüyordu. ..... hiç Ankara'da görev yapmadı ancak Ankara'ya gelip gittiğini ve irtibatının devam ettiğini biliyordum. ..... bizim sorumlumuzdu ve herhangi bir sorun olunca kendisi ilgileniyordu." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Gizli Tanık ..... Beyanında: "Sanığın 2006 ile 2009 yılları arasında Sivas İdare Mahkemesinde İdari hakim olarak çalıştığını biliyorum, sanığın belirttiğim dönemler içerisinde Sivas'da FETÖ/PDY ile iltisaklı sanık ile aynı kıdemde bulunan kişilerin abisi pozisyonunda olduğunu biliyorum, 2006 ile 2009 yılları arasında Sivas'da ve Kayseri'de örgüt evlerinde yapılan dini sohbetlere sanığın katıldığını biliyorum, bu sohbetlerde dini sohbetler yapıldığını, zaman zaman da Fetullah Gülen'in CD'lerinin izlendiğini biliyorum, Kayseri'de bulunan örgüt ile iltisaklı hakim ve savcıların koordinatör işlemlerini idari hakim .....'in yaptığını biliyorum, sanığın Sivas Hafik yolu üzerinde bulunan evinde de bir kez dini sohbet yapıldığını biliyorum, bu sohbete katılan kişiler sohbette edindiğini bilgileri sorumluluğu altında bulunan yaklaşık 3-4 kişiye yani örgütle iltisaklı 3-4 kişiye aktarırdı, bir nevi sohbete katılan herkes 3-4 kişilik grubu abisi pozisyonundaydı, 2009 ve 2010 yılları arasında örgütün kendi üyelerini .....'a üye olunması hususunda tavsiye ve telkini olduğunu, .....'da yapılan seçimlerde örgüte yakın kişilere oy verilmesi hususunda da tavsiye ve telkin olduğunu biliyorum, örgüt ile irtibatlı birinin ..... üyeliği var ise bunun talimat ve telkin ile olduğunu düşünüyorum, sanığın 2009 yılı sonrasındaki eylemleri hususunda bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ..... Beyanında: "Ben sanık ..... i 2013 yılının Eylül ayı ile 2015 yılının Haziran ayları arasında İzmir idare mahkemesine aynı mahkemede görev yapmış olmam nedeniyle yakinen tanıyorum, kendisi cemaat üyesiydi, birlikte katıldığımız toplantılar vardı, hatta kendisi ile yanımızda adını ..... olarak bildiğim, sivil bir cemaat üyesinin bulunduğu ortamda açık havada buluştum, bu ..... isimli kişinin gerçek isminin ..... olduğunu öğrendim, soyadı şu anda tam olarak aklımda değil, yanlış beyan ediyor olabilirim, bu kişi İstanbuldaki Üniversitede İlahiyat Fakültesinde doktor olarak görevli olduğunu biliyordum, sanığın da bulunduğu anlattığım bu ortamda Cemaatin Yurt dışındaki okulları, yurt içindeki hizmetleri ve eğitim kurumlarını birlikte konuşmuştuk, sanığın cemaatin bu niteliklerini överek anlatımlarını ben ile birlikte sonradan ..... ismini kullandığını bildiğimiz ..... isimli kişi de dinlemiştik, 2014 HSYK seçimlerinde sonradan cemaat adayları olduğu anlaşılan bağımsız adaylar ile ilgili çalışmalar yaptığını biliyorum, ayrıca seçim dönemlerinde cep telefonumuza yüklediğimiz BYLOCK Programından sanık ile cemaat konularını ve cemaatin gösterdiği bağımsız HSYK adaylarını görüştük, sanık ..... BYLOCK kullandığı için benim BYLOCK programımda kayıtlıdır, şu an tam hatırlamıyorum, ancak sanık ..... ile karşılıklı birbirimize istek göndermek suretiyle aynı BYLOCK grubuna kaydolduk, birbirimizde BYLOCK üzerinden birbirimizle mesajlaştığımız oldu, ancak ben mi sanığı kayıt ettim, yoksa sanık mı beni kayıt yaptı bilemiyorum, ben sanığın cemaat üyesi olduğunu kesin biliyorum ancak bu cemaat üyeliği sıfatı ile herhangi bir usulsüzlük ve herhangi birine haksızlık yaptığına tanık olmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararında ve birçok yargısal kararlarda açıklandığı gibi, kendisini kısaca "Hizmet" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip, örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir suç örgütüdür.
Örgütün nasıl bir yapıya sahip olduğu ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliği üst seviyede tutup, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, örgüt lideri ve yöneticilerinin gruplara iletilmesini istediği emir ve talimatlar ile örgüt üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması amacıyla Bylock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının; Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün oluşturduğu kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle meclis, hükümet ve diğer Anayasal kurumları feshedip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine sahip olan kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı görülmekte olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanık savunmaları, gizli tanık ve tanık anlatımları, örgüt lideri ile yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğünün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında;
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu; anılan örgütün kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği, gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisine sahip resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma olanaklarının varlığı ve 15 Temmuz 2016 günü olduğu gibi örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekilmeyeceklerinin görülmesi nedeniyle, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK'nin 314/1-2 maddesi bağlamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan Duruşma Sonucunda Hukuki Durumunun Tespiti:
Soruşturma sürecini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf yasa yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşmalar ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın adına kayıtlı olduğu belirlenen ve 2007 yılından itibaren kendi kullanımında olduğunu belirttiği ..... numaralı GSM hattı ve bu hatta kullanılan ..... İMEİ numaralı cihazla 18/08/2014 ile 05/01/2015 tarihleri aralığında 3097 kez ByLock sunucuları/sistemi ile iletişim kurduğu (görüşme, mesajlaşma ve mail alma-gönderme yaptığı),gerek Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi Başkanlığı tarafından ve gerekse Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan tespitlerle belirlendiği,
Sanığın ..... ByLock İD (kimlik numarası) ve "ad66" kullanıcı adı, "ppppppp." şifresi ile ByLock iletişim sisteminde kayıtlı olduğu, .....numaralı GSM hattının sanık dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağının bulunmadığı,
Sanığın Bylock listesine eklediği ve kendisinin eklendiği kişilerden ....., ....., ....., ....., ....., ..... (Eski HSYK üyesi) isimli kişilerle ve Bylock üzerinden görüşme yaptığı ....., ..... isimli kişilerle BTK'dan alınan HTS kayıtlarına göre görüşme ve mesajlaşma kayıtlarının olduğu, sanığı kendi bylock listesine ekleyen kişilerin sanığa verdiği adların (nick namelerin) "adnan ağam" "adnan abi" "..... BABA" "admrz90" olduğu, verilen isimlerin sanığın ismi ile aynı olduğu da anlaşılmakla;
Silahlı terör örgütü üyeliği yakalama tarihine kadar temadi eden suçlardan bulunduğundan, 17/07/2016 olan yakalanma tarihi ve öncesinin suç tarihi olduğu kabul edilmiştir.
İddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, deliller değerlendirilip tartışılmış, eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe bulunmadığı, teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sistemine bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olan ve birçok kez kullanan sanığın, inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ancak;
Tanık .....'in, 2002 - 2004 yılları arasında Maliye Bakanlığında devlet uzman yardımcısı olarak çalışırken sanık ile o zaman ki adıyla cemaat olan yapı hakkında çeşitli görüşmelerinin olduğunu beyan ettiği ve sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisin 2002 yılında başladığının anlaşılması,
Tanık .....'ın, 2005 yılında Adana'da staj yapmaya başladığında Ankara'ya gelip gittiğini, sanığı bu aşamada tanıdığı ve kendilerinin dönem sorumlusu olduğu, 2016 yılına kadar da sorumlu olarak kaldığını beyan etmesi,
Gizli tanık .....'nin, sanığın, 2006 ile 2009 yılları arasında Sivas İdare Mahkemesinde idari hakim olarak çalıştığını bildiği, bu dönemler içerisinde Sivas'da FETÖ/PDY ile iltisaklı sanık ile aynı kıdemde bulunan kişilerin abisi pozisyonunda olduğunu beyan etmesi,
Tanık ..... ise sanığı 2013 yılının Eylül ayı ile 2015 yılının Haziran ayları arasında İzmir İdare Mahkemesinde birlikte görev yapmış olmaları nedeniyle yakinen tanıdığı, kendisi cemaat üyesi olduğu, birlikte toplantılara katıldıkları, kod adı "....." olarak bildiği ancak gerçek ismi ..... olduğunu öğrendiği kişi ile görüştüğü, sanığın, 2014 HSYK seçimlerinde sonradan cemaat adayları olduğu anlaşılan bağımsız adaylar ile ilgili çalışmalar yaptığı, ayrıca seçim dönemlerinde cep telefonlarına yükledikleri Bylock programından sanık ile cemaat konularını ve cemaatin gösterdiği bağımsız HSYK adaylarını görüştüklerini şeklinde beyanlar karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna ilişkin tereddüt bulunmayan sanık hakkında, temel hapis cezasının belirlenmesinde dosya içindeki bilgi ve belgeler, sanık savunması, terör örgütü içerisindeki konumu ve yaptığı faaliyetlerdeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gözetildiğinde, TCK'nin 61/1 ve 3/1 maddeleri hükümlerine göre temel cezasının, kanun maddesindeki alt sınırdan belirlenmesinin somut olaya uygun olmadığı ve orantılı bulunmadığından ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış,
TCK'nın 61. maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastı nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenleme, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar ile tanık anlatımlarına göre örgütteki konumu hep birlikte değerlendirilerek sanık hakkındaki temel ceza kanun maddesindeki alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiştir.
Sanığa yüklenen suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A- Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2018 gün ve 2017/149 esas 2018/4 karar sayılı hükmünün CMK'nın 280. maddesi 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
B)1-Sanık .....'in üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu sabit bulunmakla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 314/2. maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastın yoğunluğu nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak takdiren ve teşdiden 7 Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle verilen ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak 10 Yıl 6 Ay Hapis Cezasıyla cezalandırılmasına,
3-Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç olarak 8 Yıl 9 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
4-Sanığa hükmolunan cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
5-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasının mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08.10.2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
6-Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK'nin 63/1. maddesi gereğince hükmolunan cezasından mahsubuna,
8- a) Sanığa yüklenen silahlı terör örgütü üyeliği suçunun niteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil durumu, dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri dikkate alındığında, uygulanan tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması nedenleriyle, CMK'nin 109/3-a maddesi kapsamında uygulanan "yurt dışına çıkış yasağı "ADLİ KONTROL TEDBİRİNİN DEVAMINA,
b)Sanık hakkında ayrıca CMK'nin 109/3-b maddesi uyarınca sanığın ikametinin bulunduğu adli kolluk birimine giderek haftanın Cuma günü saat 08:00 ila 23:59 arasında "imza atma" ADLİ KONTROL TEDBİRİNİN UYGULANMASINA",
c)Adli Kontrol yükümlülüğünün uygulanması için karardan bir örneğin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesine,
d)Sanığın yukarıda belirtilen Adli Kontrol Yükümlülüğüne uymadığı takdirde CMK'nin 112/1. maddesi uyarınca hakkında tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına (ihtar edildi),
e)Adli kontrolün devamına ilişkin bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilginin cezaevinde bulunması halinde Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
9-Soruşturma aşamasında el konulan;
a)Dijital materyallerin hüküm kesinleştiğinde sanığa iadesine, imajlarının dosyada delil olarak saklanmasına,
b) 7145 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile 3713 s. Kanuna eklenen Ek Madde 4 uyarınca silahın Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne teslimi ile idari işlemin yapılmasına,
10- Sanığın neden olduğu ilk derece mahkemesi tarafından yapılan 999, 98 TL ile istinaf aşamasında yapılan üç davetiye gideri 42,00-TL den oluşan toplam 1.041,98-TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
11-5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Dair sanık .....'in yüzüne karşı, sanık müdafinin yokluğunda, BAM Cumhuriyet Savcısı .....'nın katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286/1 maddesi uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 03/10/2018 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)